Edirne’de, bugün Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ismin geçmesinin beklendiği Yeni Parti’nin tabelası, Yoğurtçular Sokak üzerindeki binaya asıldı.
Kentte, butlan yönetiminin görevden aldığı CHP eski il başkanı Yücel Balkanlı ve merkez ilçe başkanı Volkan Akgüngör, geçtiğimiz hafta partilerinden istifa etti. Balkanlı’nın başını çektiği grup, partiden ayrılmalarının ardından Sabuni Mahallesi Yoğurtçular Sokak üzerinde bulunan, eski Şehir Kulübü olarak bilinen binayı, Yeni Parti’nin merkezi olarak kiraladı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da aralarında bulunduğu, Balkanlı, Akgüngör ve çok sayıda merkez ilçe başkanı ve partilinin Yeni Parti’ye geçeceği öğrenilirken, partinin tabelası da binadaki yerini aldı.
Sokak üzerindeki binaya asılan il başkanlığı tabelası sabah saatlerinde görücüye çıktı. İl Başkanlığı tabelasının altında, alt kattaysa ilçe başkanlığı tabelası yerleştirildi.
Edirne Süper Amatör Futbol Ligi’nin marka kulüplerinden Osmanlıspor’un 3 dönem boyunca başkanlığını yapan Mehmet Safa Açar’ın ardından, yönetim kurulu üyesi Muzaffer Açıkgöz kulübün yeni başkanı olarak görevi devraldı.
Yeni Başkan Muzaffer Açıkgöz, “Bu kutsal görevin taşıdığı sorumluluk ve önemin bilincindeyiz. Köklü geçmişi, değerleri ve hedefleri doğrultusunda yoluna emin adımlarla devam eden kulübümüzde, birlik ve beraberlik içerisinde yeni başarı hikâyeleri yazacağımıza olan inancımız tamdır” diyerek, Osmanlıspor Kulübü’nü daha ileriye taşıyabilmek için canla başla mücadele edeceklerini vurguladı.
Yönetim Kurulunda Mehmet Talha Astürk Başkan Yardımcısı, Bekir Çayan Genel Sekreter, Tahsin Tezer Sayman, Güray Atabay ve Hüseyin Bakır üye olarak görev yapacak.
Osmanlıspor Kulübü’nden yapılan açıklamada, “Görevi devralan Başkanımız Muzaffer Açıkgöz’e yeni görevinde başarılar diliyor, bu değişimin kulübümüz ve camiamız adına hayırlı olmasını temenni ediyoruz” denildi.
MEHMET BURAY OK YENİDEN
Osmanlıspor, şehir değişikliği nedeniyle takımdan ayrılan oyuncusu Mehmet Buray Ok ile yeniden anlaşma sağladı..
Osmanlıspor Kulübü’nce sosyal medya hesabından “Osmanlıspor, Mehmet Buray Ok ile birlikte” başlığı altında gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:
“Kulübümüzün altyapısında ve A Takımımızda uzun yıllar sarı-yeşil formamızı büyük bir özveriyle terleten, örnek duruşuyla iz bırakan futbolcumuz Mehmet Buray Ok, yaşadığı şehir değişikliği nedeniyle bir süre aramızdan ayrı kalmıştı.
Hasret sona erdi. Mehmet Buray Ok ile 2026-2027 sezonu için yeniden anlaşma sağlanmıştır.
Yeni sezonda Genel Kaptanlık görevini üstlenecek olan Mehmet Buray Ok, yıllar sonra yeniden efsane sarı-yeşil formamızı giyecek.
Oyuncumuza yeniden hoş geldin diyor, bu birlikteliğin hem kulübümüz hem de futbolcumuz adına sağlık, başarı ve unutulmaz anılarla dolu bir sezon olmasını diliyoruz.
Yuvana hoş geldin Mehmet Buray Ok! Yeni görevinde başarılar, Kaptan!”
Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkan Vekili Recep Dural, Selimiye Camii’ni yüzlerce televizyon ve gazetelerde gönüllü olarak tanıtan ve sevgisiyle Edirne’nin unutulmaz insanı merhum Nadi Ersoy’u vefatının üçüncü yılında rahmet, minnet ve özlemle andı.
Edirne’nin manevi hayatına 41 yıl hizmet eden ve sonrasında gönüllü olarak Selimiye Camii’nin tanıtımını layıkıyla yapan kıymetli din görevlilerinden merhum Nadi Ersoy, vefatının üçüncü yılında rahmetle anıldı.
Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkan Vekili Recep Dural, yayımladığı anma mesajında merhum hocanın yalnızca bir din görevlisi değil, aynı zamanda gönüllere dokunan, örnek ahlakı, mütevazı kişiliği ve Edirne sevgisiyle herkesin hafızasında silinmez izler bırakan değerli bir şahsiyet olduğunu ifade etti.
Recep Dural açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Selimiye Camii’nin manevi atmosferine yıllarca hizmet eden, yaşına rağmen evinden kalkıp gönüllü bir şekilde tanıtımlarını yapan kıymetli hocamız Nadi Ersoy’u vefatının üçüncü yılında rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz. Hayatı boyunca insanlara doğruluğu, sevgiyi, kardeşliği ve hoşgörüyü öğreten hocamız, geride bıraktığı güzel eserler ve örnek yaşamıyla daima hatırlanacaktır. Edirne’mizin yetiştirdiği kıymetli değerlerden Bahri Dinar, Beyazıt Sansı ve Nadi Ersoy bizlerin hep hatırasında yaşayacak. Bizler bu kadim şehrin tanıtımına katkı sunan isimleri unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu değerlerimiz gelecek nesillere de ilham olmaya devam edecektir. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.”
Katlı yapılarda, stüdyolarda ve tadilat gören dairelerde gürültü şikâyeti çoğu zaman “yalıtım yapılmadı” cümlesiyle özetlenir. Oysa ses yalıtımında tek bir malzeme her sorunu çözmez. Yankıyı kesmek ile sesin duvardan geçişini azaltmak farklı mühendislik yaklaşımları gerektirir. Bu noktada bariyer ürünleri, hava kaynaklı gürültünün yapı elemanlarından sızmasını zorlaştırmak için devreye girer. Uzmanlar, bariyer seçiminde kalınlık kadar yoğunluk, esneklik ve montaj detayının da kritik olduğunu vurguluyor.
Ses Bariyeri Ne İşe Yarar?
Ses Bariyeri, yüksek yoğunluklu ve esnek bir katman olarak duvar, tavan veya sünger sistemleri arasına yerleştirilir. Amaç, ses enerjisinin malzemeden geçişini azaltmaktır. Yalnızca yutucu sünger kullanmak yankıyı kısaltabilir; ancak komşu daireden gelen televizyon veya konuşma sesinde bariyer katmanı olmadan beklenen sonuç alınamayabilir.
Ses Bariyeri uygulamaları; ev stüdyosu, prova odası, ofis toplantı alanı ve tadilat gören dairelerde sık tercih edilir. Doğru montajda derzlerin ve birleşim hatlarının kapatılması performansı doğrudan etkiler. Boşluk bırakılan noktalardan ses sızıntısı devam edebilir.
EPDM Bazlı Bariyerler
Piyasada farklı polimer bazlı bariyerler bulunur. EPDM, esnekliği, yaşlanma direnci ve saha uygulanabilirliği nedeniyle akustik projelerde sık kullanılır. Levha halinde kesilerek duvar, tavan veya katmanlı sünger sistemlerine entegre edilebilir.
Epdm ses bariyeri seçilirken kalınlık, yoğunluk ve esneklik birlikte değerlendirilmelidir. Çok sert ürünler köşe dönüşlerinde boşluk bırakabilir; çok yumuşak ürünler ise montajda sarkma yapabilir. Teknik föydeki değerler ve uygulama şeması, sahada sürprizi azaltır. Nemli yüzeylerde yapışma performansı ayrıca kontrol edilmelidir.
3 mm Bandı ve Yer Tasarrufu
Birçok proje, mevcut oda hacmini bozmadan yalıtım artırmak ister. Bu nedenle ince bariyerler öne çıkar. İnce ürünler yer kaybını azaltırken, doğru yoğunlukta kullanıldığında geçiş direncine katkı sağlar. Yine de “ince = yetersiz” veya “kalın = garanti” genellemeleri her mekân için geçerli değildir.
3 mm ses yalıtım bariyeri, sınırlı duvar kalınlığı olan dairelerde ve katmanlı sünger sistemlerinde sık değerlendirilir. Performans, bariyerin tek başına kullanılmasından çok; sünger, alçıpan veya mevcut duvar konstrüksiyonuyla nasıl kombine edildiğine bağlıdır. Keşif aşamasında mevcut duvar tipi ve hedef gürültü kaynağı netleştirilmelidir.
Gürültü Kontrolünde Bütüncül Yaklaşım
Bariyer mucizevi bir “sessizlik paneli” değildir. Ses; priz boşluklarından, doğramalardan, tesisat şaftlarından ve döşeme birleşimlerinden de taşınabilir. Bu yüzden yalnızca bir duvara bariyer yapıştırmak, diğer yollar açıksa beklentiyi karşılamayabilir.
Gürültü Bariyeri projelerinde önce sorun türü tanımlanmalıdır: darbe sesi mi, hava kaynaklı gürültü mü, yoksa makine titreşimi mi? Darbe sesinde zemin şiltesi; hava kaynaklı gürültüde bariyer ve yutucu kombinasyonu; titreşimde ise yalıtım takozları gündeme gelebilir. Yanlış teşhis, yanlış ürüne yatırım demektir.
Uygulama Alanları
Ev stüdyosu kuran içerik üreticileri, komşu ve sokak gürültüsünü kesmek ister. Müzik prova odalarında yüksek desibelin dışarı çıkmasını engellemek kritiktir. Ofislerde toplantı mahremiyeti, kliniklerde hasta mahremiyeti öne çıkar. Tadilat gören dairelerde ise ince bölme duvarlar ses geçişini artırdığı için bariyer detayı sık sorulur.
Katmanlı sistemlerde bariyer, iki yutucu katman arasına yerleştirilebilir. Bu yapı hem yutum hem geçiş azaltmayı hedefler. Montajda üst üste binen ekler ve kenar bantlaması, sızıntı riskini düşürür.
Montaj Pratikleri
Yüzey temiz, kuru ve düzgün olmalıdır. Bariyer kesilirken köşe dönüşlerinde boşluk bırakılmamalıdır. Priz ve menfez çevresi dikkatle detaylandırılmalıdır; aksi halde “zayıf halka” oluşur. Tavan uygulamalarında ürün ağırlığına uygun tespit yöntemi seçilmelidir.
Yangın sınıfı ve duman özellikleri, özellikle ticari ve kamu projelerinde sorgulanmalıdır. Teknik veri föyü, kalınlık, yoğunluk ve uygulama önerilerini içermelidir. Numune ile esneklik ve yapışma davranışı yerinde görülebilir.
Fiyat ve Teklif
Bariyer fiyatları kalınlık, yoğunluk, rulo/levha ebadı ve sipariş miktarına göre değişir. Metrekare birim fiyatı tek başına yanıltıcı olabilir; fire, yapıştırıcı ve işçilik teklifte netleştirilmelidir. Büyük projelerde toptan alım avantajı oluşabilir. Küçük stüdyolarda kritik yüzeylere odaklanmak bütçeyi korur.
Sık Sorulan Sorular
“Bariyer tek başına yeter mi?” Çoğu zaman yutucu veya konstrüksiyon detayıyla birlikte planlanmalıdır.
“3 mm her duvarda iş görür mü?” Duvar tipi ve gürültü kaynağına göre değişir; keşif önerilir.
“Kendim uygulayabilir miyim?” Küçük alanlarda mümkün; ticari projelerde profesyonel uygulama daha güvenlidir.
Sektörden Değerlendirme
Ses yalıtım ürünleri üreten firmalar, ev stüdyosu ve tadilat talebinin bariyer satışını artırdığını belirtiyor. Doğru teşhis ve detaylı montaj, yeniden uygulama maliyetini düşürüyor. Şeffaf teknik veri, satın alma kararını hızlandırıyor.
Sonuç
Ses bariyeri, hava kaynaklı gürültüyü yönetmek isteyen projelerde kritik bir katmandır. Doğru kalınlık, uygun polimer tipi ve boşluksuz montaj bir araya geldiğinde ölçülebilir iyileşme sağlanabilir. Keşif, teknik föy ve bütüncül planlama; başarılı bir yalıtım işinin temelidir.
MACİDE ALTIERLER VEFAT ETTİ Merhum Niyazi ve merhume Emine Altıerler’in kızları, merhume Fatma Sofuoğlu, İlhan Altıerler ve Emel Uysal’ın ablaları, Çiğdem Pınar’ın annesi Macide Altıerler yaşında vefat etti. Merhume dün Eski Camide öğle namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
BARBAROS HAYRETTİN ARZAY VEFAT ETTİ Edirne Devlet Hastanesinden emekli Barbaros Hayrettin Arzay yaşında vefat etti. Merhum Şerif Arzay ve Ümmügül Arzay’ın oğulları, Nurşen Arzay’ın eşi, Evren Arzay’ın babası olan merhum dün Lalapaşa Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
Trakya Üniversitesi, Avrupa Birliği’nin araştırma ve yenilik alanındaki en büyük fon programı olan Ufuk Avrupa Programı kapsamında düzenlenen “Edirne Ufuk Avrupa Ulusal Bilgi Günü” etkinliğine ev sahipliği yaptı.
Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik; TÜBİTAK tarafından “Ufuk Avrupa’da Türkiye” Teknik Destek Projesi kapsamında, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti ortak finansmanıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğünde organize edildi.
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, açılış konuşmasında üniversitenin uluslararasılaşma vizyonu ve sınır ötesi iş birliklerine dikkat çekti. Bulgaristan’dan gelen akademisyenler ile çevre üniversitelerden araştırmacıları selamlayan Prof. Dr. Tan, Trakya Üniversitesinin son yıllarda sınır ötesi iş birliği projelerine büyük önem verdiğini belirterek, araştırma birimlerinin yürüttüğü çalışmalarla uluslararası projelerin önümüzdeki dönemde artarak devam edeceğine inandığını ifade etti.
Trakya Üniversitesi Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu ise programın içeriği hakkında bilgi vererek etkinliğin düzenlenmesine katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür etti.
Açılış oturumunda TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı Ulusal Koordinatörü Çağrı Yıldırım, Ufuk Avrupa Programı’nın yapısı, Türkiye’ye sunduğu fırsatlar, TÜBİTAK destek mekanizmaları ve FP10 perspektifine ilişkin sunum gerçekleştirdi.
Ardından TÜBİTAK EIC/EIE/EIT Ulusal İrtibat Noktası Erencan Bal, EIC, EIE, EIT ve EIT Higher Education Initiative (EIT HEI) kapsamında sunulan finansman ve iş birliği fırsatlarını tanıttı. Program, Teknik Destek Projesi Kıdemli Eğitmeni Dr. Nikolaos Floratos’un proje geliştirme, konsorsiyum oluşturma, proje yazımı, bütçelendirme ve proje yönetimine yönelik uygulamalı eğitimleriyle devam etti.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır’ın da katıldığı program, interaktif soru-cevap oturumlarının ardından sona erdi. Katılımcılar, uzmanlarla birebir görüşme ve uluslararası iş ağlarını geliştirme fırsatı buldu.
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Yüzme Suyu Takip Sistemi verilerine göre, Edirne Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından yürütülen Temmuz 2026 analizlerinde Enez sahilleri yüksek su kalitesi standartlarını korurken, ilçeye bağlı Gülçavuş – Sultaniçe köyleri arasında akan deredeki kirlilik sahilde yaşayan yazlıkçılar arasında tedirginlik yaratmaya devam ediyor.
SAHİLLE BULUŞAMAYAN DERE ŞİŞİYOR
İki köy arasında akan derenin üzerinde sahile sıfır olarak yapılan köprü yüzünden lodos esen dönemlerde deniz ile derenin arasındaki bağlantı kumlar yüzünden tıkanıyor.
Bir süre alt kodda kalan dere şişmeye başlıyor. Derede yoğun olarak biriken, arıtmadan ve çeltik tarlalarından gelen sular adeta durgun bir göl gibi günlerce bekliyor. Şişme sonunda çevredeki sitelerin ve tarlaların zarar görmemesi için dere ile deniz arasında köprünün altında biriken kumlar iş makinası tarafından kanal olarak açılınca derede biriken sıvılar hızlı bir şekilde denizle buluştuğunda şelale gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.
SAHİLDEKİ KÖPRÜ VE YOL EN BÜYÜK SORUN
Köprü yapıldıktan sonra her yıl defalarca yinelenen bu sorun yüzünden yazlıkçılar bir çok defa yetkili makamlara baş vurmalarına karşın köprü sorunu çözüm bekliyor.
Sahilde görüştüğümüz ismini vermek istemeyen bir yazlıkçı;
“İki yıl önce yapılan arıtma sistemimizde sorunlar ne yazık ki devam ediyor. Gazetelerden öğrendik denizimizden alınan numuneler sonunda deniz suyumuzun “mükemmel” olması bizleri sevindirdi.
DEREDEN DE NUMUNELER ALINSIN
Şüphelerimiz devam ediyor. Numunelerin köprünün üst tarafından ve Sultaniçe köyünün üstünden de alınmasını talep ediyoruz. Bu dere neden bu kadar kirli akıyor? Denizden numuneler alınırken dereden de hem arıtmanın altından, hem de üstünden numuneler alınmasını istiyoruz. Bu sonuçlar da açıklamadan gönül rahatlığı ile denize giremiyeceğiz.
Bu sahillerde bizler, çocuklarımız, torunlarımız da denize giriyor. Gerekli numuneler alınıp sonuçlar açıklanmadan denize girmeyeceğiz aile olarak.alınan tahliller sonunda “mükemmel” olarak nitelendirilen Gülçavuş – Sultaniçe sahilinin ortasından akan derenin görüntüsü sahilde yaşayanlar tarafından çeşitli şekillerde yorumlanıyor.
SAHİLLE BULUŞAMAYAN DERE ŞİŞİYOR
İki köy arasında akan derenin üzerinde sahile sıfır olarak yapılan köprü yüzünden lodos esen dönemlerde deniz ile derenin arasındaki bağlantı kumlar yüzünden tıkanıyor.
Bir süre alt kodda kalan dere şişmeye başlıyor. Derede yoğun olarak biriken, arıtmadan ve çeltik tarlalarından gelen sular adeta durgun bir göl gibi günlerce bekliyor. Şişme sonunda çevredeki sitelerin ve tarlaların zarar görmemesi için dere ile deniz arasında köprünün altında biriken kumlar iş makinası tarafından kanal olarak açılınca derede biriken sıvılar hızlı bir şekilde denizle buluştuğunda şelale gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.
SAHİLDEKİ KÖPRÜ VE YOL EN BÜYÜK SORUN
Köprü yapıldıktan sonra her yıl defalarca yinelenen bu sorun yüzünden yazlıkçılar bir çok defa yetkili makamlara baş vurmalarına karşın köprü sorunu çözüm bekliyor.
Sahilde görüştüğümüz ismini vermek istemeyen bir yazlıkçı; “İki yıl önce yapılan arıtma sistemimizde sorunlar ne yazık ki devam ediyor. Gazetelerden öğrendik denizimizden alınan numuneler sonunda deniz suyumuzun “mükemmel” olması bizleri sevindirdi.
DEREDEN DE NUMUNELER ALINSIN
Anacak, şüphelerimiz devam ediyor. Numunelerin köprünün üst tarafından ve Sultaniçe köyünün üstünden de alınmasını talep ediyoruz. Bu dere neden bu kadar kirli akıyor? Denizden numuneler alınırken dereden de hem arıtmanın altından, hem de üstünden numuneler alınmasını istiyoruz. Bu sonuçlar da açıklamadan gönül rahatlığı ile denize giremeyeceğiz.
Bu sahillerde bizler, çocuklarımız, torunlarımız da denize giriyor. Gerekli numuneler alınıp sonuçlar açıklanmadan denize girmeyeceğiz aile olarak” ifadelerini kullandı..
Edirne’nin Keşan ilçesinde İlyas Özgül’ün (57) ürettiği bal, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen ve dünyanın en saygın yarışmalarından olan ‘International Honey Awards’ yarışmasında, poliflora (çok çiçekli bal) kategorisinde altın madalyaya layık görüldü.
Keşan’da yaşayan üretici İlyas Özgül, Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi lisansı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) ise finans üzerine yüksek lisans yapmasının ardından uzun yıllar finans sektöründe çalıştı. 2002 yılında memleketi Keşan’da kendi adını taşıyan küçük bir işletme kurarak İspat Cami Mahallesi’nde bal üretmeye başlayan Özgül, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen ‘London International Honey Awards 2026’, Türkçe adıyla ‘Londra Uluslararası Bal Ödülleri 2026’ yarışmasına katıldı. Uygulanan kör tadım testleri ve sıkı paketleme kriterleri gibi aşamalardan geçen Özgül’ün balı, yarışmada poliflora kategorisinde altın madalyaya layık görüldü.
‘SADECE BENİM ANALİZE GEREK DUYULMADAN YARIŞMAYA GİRDİ’
Aldığı sonucun hem Keşan hem de bölge ekonomisi açısından olumlu sonuçlar doğuracağını belirten Özgül, “Bu sonuca nasıl vardım? Benim biraz yabancı dilim var. Yabancı kaynakları okudum, yabancı uzmanlarla görüştüm. 200’ün üzerinde ulusal ve uluslararası kongreye katıldım. Arıcılar Birliği sayesinde standart arıcılığın ülkemizde nasıl yapıldığını gözlemleme şansım oldu. Değişik yörelerden, değişik arıcılarla, değişik metotlarla, değişik arıcılık yapan arkadaşlarla tanışma fırsatım oldu. Bütün bu bilgileri kafamda sentezleyerek en güzelini, en kalitelisini üretmenin yollarını ararken burada kendime butik bir işletme kurdum. Öğrendiğim, keşfettiğim şeyleri uyguladım. Geçen mart ayında bir arkadaşıma balımdan vermiştim. O da misafir ettiği bir arkadaşına ikram etmiş. O kişi de Londra’daki yarışmada ekspertizmiş. Balı kimin ürettiğini sormuş. Beni aradılar. Çok ısrar ettiler. 8 Nisan’da başvurumu yaptım. İstanbul’da yapılan ön elemeye 51 numune geldi. İngiltere’den de ekspertiz geldi. Sadece benim balım, ön laboratuvar analizine gerek duyulmadan direkt yarışmaya gitmeye hak kazandı. Balımız yarışmada poliflora kategorisinde altın madalya aldı” diye konuştu.
‘EMEĞİMİZİN, ÜLKEMİZİN ARKASINDAYIZ’
Yarışmada balın birçok eleme ve incelemeden geçtiğini söyleyen Özgül, “Yarışma o kadar objektif ki 6 tane numune gönderdim. Biri Londra’da, biri Fransa’da, biri Almanya’da tahlil oldu. 18 parametreden sonra komisyon tarafından değerlendiriliyor ve ödüller bu şekilde dağıtılıyor. Demek ki bizim balımızda ne bir kimyasal atık, ne bir zehir, ne de biyolojik, kimyasal bir negatif etkiye rastlanmadı. Bu benim için gurur verici bir olay. Ben her işimi böyle yapıyorum. Bu ayçiçeği balı ve ayçiçeği balının gerçek değerine ulaştığını Londra’daki yarışma tescilledi. Bundan sonra piyasada da biz bu işin arkasındayız. Emeğimizin, uğraşımızın, ülkemizin arkasındayız” dedi.
İlyas Özgül, kazandığı altın madalya ile bölgenin yerel üretim potansiyelini ve kalitesini uluslararası platformda da kanıtlamış olduklarını ve bunun hem kendileri hem de Türkiye için gurur verici olduğunu kaydetti.