Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Güvenli Sokak’ta ilk gün

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Marmara Belediyeler Birliği Yerel Yönetim Akademisi koordinasyonunda yürütülen “Sokaklar Dönüşüyor Programı” kapsamında hayata geçirilen ilk geçici sokak uygulamasında karne heyecanı yaşayan çocuklarla bir araya geldi.

Atatürk Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 900 öğrencinin eğitim gördüğü Vali Fahri Yücel İlkokulu ile Zübeyde Hanım Anaokulu çevresindeki Şerif Bilgen Caddesi’nin bir bölümü, 26 Haziran Cuma günü 07.30-14.00 saatleri arasında araç trafiğine kapatılarak çocuklar ve yayalar için güvenli bir yaşam alanına dönüştürüldü.

Karne gününde gerçekleştirilen etkinliğe katılan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, çocukların sevincine ortak oldu. Etkinlik alanını gezen Başkan Gencan, öğrenciler ve aileleriyle sohbet ederek çocukların oyunlarına eşlik etti. Gün boyunca düzenlenen oyunlar, eğlenceli etkinlikler ve çeşitli ikramlarla çocuklar karne sevincini güvenli bir sokak ortamında doyasıya yaşadı.

Uygulamanın yalnızca bir gün süren etkinlikten ibaret olmadığını, çocuk dostu kent anlayışının önemli bir adımı olduğunu belirten Başkan Filiz Gencan, “Çocuklarımızın güvenle yürüyebildiği, oynayabildiği ve sosyalleşebildiği kamusal alanlar oluşturmak yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Sokaklarımız sadece araçların değil, çocuklarımızın da yaşam alanıdır. Karne gününde onların mutluluğunu paylaşırken, güvenli sokakların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha görmüş olduk” dedi.

Marmara Belediyeler Birliği Yerel Yönetim Akademisi koordinasyonunda yürütülen “Sokaklar Dönüşüyor Programı” kapsamında gerçekleştirilen pop-up uygulamasıyla okul çevresinde yaya önceliği sağlanırken, çocukların güvenli, sağlıklı ve sosyal bir ortamda vakit geçirmeleri sağlandı.

‘Eğitimde eşitsizlik derinleşti’

Öğrenci Velileri Derneği (Veli-Der), 2025-2026 eğitim öğretim yılına ilişkin hazırladığı değerlendirme raporunda, eğitim sisteminde yaşanan sorunların ağırlaştığını belirterek çocukların eğitim hakkının giderek daha fazla piyasa koşullarına terk edildiğini savundu.

Raporda, kamusal eğitimin geriletildiği, eğitimde fırsat eşitliğinin zayıfladığı ve artan eğitim maliyetlerinin milyonlarca aile üzerinde ciddi ekonomik yük oluşturduğu ifade edildi.

Veli-Der, ekonomik kriz ve yoksulluğun çocukların eğitim yaşamını doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, UNICEF verilerine göre Türkiye’de çocukların yüzde 38,9’unun yoksulluk, sosyal dışlanma ve temel haklara erişememe riski altında bulunduğunu belirtti. Aynı raporda, en yüksek gelir grubundaki ailelerin eğitim harcamalarının en düşük gelir grubundaki ailelerin yaklaşık 28 katına ulaştığı vurgulandı.

Raporda, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarının çocukları erken yaşta iş gücü piyasasına yönlendirdiği öne sürülerek, yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında kaldığı, devamsızlık oranlarının da her eğitim kademesinde arttığı ifade edildi.

Veli-Der değerlendirmesinde, okul öncesi eğitime erişimde yaşanan eşitsizliklere de dikkat çekildi. Resmi anaokullarındaki öğrenci sayısının azalırken özel ve alternatif eğitim modellerinin yaygınlaştığı belirtilen raporda, okul öncesi eğitimin kamusal bir hak olarak ücretsiz ve erişilebilir hale getirilmesi gerektiği savunuldu.

Raporda ayrıca okullarda temizlik ve güvenlik hizmetlerindeki yetersizlikler, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik uygulaması ve ücretsiz okul yemeği uygulamasının hayata geçirilememesi de eğitim sisteminin temel sorunları arasında gösterildi.

Kamusal eğitim çağrısı

Raporun sonuç bölümünde ise kamusal, parasız, laik ve bilimsel eğitimin güvence altına alınması, ücretsiz okul yemeği uygulamasının başlatılması, öğretmen açığının giderilmesi, eğitim bütçesinin artırılması ve çocuk emeğini teşvik ettiği belirtilen MESEM uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulunuldu. Veli-Der, “Eğitim bir hak, devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluktur” değerlendirmesine yer verdi.

TALEPLER

Raporun “Sonuç ve taleplerimiz” başlıklı son bölümünde ise şunlara yer verildi:

2025-2026 eğitim-öğretim yılı bir kez daha göstermiştir ki eğitim alanında yaşanan sorunlar birbirinden bağımsız değildir. Yoksulluk, piyasalaşma, çocuk emeği sömürüsü, eğitime erişim engelleri, kamusal eğitimin tasfiyesi ve laik eğitimdeki aşınma aynı politik tercihlerin ürünüdür.

Bugün çocukların eğitim hakkı; ekonomik kriz, derinleşen eşitsizlikler ve eğitimin piyasaya açılması nedeniyle ciddi bir tehdit altındadır. Kamusal eğitim sistemine yeterli kaynak ayrılmazken, eğitim giderek ailelerin omuzlarına yüklenen ağır bir maliyet alanına dönüştürülmektedir. Sonuç olarak çocuklar; yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik sarmalına mahkûm edilmektedir.

Veli-Der olarak bir kez daha vurguluyoruz:

Kamusal, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim herkes için güvence altına alınmalıdır.

MEB’in sorumluluğunda, zorunlu, ücretsiz, laik ve bilimsel okul öncesi eğitim hayata geçirilmelidir.

Çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli, MESEM uygulamaları kaldırılmalıdır.

Tüm çocuklar için eşit ve erişilebilir eğitim olanakları sağlanmalıdır.

Okullarda ücretsiz yemek, temiz su ve sağlık hizmeti sunulmalıdır.

Eğitim bütçesi artırılmalı, kamu okullarının tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır.

Temizlik ve güvenlik hizmetleri için yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmelidir.

Öğretmen açığı derhal giderilmeli, ücretli öğretmenlik uygulamalarına son verilmeli, tüm öğretmenler güvenceli çalışma koşullarına kavuşturulmalıdır.

Demokratik ve katılımcı okul işleyişi güçlendirilmelidir.

Tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki tüm faaliyetlerine son verilmelidir.

Eğitim bir hak, devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluktur. Çocukların geleceği piyasaya, yoksulluğa, çocuk emeği sömürüsüne ve ideolojik kuşatmaya terk edilemez.

Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden kopmamalı, hiçbir çocuk çalışmak zorunda bırakılmamalıdır. Her çocuk eşit, özgür, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkına sahip olmalıdır.”

‘Hakkımızı istiyoruz’

Olgay GÜLER

Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz, Türkiye’de ekonomik krizin, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emeklilerin taşıdığını söyleyerek, yılbaşında verilen zammın 3 aylık süreçte eriyip gittiğini belirtti.

Ülke genelinde milyonlarca emekli, Temmuz ayında açıklanacak 6 aylık zam enflasyon verilerini beklerken, Edirne Emekliler Derneği, konu hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Edirne Kent Konseyi toplantı salonunda düzenlenen toplantıya dernek başkanı Ahmet Ziya Yaz ve dernek üyesi çok sayıda emekli katıldı. Açıklamayı, dernek başkanı Yaz okudu.

‘SADAKA DEĞİL, PRİMLERİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ’

Dernek Başkanı Yaz, Türkiye’de ekonomik krizin, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emeklilerin taşıdığını söyleyerek, “Milyonlarca emekli günümüzde açlık sınırı altında yaşam mücadelesi verirken insanca yaşam koşulları da giderek daha fazla aşınıyor. Öncelikle biz emekliler bu ülkenin yükü değiliz, biz bu ülkenin emeğiyiz, birikimiyiz ve tarihiyiz. Bu ülkede emeklilerin %85’i açlık sınırı olan 35.174 Liranın altında ve ortalama emekli maaşı 23.000 lira. Bu ülkede emeklilerin %65’i ya çalışıyor ya da iş arıyor, 17 milyon emekliden 11 milyonu, bu ülkede çalışanların %71’i asgari ücretle çalışıyor. Bizler sosyal yardım veya sadaka istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz” dedi.

‘TÜİK ELİYLE HAKKIMIZ OLANLAR ÇALINIYOR’

TÜİK verilerinden örnekler vererek iktidara yüklenen Yaz, “TÜİK verilerine göre; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 3 yıllık bakanlığında, yükseköğretim %683, köprü-otoyol geçiş ücretleri %554, kira %464, domates, biber, salatalık %459 ve şans oyunları %429, okul servisi %360 artmış. Geldiğimiz noktada 3 ayda verilen zam eriyip gitmiştir. 6 ayda bir zam değil 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam yapılmalıdır. TÜİK’in şu anki verilerine göre de SSK ve BAĞKUR emeklisine %18 memur ve memur emeklisine %14 zam yapılacak gibi görünüyor. En düşük emekli maaşının 23.000-25.000 lira arası olması bekleniyor. TÜİK eliyle hakkımız olanlar çalınıyor. Halbuki ENAG’a göre yıllık enflasyon %54 olduğuna göre verilmesi gereken zammın en az %38 olması gerekir. İyileştirme ile en düşük emekli maaşının Temmuz ayında 35.000 Lira olması gerekir” diye konuştu.

‘SEÇİM DÖNEMLERİNDE VERİLEN VAATLERE KANMAYACAĞIZ’

Emeklilerin artık bahane dinlemek istemediğini dile getiren Yaz, “Biz artık bahane dinlemek de istemiyoruz. Hakkımızı istiyoruz. Bizleri yönetenler, ülkemizdeki ekonomik krizleri, savaşları bahane ederek, açlık sınırı 35.174 lira, yoksulluk sınırı ise 115.576 lira iken, emeklilerden 20.000 lira gibi onur kırıcı düşük maaşla yaşamasının istemesi insanlık dışıdır. Bu arada bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 45.488 TL’dir. Emeklilere insanca yaşayacağı maaşı vermek için kaynak yok diyenler 2026 bütçesinde. Patronlara 3 trilyon 597 milyar vergi affı, tüm yıl için öngörülen faiz ödemesi için 2 trilyon 742 milyar lira. 6 Ayda bütçeden 640,1 milyar faiz ödemesi yapıldı. Müteahhitlere garanti ödemeler için 238 milyar lira kaynak ayırmışlardır. 2026 bütçesinde sermayeye teşvik, faiz ödemesi, vergi affı olarak 7 trilyon yandaşlara dağıtılacak. Kötü yönetimlerin tercih edilen önceliklerin yarattığı ekonomik krizin faturasının emeklilere kesilmesine asla razı olmayacağız. Şunu unutmayın ve unutturmayacağız da; biz emekliler örgütlü gücümüzle, yerelde il siyasetini, genelde ülke siyasetini belirleyebileceğimizin farkındayız. Ve seçim dönemlerinde verilen vaatlere kanmayacağız” şeklinde konuştu.

‘BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ’

Emeklilerin örgütlü, kitlesel bir hareketi olmayı ilk sıraya koymalarının önemine vurgu yapan Yaz, “Sendika fikrinde ısrar etmek ancak koşullara göre farklı teknik formları kullanmak mümkündür. Kitlesel ve geniş bir güce sahip bir emekliler platformu, birliği veya federasyonu ile konfederasyonu neden sendikanın işlevlerini görmesin? Dolayısıyla örgüt formu tabu değildir. Esas olan toplumsal etki ve güçtür. Biz sadece ekonomik haklarımız için mücadele etmiyoruz, Yaşamımızı etkileyen her toplumsal sorun bizim sorunumuzdur. Madencinin, Tekstil işçisinin sorunu, nükleer santral kurulma projesi, kadın cinayetleri, çocuk şiddeti, bağımlılık, atanamayan, sözleşmeli çalışan ve özel sektörde ki öğretmenlerin sorunları, asgari ücretle geçinmek zorunda kalan emekçilerin sorunları, üniversite öğrencilerin sorunları, çevre sorunları, eğitimde yaşanan sorunlar, başta tarımda yaşanan üretim sorunları olmak üzere, sanayide yaşanan üretim sorunları, adil gelir ve vergi adaleti, hukuk, adalet ve demokrasi ve benzeri.. Acil demokrasi diyoruz, birlikte daha güçlüyüz. Hakkımızı almak, Adil bir gelir dağılımı yaratmak ve dayanışma içinde olmak için örgütlenin, sesinizi yükseltin” ifadelerini kullandı.

‘Seni bu şehrin sokaklarında gezdirmeyiz!’

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ederek AK Parti’ye geçen Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, CHP Keşan ilçe başkanlığında, il ve ilçe örgütleriyle belediye başkanlarının katıldığı toplantıda ağır sözlerle eleştirildi.

CHP Keşan İlçe Başkanlığı’nda, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’ın AK Parti’ye geçmesinin ardından basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, İlçe Başkanı Anıl Çakır, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran, Havsa Belediye Başkanı Hüseyin Özden, Enez Belediye Başkanı Özkan Günenç ve çok sayıda partili katıldı. Açıklamada ilk olarak konuşan CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Mehmet Özcan’a çok sert sözlerle yüklendi.

‘CHP’Yİ SATAN, ATATÜRK’E İHANET ETMİŞTİR’

Çakır, Mart 2024’teki seçimlerde tüm partililerin, seçimi kazanmak için çalıştığını hatırlatarak, “Zannediyorlar ki; o ve iş birlikçileri AKP’ye geçince onlarla beraber gece gündüz çalışan gençler de geçecek zannediyorlar, yanılıyorlar. O ve işbirlikçileri hainlik edip AKP’ye geçince, zannediyorlar ki, evini barkını bırakan, oruçlu oruçlu onun için çalışan kadınlar da geçecek zannediyorlar, yanılıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi onurlu insanların partisidir, namuslu insanların partisidir, bagajı dolu olmayanların partisidir, darağacından korkmayanların partisidir, namusuyla ve şerefiyle yaşayan, bu memleketi emperyalizmin çizmeleri altında çiğnetmeyen, dünyanın gördüğü en büyük asker, en büyük devlet adamı, ölümsüz genel başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni satan, namusunu satmıştır, şerefini satmıştır, haysiyetini satmıştır, Kuvayı Milliye’yi satmıştır, Atatürk’e ihanet etmiştir, Atatürk’ü satmıştır” dedi.

‘SENİ BU ŞEHRİN SOKAKLARINDA GEZDİRMEYİZ’

Hiçbir partilinin başını öğe eğmemesi gerektiğini söyleyen Çakır, “Ama hiç kimse başını öne eğmesin. Biz ayıp bir şey yapmadık. Sandıktan o çıktı, onun peşinden gittik. Aday kim olsaydı onu desteklerdik. Biz böyle parti terbiyesi aldık. Biz partimiz için koştuk, partimiz için çalıştık. Yine ön seçim istiyoruz, yine üyelerimiz kimi seçerse onun arkasından gitmek zorundayız. Seçilmiş genel başkanımız Özgür Özel’in sonuna kadar arkasındayız. CHP’de siyaset yapmak mangal gibi yürek ister. O yürek sende yoksa, bu kapıdan hiç girme arkadaş. Buradan bu partiye hainlik edene ve onu işbirlikçilerine seslenmek istiyorum; seni bu şehrin sokaklarında gezdirmeyiz. Eğer istifa edeceksen, bu partililerin, CHP üyelerinin, CHP’ye gönül veren seçmenin helal oylarıyla o makama geldin. Eğer sende yürek varsa, şu kadar karakter o makamda da oturmaya hakkın yok, önce oradan istifa et. Sen o makamdan istifa et, bu işi yapacak pırıl pırıl insanlar burada. Biz Keşan’a belediye başkanını, onların arasında da seçeriz. Hainlere bu partide yer yok. Partisine ihanet edenlere yer yok” diye konuştu.

‘İNSANIN İÇİNDEN LANET OKUMAK GELİYOR’

CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan da, yaşananlar bir kayıp değil, gerçeklerin görüldüğü bir gün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Verilen emekleri düşündüğünüz zaman, insanın içerisinden lanet okumak geliyor. İnsanın içi kırılıyor. Bugün bence bir kayıp değil. Biz kazandık, birliğimizi, beraberliğimizi bir kere daha gösterdik. Seçimde nasıl kazandıysak, yarın nasıl yeniden kazanacağımızı tekrar gösterdik. Bu bir kayıp değil, gerçekleri gördüğümüz bir gündür. Hala unutmayalım ki CHP’den aldığımız sonsuz güç, orada şehrimiz için doğru işler yapmayı, ama yanlışa da hayır deme gücünü barındıran şey CHP’li olma gerçeğidir. Bizim düşmanımız CHP’liler değil, bizim düşmanımız AKP’lilerdir. Bugünden sonra birbirimize çok daha fazla ihtiyacımız olan günler gelmiştir, gelmeye de devam etmektedir” şeklinde konuştu.

‘MAKAMINDA HAPİSHANEDE GİBİ OTURACAK’

CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı da, yaşanan gelişmeyi beklemediklerini söyleyerek, yaşadıkları şaşkınlığı dile getirdi. Balkanlı, “CHP bir çınardır, önüne çok büyük engeller gelmiştir. Bugün de aynı şeyi yaşamaktayız. Mehmet Özcan’a şunu sormak istiyorum; birkaç gün öncesine kadar kendisiyle görüşmemde konusu dahi geçmemişti. Genel başkanımız Özgür Özel’dir, o hangi konumda olursa olsun, biz birlikte hareket etme kararı vermiştik. Bunu basın kanalıyla da duyurduk. Bu Keşan halkına borcudur; bu 2-3 gün içerisinde ne değişti? Size nasıl bir siyasi baskı yapıldı? Ya da siz Keşan halkı için ne istediniz, ne verdiler size? Bunlar açığa kavuşmalı. Biz oylarımızı Mehmet Özcan’a değil, CHP’ye verdik. Sokağa çıkacak yüzü olmayacak. Bulunduğu yerde bir hapishane gibi, makamında oturacak. Keşan halkına söyleyecek hiçbir şeyi yoktur. Bununla ilgili açıklama bekliyoruz” ifadelerini kullandı. 

‘KOLTUKLAR SİZİN, SOKAKLAR BİZİM OLSUN’

Mutlak butlan sürecine de kısaca değinen Balkanlı, “Mutlak butlanla değişimler oldu. Biz görevden de alınabiliriz. Bundan sonra koltuklar onların olsun, sokaklar bizim olsun. Bizim makamımızın neresi olduğu önemli değil.  Genel başkanımız Özgür Özel’le yürümeye devam edeceğiz. Çocuklarımıza Cumhuriyeti, demokrasiyi yeniden kazandıracağız. Bu kurtuluş mücadelesinde hepimize görevler düşmektedir. Bu cendereden hep birlikte kurtulacağız” dedi.

‘BU SORULAR BENİ ÜZÜYOR’

Bir gazetecinin, AK Parti’ye geçiş iddialarına cevap veren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da, “Bizim görevimiz bize oy veren, oy vermeyen insanlara hizmet etmek. Bu görevlerimiz içerisinde şehrimizi ziyaret edenleri karşılamak da var. Şehrin taleplerini Ankara’ya taşımak da var. Biz bunlarla ilgili mücadelemizi birçok güçlükle yapmaya gayret gösteriyoruz. Normal şartlarda olsa soruya çok daha şiddetli cevap verebilirdim. Ama kırılganlıklarınızı anlıyorum. Böyle sorularla karşılaşmak bizleri üzüyor. Bir gün uyanıyoruz ki bir yerde bir haber. Biz bunları her seferinde her birine ayrı ayrı cevap veremeyiz. Bugüne kadarki duruşumuz buna en iyi cevaptır. Herkes konfor alanlarına çekildiğinde, kıyıda köşede bizim mücadelemizi görmezden gelip, arkamızdan görmezden gelenleri sizlere havale ediyorum. Burada bulunanların da, çok zor şartlar altında görev yapan belediye başkanlara bu tür ithamları yapanlara en güzel cevabı vermelerini istiyorum” diye konuştu.

BELEDİYE ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI

Konuşmaların ardından, İl Başkanı Balkanlı, İlçe Başkanı Çakır ve partililer Keşan Belediyesi’ne giderek burada da bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını il başkanı Yücel Balkanlı okudu. Balkanlı, Belediye Başkanı Mehmet Özcan’ın, Cumhuriyet Halk Partisi’nin oylarıyla ve Keşan halkının desteğiyle seçildikten sonra AKP’ye geçme kararının, yalnızca siyasi bir tercih değil; halkın iradesine karşı yapılmış büyük bir saygısızlık olduğunu söyledi. Balkanlı, “Keşan halkı, 31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkelerine, sosyal demokrat belediyecilik anlayışına ve değişim umuduna oy vermiştir. Sandıktan çıkan irade, AKP’nin değil CHP’nin iradesidir. Bugün yaşanan durum ise bu iradenin yok sayılmasıdır. Keşan halkı adına soruyoruz: Seçim meydanlarında Cumhuriyet Halk Partisi’nin programını savunan, AKP’nin ülkeyi sürüklediği ekonomik krizi, adaletsizliği ve yönetim anlayışını eleştiren Sayın Belediye Başkanımız sayın Mehmet Özcan birkaç gün içerisinde düşüncelerini neden değiştirmiştir? Eğer AKP’nin politikaları doğruysa, bunu seçim öncesinde neden söylememiştir? Eğer yanlışsa, bugün neden AKP saflarına katılmaktadır? Bu karar hangi gerekçelerle alınmıştır? Keşan halkına açıklanmayan hangi görüşmeler yapılmıştır? Bu geçişin arkasında hangi siyasi hesaplar, hangi beklentiler ve hangi pazarlıklar bulunmaktadır? Keşan’ın menfaatleri için mi, yoksa kişisel ve siyasi gelecek hesapları için mi bu karar verilmiştir? Keşan halkı Belediye Başkanımız sayın Mehmet Özcan’dan bu soruların tamamına açık ve net cevap beklemektedir. Çünkü siyaset, seçmenden alınan yetkinin arkasında durma sorumluluğudur. Halkın oylarıyla kazanılan makamlar, kişisel kariyer planlarının veya siyasi transferlerin aracı haline getirilemez” dedi.

‘HALKIN İRADESİ TESLİM ALINAMAZ’

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, milletin iradesinin her türlü siyasi hesabın üzerinde olduğuna inandıklarını dile getiren Balkanlı, “Bugün yaşanan bu tablo, partimizin değil; CHP’nin oylarıyla seçilip o oyların emanetini yarı yolda bırakanların tercihidir. 23 yıldır Türkiye’yi ekonomik krizlere, yoksulluğa, adaletsizliğe ve demokratik gerilemeye sürükleyen AKP iktidarının politikalarına karşı mücadele eden milyonlarca vatandaşımızın umutlarını büyütmeye devam edeceğiz. Bir kişinin tercihi, halkın değişim iradesini ortadan kaldıramaz. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz: Keşan halkının iradesi hiçbir makamın, hiçbir hesabın ve hiçbir pazarlığın üzerinde değildir. Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri olarak Keşan’da da Edirne’nin her köşesinde de halkımızla birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Halkımızın bize verdiği emanete sahip çıkacak, hak, hukuk ve adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Keşan halkı yapılanları görmekte, değerlendirmekte ve not etmektedir. Milletimizin vicdanı en doğru kararı verecektir. Biz gücümüzü saraylardan değil halktan, makam sahiplerinden değil örgütümüzden, siyasi hesaplardan değil Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinden alıyoruz. Edirne il örgütü olarak Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz. Halkımızın iradesi teslim alınamaz” şeklinde konuştu.

Eğitim İş’ten yıl sonu değerlendirmesi

Eğitim-İş’in 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporu’nda parasız eğitimin tasfiye edildiği, laik eğitimin kuşatma altında bulunduğu belirtilerek, çocuklar ve öğretmenlerin bedel ödedikleri belirtildi.

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, tarafından paylaşılan söz konusu raporda, “Eğitim-İş olarak hazırladığımız 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporumuz, eğitimde yaşanan sorunların münferit olmadığını; ekonomik, ideolojik ve yapısal boyutları bulunan sistematik bir dönüşümün sonucu olduğunu ortaya koymaktadır” denilerek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e şöyle seslenildi:

“Sayın Bakan, siz başarı hikâyeleri anlatırken biz son dört ayda öğretmenlerimizi toprağa verdik. İstanbul’da Fatma Nur Çelik’i, Kahramanmaraş’ta Ayla Kara’yı kaybettik. Ağrı’da Irmak Koparan öğretmenimiz yaşamdan koparıldı. Onlarca öğretmen ve öğrenci okulda yaşanan şiddet olaylarının mağduru oldu. Bununla da sınırlı değil. Bakanlığınız döneminde MESEM kapsamında çalıştırılan en az 19 çocuk yaşamını yitirdi, çok sayıda çocuk yaralandı.

Siz başarı tabloları açıklıyorsunuz; biz ise eğitim kurumlarında can güvenliğinin dahi sağlanamadığı bir gerçekle karşı karşıyayız. Yaşananlar münferit değildir; yıllardır sürdürülen yanlış politikaların, ihmallerin ve eğitimin kamusal niteliğini aşındıran tercihlerin sonucudur.

Eğitim-İş olarak bu karanlık tablo karşısında yalnızca uyarıda bulunmadık. Öğretmenlerimizin, velilerimizin ve yurttaşlarımızın desteğiyle yürüttüğümüz “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” kampanyasında toplanan imzaları bugün Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim ediyoruz. Bu imzalar, görmezden gelinen sorunlara karşı yükselen toplumsal itirazın ve güvenli okul talebinin ifadesidir.

1. EKONOMİK ŞİDDET: PARASIZ EĞİTİM TASFİYE EDİLİYOR

Devlet, anayasal bir yükümlülük olan parasız eğitim ilkesinden her geçen gün daha fazla uzaklaşmaktadır. Eğitim harcamalarının yükü ailelerin omuzlarına bırakılmıştır.

Bugün birçok devlet okulunda velilerden “bağış”, “aidat” ya da “kayıt parası” adı altında 10 bin lira ile 100 bin lira arasında değişen ödemeler talep edilmektedir. Okulların en temel ihtiyaçları dahi velilerin katkılarıyla karşılanmaya çalışılmaktadır.

Çocuklarını okula hazırlamaya çalışan aileler, 65 bin liraya varan eğitim maliyetleriyle karşı karşıya bırakılmıştır. Giyim ve kırtasiye masrafları tek başına neredeyse bir asgari ücrete karşılık gelmektedir.

OECD ve PISA verileri, Türkiye’de her beş öğrenciden birinin yoksulluk ve açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Buna rağmen çocuklara bir öğün ücretsiz okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanması yönündeki talepler karşılıksız bırakılmıştır.

2002 yılında toplam okullar içinde özel okul oranı yüzde 2 iken bugün yaklaşık yüzde 20’ye ulaşmıştır. Artık her 5 okuldan biri özel okuldur. Veliler özel okul ücretlerinin 2 milyon lirayı aştığı bir tabloda çocuklarını okutmaya çalışırken, Yusuf Tekin’in verdiği yanıt “600 bin liranın altında okullar da var” olmuştur. Kamusal eğitimi güçlendirmek yerine özel okulları seçenek olarak sunan bu anlayış, eğitimin ticarileştirilmesinin açık itirafıdır.

2. İDEOLOJİK ŞİDDET: LAİK EĞİTİM KUŞATMA ALTINDA

Eğitim sistemi, bilimsel ve laik temellerden uzaklaştırılarak siyasi iktidarın ideolojik hedeflerinin aracı haline getirilmektedir.

Bilimsel dayanağı bulunmayan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eleştirel düşünceyi ve bilimsel eğitimi geri plana iten bir anlayış dayatılmaktadır. Amaç; sorgulayan, düşünen, özgür yurttaşlar değil, itaat eden bireyler yetiştirmektir.

ÇEDES ve benzeri projelerle okullar, pedagojik formasyona sahip olmayan din görevlilerinin ve kamuoyunun tarikat ve cemaatlerle ilişkili olduğunu bildiği yapıların faaliyet alanına dönüştürülmektedir. Çocuklar bilimsel ve pedagojik eğitim yerine ideolojik yönlendirmelere maruz bırakılmakta; devlet okulları iktidar destekçisi dernek ve vakıflarla yapılan protokoller aracılığıyla kamusal ve laik niteliğinden uzaklaştırılmaktadır.

Bu uygulamalar laik eğitim ilkesine ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na açıkça aykırıdır.

3. KURUMSAL VE YAPISAL ŞİDDET: ÇOCUKLAR VE ÖĞRETMENLER BEDEL ÖDÜYOR

MEB’in kendi verileri bile ilkokulda her 100 çocuktan 5’inin, ortaokulda 9’unun, lisede ise 12’sinin eğitim hakkından yararlanamadığını göstermektedir. Açık öğretim ve MESEM kapsamındaki öğrencilerle birlikte zorunlu eğitim çağında olması gerekirken örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısı 1,5 milyona yaklaşmıştır.

MESEM uygulaması çocukları eğitimden uzaklaştıran, ucuz iş gücü haline getiren ve çocuk emeği sömürüsünü yaygınlaştıran bir yapıya dönüşmüştür. Çocukların yeri işyerleri değil okullardır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenler unvanlar ve ücretler üzerinden ayrıştırılmış, meslek içi eşitlik zedelenmiştir. Akademi uygulaması öğretmen yetiştirme sürecini yeni sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Mülakat mağdurlarının hakları gasp edilmiş, özel okul öğretmenleri düşük ücret ve güvencesizliğe mahkûm edilmiş, öğretmenler artan idari baskılarla karşı karşıya bırakılmıştır. Hak arayan öğretmenlere çözüm yerine baskı ve polis müdahalesi gösterilmiştir.

Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz:

Eğitim politikaları, öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin ve onların örgütlü temsilcileri olan sendikaların görüşleri dikkate alınarak oluşturulmalıdır.

TALEPLER

 Bu doğrultuda taleplerimiz şunlardır:

1. Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu, eğitim emekçilerinin ve sendikalarının görüşleri doğrultusunda derhal çıkarılmalıdır.

2. Okullara kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanmalıdır.

3. Her öğrenciye ücretsiz okul yemeği sağlanmalıdır.

4. MESEM uygulamaları sona erdirilmeli, çocuk işçiliğiyle etkin mücadele edilmelidir.

5. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli geri çekilmeli, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller iptal edilmelidir.

6. Mülakat kaldırılmalı, Akademi uygulaması geri çekilmeli, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile yaratılan unvan ve ücret ayrımlarına son verilmelidir.

7. Özel okul öğretmenlerine taban ücret güvencesi sağlanmalıdır.

Bugün ortaya koyduğumuz tablo, yalnızca eğitim sisteminin değil; çocukların geleceğinin, öğretmenlik mesleğinin ve Cumhuriyetin eğitim anlayışının karşı karşıya bırakıldığı tehditleri göstermektedir.

Ancak bilinmelidir ki bu ülkenin çocukları yoksulluğa, öğretmenleri güvencesizliğe, okulları şiddete ve gericiliğe mahkûm değildir.

Bizler; çocukların aç kalmadığı, öğretmenlerin değersizleştirilmediği, okulların tarikatlara ve piyasanın insafına terk edilmediği bir eğitim sistemi mümkündür demeye devam edeceğiz.

Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim hakkı için; çocuklarımızın geleceği, öğretmenlerimizin onuru ve Cumhuriyetimizin aydınlık yarınları için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyete, laik eğitime, bilimsel düşünceye ve aydınlanma değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın laik, bilimsel, çağdaş ve kamusal eğitim mücadelemiz! Yaşasın Eğitim-İş!”

Kırpınar’a özel ücretsiz otoparklar

Edirne Belediyesi 29 Haziran-05 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali süresince yaşanabilecek trafik yoğunluğunu azaltmak ve vatandaşlar ile kente gelecek ziyaretçilerin ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla ücretsiz otopark alanlarının belirlendiği duyuruldu.

29 Haziran-05 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali öncesinde hazırlıklarını sürdüren Edirne Belediyesi, ulaşım konusunda da gerekli planlamaları tamamladı. Edirne Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, festival süresince yaşanabilecek trafik yoğunluğunu azaltmak ve vatandaşlar ile kente gelecek ziyaretçilerin ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla ücretsiz otopark alanlarının belirlendiği duyuruldu.

Edirne Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada;

“Alınan izinler çerçevesinde Sarayiçi çevresinde üç ayrı kontrol noktası oluşturulmuştur. Bunlar; Saraçhane (Spor sahası yanı) Ön Giriş, Kanuni Köprüsü Ön Giriş ve Saraçhane Köprü Girişi Sağ Taraf (Saraçhane tarafından) olarak belirlenmiştir.

Bu noktalarda Zabıta, Trafik Zabıta ve Emniyet Personeli görev yapacak olup, kontrol noktalarında görevli personelin çalışmasını kolaylaştıracak şekilde hareket edilmesi gerekecektir. 29 Haziran 2026 pazartesi gününden itibaren tüm hafta boyunca Sarayiçi’nde yapılacak etkinlikler nedeniyle Kanuni Köprüsü araç trafiğine kısmi olarak kapatılacaktır. Zorunlu hallerde Trafik Zabıta ekibince tedbir alınarak kontrollü girişe müsaade edilecektir.

29 Haziran-05 Temmuz 2026 tarihleri arasında yapılacak etkinliklere araçları ile gelecek olan seyirciler, Saraçhane köprü girişi sağ taraf (Saraçhane tarafından) kontrol noktasından geçerek Kanuni Köprüsü sol tarafında bulunan ücretsiz otopark alanını, Saraçhane Spor Tesisleri karşısında bulunan tel örgülü alanı, benzin istasyonu yanından girerek devamında bulunan ücretsiz otopark alanını ve yine Gazimihal Mahallesi Papazoğlu otopark alanını kullanabileceklerdir.

03-04-05 Temmuz 2026 tarihlerinde alınan tedbirler ve trafik düzeni maddeler halinde aşağıda düzenlenmiştir; 03-04-05 Temmuz 2026 tarihlerinde 07.00-20.00 saatler ve arasında VİP araçları, başpehlivan araçları ile zorunlu kamu hizmetleri gereği görevli araçlar (sağlık, itfaiye, emniyet, altyapı, enerji, Haberleşme vb.) Edirne Belediye Başkanlığı Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nden temin edilen kartlar ile Kanuni Köprüsü’nü kullanarak Sarayiçi’ne giriş yapabileceklerdir.

Emniyet-Jandarma Kurum araçları Kanuni köprü girişi sağında bulunan alanı kullanabileceklerdir.

Engelli şahıslar Kanuni köprü girişi sağında bulunan alanı kullanabileceklerdir.

Protokol araçları, basın araçları, başaltı pehlivan araçları, diğer görevli araçları, Kanuni Köprüsü girişi sağ tarafında bulunan alanını kullanabileceklerdir.

Sarayiçi’ne malzeme nakli; 29 Haziran-05 Temmuz 2026 tarihleri arasında 08.00-10.30 ve 18.00-19.30 saatleri arasında Kanuni Köprüsü’nden yapılabilecektir.

İzin verilen saatler içerisinde malzeme naklini tamamlamayan araçlar, Sarayiçi’nden derhal çıkış yapacaklardır. Çıkış yapmayan araç sahipleri/sürücüleri hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa, 5326 Sayılı Kabahatler Kanununa göre cezai işlem yapılacaktır.

Kırkpınar Festivali haftasında ticari taksiler;

Saraçhane Spor Tesisleri yanında sabah saat 07.00 akşam saat 24.00 arasında ayrılan alanda çalışacaklardır.

Kırkpınar Festivali haftasında ETUS toplu taşıma araçları;

29 Haziran-05 Temmuz 2026 tarihlerinde Kırkpınar Güreşleri Festival alanına 2-A, 2-B, 3, 5-A, 5-B ve 7-E numaralı hatlar ile Sarayiçi bölgesine seferlerini sürdüreceklerdir.” ifadeleri kullanıldı.

Tatil öncesi, karne heyecanı!

Olgay GÜLER
Edirne’de 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin tamamlanmasıyla birlikte, İl genelinde eğitim gören 55 bin 64 öğrenci karne ve gelişim raporu alarak yaz tatiline girdi.


Kentte okul öncesi ve ilkokul 1 ve 2’nci sınıflarda eğitim gören 15 bin 188 öğrenci gelişim raporu alırken; ilkokul 3 ve 4’üncü sınıflar, ortaokul ve lise kademelerindeki 39 bin 876 öğrenci ise karne sevinci yaşadı. Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Sabuni Mahallesi’ndeki İnönü İlkokulu’nda düzenlenen karne törenine katılarak miniklerin heyecanına ortak oldu. Törende Subaşı’ya Edirne İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan ve Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu da eşlik etti.

Sınıfları gezerek minik öğrencilere gelişim belgelerini ve tatil hediyelerini takdim eden Vali Yardımcısı Subaşı ve beraberindeki heyet, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.


‘5 BİN 306 ÖĞRETMENİMİZ BÜYÜK BİR ÖZVERİYLE GÖREV YAPTI’
Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, il genelindeki eğitim verilerini paylaşarak, “Edirne genelinde bu yıl ana sınıfından lise son sınıfa kadar toplam 62 bin 265 öğrencimiz eğitim-öğretim sürecine katıldı. Bu süreçte 5 bin 306 öğretmenimiz büyük bir özveriyle görev yaptı. Öğretmenlerimiz ilimiz genelindeki okullarımızda görev alarak öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmesi için emek verdi. Öğrenci dağılımına baktığımızda; okul öncesinde 7 bin 742 öğrencimiz, ilkokul birinci ve ikinci sınıflarda 15 bin 182 öğrencimiz, üçüncü ve dördüncü sınıflarda 8 bin 674 öğrencimiz, ortaokullarımızda 17 bin 207 öğrencimiz ve liselerimizde 13 bin 955 öğrencimiz eğitim gördü. Toplam 281 okulumuzda eğitim-öğretim faaliyetleri başarıyla tamamlanmış oldu” dedi.


‘ONLAR BİZİM GELECEĞİMİZ, UMUDUMUZ’
Öğrencileri ve eğitim camiasını tebrik eden Subaşı, “Ben çocuklarımızı bir üst sınıfa geçmelerinden dolayı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde onların yetişmesinde büyük emekleri bulunan velilerimizi, okul idarecilerimizi ve öğretmenlerimizi de kutluyorum. Öğrencilerimize güzel, verimli ve dinlenebilecekleri bir yaz tatili geçirmelerini temenni ediyorum. Çünkü onlar bizim geleceğimiz, umudumuz ve en büyük değerimizdir. İnsanımızı ne kadar iyi yetiştirirsek, toplumumuz ve devletimiz de gelecekte o kadar güçlü olacaktır” ifadelerini kullandı.

Gencan’dan ‘karne’ mesajı

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak karne heyecanı yaşayan öğrencileri tebrik etti, öğretmenlere ve velilere teşekkür etti.

Başkan Filiz Gencan mesajında, uzun ve yoğun bir eğitim dönemini geride bırakan tüm öğrencileri gösterdikleri emek ve gayret nedeniyle kutlayarak, “Bir eğitim öğretim yılını daha başarıyla tamamlayan sevgili çocuklarımızı ve gençlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Karnelerinizdeki notlar ne olursa olsun, önemli olan öğrenme azminiz, gösterdiğiniz çaba ve hayata karşı duyduğunuz meraktır. Her biriniz geleceğimizin en değerli temsilcilerisiniz” dedi.

Öğretmenlerin büyük bir özveriyle görev yaptığını vurgulayan Başkan Gencan, “Çocuklarımızın eğitim yolculuğunda bilgi ve deneyimleriyle onlara rehberlik eden tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Aynı şekilde yıl boyunca evlatlarının yanında olan, onların başarısı için emek veren kıymetli velilerimize de şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Yaz tatilinin çocuklar için dinlenme, eğlenme ve kendilerini geliştirme fırsatı olduğunu belirten Başkan Gencan, “Sevgili çocuklar; tatilinizi bol bol kitap okuyarak, spor yaparak, sanatla ve doğayla iç içe geçirmenizi diliyorum. Teknolojiyi bilinçli kullanmayı ihmal etmeyin, aileniz ve arkadaşlarınızla güzel anılar biriktirin. Yeni eğitim öğretim yılında sizleri yeniden enerji ve heyecanla görmek en büyük temennimizdir” dedi.

İba: Keşan için yeni bir hizmet yolculuğu başlıyor

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’ın AK Parti’ye katılımının Keşan, Edirne ve Türkiye adına hayırlı olmasını diledi.
AK Parti’nin 180. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı, Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’a AK Parti rozeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takıldı.
CHP’den istifa eden Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’ın AK Parti’ye katılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, bu gelişmenin Keşan için yeni bir hizmet döneminin başlangıcı olduğunu ifade etti.


Başkan İba, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz 180. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızda, Keşan’ımız için yeni bir hizmet yolculuğunun başlangıcına şahitlik ettik. Keşan Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Özcan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın taktığı rozetle büyük AK Parti ailemize resmen katıldı. Kendisine aramıza hoş geldiniz diyor, bu önemli katılımın Keşan’ımıza, Edirne’mize, partimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”
AK Parti’nin siyaset anlayışının merkezinde millete hizmet etme gayesinin bulunduğunu vurgulayan İba, Keşan’ın ihtiyaçları, beklentileri ve geleceği için birlik içerisinde çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

İba, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

“Bizim siyasetimizin özü eser, hizmet ve gönül kazanma anlayışıdır. Edirne’mizin her ilçesine aynı samimiyetle, aynı gayretle ve aynı sorumlulukla hizmet götürmek için çalışıyoruz. Keşan’ımızın taleplerini biliyor, hemşehrilerimizin beklentilerine karşılık verecek adımları kararlılıkla atmaya devam ediyoruz. Bugün atılan bu adımın, Keşan için güçlü bir hizmet birlikteliğine vesile olacağına inanıyorum.”

Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Edirne’nin tüm ilçeleriyle birlikte daha güçlü bir geleceğe hazırlanması için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Başkan İba, “Keşan için, Edirne için, Türkiye Yüzyılı için durmadan çalışacağız. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun.” dedi.