Edirne Valisi Yunus Sezer, kent genelinde bu yıl 300 kilometrenin üzerinde yol yapım hedeflerinin olduğunu söyledi.
Vali Sezer, Süloğlu ilçesine bağlı Geçkinli ile Küküler köyleri arasında devam eden Silindirle Sıkıştırılmış Beton (SSB) yol çalışmalarını yerinde inceledi. 5 kilometrelik güzergahtaki devam eden çalışmalarla ilgili bilgi alan Sezer’e; Edirne İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu ve Süloğlu Kaymakamı Emin Cevat Tutar ve Edirne İl Genel Meclis Üyeleri Remzi Subaş ve İrfan Yeğitoğlu eşlik etti.
‘BU YIL 300 KİLOMETRENİN ÜSTÜNDE YOL HEDEFİMİZ BULUNUYOR’
Bu yılki yol yapım çalışmaları takvimine ilişkin bilgiler paylaşan Vali Sezer, “Burada şu an yaklaşık 5 kilometrelik bir beton yol çalışmamız var. Bu yıl, sıcak asfaltın yanı sıra 50 kilometreye yakın beton yol yapmayı hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi, tüm köylerimizi sıcak asfaltla buluşturma gayemiz var. Bu hedef doğrultusunda İl Özel İdaremizle, İl Genel Meclis üyelerimizle, Meclis Başkanımızla ve muhtarlarımızla beraber oldukça uyumlu ve güzel bir çalışma sistemi yürütüyoruz. İnşallah buradaki çalışmalar tamamlandıktan sonra, vakit kaybetmeden sahil tarafındaki projelerimize devam edeceğiz. Bu sene toplamda 300 kilometrenin üzerinde asfalt yol yapım hedefimiz bulunuyor. Bu hedefi gerçekleştirmek adına tüm altyapı hazırlıklarımızı ve ihalelerimizi tamamladık. Eğer bu sezonu planladığımız gibi verimli geçirirsek, önümüzdeki yıla çok az bir yol ağımız kalmış olacak. Kalan kısmı da önümüzdeki yıl aynı hızla tamamlayarak, yol meselesini Edirne’nin gündeminden tamamen çıkarmayı ümit ediyoruz” dedi.
‘ARAÇ PARKURU MODERNİZE EDİLİYOR’
Hizmet kalitesini artırmak adına İl Özel İdaresi’nin teknik kapasitesinin de güçlendirildiğini söyleyen Vali Sezer, “Diğer taraftan, bildiğiniz üzere İl Özel İdaresi’nin araç parkuru oldukça eskiydi. Son iki senedir araçlarımızı kademeli olarak yeniliyoruz. Bu sene de ciddi bir iş makinesi takviyesinde bulunduk; hem kamyon hem greyder hem de asfalt çalışmalarında kullanılan diğer makinelerin alımını gerçekleştirdik. Bir yandan iş yaparken bir yandan da araç portföyümüzü modernize ediyoruz” şeklinde konuştu.
Eğitim-Sen Edirne Şubesi tarafından, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde eğitim sendikalarının başlattığı yaşam nöbetine Saraçlar Caddesi’nden destek verildi.
Aralarında Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in de bulunduğu eğitim sendikalarının Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına tepki amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlattığı ‘yaşam nöbeti’ sürüyor. Söz konusu eyleme, Eğitim-Sen Edirne Şubesi de Saraçlar Caddesi’nde başlattığı ‘yaşam nöbetiy’le destek verdi. Cadde üzerinde saat 13.30’da başlayan nöbet, akşam 17.30’a kadar devam etti.
Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet, yaşanan olayların kabul edilemez olduğunu söyleyerek, “Son yaşanan süreçle alakalı 14 ve 15’inde, özellikle 15’indeki durum kabul edilemez bir durum. Okullarda güvenlik açığıyla alakalı riskin ne kadar yukarılarda olduğunu gösteriyor bize. Bununla ilgili Ankara’da başlatılan yaşam nöbetini biz de Edirne’de başlatma kararı aldık. Kararımız sadece bugünle alakalı. Bunu uzatabiliriz de ama ona daha sonra karar vereceğiz. 17.30’a kadar sürecek eylemimiz. Tepki amaçlı yapıyoruz bunu. Konuya halkımızın ilgisini çekmek istiyoruz. Umarım etkili olur diye düşünüyoruz” dedi.
Edirne Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) tarafından, Urfa ve ardından Kahramanmaraş’taki okullarda 25 öğretmen ve öğrencinin yaralanıp, 1’i öğretmen 8’i öğrenci 9 kişinin hayatını kaybettiği olaylarla ilgili basın açıklaması gerçekleştirildi.
Derneğin, Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirdiği basın açıklamasına sivil toplum ve siyasi parti temsilcileri destek verdi. Türkiye’yi yasa boğan olaylarla ilgili, hükümetin eğitim politikalarının sorumlu tutulduğu açıklamada, milli eğitim bakanı Yusuf Tekin istifaya davet edildi. Açıklamayı, Dernek Başkanı Kezban Demir okudu.
Yaşanan olayın açık ve net sistem ve yönetimsel sorun olduğunu söyleyen Demir, “Uzun süredir eğitim alanında yapılan her uyarıyı ve eleştiriyi kutuplaştırma aracına dönüştüren; kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef gösteren; gerçek sorunları çözmek yerine algı yönetimi yapan Yusuf Tekin, iki gündür yaşanan bu dehşet karşısında hâlâ sorumluluk almaktan kaçmaktadır. Bu acının sorumluluğu yalnızca failde değil; yıllardır uyarıları yok sayan, eğitim sistemini çürüten siyasi iradededir. Biz veliler çocuklarımızı okullara korkuyla değil güvenle göndermek istiyoruz. Devletin en temel görevi yaşam hakkını korumaktır. Güvenli okul ortamları, kamusal bir hak ve sorumluluktur. Bugün ise okullar; çocuklarımız için güvenli alanlar olmaktan çıkmış, fiziksel ve psikolojik tehditlerin yaşandığı ortamlara dönüşmüştür. Toplumu şiddetle kuşatan, çocukları her gün ekran başında ölüm ve adaletsizlik görüntülerine maruz bırakan bu düzen; eşit ve adil bir gelecek fikrini de yok etmektedir” dedi.
‘OKULLAR YAŞAM ALANI OLARAK GÖRÜLMELİ’
Okulların sınavlara hazırlık merkezi değil, yaşam alanları olduğunu, karar alıcıların görmesi gerektiğinin altını çizen Demir, “Bir kez daha okulların; rekabet içinde sınavlara hazırlık merkezleri değil, çocukların sağlıklı gelişimi için psikolojik ve sosyal gelişimlerinin de desteklendiği yaşam alanları olmak zorunda olduğu gerçeğini, karar alıcılar görmek zorundadır. Eğitim ortamları rekabet, baskı ve dışlanma değil, dayanışma, eşitlik ve kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlenmelidir. Okullarda şiddet olayları yalnızca güvenlikçi politikalarla engellenemez. Çocukların ihtiyaçlarını gözeten bütüncül politikalar geliştirilmek zorundadır” diye konuştu.
‘YUSUF TEKİN DERHAL İSTİFA ETMELİDİR’
Şiddetin sistematik bir sorun olduğunu dile getiren Demir, “Artık gerçeklerle yüzleşin, Şiddet sistematik bir sorundur. Eğitim politikaları iflas etmiştir. Sorumluluk makamındakiler görevlerini yerine getirmemektedir. ‘Münferit’ diyerek gerçeği örtemezsiniz. Sorumluluğu sadece ailelere yıkarak kendinizi aklayamazsınız. Bu ülkenin çocuklarının can güvenliği, sizin siyasi söylemlerinizden daha değerlidir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Sorumluluk almayan, çözüm üretmeyen, toplumla ve eğitim emekçileriyle kavga eden bir anlayışla bu kriz çözülemez. Bu nedenle: Yaşanan yıkımın ve kaybettiğimiz canların siyasi sorumlusu olan Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir. Bizler susmayacağız. Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin geleceğini karartan politikalara boyun eğmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Günümüzde yaşam alanlarını daha kullanışlı hale getirme isteği, balkon tasarımlarında ciddi bir dönüşüm oluşturdu. Özellikle şehir hayatında hem estetik hem de işlevsellik sunan sistemler ön plana çıkıyor. Konya’da geliştirilen yeni nesil balkon kapama çözümleri, dört mevsim konfor sağlarken aynı zamanda yaşam alanına değer katıyor.
Bu noktada Konya cam balkon uygulamaları dayanıklı cam yapısı ve kolay açılıp kapanabilen mekanizması ile dikkat çekiyor. Rüzgar, yağmur ve gürültü gibi dış etkenleri minimuma indirerek evlerin daha huzurlu bir hale gelmesine yardımcı oluyor. Alya Cam Balkon ise bu alanda sunduğu kaliteli işçilikle öne çıkan markalar arasında yer alıyor.
Konya Cam Balkon Fiyatları Üzerinde Etkili Unsurlar
Balkon kapama sistemlerinde maliyetler birçok farklı etkene göre değişkenlik gösterir. Kullanılan cam kalınlığı, profil yapısı, işçilik kalitesi ve balkonun ölçüleri fiyatlandırmada belirleyici unsurlar arasında bulunur. Tercih edilen açılım sistemi de toplam maliyeti doğrudan etkiler.
Konya cam balkon fiyatları konusunda değerlendirme yapılırken sadece rakamsal değerler değil, uzun ömürlü kullanım avantajı da dikkate alınmalıdır. Kaliteli malzeme kullanımı başlangıçta daha yüksek bir maliyet gibi görünse de uzun vadede bakım ihtiyacını azaltarak avantaj sağlar. Bu nedenle seçim sürecinde fiyat kadar dayanıklılık da önem kazanır.
Konya Cam Balkon Firmaları Arasında Doğru Tercih
Bölgedeki hizmet sağlayıcıların çeşitliliği, doğru firmayı seçmeyi önemli hale getirir. Tecrübe, referanslar ve kullanılan malzeme kalitesi seçim sürecinde belirleyici rol oynar. Montaj sürecinin profesyonel şekilde yapılması, sistemin uzun ömürlü kullanılmasını sağlar.
Konya cam balkon firmaları arasında seçim yapılırken sadece hizmet fiyatına odaklanmak yerine, sunulan garanti kapsamı ve teknik destek hizmetleri de değerlendirilmelidir. Doğru firma seçimi, ilerleyen süreçte oluşabilecek sorunların önüne geçilmesine yardımcı olur.
Alya Cam Balkon ile Yaşam Alanlarında Dönüşüm
Alya Cam Balkon, modern tasarım anlayışı ve kaliteli üretim standartları ile Konya’da balkon sistemleri alanında öne çıkan isimlerden biridir. Estetik görünüm ile dayanıklılığı bir araya getiren çözümleri sayesinde farklı yaşam alanlarına uyum sağlar. Alya Cam Balkon’un sunduğu çözümler yaşam alanlarını daha konforlu hale getirirken aynı zamanda değer kazandırır.
Edirne’de, Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında, kentin fahri turizm elçisi, Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği’nin merhum başkanı Bahri Dinar, Selimiye Camisi meydanında anıldı.
Kentte, 15-22 Nisan Turizm Haftası kapsamında, Edirne’nin tanıtımında önemli rol oynayan ve 19 Nisan 2024’te hayata gözlerini yuman, ciğerci Bahri Dinar unutulmadı. Hafta kapsamında, Dinar için Selimiye Camisi meydanında bulunan Mimar Sinan heykeli önünde stant kurulup, tava ciğer pişirilerek vatandaşa dağıtıldı. Etkinliğe Edirne Valisi Yunus Sezer de katıldı.
‘TURİZM HAFTASI’NI BURUK KUTLUYORUZ’
Vali Sezer, turizm haftasını buruk kutladıklarını belirterek, “Bugün buruk bir günümüz. Maalesef evlatlarımızı kaybettik. Hem Urfa’da, hem de Maraş’ta, malumlarınız bütün milletimizi hüzne boğan evlatlarımızı kaybettiğimiz elim olayla karşı karşıyayız. Onun için bir tarafımız gerçekten çok buruk. Allah’tan rahmet diliyoruz evlatlarımıza. Bir taraftan da bu hafta Turizm Haftası. Edirne’miz biliyorsunuz turizm şehri. 2 sene önce yine burada rahmetli Bahri beyle beraber yukarıda çok güzel bir etkinlik yapmıştık fakat onu da hiç beklemediğimiz anda kaybettik. O Edirne’nin gülen yüzüydü, turizm elçisiydi. Allah’tan rahmet diliyoruz kendisine. Bir taraftan da geride kalan ve Edirne’nin turizm şehri olmasına, değerlerin tanıtılmasına kendini adayan başta diğer tava ciğer ustalarımız olmak üzere Allah’tan onlara da sağlık diliyoruz. Hep beraber el ele, gönül gönüle, Edirne’mizin başta tava ciğer olmak üzere özel ve güzel ürünlerini, turizm değerlerini inşallah bu haftaları da vesile kılarak tanıtmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
‘BİRKAÇ YIL İÇİNDE ZİYARETÇİ SAYISININ 20 MİLYONU BULDUĞUNU GÖRECEĞİZ’
Edirne’nin kültür, tarih ve gastronomi başkenti olduğuna dikkat çeken Vali Sezer, “Hem burası kültür başkenti, hem tarih başkenti, hem gastronomi başkenti, hem de deniziyle beraber önemli bir lokasyon, Balkanlar’ın başkenti olduğunu unutmadan, önemli ve tarihi bir şehrin üzerinde olduğumuzu unutmadan, inşallah buradaki faaliyetlerimize, turizmle ilgili faaliyetlerimize emin adımlarla, rotamıza devam edeceğiz. İnşallah birkaç yıl içerisinde buranın turizm ve ziyaretçi sayısının 20 milyonları bulduğunu hepimiz göreceğiz. Edirne Sarayı’nın bitmesiyle, tarihi yapıların ayağa kalkmasıyla, gastronominin çeşitlenmesiyle, konaklamanın ve bizim konaklarımızın restorasyonuyla beraber hepsinin birbirini tamamladığını ve buranın sadece Türkiye’nin değil, Balkanların değil, dünyanın önemli bir lokasyonu haline geldiğini inşallah hep beraber göreceğiz” dedi.
Edirne Çocuk Hakları Derneği, çocukların, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının yaşam hakkını korumanın devletin en temel yükümlülüğü olduğunu belirterek, okullarda güvenlik önlemlerinin derhal artırılması, bireysel silahlanmayı sınırlandıracak etkili düzenlemelerin hayata geçirilmesi, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, okullarda yeterli sayıda uzman personel istihdam edilmesini istediklerini bildirdi.
Edirne Çocuk Hakları Derneği Yönetim Kurulu, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin açıklamasında, “İstanbul Çekmeköy’de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in görev yaptığı okulda hayatını kaybetmesiyle derin bir üzüntü yaşadık. Ardından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan okul saldırılarında ölümlerin ve yaralanmaların meydana gelmesi, hepimizi derinden sarsmıştır” denilerek şunlara yer verildi:.
“Öncelikle, yaşanan bu menfur saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar; ailelerine ve yakınlarına sabır diliyoruz.
Okullar; çocukların, öğretmenlerin ve tüm eğitim emekçilerinin kendilerini güvende hissetmeleri gereken en temel kamusal alanlardır. Ancak son dönemde artan akran zorbalığı, öğretmenlere yönelen şiddet ve ölüm ile yaralanmalarla sonuçlanan saldırılar, eğitim sistemimizin güvenliğine ilişkin ciddi bir alarm vermektedir.
Okullarda yaşanan şiddet olayları münferit değildir. Bu durum; koruyucu ve önleyici mekanizmaların yetersizliğini, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yeterince güçlendirilmediğini ve eğitim kurumlarında yeterli sayıda uzman personelin bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bireysel silahlanmanın yaygınlaşması ve kesici, delici, ateşli silahların okullara kadar ulaşabilmesi kabul edilemez bir durumdur. Bu tablo, yalnızca bireysel değil, yapısal bir sorunun varlığına işaret etmektedir.
Eğitim ortamlarında yaşanan şiddet, yalnızca bugünü değil, toplumun geleceğini de tehdit etmektedir. Güvenli bir toplum, ancak çocukların ve eğitim emekçilerinin güvende olduğu okullarla mümkündür.
Çocukların, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının yaşam hakkını korumak, devletin en temel yükümlülüğüdür. Bu kapsamda; Okullarda güvenlik önlemleri derhal artırılmalı, bireysel silahlanmayı sınırlandıracak etkili düzenlemeler hayata geçirilmelidir, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir, okullarda yeterli sayıda uzman personel istihdam edilmelidir.
Başta Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili kurumları sorumluluk almaya ve gerekli önlemleri gecikmeksizin hayata geçirmeye çağırıyoruz.
Ayrıca ihmali bulunan kamu görevlileri dahil olmak üzere tüm sorumlular hakkında etkin, hızlı ve caydırıcı soruşturmaların yürütülmesini talep ediyoruz.
Okulların şiddetin değil; bilimin, güvenin ve umudun mekânı olması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”
Edirne Emekliler Derneği tarafından, ülke genelinde akaryakıtla birlikte gıdadan, enerjiye artan maliyetlere dikkat çekilerek, 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam talebinde bulunmak üzere basın açıklaması gerçekleştirildi.
Derneğe üye çok sayıda emekli, Eski Cami yanında toplandı. Emekliler sloganlar eşliğinde Çilingirler Çarşısını geçip Saraçlar caddesine geldi. Ülkedeki emeklilerin yüzde 85’inin açlık sınırının altında maaşla yaşadığına dikkat çekilen basın açıklamasında, hükümetin emeklilere kaynak ayırmaması eleştirildi. Basın açıklamasını Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz okudu.
‘3 AYDA BİR GERÇEK ENFLASYON RAKAMLARINA GÖRE ZAM YAPILMALI’
Dernek başkanı Yaz, Türkiye’de emeklilerin yüzde 85’inin açlık sınırı olan 32 bin 793 Lira’nın altında yaşadığını belirterek, “Bu ülkede emeklilerin %65’i ya çalışıyor ya da iş arıyor. Bu ülkede hala emekliler hakarete maruz kalıyor. Akaryakıtın %30 artışı, sebzenin, etin, meyvenin ulaşılamaz olduğu, dışarda yemek yemenin, tatile gitmenin hayal olduğu bir ülke olduk. TÜİK verilerine göre; Mehmet Şimşek’in 3 yıl bakanlığında Yükseköğretim % 683, köprü-otoyol geçiş ücretleri %554, kira %464, domates, biber, salatalık %459 ve şans oyunları %429, okul servisi %360 artmış. Geldiğimiz noktada 3 ayda verilen zam eriyip gitmiş olup, 6 ayda bir zam değil, 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam yapılmadır. TÜİK’in şu anki verilerine göre de SSK ve BAĞKUR emeklisine %15 Memur ve memur emeklisine %11 zam yapılacak gibi görünüyor” dedi.
‘BAHANE DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ’
Emekliler olarak, sosyal yardım veya sadaka istemediklerini söyleyen Yaz, “Yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz. Yakın tarihli örnek olarak işsizlik fonunun işsizlere değil, büyük bölümünün amacı dışında işverenlere kaynak olarak aktarıldığını biliyoruz. Geldiğimiz durumda da hükümetin hep bir bahanesi var; terör dedik, pandemi dedik, savaş dedik, ekonomik kriz dedik, hep bir sabretme ve şükretme mantığı var. Bizler sabrederken birileri ballı maaşlarla, ballı ihalelerle bizim olanı alıyorsa orda sorun var demektir. Biz artık bahane dinlemek de istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz” diye konuştu.
‘KAYNAK YOK DİYENLER MÜTEAHHİTLERE 238 MİLYAR LİRA AYIRDI’
Açlık sınırı 32 bin 793 lira, yoksulluk sınırı 105 bin 424 lirayken, emeklilerden 20 bin lira maaşla yaşamalarının istenmesinin insanlık dışı olduğunu belirten Yaz, “Emeklilere insanca yaşayacağı maaşı vermek için kaynak yok diyenler 2026 bütçesinde; patronlara 3 trilyon 597 milyar vergi affı, faiz ödemesi için 2 trilyon 742 milyar TL ve 3 ayda bütçeden 876 milyar faiz ödemesi, müteahhitlere de garanti ödemeler için 238 milyar TL kaynak ayırmışlardır. Şunu unutmayın ve unutturmayacağız da; biz emekliler örgütlü gücümüzle, yerelde il siyasetini, genelde ülke siyasetini belirleyebileceğimizin farkındayız. Birlikte daha güçlüyüz. Hakkımızı almak, adil bir gelir dağılımı yaratmak ve dayanışma içinde olmak için örgütlenin, sesinizi yükseltin” şeklinde konuştu.
‘TOPLUMSAL HER SORUN BİZİM SORUNUMUZDUR’
Emeklilerin sadece kendi hakları için mücadele etmediğine de dikkat çeken Yaz, “Biz sadece ekonomik haklarımız için mücadele etmiyoruz, Yaşamımızı etkileyen her toplumsal sorun bizim sorunumuzdur. Kırklareli Vize Kıyıköy ile Demirköy İğneada arasındaki deniz kıyısındaki ormanlık alana yapılması planlanan nükleer tesise karşı başlatılan mücadelede varız ve biz de doğamıza ve çevremize sahip çıkacağız. Giresun Tirebolu’nda, Akbelen’de toprağına sahip çıkan köylülerimizin yanındayız. Yeşil alanlarımızın, milli parklarımızın maden şirketlerine peşkeş çekilmesine karşıyız” ifadelerini kullandı.
‘ÇOCUKLAR GÜVENDE DEĞİLSE GELECEK GÜVENDE DEĞİLDİR’
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan olaylara da değinen Yaz, “Salı günü Urfa’nın Siverek ilçesinde eski okuluna silahlı şekilde giren bir gencin rastgele ateş etmesi sonucu çok 16 kişinin yaralanması, daha bu acıyı konuşurken dün de Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve biri öğretmen, 8 öğrenci olmak üzere 9 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda öğrencinin yaralandığı bir olay yaşadık. Hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, ailelerin ve tüm eğitim kurumlarının acısını paylaşıyoruz. Edirne Emekliler derneği olarak çocukların ve öğretmenlerin güvenli ve huzurlu bir ortamda eğitim görmesinin en temel hak olduğunu yineliyoruz. Çocuklar güvende değilse, gelecek de güvende değildir” dedi.
Edirne’de her yıl Emek ve Dayanışma Günü’nde bir araya gelen işçi sendikaları ve konfederasyonlarının oluşturduğu 1 Mayıs Platformu, bu yıl Türk-İş’in tek başına eylem kararı almasıyla bölündü.
Edirne’de DİSK, KESK, Birleşik Kamu-İş, TMMOB ve TTB’den oluşan ‘Edirne 1 Mayıs Platformu’ tarafından, Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarıyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirildi. DİSK Edirne Temsilciliği’nde gerçekleştirilen açıklamaya, sendika ve konfederasyon temsilcileri katıldı.
Platform adına açıklama yapan DİSK Genel-İş Trakya Bölge Temsilcisi Caner Makasçı, geçtiğimiz yıllarda platform çatısı altında kutlamalara katılan Türk-İş’in bu yıl kutlamaları tek başına Edirne’de yapma kararı aldığını söyledi. Söz konusu kararla Türk-İş’in platformu hiçe saydığını söyleyen Makasçı, olası gerginliğin önüne geçmek adına platform olarak Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde kutlama yapacaklarını açıkladı.
‘İLETİŞİM BİLE KURMADAN TEK BAŞLARINA BAŞVURU YAPTILAR’
Makasçı, Türk-İş’in yerel platformla iletişim kurmadan hareket ettiğini dile getirerek, “Edirne 1 Mayıs Platformunu oluşturan DİSK-KESK-BİRLEŞİK KAMU İŞ- TMMOB-TTB ve TÜRK-İş’e bağlı sendikalar/örgütler olarak her yıl olduğu gibi 2026 yılında da birlik ve beraberlik içinde işçinin emekçinin bayramını kutlama çalışmalarını başlatmak üzere toplantı çağrısı yapmaya hazırlanırken hiç beklemediğimiz bir durumla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. Türk-İş Genel Merkezi’nin verdiği bir karar ile Konfederasyonun 1 Mayıs kutlamalarını Marmara bölgesi olarak Edirne’de yapma kararı aldığını ve bu karar sonrası yıllardır birlikte hareket ettiğimiz Türk-İş’e bağlı sendikaların yöneticilerinin maalesef platformumuzla iletişim kurmaya gerek bile duymadan, her yıl kutlama yaptığımız güzergâh için tek başına başvuru yapmış olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz” dedi.
‘SINIF MÜCADELESİNİN ANLAMINI KIRAN BİR TARZ’
Türk-İş il yöneticilerinin tavrını ‘nezaketsizlik’ olarak nitelendiren Makasçı, “Edirne 1 Mayıs Platformunu hiçe sayarak genel merkezleri adına resmi izin ve işlemleri başlatan Türk-İş’e bağlı sendikaların Edirne İl Yöneticileri, Edirne’de yapılacak işçi ve emek örgütlerinin birlikte kutlama organizasyonunu iletişim kurma nezaketi bile göstermeye gerek duymadan bir oldubitti ile yok etmiştir. Kendilerinden hiç beklemediğimiz sınıf mücadelesinin anlamını kıran bu tarzı platformun diğer bileşenleri olarak kınıyoruz” diye konuştu.
KUTLAMA ADRESİ LÜLEBURGAZ OLARAK DEĞİŞTİ
Makasçı, olası gerginliğin önüne geçmek adına platform olarak Edirne yerine Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine gitme kararı aldıklarını söyleyerek, “Platform üyeleri ve katılım birliği sağladığımız siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları olarak yıllardır tüm renklerimizle barış ve kardeşlik içinde kutladığımız 1 Mayıs etkinliğimizi bu yıl provakatif bir girişime mahal vermemek için Lüleburgaz’da yapma kararı aldığımızı tüm kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Platform bileşenleri olarak Edirne halkının ve tüm örgütlü yapılarımızın bizi anlayışla karşılayacağına inanıyor, kendilerini Lüleburgaz’da yapılacak 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı etkinliğine davet ediyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okulda meydana gelen silahlı saldırı ile ilgili açıklamasında, “Bir öğretmen olarak derin bir üzüntüyle ailelerin acısını paylaşıyor, milletimize başsağlığı diliyorum” dedi.
Balkanlı yaptığı açıklamada, bugün gelinen noktada, eğitim yuvalarının dahi şiddetin ve güvensizliğin gölgesinde kaldığının altını çizerek şunları söyledi:
“Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırı, hepimizi derin bir acıya ve endişeye sürüklemiştir. Hayatını kaybeden 8 öğrenci ve 1 öğretmenimize Allah’tan rahmet, 13 yaralımıza acil şifalar diliyorum. Bir öğretmen olarak derin bir üzüntüyle ailelerin acısını paylaşıyor, milletimize başsağlığı diliyorum.
Okullar; çocuklarımızın en güvenli olması gereken yerlerdir. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, eğitim yuvalarımız dahi şiddetin ve güvensizliğin gölgesinde kalmıştır.
Bu tablo tesadüf değildir. 23 yıllık AKP iktidarının eğitim politikaları; bilimi, liyakati ve kamusal sorumluluğu tasfiye etmiş, okullarımızı tarikat ve cemaatlerin etkisine açık hale getirmiştir. Eğitim sistemi çökertilmiş, denetim ortadan kaldırılmış, çocuklarımızın güvenliği göz ardı edilmiştir.
Bugün gençlerimiz yalnızca güvensiz okullarda değil, aynı zamanda işsizlik kıskacında, umutsuzluk içinde bir geleceğe mahkûm edilmektedir. Gençlerimiz bu ülkede hayal kuramaz hale getirilmiş, değerlerimiz sistemli bir şekilde aşındırılmıştır.
Buradan açıkça soruyoruz: Çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamayan, gençlerimize umut olamayan bir iktidar daha neyi beklemektedir?
Bu ihmaller zincirinin siyasi sorumluluğu vardır. Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmelidir.
Türkiye’nin bu karanlık tablodan çıkışının tek yolu açıktır: Erken seçim.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; liyakatin esas alındığı, eğitimin bilimle buluştuğu, gençlerin umutla geleceğe baktığı bir Türkiye’yi kurmakta kararlıyız. CHP iktidarında halkımız yeniden huzura ve güvenliğe kavuşacaktır. Bu düzen değişmek zorundadır ve bu değişim kaçınılmazdır.Halkımız bir an önce seçim sandığının önüne gelmesini beklemektedir.
Halkımızın huzuru ve güvenliği için hak, hukuk, adalet mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Mustafa Bezbaş, eğitimde artan şiddet olayları ve Siverek ile Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına ilişkin açıklamasında, okullarda güvenliğin yalnızca polisiye tedbirlerle sağlanamayacağını belirterek, “Okulların polisiye önlemlerden çok sosyal projelere ihtiyacı var” dedi.
Bezbaş, yaşanan son gelişmelerin ardından “öncelikle ülkemizin başı sağ olsun” diyerek sözlerine başladığı açıklamasında, yıllardır bu tür olayların önlenmesine yönelik çözüm önerilerini dile getirdiklerini vurgulayarak, sendikalar ve eğitim bilimcilerin uyarılarına rağmen gerekli adımların atılmadığını ifade etti.
Bezbaş, okulların toplumun en güvenli alanları olması gerektiğine dikkat çekerek, “Dünyanın ve ülkemizin en güvenli yeri olması gereken okullar neden güvenli değil?” sorusunu yöneltti. Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırıldığını savunan Bezbaş, öğretmenlerin uzun süredir değersizleştirildiğini ve şiddete maruz kaldıklarında yeterli desteği göremediklerini belirtti.
Toplumsal dönüşüme de değinen Bezbaş, çocukların rol modellerinin değiştiğini ifade ederek, “Artık mahalledeki bakkal, kasap, öğretmen ya da polis değil; lüks yaşamı silahla elde eden kabadayılar örnek alınıyor” dedi. Televizyon yayınlarının da bu süreci beslediğini savunan Bezbaş, şiddet içerikli dizilerin çocukların izlediği saatlerde yayınlanmasının olumsuz etkilerine dikkat çekti.
Ekonomik eşitsizliğin de şiddeti tetikleyen unsurlar arasında olduğunu dile getiren Bezbaş, “Zengin ile fakir arasındaki makasın açılması, çocuklar arasında derin bir öfke ve kopuş yaratıyor. Bu durum, toplumsal bağların zayıflamasına yol açıyor” ifadelerini kullandı.
Yaşanan olayların “bireysel suç” olarak değerlendirilip geçiştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bezbaş, aksi halde okullarda çok daha ciddi tabloyla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
Çözüm önerilerini de sıralayan Bezbaş, konunun siyaset üstü ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon kurulması çağrısında bulundu. Bu komisyonda öğretmenlerin ve velilerin dinlenmesi gerektiğini ifade eden Bezbaş, eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması için ulusal mutabakat sağlanmasının önemine işaret etti.
Sosyal desteklerin artırılması gerektiğini savunan Bezbaş, okullarda öğrencilere bir öğün sıcak yemek verilmesi ve ihtiyaç sahibi, ders çalışan öğrencilere aylık 2 bin TL burs sağlanması önerisinde bulundu. Okullarda güvenliğin yalnızca polisiye tedbirlerle sağlanamayacağını belirten Bezbaş, “Okulların polisiye önlemlerden çok sosyal projelere ihtiyacı var” dedi.