Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Kendi gitti adı kaldı

Nadir ALP

Edirne’nin Havsa İlçesi’nde bazı tarihi eserlerin onarılması ve gün yüzüne çıkarılmasında katkıları olan dönemin kaymakamı Mustafa Özsoy, ilçede halen yaptığı güzel işler nedeniyle yad edilerek, anılıyor.

Havsa’da 2004-2007 yıllarında kaymakam olarak görev yapan ve bugün Balıkesir Vali Yardımcısı olan Mustafa Özsoy, ilçe merkezinde ve köylerde halen hatırlanıyor.

Havsa İlçesine bağlı Hasköy Köyü’ndeki Mahmut Paşa Camii’nin girişindeki mermerde Özsoy’un adı şöyle geçiyor:

‘’Mahmut Paşa Cami Edirne Valisi sayın Nusret Miroğlu’nun destekleri, Havsa Kaymakamı sayın Mustafa Özsoy’un gayretleri sonucunda, Havsa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliğince 01.07.2006 tarihinde aslına uygun olarak onarılmıştır.’’

Özsoy’un adı bu kez de Roma dönemindeki bir mil taşında geçiyor. Dikili taşın kitabesinde şöyle deniliyor:

“Söğütlüdere köyümüzde; bir tarlada bulunan bu mil taşı M.S. 3. yy ortalarında bir Roma imparatoru  tarafından Edirne-Roma  arasında  bulunan ordu yolu  üzerine dikilmiştir. Mustafa Özsoy Havsa Kaymakamı 17.03.2006)”

Özsoy’un kaymakam olarak görev yaptığı ilçede ilk kez birçok köyde bulunmayan kanalizasyon çalışmalarını başlattı, foseptik çukurlarını hayata geçirdi.

Bunlarla da yetinmeyen Özsoy’un Anadolu Lisesi, Çok Programlı Lise, Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezinin açılması, parke taş tesisinin kurulması, köylerde yine ilk kez yolların parke taşla yapılması, birçok köy muhtarlığı, okul, sağlık ocakları, imam evi, caminin bakım ve onarımlarını da  yaptırdığı kaydediliyor.

Havuzda Cumhuriyet coşkusu

Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Edirne Yüzme Havuzunda düzenledikleri etkinlikte dev Türk bayrağı açarak Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü kutladı.

Cumhuriyet Bayramı’nın anlam ve önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, yüzme sporu aracılığıyla milli birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Cumhuriyet değerlerine yönelik farkındalığın artırılmasını amaçlayan etkinlik, sporun birleştirici gücünü ve milli bayramların toplumsal bellekteki önemini vurguladı.

Şehirlere Göre Yılbaşı Gecesi Planları 2027

İstanbul yılbaşı 2027 eğlenceleri boğaz manzarasının huzurlu atmosferinde yeni yılı karşılamak için her zamankinden daha ışıltılı bir ortam yaratıyor. Boğaz manzarasında unutulmaz bir gece geçirmek isteyenler kaliteli müzik, seçkin lezzetler ve kışın soğuğunu hissettirmeyecek sıcacık bir ambiyansta hatıralarına kazınacak bir ambiyansı yaşıyor. İstanbul’un kalbinin attığı eğlence mekanlarında, restoranlarda ve hotellerde kalite ve enerji bir araya geliyor.

Misafirleri büyüleyen bir müzik şöleni, yılın en çok dinlenen şarkıları, özel DJ performansları ve görsel efektlerle birleşerek adeta bir festival alanı yaratıyor. Modern ve etkileyici bir ambiyansta yılbaşı gecesi deneyimini yaşamak isteyen aileler ve arkadaş grupları yeni yılı coşku, müzik ve lezzetli yemeklerle akışın sabaha kadar devam ettiği bir atmosferde karşılıyor.

2027 İçin Yılbaşı Alternatifleri

Yeni yıla unutulmaz bir giriş yapmak isteyenler için Ankara, yılbaşı hotel programları ve konaklama fırsatlarıyla ön plana çıkıyor. Özel gala geceleri ve sabaha kadar süren yılbaşı partileriyle, misafirlerin sevdikleriyle unutulmaz eğlenceyi deneyimleyebileceği bir yılbaşı konsepti sunuluyor. Yılbaşı restoranları en özel menülerini hazırlarken, en özel sanatçılar Ankara gecelerinde kendine has performanslarıyla coşkuyu en üst düzeyde tutuyor.

Ankara yılbaşı 2027 konseptleri, canlı müzikten eğlenceli konseptlere geniş bir yelpazede yeni yıla eğlence dolu bir başlangıç yapmayı planlayanlar için en iyi alternatiflerin başında geliyor. Aynı zamanda ailecek eğlenilebilecek bir atmosferde Ankara’nın sıcak samimi dokusunda birlikte vakit geçirmek şehirde yaşanan anların hafızalarda yer etmesinde etkili oluyor.

2027 Yılbaşı Gecesi Eğlenceleri İçin Şehir Programları

Yılbaşında misafirlerine ayrıcalıklı bir atmosfer sunan şehirlerin biri de İzmir’dir. Her zevke hitap eden yemek ve müzik şöleniyle İzmir, yeni yıl sayımını kusursuz bir kutlamaya dönüştürüyor.İzmir yılbaşı 2027 programlarında canlı müzik orkestraları, kulakların pasını silen sahne performansları, yüksek enerjili DJ performansları tam anlamıyla bir yeni yıl ruhu yaşatıyor. Şehirde gidilen her mekanda, hotelde hem göze hem damağa hitap eden özenli seçkiler geceye lezzet katıyor.

Büyük şehirlerdeki yılbaşı konseptlerinde insanların olmazsa olmazları şu şekilde ele alınabilir:

  • Türk ve dünya mutfağından ilham alınan lezzetler
  • Eğlencenin doruğa ulaştığı limitsiz yerli ve yabancı içecekler
  • Saatler ilerledikçe artan müzik temposu

Yılbaşı gecesini özel hale getirecek pek çok konsept için randevu yilbasiprogramlari.com adresinden oluşturulmaktadır. Başta İstanbul yılbaşı 2027 programları olmak üzere diğer şehirlerdeki programlar için de siteden bilgi alabilirsiniz.

10’ncu Edirne Kitap Günleri kitapseverleri buluşturdu

Edirne Belediyesi’nin bu yıl 10’uncusunu düzenlediği Geleneksel Edirne Kitap Günleri, yaklaşık 17 bin ziyaretçiyi ağırlayarak sona erdi.


Öğrencilerden gençlere, ailelerden huzurevi sakinlerine kadar 7’den 70’e binlerce vatandaşı kitapların etrafında buluşturan organizasyon, Edirne’nin kültür ve sanat yaşamında iz bırakan bir etkinlik olarak tamamlandı.


Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kitap Günleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Kitap Günleri sona erdi ama benim için geriye çok güzel bir duygu kaldı: Edirne’de binlerce insanı kitapların etrafında buluşturduk. Stantları gezen, kitap alan, söyleşilerimize katılan, çocuklarıyla gelen, büyükleriyle bu heyecanı paylaşan bütün hemşehrilerimize teşekkür etmek istiyorum” İfadelerini kullandı.

Edirne Belediyesi tarafından 16-25 Ekim tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 10. Geleneksel Edirne Kitap Günleri, on gün boyunca edebiyatın, düşüncenin ve kültürel paylaşımın merkezi oldu.
Şehir merkezindeki ve köylerdeki toplam 40 okulunun öğrencileri, 62 yazar, 28 yayınevinin yer aldığı ve yaklaşık 17 bin ziyaretçinin katıldığı organizasyon, kitapların birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koyarken Edirnelilerin kültür ve sanata olan ilgisini de gözler önüne serdi.

Yayınevlerinin birbirinden farklı eserleriyle yer aldığı, yazarların okurlarıyla buluştuğu, söyleşilerin yeni düşüncelere kapı araladığı Kitap Günleri boyunca Atatürk Kültür Merkezi’nde edebiyat dolu anlar yaşandı. Öğrenciler kitaplarla buluşurken gençler merak ettikleri sorulara yanıt aradı; aileler çocuklarıyla birlikte kitap dünyasını keşfetti, huzurevi sakinleri ise bu kültürel buluşmanın bir parçası oldu.

BAŞKAN GENCAN: “BİR KENTİ GÜZEL YAPAN O KENTTE YAŞAYAN İNSANLARIN HAYALLERİ, UMUTLARI VE BİRLİKTE PAYLAŞABİLDİKLERİDİR. KİTAP GÜNLERİ DE TAM OLARAK BÖYLE BİR BULUŞMA OLDU.”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 10. Geleneksel Edirne Kitap Günleri’nin sona ermesinin ardından yaptığı değerlendirmede, organizasyona katkı sunanlara ve etkinliğe katılan tüm kitapseverlere teşekkür etti.

Başkan Gencan, şunları söyledi: “On gün boyunca Atatürk Kültür Merkezimizde çok güzel bir heyecanı hep birlikte yaşadık. Yaklaşık 17 bin ziyaretçimizi ağırladık. Çocuklarımızı kitapların arasında görmek, gençlerimizin yazarlarımızla sohbet etmesine tanıklık etmek, ailelerimizin ve büyüklerimizin bu buluşmanın bir parçası olduğunu görmek beni gerçekten çok mutlu etti.

Ben her zaman şuna inanıyorum: Bir kenti güzel yapan o kentte yaşayan insanların hayalleri, umutları ve birlikte paylaşabildikleridir. Kitap Günleri de tam olarak böyle bir buluşma oldu. Farklı yaşlardan, farklı hayat hikayelerinden insanlarımız aynı yerde, aynı heyecanla buluştu. Kimi sevdiği yazarla tanıştı, kimi yeni bir kitap keşfetti, kimi de belki hayatında ilk kez bir yazarın söyleşisini dinledi.

Bizim için en kıymetlisi de buydu. Bizler, çocuklarımızın ve gençlerimizin kitaplarla daha fazla buluşmasını, kültürün ve sanatın hayatımızda daha çok yer almasını istiyoruz. Edirne’de herkesin kendinden bir şey bulabildiği etkinlikler düzenlemeye, kentimizi kültürle ve sanatla buluşturmaya devam edeceğiz.

Bu güzel on günün yaşanmasında emeği olan bütün yayınevlerimize, Onur Konuğumuz Osman Balcıgil’e, değerli yazarlarımıza, söyleşilerimize katılarak deneyimlerini ve düşüncelerini bizlerle paylaşan konuklarımıza, özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.

Kitap Günleri sona erdi ama benim için geriye çok güzel bir duygu kaldı: Edirne’de binlerce insanı kitapların etrafında buluşturduk. Stantları gezen, kitap alan, söyleşilerimize katılan, çocuklarıyla gelen, büyükleriyle bu heyecanı paylaşan bütün hemşehrilerimize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Edirne dışından gelerek bizlere eşlik eden kitapseverlerimizi de unutmadık. Hepiniz iyi ki geldiniz, iyi ki bu güzel buluşmanın bir parçası oldunuz.”

ALİ GÜRLER VEFAT ETTİ

Nişancıpaşa Mahallesi sakinlerinden ve Edirne celeplerinden Koreli Mustafa’nın oğlu, Yücel, merhum İsmail, Handan, Mıstık ve Eda’nın kardeşleri, Müjde Divanellez ve Gözde Yerdurmaz’ın babaları, Ali Gürler’in amcası, Emrah ve Mustafa’nın kayınpederi Ali Gürler 71 yaşında vefat etti. Merhum dün Şeyh Çelebi Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

‘Bu düzen sürdürülemez!’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, çiftçnin ürettikçe borçlandığını, esnafın çalıştıkça ayakta kalmakta zorlandığını, sanayicinin üretim yaparken geleceğinden endişe ettiğini, emeklinin geçim derdinde, gençlerin iş arayışında, çalışanların ise işini kaybetmeme mücadelesinde olduğunu söyledi.

Eski milletvekili Şimşek, yaptığı “Edirne’de sahada gördük: çiftçi üreterek, esnaf çalışarak batıyor! Bu düzen sürdürülemez!” başlıklı yazılı açıklamasında, “Çiftçinin alın teri karşılık bulmuyor, esnaf ayakta kalamıyor, emekli geçinemiyor, gençler iş bulamıyor! Artık sorun tek bir kesimin değil, toplumun tamamının sorunudur. Çözüm için vakit kaybetmeden harekete geçilmelidir!” diyerek şunları paylaştı:

“Edirne’mizin il, ilçe, belde ve köylerinde gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde halkımızla bir araya geldik. Çeltik hasadı dolayısıyla çiftçilerimizi ziyaret ettik, çeltik kurutma tesislerini gezdik. Üreticilerimizin sorunlarını masa başında değil, tarlada, harmanda ve işinin başında dinledik; yaşadıkları ekonomik sıkıntıları yerinde gördük. Karşılaştığımız tablo son derece düşündürücüdür.

Çiftçimiz ürettikçe borçlanıyor, esnafımız çalıştıkça ayakta kalmakta zorlanıyor, sanayicimiz üretim yaparken geleceğinden endişe ediyor. Emeklimiz geçim derdinde, gencimiz iş arayışında, çalışanımız ise işini kaybetmeme mücadelesindedir.

Bugün toplumun her kesimi kendi yaşam mücadelesini veriyor. Ancak bu mücadele, giderek geçinme mücadelesinin ötesine geçerek ayakta kalma mücadelesine dönüşüyor.

ÜRETENİN KAZANAMADIĞI, ÇALIŞANIN GEÇİNEMEDİĞİ BİR EKONOMİ OLMAZ!

Yıllardır uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini vatandaşlarımız ödüyor. İnsanlarımız, dedesinden ve babasından kalan malını mülkünü satarak ayakta kalmaya çalışıyor. Birikimler tükeniyor, eldeki varlıklar elden çıkıyor. Geriye ise birçok aile için banka kredileri, kredi kartları ve her geçen gün büyüyen borç yükü kalıyor.

Çiftçi toprağını terk etmemek, esnaf dükkânını kapatmamak, sanayici üretimini sürdürebilmek, emekli ay sonunu getirebilmek, gençler ise geleceğini kurabilmek için mücadele ediyor.

Bir ülkede çiftçi üretirken batıyorsa, esnaf çalışırken borçlanıyorsa, emekli yıllarca çalışmasına rağmen geçinemiyorsa ve gençler geleceğe umutla bakamıyorsa burada hep birlikte düşünmemiz gereken ciddi bir ekonomik ve sosyal sorun vardır.

Ekonomik sıkıntılar yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bu sorun; boşalan köyler, kapanan dükkânlar, ertelenen yatırımlar, yarına ilişkin kaygılar ve giderek azalan umutlar demektir.

Bu tablonun değişmesi için üretimi, emeği ve alın terini merkeze alan politikalar geliştirilmelidir. Ekonomik kaynakların dağılımı, üreticinin kazancı ve vatandaşın yaşam koşulları yeniden değerlendirilmelidir. Üretimden çok rantın, emekten çok ayrıcalığın öne çıktığı bir ekonomik yapının toplumsal maliyeti göz ardı edilmemelidir.

ÇÖZÜM BELLİ

Bugün yapılması gereken, sorunları seyretmek ya da sorumluluğu birbirimize yüklemek değildir. Çözüm için ortak aklı harekete geçirmek, sahadan gelen sesleri karar alma mekanizmalarına taşımak zorundayız.

Bu nedenle açık ve somut bir çağrıda bulunuyoruz:

Edirne merkezde ve tüm ilçelerimizde, ilgili beldeleri ve köyleri kapsayacak şekilde İl ve İlçe Ekonomik ve Sosyal Konseyleri derhal kurulmalıdır!

Bu konseylerde; Seçilmiş yerel yöneticiler ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, çiftçi örgütleri, ziraat odaları ve tarımsal kooperatifler, esnaf odaları, ticaret ve sanayi kuruluşları, işçi ve işveren temsilcileri, emekli örgütleri, gençlik temsilcileri, üniversiteler, meslek odaları ve basın temsilcileri bir araya gelmelidir.

Bu yapılar yalnızca toplantı yapan kurullar olarak kalmamalı; sorunları tespit eden, çözüm önerileri geliştiren, sorumlu kurumları belirleyen ve sonuçları düzenli olarak kamuoyuyla paylaşan etkin mekanizmalar hâline gelmelidir.

Çiftçinin üretim maliyetinden ürünün satış fiyatına, esnafın finansman yükünden sanayicinin üretim sorunlarına, emeklinin geçim koşullarından gençlerin istihdamına kadar bütün meseleler ortak akılla ele alınmalıdır. Sorunları yerinde tespit edelim, çözümü birlikte üretelim, sonuçları birlikte takip edelim!

EDİRNE’NİN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN HAREKETE GEÇMELİYİZ!

Hiçbir çiftçimizin toprağını borçları yüzünden bırakmak zorunda kalmadığı, hiçbir esnafımızın kepengini geçim sıkıntısı nedeniyle indirmediği, hiçbir emeklimizin temel ihtiyaçları arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı, hiçbir gencimizin umutsuzluğa mahkûm olmadığı bir gelecek için çalışmalıyız.

Çünkü çiftçi üretirse ülke üretir. Esnaf ayakta kalırsa yerel ekonomi yaşar. Sanayici yatırım yaparsa istihdam artar. Gençler umutla geleceğe bakarsa toplum güçlenir.

Unutulmamalıdır ki bir toplumun geleceği, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla değil; üreten insanının ne kazandığı, çalışan insanının nasıl yaşadığı ve gençlerinin geleceğe ne kadar umutla baktığıyla ölçülür.

Edirne’den çağrımız nettir: Sorunları görmezden gelmeyelim. Üreticimizi, esnafımızı, sanayicimizi, emeklimizi ve gençlerimizi yalnız bırakmayalım. Siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakmadan, ortak sorunlarımız etrafında birlikte çalışmayı başaralım.

Artık konuşma değil, harekete geçme zamanıdır! Çiftçinin alın teri, esnafın emeği, emeklinin onuru ve gençlerin geleceği için ortak akıl, ortak sorumluluk ve somut çözüm istiyoruz! Çünkü bu ülkenin insanı daha fazla borçla değil, emeğinin karşılığıyla yaşamak istiyor.”

Süpürgeciyi ‘teknoloji’ bitirdi!

Olgay GÜLER

Edirne’de, şehrin simgesi, en eski el sanatlarından süpürgeciliği 56 yıldır sürdüren Hamdi Gaspar (77), teknolojiye yenik düşen mesleğini yaşatmaya çalışıyor.

Edirne Süpürge Borsası’nda, her biri mesleğinin son temsilcileri olan süpürgeciler, mesleklerinin yaşaması için ter döküyor. Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar bine yakın kişinin geçim kaynağı olan, 300 ustanın yer aldığı Süpürge Borsası’nda bugün geriye bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda esnaf kalırken, tüketimin azalması kar yapmalarını engelliyor. Ustalar, teknolojiye yenik düşen mesleklerini zorlu şartlara rağmen sürdürmeye devam ediyor. Her ustanın elinde şekillenen süpürgeler, çeşitli yapım aşamalarından geçtikten sonra hazır hale geliyor. İlk önce temizleme işleminden geçen süpürge telleri sonrasında bağlanmak için sarma işlemine gönderiliyor.

‘TEKNOLOJİ BİZİ BİTİRDİ’

Süpürge Borsası’nda 56 yıldır üretim yapan, evli ve 2 çocuk babası Hamdi Gaspar, “1970’li yıllardan 2000’li yıllara kadar burada süpürge imalatı olarak 200-250 iş yeri vardı. Bu iş yerlerinde, her birinde beşer kişi çalışıyordu. Yani bu ne demek? Yaklaşık bin kişiden fazla insan ekmeğini çıkarıyordu, parasını kazanıyordu. Bacasız bir fabrika gibiydi. Ham maddeyi, merkez köyler, ilçe köyler ekiyorlardı. Ekim alanları çoktu o zaman. Türkiye’nin yurt içine bu mesleği yapanlara hem ham madde olarak hem satan tüccarlara buradan bu ürünler gidiyordu. Zaman geçtikten sonra gönderilen yerler kendileri başladılar, ham madde üretmeye. Hem imalatını da yapıyorlar. Daha sonra teknoloji bizi bitirdi. Hem ham madde üretimi düştü hem imalat düştü” diye konuştu.

‘SÜPÜRGE OLANA KADAR BEŞ ALTI ELDEN GEÇİYOR’

Süpürgenin üretim aşamasına kadar olan sürecini anlatan Gaspar, “Üretici tarlaya ekiyor. Ham maddeyi yetiştiriyor. Bunun tabii ki kesmesi var, soyması var, taraması var. Ürettikten sonra hazır hale getiriliyor. Kilogram üzerinden biz de burada ticaret borsasından açık arttırma usulü alıyoruz, iş yerimizde kullanıyoruz. Yapımında yine aynı emek var. Tek tek şimdi burada yapmış olduğum ham maddeyi hazırlıyorum. Buradan daha sonra da süpürge yapımına geçilecek. Yani süpürge olana kadar beş altı elden geçiyor. Bu sezon öyle bir sezon geçirdik ki satışlarımız da düştü. Ürettiğiniz mamul maddenin yüzde 50’sini ancak satabildik. Daha sonra biraz hareket oldu. Depoda baya satamadık, onlar kalmıştı. Şu anda satıldı. Mevsim itibarıyla kışa girdiğimiz zaman bizim bu ürettiğimiz mamul, yapılı süpürge satışlarımız yüzde 40-50’lere bile yaklaşmaz. Kışın bizim satışlarımız çok düşer” ifadelerini kullandı.

‘MERKEZDE HAM MADDE ÜRETİMİ KALMADI’

Bölgede ham madde üretiminin de düştüğünü dile getiren Hamdi Gaspar, “Genelde kırsal kesimde, köylerde, Anadolu’da ağırlıklı kullanılıyor. Bir süpürgeyi kullanan insan en azından 6-7 ay kullanabilir yani. O kadar sağlam yapısı var. Kendisi de zaten plastik değil. Orijinal bir ürün. Tüketim de çok düştü. Ham maddenin üretimi merkez köylerimizde kalmadı. Zaten burada yok gibi bir şey. Burada merkeze bağlı köylerde üç beş hane ekiyor. Uzunköprü ilçemizde köylerde ağırlıklı ekiyorlar. Maliyetleri de yüksek. İşçilikle olan bir iş bu. Onlar da çok haklı yani bu durumda” dedi.

‘ÜRETİM YAPAN 3 ARKADAŞIZ BURADA’

Gaspar, “Şu anda 8 esnaf var imalat yapan ama üretim çok yapan 3 tane arkadaşız burada. Daha önce ürettiğimiz ürünü haftanın dört beş günü servis oluyordu. Şimdi tabii ki satış da olmadığını için haftada bir servis alıyor. Yani pazarlama servisimiz oluyor. Yani bir elin parmağını geçmez esnaf sayısı. Yok denecek kadar az. Şu anda gördüğünüz gibi ben çalışıyorum. Bu işi yapacak var. Fakat onlar da yaşlılar. Yeni nesil hiç kalmadı. Bizim eskiden mesleğimiz çalışana para kazandıran bir meslekti. Meslek bitmez ama karın da doyurmaz. Ben zaten 56 seneden beri bu işi yapıyorum. Bu işte ancak geçinmişim. Benden öncekiler de öyleydi. Bugün günün ekonomik şartlarına uymuyor. Yani karı düşük” diye konuştu.

Kaplumbağadan yumurta sürprizi!

Nadir ALP

Edirne’de ailenin bir ferdi titizliğinde bakılan bir kaplumbağanın yumurtlaması aileyi telaşlandırdı.

Edinilen belgiye göre, oğlunun ilkokul birinci sınıfta, öğretmenin hayvan sevgisinin oluşması için her bir çocuğun hayvan edinmesini istemesi üzerine alınan kaplumbağa, 19 yıldır evin bir ferdi gibi bakılıyor.

Kaplumbağayı geçen yıla kadar 84 yaşındaki babaannenin baktığı ve onu gün aşırı suyunu değiştirerek üzerini fırça ile temizlediği belirtildi.

Şimdiki bakıcısı olan kadın ise “Kaplumbağamıza kayınvalidem bakıyordu. Vefatından sonra bu işi ben devraldım. Yazın bahçede duruyor, hava soğuyunca da banyoda ilgileniyorum. Geçen gün kaplumbağayı bir süre suyun içinde tuttum, sonra çıkarıp kuruladım. Bezi açtığımda da bir tane yumurta yaptığını gördüm” dedi.

İnanılmaz bir şey olmuş gibi hala şokta olduğunu ifade eden kadın, “Kaplumbağamızı yumurtasıyla birlikte zemini toprak olan bahçeye bıraktık. Allahtan umut kesilmez” diyerek yavru çıkarma ihtimalinin peşine düştüklerini söyledi.