Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Batı Türkleri Akalın’ın gündeminde

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Avrupa Konseyi’ndeki konuşmasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından tanınan hakların Batı Trakya’da da fiilen kullanılabilmesi gerektiğini bildirdi.

Akalın yaptığı yazılı açıklamada, “Avrupa’da Türk söz konusu olduğunda hak, hukuk ve adalet sırtını dönmemelidir” diyerek şunlara yer verdi:

“Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Yunanistan hakkında hazırlanan raporun görüşmeleri sırasında, Batı Trakya Türklerinin kimlik ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin önemli bir konuyu gündeme getirdim.

Raporda Batı Trakya’daki topluluk için ‘Müslüman azınlık’ ifadesi kullanılırken, ‘Türk’ ifadesinin kullanılmasından ısrarla kaçınıldığı görülmektedir.

Komisyon görüşmelerinde raporu hazırlayan raportör gruba, raporda neden ‘Türk’ ifadesinin kullanılmadığını açıkça sordum. Ancak bu soruma cevap verilmedi.

Bununla da kalmadı. Raporda ‘Türk’ ifadesinin kullanılması yönünde verdiğim önerge, komisyon görüşmelerinde oy çokluğuyla reddedildi.

Bu nedenle konuyu Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu’nda da gündeme taşıdım.

Lozan Antlaşması’nda Batı Trakya’daki azınlık için ‘Müslüman azınlık’ ifadesinin kullanılması, bireylerin kendilerini Türk olarak tanımlamasına engel değildir. İnsanların etnik kimliklerine ilişkin kendi ifadelerine ve bu doğrultuda örgütlenme özgürlüklerine saygı gösterilmesi gerekir.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Bekir-Ousta grubu kararlarında, derneklerin tescil edilmemesi ve İskeçe Türk Birliği’ne yönelik uygulamalar nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

Üstelik bu konu güncel bir meseledir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2025 yılında İskeçe Türk Kadınları Kültür Derneği’nin tescil edilmemesiyle ilgili de ihlal kararı vermiştir.

Dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ortaya konulan ilkelerin Batı Trakya’da da uygulanması gerekmektedir.

Bu mesele, Batı Trakya Türklerinin hak mücadelesinin sembol isimlerinden Dr. Sadık Ahmet’in yıllar önce verdiği mücadeleyi de hatırlatmaktadır. Aradan geçen yıllara rağmen Türk kimliğinin ifade edilmesi ve bu kimlik temelinde örgütlenme hakkının hâlâ tartışma konusu olması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Bizim talebimiz nettir:

Batı Trakya’da kendisini Türk olarak tanımlayan insanların bu kimliği özgürce ifade edebilmesi ve Türk kimliğini taşıyan derneklerin isimlerinde ‘Türk’ ifadesini kullanabilmesi sağlanmalıdır.

Pomak ve Roman vatandaşların kendi kimliklerini ifade etme hakkına da aynı şekilde saygı gösterilmelidir.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde yaptığım konuşmada da vurguladığım gibi, her birey kendi kimliğini özgürce ifade edebilmelidir.

Komisyonda ‘Türk’ ifadesinin kullanılmasına yönelik önergemizin reddedilmesinin ardından bu konuyu Genel Kurul kürsüsünden bir kez daha gündeme taşıdım.

Mesele açıktır: AİHM tarafından tanınan hakların Batı Trakya’da da fiilen kullanılabilmesi gerekir.”

Gencan’dan alt yapı ve itfaiye temasları

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, İstanbul programı kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ ve İstanbul İtfaiyesi yöneticileriyle bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmelerde Edirne’nin altyapı ihtiyaçları ile itfaiye hizmetleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

EDİRNE’NİN ALTYAPI İHTİYAÇLARI KONUŞULDU

Başkan Gencan, İSKİ Genel Müdürlüğünde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan ile bir araya geldi. Görüşmede İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa da yer aldı.

Edirne’nin altyapı ihtiyaçlarının ele alındığı görüşmede, Başkan Gencan kentte bu alanda ihtiyaç duyulan çalışmalar hakkında değerlendirmelerini paylaşırken, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

Başkan Gencan, görüşmenin ardından İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa’ya nazik ev sahiplikleri, görüş ve katkıları için teşekkür etti.

İSTANBUL İTFAİYESİ’NE ZİYARET

Başkan Gencan, İstanbul programının devamında ülkemizin en köklü itfaiye teşkilatlarından İstanbul İtfaiyesi’ni ziyaret ederek İBB İtfaiye Daire Başkanı Remzi Albayrak ile bir araya geldi.

Görüşmede Edirne İtfaiyesinin çalışmaları ve itfaiye hizmetleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. İstanbul İtfaiyesinin deneyimleri ve uygulamaları hakkında da değerlendirmelerin yapıldığı görüşmede, yerel yönetimler arasında bilgi ve deneyim paylaşımının önemine dikkat çekildi.

Başkan Gencan, nazik ev sahipliği, ilgisi ve katkıları dolayısıyla İBB İtfaiye Daire Başkanı Remzi Albayrak’a teşekkür etti.

“BİLGİ VE DENEYİM PAYLAŞIMINI ÖNEMSİYORUZ”

İstanbul programındaki görüşmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan şu ifadeleri kullandı: “Edirne’mizin ihtiyaçlarını farklı başlıklarda değerlendiriyor, kentimize katkı sağlayabilecek bilgi ve deneyimleri önemsiyoruz.

İSKİ Genel Müdürlüğünde gerçekleştirdiğimiz görüşmede Edirne’mizin altyapı ihtiyaçları üzerine konuştuk, görüş alışverişinde bulunduk. İstanbul İtfaiyesi ziyaretimizde ise Edirne İtfaiyemizin çalışmaları ve itfaiye hizmetleri üzerine değerlendirmeler gerçekleştirdik.

Nazik ev sahiplikleri ve değerli katkıları için İBB Başkan Vekilimiz Nuri Aslan’a, İSKİ Genel Müdürümüz Doç. Dr. Şafak Başa’ya ve İBB İtfaiye Daire Başkanımız Remzi Albayrak’a teşekkür ediyorum.”

CHP’de Kayhan yönetimini oluşturdu

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Teşkilatı’nda Ağustos ayında il gençlik kolları başkanlığına getirilen Baran Kayhan, yönetim kurulunu oluşturarak çalışmalara başladıklarını duyurdu.

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı tarafından 18 Ağustos’ta il gençlik kolları başkanlığı görevine getirilen Baran Kayhan, yönetim kurulunu oluşturdu. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kayhan, gençlik kolları il yönetimi olarak yeni dönemde çalışmalara başladıklarını belirtti.

Yönetiminde görev alan isimlere teşekkür eden Kayhan açıklamasında, “Bu görev, yalnızca belirli kişilerin değil; Edirne gençliğinin farklı fikirlerinin, farklı deneyimlerinin ve ortak emeğinin bir araya gelmesinin sorumluluğudur. Bizler; ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, birbirimizi dinleyerek ve birbirimizin gücünden yararlanarak yol yürümeyi önemsiyoruz. Her arkadaşımızın emeğinin ve fikrinin değerli olduğu bir anlayışla, gençliğin enerjisini ortak çalışmalarımıza yansıtacağız. Yönetimimiz ile birlikte hedefimiz; dayanışmayı büyütmek, gençlerin sözünü güçlendirmek ve Edirne için birlikte çalışmaktır. Bu süreçte görev alan tüm yönetim kurulu arkadaşlarıma başarılar diliyor, bugüne kadar emek veren tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Baran Kayhan’ın il gençlik kolları yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:

Ebru Aldemir, Bükre Bağcı, Serkan Barık, Ozan Barış Çakıl, Şevval Reis, Mustafa Gölge, İlinay Islattı, Berke Kalkan, Simay Kıran, Fatmanur Saraçlı, Atakan Uyuay, Ataer Yıldırır, Ece Yılmaz, Özgür Yılmaz

Şanslı bayiden ikinci ikramiye!

Olgay GÜLER

Edirne’de Ağustos ayında ‘100’e Katla’ isimli kazı kazan oyunundan 8 milyonluk büyük ikramiyeyi kazandıran Saraçlar Caddesi’ndeki şans oyunları bayisi, bu kez de 2 milyonluk ikramiye kazandırdı.

Kentte bir talihli, 24 Ağustos’ta Saraçlar Caddesi’nde şans oyunları bayisinden, 100 liralık ‘100’e Katla’ isimli ‘Kazı Kazan’ kartı satın aldı. Kartı kazıyan vatandaş, büyük ikramiye olan 8 milyon lirayı kazandı. Daha önce de büyük ikramiye kazandıran bayiye, bu gelişmenin ardından vatandaşların ilgisi arttı. Aynı bayi, Salı günü akşam saatlerinde bu kez de 2 milyon ikramiye kazandırdı. Talihli, 500 liralık ‘Altın Gümüş’ isimli kazı kazan oyunundan çıkan büyük ikramiyeyi görünce şaşkınlığını gizleyemedi.

Bayi ortaklarından Tülay Ceylan, şanslı bayi olmaktan mutluluk duyduklarını söyleyerek, “Bayimizden daha önce 8 milyon 100’lü kazı kazandan çıktı. Şu anda 500’lükten 2 milyon daha verdik. Şanslı bayi olmaktan çok mutluyuz. Umarım bundan sonra daha büyük ikramiyeleri müşterilerimize kazandırırız. Şu anda kazanan oldukça ve duyuldukça kazı kazan oyunlarına ilgi daha fazla var. Müşterilerimiz giderek kartıyor, bundan gayet mutluyuz” dedi.

Manuel ve Akülü Tekerlekli Sandalye Arasındaki Farklar Nelerdir?

Manuel tekerlekli sandalye ile akülü tekerlekli sandalye arasındaki temel fark, hareketin nasıl sağlandığıdır. Manuel modeller kullanıcı veya refakatçi gücüyle hareket ederken akülü modeller elektrik motoru ve batarya sistemi kullanır. Hangi seçeneğin daha uygun olduğu; kişinin fiziksel kapasitesi, günlük kullanım mesafesi, yaşam alanı ve bağımsız hareket beklentisine göre değişir. Mobilite ürünleri alanında farklı seçenekler sunan Römer, bireysel kullanımın yanında kurumsal ve toptan tekerlekli sandalye ihtiyaçlarının değerlendirilmesinde de kullanıcıların karşılaşabileceği markalardan biridir.

Tekerlekli sandalye satın alma sürecinde kullanıcıların en sık karşılaştığı sorulardan biri manuel ve akülü modeller arasında nasıl seçim yapılacağıdır. Her iki ürün grubunun da farklı kullanım avantajları bulunur.

Bu nedenle “hangisi daha iyi?” sorusundan ziyade “hangi model hangi kullanım biçimine daha uygun?” sorusu üzerinden ilerlemek daha doğru sonuç verir.

Manuel Tekerlekli Sandalye Nasıl Çalışır?

Manuel modellerde hareket için elektrik motoruna ihtiyaç duyulmaz. Kullanıcı büyük arka tekerlekleri elleriyle çevirerek sandalyeyi hareket ettirebilir veya ürün bir refakatçi tarafından itilerek kullanılabilir.

Bu yapı manuel ürünleri özellikle kısa mesafeler, hastane kullanımı, hasta transferi ve refakatçi desteğinin bulunduğu günlük aktiviteler için pratik hale getirebilir.

Katlanabilir modeller de taşıma kolaylığı sağlaması nedeniyle sık tercih edilir.

Araç bagajına yerleştirme ihtiyacı bulunan kullanıcılar açısından ürünün hem katlanmış ölçülerinin hem de ağırlığının değerlendirilmesi önemlidir.

Manuel Modellerin Öne Çıkan Özellikleri Nelerdir?

Manuel sandalyelerde motor ve batarya bulunmadığından mekanik yapı daha sade olabilir. Bu durum bazı modellerde daha düşük toplam ağırlık ve daha kolay taşıma avantajı sağlayabilir.

Şarj gerektirmemeleri de kullanım açısından önemli bir farktır.

Bununla birlikte kullanıcının sandalyeyi kendi başına hareket ettirmesi için yeterli kol ve üst gövde gücüne sahip olması gerekebilir.

Uzun mesafelerde sürekli manuel hareket yorucu hale gelebilir. Bu noktada elektrik destekli seçenekler daha işlevsel bir alternatif oluşturabilir.

Akülü Tekerlekli Sandalye Nasıl Çalışır?

Akülü tekerlekli sandalye elektrik motoru, batarya ve elektronik kontrol sistemiyle hareket eder. Kullanıcı çoğu modelde joystick yardımıyla yön ve hız kontrolü sağlayabilir.

Bu sistem, tekerleklerin elle çevrilmesi ihtiyacını ortadan kaldırdığı için fiziksel gücü sınırlı olan kullanıcılara önemli bir hareket desteği sunabilir.

Akülü ürünler yalnızca motorlu olmalarıyla değil, teknik kapasiteleriyle de birbirinden ayrılır.

Motor özellikleri, taşıma kapasitesi, batarya teknolojisi ve sandalye boyutları modele göre farklılık gösterebilir.

Akülü Model Kimler İçin Daha Uygun Olabilir?

Manuel sandalye kullanmakta zorlanan veya dışarıda daha uzun mesafe kat etmesi gereken kişiler akülü seçenekleri değerlendirebilir.

Kullanıcının joystick sistemini güvenli biçimde kontrol edebilmesi de önemli bir değerlendirme kriteridir.

Ev içerisinde kullanılacak bir modelde küçük dönüş çapı avantaj oluştururken, dış mekânda kullanılacak sandalyede tekerlek yapısı ve sürüş dengesi daha önemli hale gelebilir.

Kişinin özel fiziksel koşulları söz konusu olduğunda sağlık profesyonellerinin değerlendirmesinden yararlanılması ürün seçimini kolaylaştırabilir.

Manuel ve Akülü Sandalye Arasındaki Temel Farklar

İki ürün grubu arasındaki ilk fark güç kaynağıdır. Manuel model insan gücüyle hareket ederken akülü model elektrik enerjisinden yararlanır.

Bir diğer fark ağırlıktır. Batarya ve motor nedeniyle akülü modeller manuel seçeneklere göre genellikle daha ağır olabilir.

Taşıma kolaylığı açısından da ürünler farklılaşır. Manuel modellerin önemli bir bölümü katlanabilir yapıdayken bazı akülü ürünler de katlanabilir veya parçalarına ayrılabilir şekilde tasarlanabilir.

Bakım ihtiyacında ise akülü modellerde mekanik parçaların yanı sıra batarya ve elektronik sistemler de devreye girer.

Akülü Tekerlekli Sandalye Seçiminde Batarya Ne Kadar Önemlidir?

Batarya, akülü modellerin günlük kullanımını belirleyen temel bileşenlerden biridir.

Ancak yalnızca bataryanın kapasitesine bakarak karar vermek yeterli değildir. Kullanıcının günlük mesafesi, zeminin yapısı ve şarj olanakları birlikte değerlendirilmelidir.

Üretici tarafından belirtilen menzil değerleri belirli test koşullarına dayanabilir. Gerçek kullanımda yol eğimi, yük miktarı ve sürüş şekli nedeniyle farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Bu yüzden özellikle yoğun kullanım planlayan kişilerin günlük ihtiyaçları için yeterli kapasite sağlayabilecek bir model tercih etmesi önemlidir.

İç Mekân Kullanımı İçin Hangi Model Daha Uygundur?

Evde kullanılacak sandalye seçiminde ürün türünden önce fiziksel alanın koşullarına bakılması gerekir.

Dar kapılar ve koridorlar geniş modellerin hareketini zorlaştırabilir. Bu nedenle sandalye toplam genişliği ve dönüş çapı önceden ölçülmelidir.

Manuel modeller hafif ve pratik yapılarıyla ev içerisinde avantaj sağlayabilir. Bununla birlikte kullanıcı manuel hareketi gerçekleştiremiyorsa kompakt bir akülü model daha uygun olabilir.

Dolayısıyla iç mekân için tek bir ürün tipini her kullanıcı açısından doğru kabul etmek mümkün değildir.

Dış Mekân Kullanımında Nelere Dikkat Edilmeli?

Dış ortamda yol koşulları değişken olabilir. Kaldırım geçişleri, rampalar ve farklı yüzeyler sandalyenin dengesi üzerinde etkili olur.

Manuel modellerde tekerlek yapısı ve frenler önem kazanırken akülü ürünlerde bunlara motor performansı ve batarya kapasitesi de eklenir.

Dışarıda sık hareket eden kullanıcının sandalyede geçirdiği süre artacağı için oturma konforu da önemli hale gelir.

Koltuk genişliği, sırt desteği ve ayaklıkların doğru şekilde ayarlanması uzun süreli kullanım deneyimini doğrudan etkileyebilir.

Toptan Tekerlekli Sandalye Alımında Manuel mi Akülü mü Tercih Edilmeli?

Kurumsal ihtiyaçlarda manuel veya akülü model seçimi kuruluşun kullanım senaryosuna bağlıdır.

Hastanelerde hasta transferi veya kısa süreli kullanım için manuel modellerin pratikliği öne çıkabilir. Uzun süreli rehabilitasyon veya bireysel kullanıcı ihtiyaçlarında ise akülü seçenekler de değerlendirmeye alınabilir.

Toptan tekerlekli sandalye satın alan kurumların, bütün siparişi tek modelden oluşturmak yerine farklı kullanıcı gruplarını analiz etmesi faydalı olabilir.

Bu yaklaşım kurumların hem maliyet hem de kullanım verimliliği açısından daha doğru bir ürün dağılımı oluşturmasına yardımcı olabilir.

Kurumsal Satın Almalarda Fiyat Dışında Neler Değerlendirilmeli?

Çoklu alımlarda birim fiyat doğal olarak önemli bir kriterdir. Ancak tek başına yeterli değildir.

Ürünlerin dayanıklılığı, garanti koşulları, servis erişimi ve yedek parça tedariki uzun vadeli maliyet üzerinde etkili olabilir.

Yoğun kullanılacak sandalyelerde tekerlek, fren, kolçak ve ayaklık gibi parçaların bakım ve değişim süreçleri de dikkate alınmalıdır.

Akülü ürünlerde batarya değişimi ve teknik servis konusu ayrıca değerlendirilmelidir.

Hangi Tekerlekli Sandalye Tercih Edilmeli?

Kullanıcı kendi gücüyle rahat hareket edebiliyorsa veya sürekli refakatçi desteğine sahipse manuel bir tekerlekli sandalye pratik çözüm sağlayabilir.

Fiziksel eforu azaltmak ve daha bağımsız hareket etmek önemliyse akülü tekerlekli sandalye modelleri değerlendirilebilir.

Kurumsal ihtiyaçlarda ise manuel veya elektrikli sistem ayrımından önce kullanım amacı ve kullanıcı profili belirlenmelidir. Ardından toptan tekerlekli sandalye siparişi bu ihtiyaçlara uygun bir ürün planıyla oluşturulabilir.

Sonuç olarak doğru karar, ürün kategorisinden çok kullanıcının günlük yaşamına ve kurumun kullanım biçimine bağlıdır.

Tekerlekli Sandalye Seçerken Günlük Kullanım İhtiyaçları Neden Önemli?

Hareket kısıtlılığı yaşayan bireyler için doğru mobilite ürününü seçmek, günlük yaşamın daha rahat ve planlı sürdürülmesine katkı sağlayabiliyor. Bu noktada tekerlekli sandalye seçimi yalnızca bir ürün satın alma kararı olarak değil, kişinin yaşam alanı, fiziksel ihtiyaçları ve kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir süreç olarak öne çıkıyor.

Farklı kullanıcı profillerine yönelik ürün alternatifleri sunan Tekerleklisandalyeci, manuel modellerden elektrik destekli seçeneklere kadar çeşitli çözümleri bir araya getiriyor. Ancak kullanıcıların karar verirken yalnızca ürün kategorisine değil, sandalyenin nerede ve ne sıklıkta kullanılacağına da dikkat etmesi gerekiyor.

Çünkü kısa süreli kullanım için yeterli olabilecek bir model, gün boyu kullanımda aynı konforu sunmayabilir. Benzer şekilde ev içerisinde rahatlıkla kullanılabilen bir sandalye, dış mekânda beklenen performansı göstermeyebilir.

Her Kullanıcının İhtiyacı Aynı Değil

Tekerlekli sandalye seçiminde en önemli noktalardan biri, kullanıcının günlük ihtiyaçlarının doğru şekilde belirlenmesi. Hareket kabiliyeti, vücut ölçüleri, kol gücü, refakatçi desteği ve ürünün kullanılacağı alan bu süreçte öne çıkan temel kriterler arasında yer alıyor.

Bazı kullanıcılar sandalyeyi yalnızca hastane ziyaretleri, kısa mesafeler veya dışarı çıkarken kullanırken bazı kişiler için tekerlekli sandalye günlük yaşamın sürekli bir parçası olabiliyor.

Bu nedenle ürün seçiminde kullanım süresi mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Uzun süreli kullanım söz konusu olduğunda oturma yüzeyinin rahatlığı, sırt desteği ve ergonomik yapı daha fazla önem kazanıyor.

Manuel Tekerlekli Sandalyeler Hangi Durumlarda Tercih Ediliyor?

Manuel modeller, tekerlekli sandalye kategorisinin en yaygın seçenekleri arasında bulunuyor. Bu ürünlerde kullanıcı arka tekerlekleri kendi gücüyle hareket ettirebiliyor veya sandalye bir refakatçi tarafından itilerek kullanılabiliyor.

Manuel modellerin öne çıkan avantajlarından biri genellikle daha hafif ve kolay taşınabilir olmaları. Özellikle katlanabilir ürünler, araç bagajına yerleştirme ve ev içerisinde saklama konusunda pratiklik sağlayabiliyor.

Kısa mesafeli kullanım, refakatçi desteği veya üst vücut gücünün yeterli olduğu durumlarda manuel tekerlekli sandalye modelleri işlevsel bir çözüm sunabiliyor.

Buna karşılık daha uzun mesafeler veya bağımsız hareket ihtiyacı söz konusu olduğunda elektrik destekli modellere yönelim artabiliyor.

Akülü Tekerlekli Sandalye Kullanımı Neden Yaygınlaşıyor?

Teknolojinin mobilite ürünlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte akülü tekerlekli sandalye seçenekleri de çeşitlenmiş durumda. Elektrik motoru ve batarya sistemi sayesinde çalışan bu ürünler, kullanıcının daha az fiziksel eforla hareket edebilmesine olanak sağlayabiliyor.

Çoğu model joystick aracılığıyla kontrol ediliyor. Kullanıcı, yön ve hız ayarlarını bu kontrol sistemi üzerinden yönetebiliyor. Bu özellik özellikle manuel kullanım için yeterli kol gücüne sahip olmayan bireylerde önemli bir avantaj oluşturabiliyor.

Akülü modellerin sağladığı en önemli katkılardan biri, belirli koşullar altında kişinin hareket bağımsızlığını artırabilmesi. Ancak her elektrikli modelin aynı kullanım alanına uygun olmadığını da unutmamak gerekiyor.

Motor Gücü ve Batarya Kapasitesi Nasıl Değerlendirilmeli?

Bir akülü tekerlekli sandalye satın alınırken kullanıcıların sıklıkla dikkat ettiği konuların başında motor performansı ve batarya kapasitesi geliyor.

Ancak teknik veriler tek başına yeterli bir değerlendirme sunmayabilir. Örneğin ürünün katalogda belirtilen menzil değeri, gerçek kullanım sırasında farklılaşabilir.

Kullanıcının ağırlığı, zeminin eğimi, sürüş alışkanlıkları ve bataryanın mevcut durumu, tek şarjla gidilebilecek mesafeyi etkileyebilir. Bu nedenle günlük kullanım mesafesi önceden yaklaşık olarak belirlenmeli ve ürün özellikleri buna göre karşılaştırılmalı.

Ayrıca bataryanın şarj süresi ve ilerleyen dönemlerde değişim gerektirip gerektirmeyeceği de uzun vadeli maliyet açısından değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.

Ev İçinde Kullanılacak Sandalyelerde Ölçüler Önem Taşıyor

Ev içerisinde kullanılacak bir tekerlekli sandalyenin boyutları, kullanıcı deneyimi açısından oldukça önemli. Özellikle dar koridorlar, oda kapıları ve mobilyalar arasında kalan alanlar hareket kabiliyetini etkileyebiliyor.

Bu nedenle ürünün yalnızca oturma genişliği değil, toplam genişliği ve dönüş çapı da incelenmeli. Gereğinden büyük bir model, ev içerisinde manevra yapmayı zorlaştırabilir.

Akülü modellerde bu konu daha da önemli hale gelebiliyor. Motor ve batarya gibi ek bileşenler nedeniyle bazı ürünlerin toplam ölçüleri manuel modellere göre daha büyük olabiliyor.

Eğer sandalye ağırlıklı olarak evde kullanılacaksa kompakt yapıya ve küçük dönüş çapına sahip modeller daha işlevsel olabilir.

Dış Mekân Kullanımında Dayanıklılık Ön Plana Çıkıyor

Dış mekânda kullanılan tekerlekli sandalyeler farklı zemin koşullarıyla karşılaşıyor. Kaldırım yüzeyleri, rampalar, parke taşları ve hafif eğimli yollar sürüş konforunu doğrudan etkileyebiliyor.

Bu nedenle dış ortam kullanımında tekerleklerin yapısı, gövde dengesi ve ürünün taşıma kapasitesi daha fazla önem taşıyor.

Akülü modellerde ise motor performansı ve batarya kapasitesine ek olarak süspansiyon ve tekerlek özellikleri de değerlendirmeye dahil edilebilir. Kullanıcının günlük olarak uzun mesafeler kat etmesi planlanıyorsa sürüş konforu daha kritik hale geliyor.

Oturma Konforu Uzun Kullanım Süresinde Belirleyici

Bir tekerlekli sandalye yalnızca hareket etmeye yardımcı olan bir ekipman değil, aynı zamanda kullanıcının uzun süre üzerinde oturabileceği bir destek sistemidir.

Bu nedenle oturma genişliği, sırt bölümü, kolçaklar ve ayaklıkların kullanıcıya uygun olması gerekiyor. Doğru oturma pozisyonunun desteklenmesi, uzun süreli kullanımda konfor açısından önemli bir fark yaratabiliyor.

Minder seçimi de göz ardı edilmemesi gereken başlıklardan biri. Kullanıcının ihtiyaçlarına göre farklı yoğunlukta ve yapıda minder seçenekleri değerlendirilebilir.

Özel medikal gereksinimleri bulunan kişilerin ürün seçiminde sağlık profesyonellerinden görüş alması daha doğru bir yaklaşım olabilir.

Katlanabilir Modeller Taşımayı Kolaylaştırabiliyor

Seyahat eden veya sandalyeyi sık sık araçla taşıyan kullanıcılar için katlanabilir yapı önemli bir avantaj sağlayabiliyor.

Manuel sandalyelerin büyük bölümünde katlanabilir gövde seçenekleri bulunurken, bazı akülü modellerde de taşımayı kolaylaştıran katlanabilir veya parçalarına ayrılabilen tasarımlar görülebiliyor.

Ancak taşınabilirlik değerlendirilirken yalnızca katlanma mekanizmasına değil, ürünün toplam ağırlığına da bakmak gerekiyor. Özellikle akülü modellerde batarya ve motor sistemi toplam ağırlığı artırabiliyor.

Fiyat Karşılaştırmasında Sadece İlk Maliyet Düşünülmemeli

Tekerlekli sandalye fiyatları ürünün malzemesi, taşıma kapasitesi, tasarımı ve teknik özelliklerine göre değişiklik gösterebiliyor.

Manuel ürünler genellikle daha basit bir mekanik yapıya sahipken, akülü modellerde motor, elektronik kontrol sistemi ve batarya gibi ek bileşenler bulunuyor. Bu durum fiyat farkının temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Satın alma sırasında yalnızca başlangıç fiyatına bakmak yerine bakım, yedek parça ve servis seçeneklerinin de değerlendirilmesi faydalı olabilir.

Uzun vadeli kullanım söz konusu olduğunda güvenilir teknik destek ve parça temini, ürünün kullanım süresini doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.

Doğru Ürün Seçimi Yaşam Kalitesini Destekleyebilir

Tekerlekli sandalye seçiminde temel amaç, kullanıcının yaşamına en uygun çözümü belirlemek olmalı. Ürünün teknik olarak gelişmiş olması tek başına yeterli değil; kullanıcının günlük yaşamına gerçekten uyum sağlaması gerekiyor.

Evde kullanım, dışarı çıkma sıklığı, taşıma ihtiyacı, refakatçi desteği ve kullanıcının fiziksel özellikleri birlikte değerlendirildiğinde daha bilinçli bir seçim yapılabilir.

Tekerlekli sandalye ihtiyacı zaman zaman sosyal destek projeleriyle de gündeme geliyor. İnternette müge anlı tekerlekli sandalye bağışı şeklinde yapılan aramalar da bu konudaki toplumsal ilginin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bağış yapılırken ihtiyaç sahibine uygun ürünün seçilmesi ve sürecin güvenilir kanallar üzerinden ilerletilmesi önem taşıyor.

‘Milyarlık iddiaların üzeri örtülemez’

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Tezcan Karakütük, adı fon iddialarına karışan kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, herkes hakkında etkin ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini bildirdi.

Saadet Partisi İl Başkanı Tezcan Karakütük, kamuoyunda “fon skandalı” olarak gündeme gelen iddialara ilişkin  açıklamalarda bulundu. “Millet kuruş hesabı yaparken, milyarlık iddiaların üzeri örtülemez” diyen Karakütük, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın konuyla ilgili yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, iddiaların tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

“MİLLET GEÇİM DERDİNDE”

Türkiye’de milyonlarca vatandaşın ciddi bir geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Karakütük, “Bugün Edirne’de pazara çıkan vatandaşımız filesini doldurmakta zorlanıyor. Emeklimiz kirasını, faturasını ve temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını düşünüyor. Esnafımız ayakta kalmaya, çiftçimiz üretmeye çalışıyor. Milletimiz her kuruşun hesabını yapıyor. Böyle bir ortamda milyarlarca liralık fon ve borsa manipülasyonu iddialarının cevapsız bırakılması kabul edilemez” dedi.

“MESELE BİRKAÇ KİŞİYLE SINIRLANDIRILAMAZ”

Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın konuyla ilgili açıklamalarını hatırlatan Karakütük, meselenin birkaç kişi üzerinden ele alınarak kapatılamayacağını ifade etti.

Karakütük, “Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, adı bu iddialara karışan herkes hakkında etkin ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmelidir. SPK ve BDDK başta olmak üzere denetim sorumluluğu bulunan kurumların süreçteki rolü de bütün yönleriyle ortaya çıkarılmalıdır. Paranın nereden geldiği, nereye gittiği ve kimlerin kazanç sağladığı kamuoyuna açık şekilde anlatılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“ADALET HERKES İÇİN EŞİT İŞLEMELİ”

Hukukun kişiye veya makama göre değişmemesi gerektiğini vurgulayan Karakütük, “Millete tasarruf ve sabır tavsiye edilirken, birilerinin ayrıcalıklı imkânlarla büyük kazançlar elde ettiği yönündeki iddiaların üzeri örtülemez. Yanlış yapan kim olursa olsun hesabını vermelidir. Kamu gücünü veya makamını kişisel menfaat için kullanan varsa bunun üzerine kararlılıkla gidilmelidir. Bir tarafta geçim mücadelesi veren milyonlar, diğer tarafta milyarlarca liralık usulsüzlük iddiaları varsa burada yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir adalet ve bölüşüm meselesi vardır.Emeklimizin, işçimizin, çiftçimizin ve esnafımızın hakkını korumak devletin asli görevidir. Haksız kazanç ve manipülasyon iddiaları hiçbir ayrım gözetilmeksizin sonuna kadar araştırılmalıdır” dedi.

Judoda uluslararası başarı

Edirne Judo Olimpik Spor Kulübü sporcuları 26-28.Eylül.2026 tarihleri arasında Karadağ’da gerçekleştirilen ‘Rozaje Open Uluslararası Judo Turnuvası’nda 2 şampiyonluk, 4 üçüncülük derecesi elde etme başarısını gösterdi.

Edirne Judo Olimpik Spor Kulübü’nden turnuva sonrası yapılan açıklamada, “Edirne 2026 yılı faaliyet programında yer alan ‘Rozaje Open Uluslararası Judo Turnuvası ve Toplu Çalışma Kampı’, 26-28.Eylül.2026 tarihleri arasında Karadağ’da yapılmıştır. Söz konusu uluslararası judo turnuvasında 20 ülkeden 1000 sporcu yarışmıştır. İlimizi ve ülkemizi temsilen yarıştığımız bu turnuvada sporcularımız beklenen performansı göstererek dereceye girmişlerdir” ifadelerine yer verildi.

Uluslararası judo turnuvasının müsabaka teknik sonuçlarının da paylaşıldığı açıklamada, başarılı sporcuların Edirne Belediyesi tarafından ödüllendirilmesi için gerekli resmi işlemlerin yapılması hususunun ayrıca belirtilmesine de yer verildi.

DERECELER

Prof. Dr. Şengül Demiral’in Teknik Direktörlük görevini üstlendiği Edirne Judo Olimpik Spor Kulübü sporcularının Karadağ karnesi şöyle:

Doğa Su Gülseven

44 kg Şampiyon

Gazi Osman Paşa Ortaokulu

Toprak Gülseven

25 kg Şampiyon

100.Yıl İlkokulu

Alya Kuşoğlu

36 kg Üçüncü

Selimiye İmam Hatip Ortaokulu

Nehir Güven

25 kg Üçüncü

Vali Fahri Yücel İlkokulu

Yusuf Göktuğ Kayıcı

+60 kg Üçüncü

Şehit Üsteğmen Efkan Yıldırım Ortaokulu

Efe Özel Sporcu

42 kg Üçüncü

Gazi Osman Paşa Ortaokulu

Hızlı trenden önce ‘ağır’ tren!

Olgay GÜLER

Kapıkule – Çerkezköy arasındaki ilk seferini 9 Ekim’de gerçekleştirmesi planlanan hızlı tren için geri sayım sürerken, Fransa’nın başkenti Paris’ten yola çıkan tarihi Orient Express (Şark Ekspresi), 70 yolcusuyla Kapıkule Tren Gar’ından giriş yaparak Edirne’ye ulaştı.

Paris-İstanbul arasında 1883 yılından bu yana seferler yapan Orient Express, bu yıl sonbahar dönemindeki ikinci seferi için 70 yolcusuyla 25 Eylül’de Fransa’nın başkenti Paris’ten yola çıktı. Tren ilk durak olarak Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye ardından Romanya’nın başkenti Bükreş’e vardı. Orient Express, bu sabah Avrupa’nın farklı ülkelerinden oluşan 70 yolcusuyla Edirne’deki Kapıkule Tren Garı’ndan Türkiye’ye giriş yapıp ardından kent merkezindeki tren garına vardı. Trenin yolcuları, seferi düzenleyen firmanın görevlileri tarafından karşılandı.

‘BU İŞ BENZERSİZ BİR DENEYİM KAZANDIRIYOR’

Yolculukla ilgili bilgi veren Tren Müdürü Francesco Bonotto, trenin Paris-İstanbul seferini özel kılan birçok faktör olduğunu söyleyerek, “Yolculuğumuzda son durak olarak İstanbul’a ulaşmak üzere bugün Edirne’ye ulaştık. Bu yolculuğu özel kılan bir çok faktör var. Tarih, rahat yolculuk, anlatılan hikayeler ve en önemlisi İstanbul’a ulaşması bu yolculuğu özel kılıyor. Bizim için bu yolculuğu hayatta tutmak gerçekten ayrıcalık. Yolculuğumuz çok sakin geçti. Yolda herhangi bir sürprizle karşılaşmadık. Yolculuk devam ettikçe, misafirlerimiz için tatmin seviyesi de artıyor. Yolcular son durak olarak İstanbul’a vardıklarında birçok tarihi yerleri gezme fırsatı bulacaklar. Diğer yerlerde de böyle olmuştu. Çoğunluğu oranın keyfini çıkaracak. Ben şahsen 8 yıldır bu trende çalışıyorum. Daha önce birkaç kez de Türkiye’ye gelme onuruna sahip oldum. Bizim için bu aynı zamanda sadece bir iş değil bir ayrıcalık. Bize gerçekten benzersiz bir deneyim kazandırıyor. Bizi en çok yolcuların, en sonunda trenden ayrılırken gözlerindeki mutluluğu görmek mutlu ediyor” dedi.

‘ADETA ZAMANDA YOLCULUK GİBİ’

Almanya’dan eşi Setfan Shciessl ile gelen Tansel Doğan, ilk kez Orient Express ile yolculuk yaptıklarını söyleyerek, “İlk kez Orient Express’le yolculuk yapıyoruz. Gerçekten mükemmel bir yolculuktu. 7 farklı ülkeden geçip, 4 farklı başkenti görmek çok güzel bir duyguydu. İnsanlar çok tatlıydı, ortam çok güzeldi, çok güzel arkadaşlıklar edindik. Adeta zamanda yolculuk gibiydi. Bu sene 50’inci yaş günümü kutladım, eşimin bana doğum günü hediyesiydi bu. Böyle bir deneyimi sağlıklıyken yaşamak istedik” diye konuştu. 

Stefan Schiessl de, yolculuktan çok mutlu olduklarını belirterek, “Yolculuk çok güzeldi. Gerçekten keyfini çıkarıyorum. İstanbul’a ulaşmak için dört gözle bekliyorum. İstanbul’da bir çok yeri gezeceğim, kokoreç yiyeceğim. Gerçekten çok güzeldi yolculuk şu ana kadar, çok güzel arkadaşlıklar edindik” şeklinde konuştu.

‘GÜZEL ANILARIM CANLANIYOR’

Eşiyle birlikte gelen Fas asıllı Janan Benabud, Türkiye’ye daha önce de geldiğini söyleyerek, “Orient Express’le ilk kez seyahat ediyorum ama Türkiye’ye ilk kez gelmiyorum. Babam Ankara’da Fas Büyükelçisi’ydi. Benim için tekrar eve gelmek gibi. Buraya her geldiğimde güzel anılarım canlanıyor. Çok güzel bir yolculuk benim için. Muhteşem bir yolculuk ve beklentilerimin üzerinde. İstanbul’da birçok yeri gezmeyi planlıyoruz. Pera Palas, Topkapı, Dolmabahçe, Mısır Çarşısı gibi yerlere gideceğiz” ifadelerini kullandı.

Edirne’den İstanbul’a gitmek üzere yola çıkan tren, buraya vardıktan sonra düzenlenecek gezi ve programların ardından toplam 70 yolcuyla birlikte 2 Ekim Cuma günü Paris’e geri dönmek üzere yola çıkacak.

Kışın Nerede Kalınır? Bungalov Ev mi, Termal Otel mi, Palandöken Otelleri mi?

Soğuk havaların kendini iyice hissettirdiği, doğanın yavaşlayıp derin bir uykuya daldığı kış ayları, seyahat alışkanlıklarımızı ve tatilden beklentilerimizi tamamen değiştiren özel bir dönemdir. Yaz mevsiminin hareketli, sıcak ve kalabalık atmosferinden uzaklaşıp karın, sessizliğin ve huzurun tadını çıkarmak isteyenler için kış tatilleri eşsiz bir bedensel ve zihinsel yenilenme fırsatı sunar. Şehrin gri bulutları, egzoz dumanı ve yorucu koşturmacası arasında boğulurken, bembeyaz bir örtüyle kaplı ormanda uyanmak veya dondurucu soğuğa inat buharı tüten sıcak sularda dinlenmek paha biçilemez bir deneyimdir. Kış turizmi günümüzde yalnızca belirli bir zümrenin veya sadece kayak tutkunlarının tekelinde olmaktan çıkmış; doğa turizmi, gastronomi ve sağlık odaklı seyahat alternatifleriyle herkes için erişilebilir, çok yönlü bir kavrama dönüşmüştür.

Kusursuz bir kış tatilini belirleyen en temel unsur ise hiç şüphesiz amaca uygun konaklama tercihidir. Beklentilerin bu denli çeşitlendiği bir mevsimde, doğru rotayı ve tesis türünü belirlemek seyahatin genel kalitesini doğrudan etkiler. Kimi gezginler şömine başında kitabını okurken dışarıdaki kar fırtınasını izleyeceği izole bir sessizliği arzularken, kimileri şifalı sularda bütün bir yılın stresinden arınmayı, kimileri ise metrelerce yükseklikteki karlı zirvelerde adrenalin dolu anlar yaşamayı hedefler. Bu noktada, doğayla iç içe olmayı sağlayan bağımsız ahşap yapılar, bedeni tazeleyen kapsamlı sağlık merkezleri ve kış sporlarının kalbinin attığı yüksek rakımlı tesisler arasında kendi tatil anlayışınıza en uygun olanı seçmek büyük önem taşır.

Ormanın Derinliklerinde Sessiz, Romantik ve İzole Bir Kaçış Noktası

Kış mevsiminin en büyüleyici yanlarından biri, doğanın usulca uykuya daldığı o derin, yankısız sessizliğe şahitlik etmektir. Kalabalıktan, şehir gürültüsünden ve sürekli çalan telefonların yarattığı teknolojik uyarıcılardan uzaklaşarak tamamen kendi iç dünyasına dönmek isteyenler için ormanların içine gizlenmiş bağımsız yapılar biçilmiş kaftandır. Sabahları büyük cam pencerelerden lapa lapa yağan karı izlemek, akşamları ise odun ateşinin çıtırtısı eşliğinde sıcak kahvenizi yudumlamak, kış tatilinin en rafine ve sade hallerinden biridir. Bu tarz izole konaklamalar, özellikle romantik bir hafta sonu kaçamağı planlayan çiftler, dijital detoks yapmak isteyen profesyoneller veya çekirdek ailesiyle doğanın tadını baş başa çıkarmak isteyenler için yüksek bir mahremiyet alanı sunar.

Betondan tamamen uzak, ahşabın doğal ve sıcak dokusuyla tasarlanmış, çevresiyle uyum içindeki bir bungalov ev konaklaması, orman içindeki yürüyüş rotalarını keşfetmek ve tertemiz çam havasını ciğerlerinize doldurmak için harika bir başlangıç noktasıdır. Sadece temel ihtiyaçlarınızı karşılayan, abartılı lükslerden arınmış bu minimalist tasarım, doğayla kurduğunuz bağı güçlendirirken kronik stres seviyenizi de hızla düşürür. Ahşap mimarinin getirdiği o kendine has reçine kokusu ve korunaklı atmosfer, kış aylarının melankolik ama huzur veren ruhuyla kusursuz bir uyum içindedir. Gündüzleri karla kaplı patikalarda uzun doğa yürüyüşleri yapabilir, akşam saatlerinde ise dış mekan ateş çukurlarının etrafında toplanarak berrak gökyüzündeki yıldızları izleyebilirsiniz. Dışarıda dondurucu bir soğuk varken içeride korunaklı, sıcak ve güvenli bir kozanın içinde olma hissi, ruhsal bir terapi işlevi görür.

Dondurucu Soğuklara Karşı Bedeninizi Yenileyecek Sıcak ve Şifalı Sular

Kış tatili dendiğinde akla sadece kar, kayak pistleri ve kalın giysiler gelmek zorunda değildir. Tam aksine, dışarıda sıcaklık sıfırın altındayken bedeninizi buharı tüten, mineralli sıcak sulara bırakmanın verdiği tezatlık hissi çok az şeyde bulunur. Özellikle kış aylarında düşen bağışıklık sistemini desteklemek, soğuğun tetiklediği kas ve eklem ağrılarından kurtulmak, aynı zamanda zihinsel bir dinginlik yakalamak isteyenler için yeraltı sularının iyileştirici gücünden faydalanmak mükemmel bir stratejidir. Yüzyıllardır Anadolu coğrafyasında bir şifa kaynağı olarak görülen kaplıca kültürü, günümüzde modern spa, wellness ve aromaterapi uygulamalarıyla harmanlanarak misafirlerine adeta bir yeniden doğuş vadetmektedir.

Doğanın iyileştirici gücünü profesyonel sağlık ve bakım hizmetleriyle birleştiren bu donanımlı tesisler, tatili bir sağlık kampına dönüştürür. Gün boyu doğa gezileri yaptıktan veya sadece odanızda dinlendikten sonra bedeninizi sıcak suyun şifalı kollarına bırakacağınız termal oteller aracılığıyla, kış mevsiminin tüm kasvetini, fiziksel yorgunluğunu ve zihinsel ağırlığını geride bırakabilirsiniz. Bu tesislerde sunulan sülfür, kükürt ve kalsiyum açısından zengin sular, cilt bariyerini onarırken hücresel yenilenmeyi de hızlandırır. Özellikle açık havada yer alan ısıtmalı termal havuzlar, başınıza buz gibi kar taneleri düşerken bedeninizi kırk derecelik sıcak suyun içinde tutmanın yarattığı o eşsiz bedensel rahatlamayla unutulmaz bir anı sunar. Tatil dönüşünde günlük hayatınıza çok daha enerjik, kas gerginliklerinden arınmış ve zinde bir başlangıç yapmanız bu sayede garanti altına alınır.

Karın Zirvesinde Adrenalin Dolu Bir Kış Sporları ve Eğlence Deneyimi

Dinginlik veya şifa arayışından ziyade, kış mevsimini hareket, hız, rekabet ve adrenalin ile özdeşleştirenler için asıl adres yüksek rakımlı dağların heybetli zirveleridir. Bembeyaz pistlerden aşağı dağ rüzgarını yüzünüzde hissederek süzülmek, modern telesiyejlerle bulutların üzerine doğru tırmanmak ve apres-ski (kayak sonrası) partileriyle günü coşkuyla tamamlamak, kış sporları tutkunları için vazgeçilmez bir yaşam tarzıdır. Türkiye’nin doğusu, kar kalitesi, uzun ve kesintisiz pistleri, gelişmiş mekanik tesisleriyle dünya standartlarında bir kış sporu deneyimi sunmaktadır. Özellikle dünyada sadece Alpler’de ve Erzurum bölgesinde görülen, buzlanma yapmayan “toz kar” yapısı, profesyonel kayakçılardan bu spora yeni başlayan amatörlere kadar herkes için güvenli, kaygan ve son derece keyifli bir zemin yaratır.

Doğu Anadolu’nun zorlu ama bir o kadar da büyüleyici coğrafyasında, kesintisiz kayak keyfi ve yüksek standartlarda konaklama konforu arayanlar için Palandöken otelleri bölgenin en donanımlı ve prestijli alternatiflerini oluşturmaktadır. Zirveden dağın eteklerine kadar uzanan, uluslararası federasyonlar tarafından tescillenmiş ışıklandırılmış pistler sayesinde gece kayağı yapma imkanı bile sunan bu bölge, zamanı dolu dolu yaşamak isteyenleri bekliyor. Kusursuz ve sorunsuz bir kayak tatili planlarken göz önünde bulundurulması gereken bazı temel unsurlar şunlardır:

  • Kayak seviyenize (başlangıç, orta, ileri düzey) uygun zorluk derecelerinde pist çeşitliliğine sahip bölgeleri tercih etmek.
  • Tesisin mekanik altyapısını, lift ve telesiyej imkanlarının yeterliliğini, zirveye çıkışlardaki bekleme sürelerini önceden araştırmak.
  • Kişisel ekipmanınız yoksa, tesiste sunulan kayak takımı, kask ve snowboard kiralama hizmetlerinin hijyen ve kalitesini doğrulamak.
  • Olası spor yaralanmaları ve sakatlık risklerine karşı tesiste profesyonel sağlık ekiplerinin, tam donanımlı revir veya ilk yardım istasyonlarının bulunup bulunmadığını kontrol etmek.
  • Çocuklu aileler için uzman eğitmenler eşliğinde verilen güvenli kayak dersleri ve çocuk kulübü olanaklarını değerlendirmek.

İster asırlık çam ağaçlarının arasında gözlerden uzak, sessiz bir inzivaya çekilin, ister yeraltının derinliklerinden gelen mineral deposu sıcak suların şifasıyla bedeninizi ödüllendirin, isterseniz de yüksek zirvelerde yerçekimine meydan okuyarak kayak yapmanın coşkusunu yaşayın. Kış tatili, standart bir şablona sığdırılamayacak kadar kişisel bir deneyimdir ve tamamen sizin o anki ruh halinize, fiziksel ihtiyaçlarınıza göre şekillenmelidir. Kış aylarının getirdiği o kasvetli durağanlığı kırmak ve bu uzun mevsimi evde geçirilmesi gereken sıkıcı bir zorunluluk olmaktan çıkarıp keşfedilecek bir maceraya dönüştürmek, kendi iç sesinizi dinleyerek yapacağınız doğru seçimlerle mümkündür. Seyahat planlamasına yeterli zamanı ayırıp beklentilerinizi net bir şekilde belirlediğinizde, en çetin ve soğuk kış şartları bile içinizi ısıtacak sıcacık bir anıya, yaşam enerjinizi yükseltecek unutulmaz bir tecrübeye dönüşecektir.