Edirne Belediyesi, kenti kültür ve sanatın merkezi haline getirme hedefi doğrultusunda önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Tarihi Belediye Binası’nın yanında hizmete girecek olan Edirne Belediyesi Müzik Müzesi, 18 Mayıs Pazartesi günü saat 14.00’te düzenlenecek törenle ziyaretçilerine kapılarını açacak.
Koleksiyoner Zeki Bülent Ağcabay’ın uzun yıllar boyunca dünyanın dört bir yanından büyük bir titizlikle topladığı özel müzik enstrümanları, bu müzede sanatseverlerle buluşacak. Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Anadolu’ya ve Uzak Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyanın müzikal mirasını bir araya getiren müze, ziyaretçilerine evrensel bir kültür yolculuğu sunacak.
Müze bünyesinde yaklaşık 500’e yakın müzik enstrümanı yer alıyor. Koleksiyon içerisinde 19. yüzyıla ait pek çok nadide eser bulunurken, tarihi değeri yüksek özel parçalar da dikkat çekiyor. Müzede, önemli luthierlerden Onnik Garipyan’a ait çalışma tezgâhı ile ud ve kanun yapımında kullanılan kalıplar ve el aletleri de ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.
Müzenin en dikkat çekici eserlerinden biri olan August Förster piyano, Atatürk’ün silah arkadaşlarından ve eski TBMM Başkanı Kâzım Özalp’ın evinden alınmış özel bir enstrüman olma özelliği taşıyor. Ünlü besteci Cemal Reşit Rey’in, Kâzım Özalp’ın çocuklarına bu piyano ile ders verdiği biliniyor. Ayrıca, yaylı tanbur virtüözü Ercüment Batanay’ın konserlerinde kullandığı yaylı tambur da müzede sergilenecek eserler arasında yer alıyor.
20’nci yüzyılın başlarına ait iki katlı tarihi bir konakta hizmet verecek olan müze, yalnızca müzik enstrümanlarını değil; geçmişin sanat anlayışını, ustalığını ve kültürel hafızasını da geleceğe taşıyacak.
Açılış öncesinde konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, müzenin kent için önemli bir kültür yatırımı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Edirne’nin kültürel birikimini yaşatacak her çalışmayı çok önemsiyoruz. Müzik Müzemiz de hem geçmişten bugüne uzanan müzik kültürünü koruyacak hem de gelecek kuşaklara aktaracak çok değerli bir alan olacak. Farklı coğrafyalardan toplanan enstrümanların bir araya geldiği bu özel koleksiyonu kentimize kazandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm hemşehrilerimizi ve sanatseverleri açılışımıza bekliyoruz.”
Edirne’de müzikseverler, çok sesli müziğin evrensel diliyle unutulmaz bir gece yaşadı. Atatürk Kültür Merkezi Büyük Salon’da gerçekleştirilen konserde, Edirne Belediyesi Konservatuarı Çok Sesli Oda Müziği Topluluğu sahne aldı. Koro Şefi Mustafa Macit yönetimindeki topluluk, farklı coğrafyalardan ve kültürlerden seçilmiş eserlerle dinleyicilere duygu dolu bir müzik yolculuğu sundu.
“Sesten Dünyaya: Acıdan Aşka, Halktan Ruha Bir Yolculuk” temasıyla hazırlanan konser programında klasik koro eserlerinden halk ezgilerine, modern düzenlemelerden dünya müziklerine uzanan geniş bir repertuvar seslendirildi. Gecenin açılışında Zoltán Kodály’ın “Stabat Mater” eseri ile Galib Mammadov imzalı “Galibin Şarkısı” dinleyicilerle buluştu.
Konserde ayrıca “Neyleyim İstanbul’u”, “Ötme Bülbül Ötme”, İngiliz madrigali “Sevgilim”, Sefarad ezgisi “La Rosa Enflorese”, My Way, Bulgar halk ezgisi “Kaval Sviri”, gospel eseri “Joshua Fit the Battle of Jericho” ve Rolling in the Deep gibi farklı türlerden eserler seslendirildi. Solist performansları ise geceye ayrı bir renk kattı. “Neyleyim İstanbul’u” eserini Selen Yıldıran, “My Way” eserini ise Hanna Vezic Ün yorumladı.
Konserin finalinde, Neşet Ertaş’ın hafızalara kazınan türküsü “Suda Balık Oynuyor”, Erdal Tuğcular düzenlemesiyle yeniden hayat buldu. Dinleyiciler, final eserinin ardından topluluğu uzun süre alkışladı.
Geceye katılan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da konser sonunda sahneye çıkarak Koro Şefi Mustafa Macit’e çiçek takdim etti. Başkan Gencan, başarılı performanslarından dolayı topluluğu ve emeği geçen herkesi tebrik ederek sanatın ve çok sesli müziğin kent yaşamına kattığı değere dikkat çekti. Konser çıkışında hazırlanan anı defteri de sanatseverlerin duygu ve düşüncelerine ev sahipliği yaptı.
Keşan Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Genç Yorum” resim sergisi ve “19 Mayıs Gençlik Konseri” ile büyük bir başarıya imza attı. Profesyonel müzisyenler ile öğrencileri aynı sahnede buluşturan etkinlik, katılımcılara unutulmaz bir sanat şöleni sundu.
Görsel Sanatlar Şöleni: “Genç Yorum” Sergisi
Etkinlik programı, 12 Mayıs 2026 Salı Günü saat 13.30’daOkulun Resim Öğretmeni Sevda Subaşı Güngör’ün koordine ettiği ve öğrencilerin yıl boyu hazırladığı eserlerden oluşan “Genç Yorum” resim sergisinin açılışıyla başladı. Selim Sesler Konferans ve Tiyatro Salonu fuaye alanında gerçekleşen sergi, protokol ve sanatseverler tarafından ilgiyle incelendi.
Dev Orkestra ve Dev Koro Aynı Sahnede
Daha sonra 14.00’te Selim Sesler Konferans ve Tiyatro Salonu’nda konser programı başladı. Programın en dikkat çeken bölümü olan konser, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi A.B.D. Oda Orkestrası ile Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi ve Keşan BİLSEM Korosu’nun ortak performansıyla gerçekleşti.
Konser Saygı Duruşu,orkestra koronun eşliğinde İstiklâl Marşı’nın okunmasıyla başladı. Orkestra şefliğini Tamer Bektaş’ın, koro şefliğini ise Çiğdem S. Kırcıoğlu ve H. Tansu Kırcıoğlu’nun üstlendi.
Konserde Seslendirilen Eserler
Konserde klasik müzikten halk müziğine uzanan geniş repertuar dikkat çekti. Programda;Gabriel Faure’den “Pavane”, Kaptanzade Ali Rıza Bey’den “Denizde Akşam”, Anonim eser “Kalabalık”, Hasan Özçiv’in “Nihavent Sirto”, Bulgar geleneksel ezgisi “Der Heyser”, Necmettin Halil Onan sözleri ve Tamer Bektaş bestesiyle “Dur Yolcu”, “Gençlik Marşı”, “Vardar Ovası” ve Muammer Sun’un “Biz Atatürk Gençleriyiz” isimli eserler seslendirildi.
Orkestra ve Koro Performansı Beğeni Topladı
Piyanoda Ceyda Bozer yer alırken, 1. kemanda Hüseyin Tansu Kırıcıoğlu, Gül Tonka Şirin, Beste Baytar, Öykü Adaş, Utku Gökçelebi, Zeynep Çelik ve Halise Gülsüm Gökcen görev aldı.
2. kemanda Nazlıcan Akçay, Hazan İmre, Kerem Barış, Naz Bulca, Azra Evren ve Ecem Nisa Bıyık sahne aldı. Viyola grubunda Nur Yıldırım, Ömer Oran, Tülin Ekinci, Duru Gürtunca ve Nidasu Zengin yer aldı.
Çello grubunda Çiğdem Saylam Kırıcıoğlu, Kayra Alp Taşyakan, Eylül Can ve Batuhan Ertunç görev aldı. Flütte ise Mehmet Eren Çocuk ve Ceren Sürdül performans sergiledi.
Koroda Öykü Çetin, Melek Demir, Bilgehan Bozkurt, Sezgin Yalın, Zeynep Eylül Pırnal, Cemile Cemre Koç, Berrak Senemoğlu, Cemre Tanem Gür, Emir Erdemir, Elvin Zeynep Sakarya, Cemre Taburcu, Yaren Er, Alara Abaylı, Masal Nefes Çabuk, Ataberk Evsen, Doruk Bağrıaçık, Gamze Çelikoğlu, Şevval Aktaryıldız, Özlem Atalay, Aybars Efe Balçık, Sefa Berkay Nayam, Cemre Gülmez, Hale Tanışan, Naz Koşar, Eyüp Emre Örs, Belinda Sıla Gül, Ecem Korkmaz, Alara İnce, Mert Cengiz, Elif Defne Gülpınar, Derya Umur ve Aysu Dinç yer aldı.
Geniş Protokol Katılımı
Keşan’daki bu anlamlı sanat buluşmasına; Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Sercan Kemik, şube müdürleri, ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Zafer Tural,CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, AK Parti Keşan Kadın Kolları Başkanı Ayşe Fırat, İYİ Parti Keşan İlçe Başkan Yardımcısı Coşkun Aydın, Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral, Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi Müdürü Ebru Palabıyık, Keşan Bilim Sanat Merkezi Müdürü Erdinç Erdemir, okul müdürleri, öğrenciler ve aileleri katıldı.
Çiçek, Katılım ve Teşekkür Belgesi Takdimi
Konser sonunda sergiledikleri üstün performans için sanatçılara ve koro üyelerine teşekkür edildi. Keşan Kaymakamı Aziz Mercan ve Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Sercan Kemik, orkestra üyeleri ve koro şeflerine çiçek, katılım ve teşekkür belgelerini takdim ederek başarılarını kutladı.
Şef Tamer Bektaş’tan Duygu Yüklü Teşekkür
Konserin sonunda bir konuşma yapan Şef Tamer Bektaş, 19 Mayıs coşkusunu müzikle paylaşmanın gururunu yaşadıklarını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Bektaş konuşmasında; Kaymakam Aziz Mercan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Sercan Kemik, imkanlarını sunan Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve misafirperverliği için Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral’a şükranlarını sundu.
Bektaş ayrıca, hazırlık sürecindeki olağanüstü emekleri için Okul Müdürü Ebru Palabıyık, Müdür Yardımcısı Mustafa Kıral, BİLSEM Müdürü Erdinç Erdemir ve idealist müzik öğretmenleri Çiğdem Saylam Kırcıoğlu ile Tansu Kırcıoğlu’nu tebrik etti. Orkestraya dışarıdan destek veren Gül Tonka, Nur Yıldırım, Tülin Ekinci, piyanoda Ceyda Bozer ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı (ABD) Başkanı Zafer Tural’a da özel olarak teşekkürlerini iletti.
İstanbul çelenk gönder ihtiyacı; düğün, nikah, açılış, taziye ve kurumsal törenlerin yoğun yaşandığı bir şehirde her geçen gün artmaktadır. Avrupa ve Anadolu yakası olmak üzere iki ana coğrafya, 39 ilçe ve milyonlarca nüfusla İstanbul, sevkiyat planlaması açısından özel bir lojistik düzene ihtiyaç duyar.
Çelenk Atölyesi 1997’den bu yana Harman Çiçekçilik altyapısıyla bu sahada faaliyet gösterir. Akatlar Etiler merkezindeki atölyesi ve marka servis filosuyla şehir içi sevkiyatları doğrudan yönetir. Türkiye geneli teslimat için kullanılan 1.200’ü aşkın bayi ağı dışında, İstanbul’a özel altyapı şehrin yapısına göre özelleştirilmiştir.
İstanbul’a Çelenk Göndermenin Temel Adımları Nelerdir?
İstanbul çelenk gönder süreci sade bir akışla planlanır. İlk adımda gönderim yapılacak ilçe ve tören türü belirlenir; düğün, nikah, açılış, cenaze veya nişan kategorilerinden biri seçilir. İkinci adımda Çelenk Atölyesi koleksiyonundan uygun model bulunur; bütçe aralığı filtrelenebilir. Üçüncü adımda tören saatine yetişebilecek teslim saati hesaplanır; İstanbul içi sevkiyatlar Akatlar Etiler atölyesinden çıkış yapar.
Dördüncü adımda çelenk üzerine yazılacak mesaj ve gönderici bilgisi eklenir. Son olarak güvenli ödeme adımı tamamlanır ve sipariş takibi otomatik açılır. Süreç boyunca müşteri hizmetleri hattı ek bilgi sunar; üye paneli üzerinden teslimat anlık görüntülenir.
Hangi Tören Türleri için İstanbul’a Çelenk Gönderilir?
İstanbul’da en yoğun çelenk gönderimi düğün ve nikah törenlerinde yapılır. Şehirdeki düğün salonları, otel balo salonları ve nikah daireleri her hafta yüzlerce törene ev sahipliği yapar. Düğün ve nikah çelengi modelleri genellikle iki katlı veya tek katlı; beyaz, krem ve pembe ağırlıklı kompozisyonlardan oluşur.
Bunun dışında açılış ve tören çelenkleri kurumsal etkinliklere yönelik gönderilir; mağaza açılışları, ofis açılışları ve fuar etkinlikleri için bu kategori tercih edilir. Cenaze çelengi gönderimleri taziye iletişimi için sade ve saygın modellerle yapılır. Nişan töreni çelenkleri zarif tasarımlarıyla öne çıkar. Çelenk Atölyesi koleksiyonu bu beş ana kategoriyi ayrı sayfalarda sunar.
Avrupa ve Anadolu Yakasına Aynı Gün Teslim Nasıl Planlanır?
İstanbul’un iki yakası birbirinden köprülerle bağlı olsa da trafik koşulları farklılık gösterir. Şehir içi sevkiyat için iki coğrafyaya özel hatlar tasarlanmıştır.
Çelenk Atölyesi’nde istanbul çelenk gönder hizmeti, bu iki coğrafyaya özel sevkiyat hatlarıyla planlanır. Avrupa yakasında Beşiktaş, Şişli, Bakırköy ve Beyoğlu gibi merkezi ilçeler için sevkiyat süresi kısa tutulur. Anadolu yakasında Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir ve Maltepe ilçeleri benzer planlamayla teslim edilir. Akatlar Etiler atölyesinden çıkan marka servis araçları, tören saati öncesinde adrese yerleşim desteği sunabilir.
Aynı gün teslim için sipariş kabul saatleri kategori sayfasında belirtilir; öğleden önce verilen siparişler aynı gün içinde teslim edilir.
İstanbul İlçelerine Göre Teslimat Detayları
Aşağıdaki tablo İstanbul’un belli başlı ilçelerinde sevkiyat altyapısının nasıl planlandığını özetler.
Yaka
Örnek İlçeler
Sevkiyat Kaynağı
Aynı Gün Teslim
Avrupa Yakası Merkez
Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu
Akatlar Etiler atölyesi
Mümkün
Avrupa Yakası Çevre
Bakırköy, Bahçelievler, Esenler
Marka servis filosu
Mümkün
Anadolu Yakası Merkez
Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir
Marka servis filosu
Mümkün
Anadolu Yakası Çevre
Maltepe, Pendik, Kartal
Servis ve bayi koordineli
Mümkün
Asya Uzak Bölgeler
Tuzla, Şile, Çekmeköy
Bayi ağı ile koordineli
Plana göre
Avrupa Uzak Bölgeler
Silivri, Çatalca, Arnavutköy
Bayi ağı ile koordineli
Plana göre
Kurumsal Alıcılar için İstanbul İçi Çelenk Gönderimi
Kurumsal müşteriler için İstanbul içi çelenk gönderim süreci özel olarak optimize edilmiştir. Açılış, taziye, kurumsal düğün katılımı ve fuar etkinlikleri için çok sayıda gönderim tek bir panel üzerinden yönetilir. Çelenk Atölyesi kurumsal paneli şu hizmetleri sunar:
Çoklu sevkiyat oluşturma ve tek seferde onay
İlçe bazlı teslim saati optimizasyonu
Marka kartviziti ve özel mesaj uygulaması
E-fatura ve cari hesap entegrasyonu
Hesap yöneticisi atanma imkânı
Bu altyapı operasyon ekiplerinin yıllık yüzlerce gönderim üzerindeki yükünü hafifletir. ISO 9001 kalite yönetim sistemi tüm kurumsal süreçlerde geçerli kalır. Harman Çiçekçilik 1997’den bu yana kurumsal müşterilere uçtan uca tedarik hizmeti sunar.
Sık Sorulan Sorular
İstanbul’da En Geç Ne Zaman Çelenk Siparişi Verilirse Aynı Gün Teslim Olur?
Aynı gün teslim için ideal saat öğleden önce verilen siparişlerdir. Çelenk Atölyesi Akatlar Etiler atölyesinden hazırlık başlatır ve marka servis araçlarıyla sevkiyatı yönlendirir. Tören saati öğleden sonra ise sabah verilen siparişler rahatlıkla yetişir. Akşam törenleri için öğleden sonra verilen siparişler de aynı gün teslim edilebilir.
İstanbul’un Her İlçesine Sevkiyat Yapılır mı?
Evet, Çelenk Atölyesi Avrupa ve Anadolu yakası toplam 39 ilçeye sevkiyat sağlar. Merkez ilçeler Akatlar Etiler atölyesinden marka servis filosuyla; çevre ilçeler bayi ağı ile koordineli olarak teslim edilir. Tuzla, Şile, Silivri, Çatalca gibi uzak bölgelere gönderimler önceden planlanır. Sipariş öncesinde ilçe bilgisi netleştirilir.
Düğün Salonu ve Otele Teslim Yapılır mı?
Evet, İstanbul’daki düğün salonlarına, otel balo salonlarına ve nikah dairelerine çelenk gönderimi yapılır. Çelenk Atölyesi servis araçları tören başlamadan önce konum yerleşim desteği sunabilir. Salon görevlisi veya organizatörle teslim koordinasyonu sağlanır. Düğün ve nikah çelengi modelleri için ilgili kategori sayfası incelenebilir.
İstanbul’a Çelenk Gönderiminde Ödeme Nasıl Tamamlanır?
Çelenk Atölyesi sitesinde güvenli SSL altyapısı kullanılır. Kredi kartı, banka havalesi ve kurumsal müşteriler için cari hesap üzerinden ödeme alınır. E-fatura otomatik oluşturulur. Memnuniyet garantisi ve vazo ömrü güvencesi süreç boyunca geçerli kalır. İstanbul içi gönderimlerde de aynı standartlar uygulanır.
Trakya Üniversitesi bünyesindeki II. Bayezid Külliyesi’nde 1984 yılında eğitim gören ve restorasyon çalışmalarında görev alan ilk duvar süsleme öğrencileri, yıllar sonra “Geleneksel Külliyeliler Buluşması” kapsamında Edirne’de yeniden bir araya gelecek.
16-17 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek buluşma, külliyede eğitim alan mezunların anılarını tazelemesinin yanı sıra, geçmişten bugüne uzanan dostlukların yeniden canlandırılmasına da sahne olacak. Organizasyonun, “42. kuruluş yılı” vurgusuyla düzenleneceği belirtilirken, etkinlik kapsamında kültürel geziler, müze ziyaretleri, sohbet programları ve canlı müzik eşliğinde yemek organizasyonu yer alacak. Programın ilk günü olan 16 Mayıs Cumartesi günü, katılımcılar Edirne Belediyesi Meriç Sosyal Tesisleri’nde kahvaltıda buluşacak. Ardından Karaağaç’taki Osman İnci Müzesi ziyaret edilerek eski Rektör Prof. Dr. Osman İnci ile ilgili anılar paylaşılacak. Günün devamında ise II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi ve Yeni İmaret bölgesinde gezi düzenlenecek. Katılımcıların külliyeye ilişkin anılarını slayt gösterileriyle paylaşacağı etkinlikte, döneme ait desen çalışmaları da yeniden gündeme taşınacak.
Akşam bölümünde Sarayiçi’ndeki Ağa Köşkü Restoran’da canlı müzik eşliğinde yemek programı gerçekleştirilecek. Organizasyonun ilerleyen saatlerinde ise isteyen katılımcılar için açık alanda sohbet ve şarkı türkü buluşması planlanıyor.
17 Mayıs Pazar günü Karaağaç gezisiyle devam edecek etkinlikte, bölgedeki müzeler ziyaret edilecek ve katılımcılar Edirne’nin tarihi atmosferinde yeniden bir araya gelme fırsatı bulacak. Program, Edirne mutfağının önemli lezzetlerinden ciğer ikramıyla sona erecek.
Buluşmaya ilişkin yapılan değerlendirmede, organizasyonun yalnızca bir mezunlar toplantısı olmadığı, aynı zamanda II. Bayezid Külliyesi’nin restorasyon sürecinde emeği bulunan ilk öğrencilerin hafızasını yaşatmayı amaçladığı ifade edildi. Etkinlik kapsamında katılımcılardan, ellerinde bulunan eski fotoğraf ve belgeleri paylaşmaları da istendi.
Edirne’nin Keşan ilçesinde çimento fabrikalarında hammadde olarak kullanılan “tras”ın çıkarıldığı, yerleşim alanlarına, sağlık ve eğitim kurumlarına oldukça yakın bir mesafedeki ocağın mevcut yıllık kapasitesinin yaklaşık 19 kat artırılmasının önüne açan proje hakkında “ÇED olumlu” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin dava açılmasına karar verildi.
“Keşan ilçesi, İzzetiye, Aşağızaferiye ve Yeni mahalleleri üçgeninde tamamı ormanlık alanda hayata geçirilmesi planlanan tras ocağı kapasite artışı projesi, sadece bir madencilik faaliyeti değil, Keşan’ın yaşam kültürüne, eğitim huzuruna, halk sağlığına Keşan’ın akciğerlerine yönelik devasa bir tehdit halini almıştır” ifadeleri ile duyurusu yapılan değerlendirme toplantısı Keşan Kent Konseyi toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Toplantıya proje sahasında yer alan 3 mahallenin muhtarlarının yanı sıra Kent Konseyi bileşenleri, siyasi parti temsilcileri ve STK temsilcileri katılım sağladı. Toplantının sonuç bölümünde ise Yenimuhacir Belediyesi ile daha sonra görüşülerek; söz konusu proje hakkında; ‘ÇED Olumlu’ kararının yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin dava açılmasına karar verildi. Gerçekleştirilecek süreç ile ilgili görüş alışverişinde ve değerlendirmelerde bulunuldu
Bulgaristan’da gümrük ekipleri Hamzabeyli’nin karşısındaki Lesovo Sınır Kapısı’nda Türkiye’den Romanya’ya gitmekte olan bir otomobilde piyasa değeri 400 bin euroyu aşan yaklaşık 3 kilogram altın takı, Kapıkule’nin karşısındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda da Türk vatandaşı bir TIR sürücüsünün üzerinde piyasa değeri 110 bin euronun üzerinde kaçak altın ele geçirdi.
LESOVO SINIR KAPISI
Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Romanya’ya gitmek isteyen Romanya plakalı otomobil, risk analizi sonrası detaylı aramaya alındı. Araçta bulunan Romanya vatandaşı sürücü ve yanındaki yolcu, gümrük görevlilerine yalnızca kişisel eşya taşıdıklarını ve beyan edecek herhangi bir ürünlerinin olmadığını söyledi. Ancak yapılan incelemede aracın ön konsol bölümünde müdahale izleri tespit edildi.
Gümrük ekiplerinin aracı sökerek yaptığı detaylı kontrolde, torpido kısmındaki fabrika boşluğuna özel olarak hazırlanmış, uzaktan kumandalı bir gizli bölme bulundu. Bölmenin içerisinde bantla sarılmış halde 14 paket altın takı ele geçirildi. Paketlerde yüzük, bilezik, kolye, küpe ve çeşitli mücevher ürünlerinin bulunduğu belirtildi.
Uzman incelemesinde toplam 3 kilo 20 gram ağırlığındaki takıların farklı ayarlarda altından üretildiği ve toplam değerinin 418 bin 796 euro olduğu açıklandı.
Kaçak altınlara el konulurken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın, Yambol Bölge Savcılığı gözetiminde sürdürüldüğü bildirildi.
KAPİTAN ANDREEVO SINIR KAPISI
Kapıkule’nin karşısındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda Türk vatandaşı bir TIR sürücüsünün üzerinde piyasa değeri 110 bin euronun üzerinde kaçak altın ele geçirildi.
Yapılan açıklamaya göre, Litvanya’dan yüklediği yükü Türkiye üzerinden Ürdün’e götüren yabancı plakalı bir çekici ve dorsesi Kapitan Andreevo Gümrük Kapısı’na geldi. Türk vatandaşı sürücünün, taşınan yükle ilgili belgeleri eksiksiz sunduğu, ancak başka eşya ya da döviz beyanında bulunmadığı belirtildi.
Gümrük memurlarının gerçekleştirdiği kontrol sırasında sürücünün tedirgin davranışlar sergilemesi üzerine detaylı arama yapıldı. Yapılan üst aramasında sürücünün ceket ceplerinde sarı metalden yapılmış çeşitli ziynet eşyaları bulundu.
Aramalarda; toplam 1071,60 gram ağırlığında 3 külçe ve bir bilezik ile 264,75 gram ağırlığında 2 külçe ve 8 sikke ele geçirildi. Uzman incelemesinde farklı ayarlarda altın olduğu belirlenen kaçak ürünlerin toplam ağırlığının 1336,35 gram, toplam değerinin ise 113 bin 66 euro olduğu açıklandı.
Bulgaristan makamları, ele geçirilen altınlara el koyarken, 44 yaşındaki Türk vatandaşı TIR sürücüsü hakkında Haskovo Bölge Savcılığı gözetiminde soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Edirne Valiliği tarafından düzenlenecek 2 güne yayılan “İstanbul’un Fethi Edirne’den Başlar” programı, 15-16 Mayıs 2026 tarihlerinde geniş katılımla gerçekleştirilecek. Tarihin akışını değiştiren büyük fethin hazırlık merkezi olan Edirne’de gerçekleştirilecek programla birlikte, fetih ruhu ve medeniyet mirası yeniden yaşatılacak.
Etkinlikler, bugün saat 12.30’da Selimiye Camii’nde gerçekleştirilecek Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve Mevlid-i Şerif programıyla başlayacak. Ardından saat 14.15’deSelimiye Meydanı’nda Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Birliği konseri gerçekleştirilecek.
Yarın saat 19.00’da İHA ve SİHA gösterileri yapılacak. Fetih Yürüyüşü ise saat 19.30’da Şükrüpaşa İlkokulu’ndan Selimiye Meydanı’na düzenlenecek. Jandarma Genel Komutanlığı Atlı Jandarma Birliği, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Birliği, temsili fetih ordusu ve Şahi toplarının yer alacağı yürüyüşe ayrıca 57’nci Piyade Alay Komutanlığı unsurları, komandolar ve T129 ATAK helikopteri de eşlik edecek.
Selimiye Meydanı’nda saat 20.30’da gerçekleştirilecek kapanış programında mehteran ve bando konserlerinin ardından “Edirne’den İstanbul’a: Mühendisliğin ve Azmin Zaferi” temalı özel drone gösterisi izleyicilerle buluşacak.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, sosyal güvenliğin bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortası olduğunu belirtti.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Emekliyi yoksullukta eşitleyen düzenin sonu: Zafer ekonomisi ile hak temelli sosyal güvenlik” başlıklı yazıyı açıklamasında,”Her yıl 16 Mayıs’ı içine alan haftada kutlanan Sosyal Güvenlik Haftası vesilesiyle, öncelikle büyük bir özveriyle görev yapan SGK çalışanlarımızın haftasını kutlarım. Ancak bu anlamlı hafta, aynı zamanda Türkiye’nin sürüklendiği ekonomik dar boğazın ve derinleşen toplumsal sorunların en somut yansıması haline gelen sosyal güvenlik sistemimizi; halkımızın ve özellikle emeklilerimizin giderek ağırlaşan sorunlarıyla birlikte yeniden ve ciddiyetle ele alma zorunluluğunu da ortaya koymaktadır” diyerek şunları kaydetti:
Mevcut Durumun İktisadi ve Sosyolojik Teşhisi: ‘Bir Bölüşüm Şoku’
Türkiye bugün, dünya ekonomi tarihinin gördüğü en büyük “bölüşüm şoklarından” birini yaşamaktadır.
Uygulanan neoliberal model ve ‘yolsuzluk kapitalizmi’ yani, kamu gücünün ve kaynaklarının özel çıkarlar ve kayırmacılık (nepotizm) amacıyla kullanılarak sermaye birikimi sağlanması, iktidar yanlısı şirketlere verilen haklar kapitalizmin kar odaklı yapısının, haksız rekabet ve yasa dışı yöntemlerle birleştiği, yolsuzluğun sistemin işleyişine entegre olduğu bir ekonomik yapı olarak tanımlanmasına sebep olmaktadır.
Kaynaklarımızı halkın sosyal güvenliği yerine bir avuç rantiyeye, özel çıkar amaçlı iktidar gruplarının işletmelerine aktarılmaktadır.
Sosyolojik Çürüme:
Emeklimiz bugün sadece yoksul değildir. Emeklimiz ‘sosyal dışlanmaya’ m aruz bırakılmıştır. Ömrünü bu vatana adamış büyüklerimizin yaşadığı sorunlar, ay sonunu dahi getirememeleri, çarşıda pazarda filesini dolduramamaları, Kurban Bayramı öncesinde değil kurbanlık almalarını bayramda torununa harçlık veremeyecek durumda olmaları toplumun kültürel dokusunun ve aile yapısının (mikro-sosyolojisinin) çöküşüdür.
İktisadi Paradoks:
SGK sistemi bugün bir ‘zombi kurum’ haline getirilmiştir. İnsan merkezli ekonomi yerine iktidarın ‘beton -rant ekonomisi’ tercih edildiği için istihdam yaratılamamakta, sisteme taze prim girişi sağlanamamaktadır. Zira primler çalışma hayatımız süreci içerisinde aylıklarımızdan yapılan kesintiler ile oluşturulan havuza aktarılmaktadır. Bu havuzda biriken ücretler ise emekli olduğumuz anda emekli aylığı olarak bağlanmaktadır. Ne var ki sermayeye aktarılan, bütçe uygulamaları, söz konusu emekli olunca bütçe yok denilerek göz ardı edilmektedir. Bu durum daha önce de ifade ettiğimiz gibi ekonominin politik olduğu gerçeğini ve iktidarın emekten, işçiden yana değil de sermayeden yana olduğunu en acı bir biçimde ortaya koymaktadır.
Sosyal Güvenlik Sistemi Nasıl Olmalıdır?
Sosyal güvenlik bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortasıdır. Zafer Partisi Ekonomi doktrinine göre sistem şu sac ayakları üzerine kurulmalıdır:
Primli ve Primsiz Hizmetlerin Yeniden Tanımı:
Devlet, yoksulluk sınırı altındaki Türk vatandaşlarına ‘Ayyıldız Kart’ aracılığıyla aracısız sosyal destek sunarken; çalışanların primlerini sadece ve sadece üretim yatırımlarında değerlendirecek bir ‘Adalet Fonu’ mantığıyla yönetmelidir.
İstihdam Odaklı Aktüeryal Denge:
SGK’nın açığını kapatmanın yolu emekli maaşını kısmak değil, ‘4 Bölge 4 Deniz’ projesiyle sanayiyi ve tam istihdam hedeflemesini Anadolu’ya ve ülke sathına yayarak gençlere sigortalı iş sahaları açmak olacaktır.
Refah Payı ve İntibak Yasası:
Emekli maaşları sadece enflasyona (ki o da sahte rakamlarla) değil, milli gelirdeki artışa (refah payı) endekslenmelidir. Maaşlar arasındaki adaletsizliği giderecek ‘İntibak Yasası’ derhal çıkarılmalı, 3600 ek gösterge tüm mağdurları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.
Zafer Partisi’nin Radikal Çözüm Planı
Bizim modelimiz, saray rejiminin ‘sadaka kültürüne’ karşı, Türk Milleti’nin ‘hak temelli’ planlı kalkınma modelidir.
1. İsrafın Tasfiyesi: Kamudaki makam araçlarını, saray harcamalarını ve yandaş vakıflara aktarılan kaynakları kestiğimizde, SGK’nın yıllık açığının önemli bir kısmını tek kalemde karşılandığı unutulmamalıdır. Bu kaynakların planlı bir model ile tekrar üretime kazandırılması ve neticesinde emeklilerimiz başta olmak üzere Türk halkı hak ettiği müreffeh yaşama istikrarlı bir şekilde kavuşacaktır.
2. Anadolu Kalesi: Sığınmacıları ülkelerine göndererek, sağlık sistemimiz üzerindeki milyarlarca dolarlık yükü bitireceğiz. Kendi vatandaşımız eczanede ilaç farkı öderken, sığınmacının bedava ilaç aldığı bu ‘tersine ırkçılığa’ son vereceğiz.
Açıklamamın sonlarına gelirken, bir kez daha değinmek istediğim bir husus var; kaynak yok değil, niyet kötü! Türkiye, ‘savrulan ekonomiden’ kurtulup ‘devlet planlama’ disiplinine döndüğünde, emeklisiyle, işçisiyle ve esnafıyla beraber zenginleşecektir.
Zafer Partisi, Türk Milleti’nin ‘son savunma hattı’ olduğu kadar, ekonomik kurtuluşunun da tek adresidir. Bilimle, birlik içinde, mutlak zafere! Zafer, Türk Milleti’nin ve Türk ekonomisinin olacaktır!”