Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

‘Trakya sözün değil, suyun bittiği yer!’

DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Trakya’da su bittiğini, bölgede obruklar oluşmaya başladığına dikkat çekerek, “Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedir” dedi.

Çidem, 2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesini Türkiye’nin 17 Mayıs 1994 tarihinde imzaladığını anımsatarak, “2 Şubat  kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise, nasıl kurtarırız diye hesap yapma  günüdür. Ülkemiz de son 50 yılda Marmara Denizi kadar bir sulak alanı kaybettik. Hani  Doğada her canlının yaşama hakkı vardı? Yaklaşık 40 yıldır, günlük çıkarlar uğruna  milyonlarca canı yok ettik. Bölgemizdeki en çarpıcı örnek Ergene’dir” ifadelerini kullandı. Çidek açıklamasında şunlara yer verdi:

ERGENE ÖRNEĞİ

Yaşı yarım asrı devirenler, doğaya  çıktıklarında ‘ bizim zamanımızda şurada pınar, şurada kaynak vardı, pırıl pırılsu akardı’ diye söze başlarlar. Ergene de tutulan yayın ve sazan balıklarını anlatırlar. Yüzmeyi orada öğrendik derler. Peki şimdi neden balık yok? Neden yüzemiyorsunuz dediğinizde. Verilen cevap ‘çok kirli’, ‘çok kötü kokuyor’.  Çünkü Ergene’den su değil, sıvı akıyor..

İyi de, temiz olan su ve içinde ki yaşam  neden yok oldu? Kim yok etti?  Asıl sorun da burada.

Ergene yok edilirken, herkes  temizlenecek diyor. Ergene kurtulacaksa  kurtarmaya önce kaynaklarından başlanmalı. Ergene kaynaklarının bulunduğu Istrancalar’da yüzlerce taş ocağı, binlerce RES var.

Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedirPlanlama doğru olmalı. Bilimsel olmalı.

Doğal varlıkların yok  olmasındaki en büyük etken yanlış planlamalar ve bu planları yapanlar ve onaylayanlardır. Yanlış planlara dava açınca da ‘Bunlar her şeye karşı çıkıyor’ hemen bir uyduruk yafta takıyorlar. Yatırım düşmanı, bölücü, marjinal guruplar v.b. diyorlar. Bizler sadece ‘yaşamı savunuyoruz’. Yaşam için de milyonlarca yıldır, yaşam kaynağı olan doğal varlıklarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya  bırakma derdindeyiz.

RAMSAR

Dünyanın en  önemli sulak alanlarından İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağı ilan edilmiş, ancak daha sonra  İğneada unutulmuş, yok sayılmış ve yok sayılmaya devam etmektedir. 2012’den sonra, termik, nükleer, liman ve barajlar ile gündeme gelmektedir. İğneada RAMSAR kapsamına alınmalı, tüm Dünyaya tanıtılmalıdır. Çünkü, Dünya’da Amazon ve Afrika Kongo’sundan sonra bu ölçekte en büyük subasar (longoz) ormanı,  ülkemizde, İğneada beldemizdedir.

İğneada bölgesinde Küresel Çevre Fonu ve AB katkılarıyla milyon dolarlık projeler yapıldı. Hazırlanan dosyalar UNESCO ya sunulacaktı. Sunulmadı. Yıllardır  sunulmuyor. Sorduk, Neyi bekliyoruz? Cevap. ‘Proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmış ancak UNESCO MAB Komisyonuna sunulmamıştır’ deniyor. Gerekçe ne?

ISTRANCALAR’IN HER TARAFI PARAMPARÇA

Ülkemizin koruma değeri olan sahalarının etkin korunması yönetimi gereken etki ve yetkiyi sağladığından UNESCO’ya sunup Biyosfer Rezervi statüsü verilmesine gerek duyulmamış.

Buna gerek duyulmadığı için Istrancalar’ın her tarafı paramparça oldu. 1/3 Bulgaristan’da olan Istrancalar bir bütün olarak korunurken, Bizim 2/3 Istrancalar talan ediliyor.

İğneada longoz ormanları için de verilen cevaplarda RAMSAR kapsamına alınma çalışması devam ediyor muş..

Yıllar geçti. Geçmeye devam ediyor. Yok edildikten sonra, Ergene misali nasıl temizleriz, nasıl kurtarırız için milyonlar harcamak gerekiyor. Aslında korumanın maliyeti sıfır. Hiçbir şey yapma. Doğayı kendi haline bırak.

Turizm bölge planı, Doğa Turizm Master Plan, Biyosfer Rezev Alan projesi, İğneada longoz Ramsar projesi akıbeti? Bilmiyoruz.

Şimdi bir daha sormak gerekiyor.. O halde bu projeler  kapsamındaki dosyalar neden hazırlandı.? Neden sunulmuyor..?

Trakya’da su bitti. Trakya topraklarında Çorlu ve Malkara’da obruklar oluşmaya başladı. Su, bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Doğal bir varlıktır. Su, tüm canlılar için yaşamın temel koşuludur. Yerin altında da, üstünde de su kalmadı. Su bitti. Söz bitti. Tuz koktu. Trakya sözün bittiği yer değil, suyun bittiği yer. “

Hobisinin ustası oldu!

Olgay GÜLER

Edirne’de sanayi sitesinde 20 yıl boyunca oto yıkama işi yapan Yusuf Dobranyalı (48), gelişen teknolojiyle birlikte artan elektrikli bisiklet ve skuter gibi araçların tamirini öğrenip, kendi işletmesini açtı.

Edirne Sanayi Sitesi’nde, elektrikli araç tamiri yapan evli ve 2 çocuk babası Yusuf Dobranyalı, çocukluğunda elektrik ve elektroniğe merak saldı. 2003 yılında sanayi sitesinde oto yıkamacı olarak çalışma hayatına giren Dobranyalı, teknolojinin gelişmesiyle 2023 yılında çocukluk hobisini mesleğe dönüştürmeye karar verdi. Sanayide elektrikli bisiklet ve skuter gibi araçların tamirini öğrenerek kendi işletmesini açan Dobranyalı zamanla ustalaşarak, aranan isim haline geldi.

‘TEKNOLOJİYE AYAK UYDURMAYA KARAR VERDİM’

Teknolojiyle birlikte ihtiyaçların da arttığını, bu nedenle çalışma alanını değiştirdiğini anlatan Dobranyalı, “Oto yıkama sektörüne 2003 yılında girdim. 2003’ten 2023’e kadar da yıkama ve oto kuaför hizmeti verdim. Bu yıllar içerisinde teknolojimiz ilerledi. Bataryalı ürünler, şarjlı ürünler, hayatımızın her alanına, her yönüne girmeye başladı. Baktım ki elektrikli araçlar, skuterlerde, bisikletlerde bir devrim, bir gelişme yaşanacak. Ben de buna bir ayak uydurayım dedim. Ufak araştırmalarla, çalışmalarla bu sektöre adapte oldum. Şu anda elektrikli araçlar her geçen gün artmaya başladı. Onların üzerine de çalışmalarım var. Her geçen gün de çalışmalarımı arttırmaya ettiriyorum” dedi.

‘YAPILAMAYACAK HİÇBİR İŞ YOK’

Elektrik ve elektronikli aletlere çocukluğundan beri ilgi duyduğunu anlatan Dobranyalı, “Elektronik altyapım hobi amaçlı başladı. Hobi olarak girdim bu sektöre. Tabi altyapım, yani elektronik üzerinde çalışmışlığım da vardı. Her ne olursa olsun bir insanın içinde bir merak varsa, bir heves varsa, ‘Ben bu işi yapacağım, ben bu işin üstesinden geleceğim’ derse yapılamayacak hiçbir iş yoktur. Bütün ürünlerin, bütün markaların yetkili servisleri Edirne’de mevcut ama benzinli ağırlıklı servisler oldukları için elektrikli dönüşümüne ayak uydurabilen de var, uyduramayan da var. Biz burada o arkadaşlarımıza da yardımcı olabiliyoruz. Yapılamayan veya yapılamayacak olanları da kendi işlerimizde yapmaya gayret ediyoruz” diye konuştu.

‘İNSANLAR ŞARJLI ÜRÜNLERE TAM ADAPTE OLAMADI’

Toplumda elektrikli araçların nasıl kullanılacağı konusunda henüz tam bilinç oluşmadığını dile getiren Yusuf Dobranyalı, “Bizim ürünlerimiz soğuk havalara, yağmurlu havalara, yağışlı havalara uygun değil. O yüzden yağmurda elektronik aksamlar arıza verebiliyor, arızaya geçebiliyor. Koşullar buna şu an için uygun değil. Şarjlı ürünlere insanlarımız tam adapte olamadılar. Ürünü nasıl kullanacakları konusunda tam bir teknik bilgiye sahip değiller. Ürünü kışın kenara koyuyorlar, ‘Nasılsa kış geldi, dursun yaza binerim’ diye bir hataya kapılıyorlar. Bu ürün her ne olursa olsun kullanılsın veya kullanılmasın, 15 günde bir şarj edilmesi gerekiyor. Şarj etmedikleri ürünlerin bu sefer arızaya geçmesi kaçınılmaz oluyor. Batarya veya pil şarj edilmezse, çökme dediğimiz, sülfatlaşma dediğimiz tepkimelerle ürün şarjını ve kapasitesini kendi kendine kaybediyor. Siz ürünü her ne kadar şarja da taksanız, sonuç vermiyor” ifadelerini kullandı.

Berat Kandili bu gece

Üçüncü kandil olan ve Şaban ayı içerisinde yer alan Berat Kandili bu gece idrak edilecek.

Müslümanlar bu gece bolca ibadet ederek, af dileyecek. Berat Kandili gecesi ibadetlerin faziletinin çok büyük olduğuna inanılıyor.

Ramazan ayı 19 Şubat 2026 Perşembe günü başlayacak. Kadir Gecesi 16 Mart 2026 Pazartesi günü idrak edilecek. Üç günlük Ramazan Bayramı 20 Mart 2026 Cuma günü başlayacak.

EDİRNE BELEDİYE BAŞKANI GENCAN

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Berat Kandili vesilesiyle bir mesaj yayımlayarak tüm hemşehrilerinin ve İslam aleminin mübarek gecesini kutladı.

Başkan Gencan, yayınladığı mesajında şunlara yer verdi:

“Ramazan ayının müjdeleyicisi olan Berat Kandili’ne ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz.

Toplumsal hayatımızda önemli bir yeri olan bu özel günler; birliğimizi güçlendirmek, dayanışma ruhumuzu tazelemek ve birbirimize olan bağlarımızı kuvvetlendirmek için kıymetli birer fırsattır.

Edirne Belediyesi olarak, şehrimizin her köşesinde huzurun ve kardeşliğin egemen olması için çalışmaya devam ediyoruz. Bu anlamlı gecenin, kırgınlıkların yerini hoşgörüye bıraktığı, toplumsal barışın ve sevginin arttığı bir iklime vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, tüm hemşehrilerimin Berat Kandili’ni kutluyor; bu mübarek gecenin şehrimize, ülkemize ve tüm insanlığa sağlık, huzur ve esenlik getirmesini diliyorum.”

AK PARTİ EDİRNE İL BAŞKANI İBA

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Berat Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı. Mesajında, kandillerin dostluk ve kardeşliği pekiştiren önemli günler olduğuna değinen İba, bu mübarek gecenin affın, arınmanın ve manevi yenilenmenin bir fırsatı olduğunu belirtti.

Kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara gelen Berat Kandili’nin önemine değinen İba, “Af ve şükür vesilesi olan kandiller, müminler için de manevi bir arınmanın yanında, hayat muhasebesi yapma fırsatı sunan müstesna gecelerdir. Berat Kandili de bu önemli gecelerden biridir.

Bu gece Yüce Mevla’mızdan beratımızı isteyelim. Sorumluluklarımızı yeniden hatırlayalım. Maneviyat duygularımızı en üst düzeyde yaşayacağımız bu mübarek gecenin; bizleri birlik, dirlik, kardeşlik ve barış içinde yaşamaya ulaştırmasını diliyorum.” ifadelerine yer verdi.

Toplumsal dayanışma ve kardeşliğin önemine de değinen İba, özellikle zor zamanlardan geçen dünyada manevi değerlerin daha da anlam kazandığını belirtti.

Berat Kandili’nin, sadece bireysel ibadetlerle değil; yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularının güçlendirilmesiyle büyük ölçüde anlam kazandığını söyleyen İba, bu mübarek gecenin, millet olarak birlik ve beraberliği pekiştirmesine vesile olması temennisinde bulundu.

11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerifin habercisi olan Berat Kandili’ne erişmenin heyecan ve mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen İba, Edirneli hemşerilerinin ve tüm İslam âleminin Berat Kandili’ni tebrik etti.

Kandilin sağlık, huzur, barış ve bereket getirmesi temennisinde bulunan İba, “Bu vesileyle, başta Edirneli hemşerilerimiz olmak üzere aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Berat Kandili’ni en kalbi duygularımla tebrik ediyor; bu mübarek gecenin hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbim hep birlikte Ramazan’a ulaşmayı nasip etsin” ifadelerine yer verdi.

CHP MERKEZ İLÇE BAŞKANI ANGÜNGÖR

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Angüngör, Berat Kandili mesajında şunları kaydetti:

“Ramazan ayının müjdeleyicisi ; birlik ,beraberlik, dayanışma kültürümüzü güçlendirmek ve ortak değerler etrafında kenetlenmek için kıymetli bir fırsat olan bu  anlamlı gecenin; kırgınlıkların yerini hoşgörüye, umutsuzlukların yerini umuda bıraktığı, sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının çoğaldığı bir iklime vesile olmasını diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm hemşehrilerimin ve İslam âleminin Berat Kandili’ni en içten dileklerimle kutluyor; bu mübarek gecenin şehrimize, ülkemize ve tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve esenlik getirmesini temenni ediyorum.”

Aramızdan ayrılanlar

SEDAT ARIDAĞ VEFAT ETTİ
Devlet Su İşleri’nden emekli Sedat Arıdağ 92 yaşında vefat etti. Merhume Nahide Arıdağ’ın eşi, Aytül – Yavuz Arıdağ’ın babaları, Berk Arıdağ ve Hande-Altuğ Yaşar’ın dedeleri olan merhum, dün Fatih Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
DAVUT IRMAK VEFAT ETTİ
Kartaltepe Fabrikasından emekli Davut Irmak 70 yaşında vefat etti. Nergis Irmak’ın eşi, İsmail ve Niyazi Irmak’ın babaları olan merhum, dün Ayşekadın Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Leva tarih oldu

Edirne’nin ticari yaşamında da uzun yıllar önemli yer tutan Bulgar Levası 1 Şubat 2026 Pazar günü itibarıyla resmî para birimi olma statüsünü tamamen kaybederek yerini Euro’ya bıraktı. Komşu ülkede olduğu gibi Edirne’de de mağazalar, ticari işletmeler ve çeşitli hizmet sağlayıcıları leva kabul etmemeye başladı.

Geçiş sürecini kolaylaştırmak amacıyla, Bulgaristan Merkez Bankası (BNB) vezneleri ile bazı ticari bankalar Son gün olan 31 Ocak Cumartesi de olağanüstü mesai yaparak leva–avro değişim işlemlerini sürdürüyor. Kırcaali Haber Gazetesi’nde kohuya ilişkin haberde şunlara yer verildi:

“Bankalar ve Postanelerde Ücretsiz Değişim

Ticari bankalar ve postaneler, 1 Temmuz 2026 tarihine kadar levayı avroya herhangi bir komisyon almadan dönüştürmeye devam edecek. 2026’nın ilk altı ayında bankalar, resmî döviz kuru üzerinden ve sınırsız miktarda banknot ve madeni para değişimi yapacak.

Ancak 30.000 leva üzerindeki tutarlar için, bankalara en az üç iş günü önceden bildirimde bulunulması gerekiyor. Ayrıca müşterilerin hesaplarına yatırılan levanın avroya çevrilmesi işlemleri de ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.

Merkez Bankası’nda Süresiz ve Sınırsız Değişim

Bulgaristan Merkez Bankası ise leva banknot ve madeni paralarını ücretsiz, miktar ve süre sınırı olmaksızın avroya çevirmeye devam edecek. Bu uygulama için herhangi bir son tarih bulunmuyor.

Çift Fiyat Gösterimi Devam Ediyor

Tüketicilerin uyum sürecini kolaylaştırmak amacıyla, ürün ve hizmetlerde leva ve avro cinsinden çift fiyat gösterimi uygulaması 8 Ağustos 2026 tarihine kadar devam edecek.

Nakit Dolaşımına İlişkin Son Veriler

Yetkililerin paylaştığı güncel verilere göre, şu an dolaşımdaki leva banknot ve madeni paralarının toplam tutarı 7,7 milyar leva seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, 2025 yılı başına kıyasla nakit leva dolaşımının yüzde 75 oranında geri çekildiğini gösteriyor.

Öte yandan, bugüne kadar piyasaya sürülen avro banknot ve madeni paralarının toplam değeri 6,1 milyar avroyu aşmış durumda.

Tarihi Geçiş

Bulgaristan’ın avroya geçişi, ülkenin Avrupa Birliği ile ekonomik entegrasyonunda tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, geçiş sürecinin sorunsuz tamamlanması için hem vatandaşlara hem de işletmelere gerekli tüm kolaylıkların sağlandığını vurguluyor.”

ADD Muammer Aksoy’u unutmadı

Olgay GÜLER

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi tarafından Adalet ve Demokrasi Haftası ve derneğin kurucu genel başkanı Prof.Dr. Muammer Aksoy’un vefatının 36’ncı yıldönümü nedeniyle anma töreni düzenlendi.

ADD Edirne Şubesi tarafından düzenlenen program, dernek binasında gerçekleştirildi. Programa çok sayıda dernek üyesi katıldı.

Programda basın açıklamasını ADD Edirne Şube Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin okudu. Bilgin, her yıl 24- 31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası’nda bir yandan şehitleri anarken, bir yandan emperyalist tuzakların perde arkasını, nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyip, yeni tuzaklara düşmemek için ders çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.

‘O HAİN TUĞLA, O MENHUS DUVARI AYAKTA TUTMAYA DEVAM EDİYOR’

Prof. Dr. Muammer Aksoy’un, kendisi 49 cumhuriyet aydını ile birlikte 19 Mayıs 1989 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurduğunu belirten Bilgin, “Derneğimizin, kuruluş bildirgesiyle ortaya koyduğu yol haritası ve çalışmaları emperyalist güçleri öyle ürküttü ki, çareyi Muammer Aksoy’u susturmakta buldular. Bu menfur cinayet toplumumuzu ne kadar derinden üzdüyse; 300 yıldır bölgemiz ülkelerini sömüren çok uluslu petrol şirketlerini, özgür bireyden ve uluslaşma bilincinden korkan Laik Cumhuriyet düşmanı karşı devrimcileri, emek, kadın ve öğretmen başta olmak üzere toplumsal örgütlülüğü çıkarlarına aykırı gören neoliberal “serbest piyasa” baronlarını, özerk üniversite karşıtlarını ve “Yeni Osmanlıcılık” hayali ile yemlenen kifayetsiz muhterisleri de o kadar sevindirdi. Kurucu üyemiz Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından Mumcu’nun da öldürülmesi toplumda büyük infial yarattı, yüz binler Ankara’ya aktı. Yetkililer bu suikastın mutlaka çözüleceği sözünü verdilerse de duvardaki o tuğla bir türlü çekil(e)medi. Çekil(e)medi çünkü; Uğur Mumcu da hocası Muammer Aksoy gibi Aramco’dan PKK’ya pek çok hain çarka çomak sokmuş, emperyalistlerle dinci ve bölücü uşaklarını ziyadesiyle huzursuz etmişti. Sonuç olarak, o hain tuğla o menhus duvarı ayakta tutmaya devam ediyor hâlâ” diye konuştu.

‘DEVRİM ŞEHİTLERİMİZİ MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ’

Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’nun yürekli Kemalist devrimciler, kararlı laik Cumhuriyetçiler, sözlerine güvenilen saygın toplum önderleri ve gerçek aydınlar oldukları için yok edildiğini dile getiren Bilgin, “Bu nedenle yapılması gereken, sadece katlediliş yıl dönümlerinde kırmızı karanfiller ve nutuklarla anmak değil, uğruna can verdikleri düşüncelerini, değerlerini, hedeflerini savunmak ve kitleselleşmelerini sağlamak, Uğur Mumcu’nun “Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil.” diyen sesine kulak vermektir. Sözün özü; Batı emperyalizmi 100 yıllık Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni din devletine dönüştürerek parçalama hedefine bu kez BOP ile yürüyor ve artık niyetini ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın ağzından açık açık dillendirmekten de çekinmiyor. Öyleyse her yurttaşımız, Atatürk’ün 20 Ekim 1927 tarihinde 6 gündür okumakta olduğu Nutuk’un son sayfasındaki “Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.” sözlerini ve devamında “Ey Türk İstikbalinin Evladı, İşte bu ahval ve şerait için de dahi vazifen Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır” diyerek verdiği görevi daima aklında tutmak zorundadır. Türk Ulusu, değişmez önderinin bu kutsal emanetine mutlaka sahip çıkacak, verdiği görevi her ahval ve şeraitte yapacak, katledilen evlatlarının hesabını da soracak, tüm emperyalist tuzakları da bozacak ve Cumhuriyetini ilelebet payidar kılacaktır. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma azim ve kararımızla başta Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu olmak üzere bütün devrim şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyoruz” ifadelerini kullandı.

ELYD için dünya çok küçük

Gülseven OKALANER

Edirne Lisesinden Yetişenler Derneği (ELYD) üyeleri 2026 yılının ilk uzun mesafe ziyaretinde Küba’ya uçtu. Pronto Tur organizasyonuyla 22 Ocak günü İstanbul Hava Limanı’ndan hareket ederek Havana Uluslararası Jose Marti Havalimanına ulaşan kafile, önce UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Havana Eski Kenti ziyaret etti. Daha sonra da Malicon Bulvarı, Devrim Meydanı, Colomb Mezarlığı, Miramar ve kenti kuşbakışı gören Morro Kalesi’ne gidildi. Kafile geceyi Havana’daki otellerinde geçirdi. Kafileye ELYD Genel Merkezi Yönetim Kurulu adına Genel Sekreter Dr. Kemal Demirkıran eşlik etti.

İkinci gün Vinales Vadisi ve Pinar del Rio turu için yine. UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan ve dünyaca ünlü Küba puroları tütünlerinin yetiştiği Vinales Vadisi’ne hareket edildi. Vinales Şehir merkezi, tütün tarlaları, yerel tütün çiftliği ziyareti ve Pinar del Rio’da Küba purolarının resmi olarak üretildiği fabrikalarda puro yapım ve kültürü tanıtıldı.

Küba Havana’da büyük bir parkın içindeki Atatürk Büstü ziyaretçisiz kalmıyor

Ardından Ressam ve bilim adamı Leovigildo González Morillo tarafından, kayaların üzerine çizilmiş, tarih öncesi yaşamı anlatan duvar resmi ziyareti ile “Indian cave” isimli mağara gezildi. Vinales Vadisi’ne hakim bir sahip tepede fotoğraf molası verildi.

Santa Clara’da Che Mozolesi

EFSANEVİ CHE GUEVERA’NIN EVİNDE

24 Ocak Cumartesi günü Havana Turu’na çıkıldı. Turda,1958 yılı sonu Küba devrimine kadar Amerika’dan ithal edilmiş ve halen aktif olarak kullanılan renkli araçlarla hareket edildi. Küba sokaklarındaki gezi sonrası, Küba’nın Picassos’u; Jose Fuster’in, yaşarken resimler, seramikler ve çizimlerle dekore ettiği mahallesine gidildi. Daha sonra modern sanatçıların merkezi Hamel sokağı ve Küba’nın efsanevi kahramanı Che Guevara’nın evi ziyaret edildi. Ünlü Prado Caddesi gezisinin ardından otele dönüldü.

Ziyaretin dördüncü günü Küba’nın en güzel şehirlerinden 1819’da Fransız yerleşimcilerin kurduğu UNESCO’nun korumasındaki Cienfuegos ziyaret edildi. Öğle yemeğinin ardından Jose Marti Parkı, Tomas Terry Tiyatrosu, Colegio de San Lorenzo binaları görüldü. 

TRİNİDAD DÜNYANIN EN İYİ KORUNMUŞ KENTİ

Ziyaretin beşinci günü olan 26 Ocak’ta Cienfunegos ve Trinidad Şehir Turları yapıldı. UNESCO tarafından koruma altında alınmış, 18 ve 19’ncu yy arasında şeker üretimiyle zenginleşen, Koloniyal dönem mimarisi örnekleri ile dünya üzerinde en iyi korunmuş Trinidad şehri gezildi. Trinidad’a has limon suyu, bal ve Küba Romu karışımı Canchanchara içilip öğle yemeği yendi Turun ardından akşam yemeği ve konaklama için otele dönüldü.

YARALI YAKALANIP İNFAZ EDİLDİ, CESEDİ 30 YIL SONRA GETİRİLDİ

Salı sabahı , ELYD Kafilesi, Trinidad’tan Küba Devrimi’nin en önemli cephesi olan ve Che’yi efsaneleştiren Villa Santa Clara şehrine hareket etti. Devrimin lideri Comandante Che Guevara tarafından ele geçirilen ve Batista ordularının cephanesini taşıyan zırhlı tren müze parkı, savaşın geçtiği eski Hilton Oteli’nde kurşun izlerinin görüldüğü Parque Vidal ziyaret edildi. Küçük bir gerilla grubunun başındayken Ekim 1967’da Bolivya’da yaralı yakalanıp infaz edilen ve 30 yıl sonra cesedi getirilip defnedilen Guevera’nın Mozolesi, veda mektubu ile anıtı ve heykeline gidildi.

Ünlü Yazar Hemingway’in 20 yıl yaşadığı ve günümüzde müze olan evi

HEMİNGWAY MÜZESİ VE KÖYÜ

Trinidat’ta son gecenin sabahında  ELYD kafilesi, dün Havana’ya döndü. Yol üzerinde; 20 yılını Küba’da geçiren yazar Ernest Hemingway’in ‘İhtiyar Balıkçı ve Deniz! Romanını yazdığı küçük bir balıkçı köyü olan; yazarın ünlü romanı “İhtiyar Balıkçı ve Deniz”i yazdığı ve öğle yemeklerini yediği Cojimar köyü ziyaret edildi. ‘’Çanlar Kimin için çalıyor ‘’ romanını yazdıktan sonra yaşadığı La Vigia çiftliğinde, bugün “Hemingway Müzesi” olan evi La Finca’ya gidildi.

Kafile deniz molasında

Edirne Lisesi Yetişenler Kafilesi Havana’daki kahvaltının ardından İstanbul’a dönmek üzere Uluslararası Jose Marti Havalimanı’ndan hareket etti.

CHE GUEVERA’NIN MOZOLESİNDEKİ ANNE BABASINA VEDA MEKTUBU
( 1 Nisan 1965 )

Sevgili ihtiyarlar:

Topuklarımın altında yeniden Rocinante’nin kaburgalarını hissediyorum, kalkanım kolumda tekrar yollara düştüm.

Neredeyse on yıl önce size başka bir veda mektubu daha yazmıştım. Hatırladığım kadarıyla, daha iyi bir asker ve daha iyi bir doktor olamamaktan yakınıyordum. İkincisi ile artık ilgilenmiyorum, asker olarak o kadar da kötü değilim.

Özünde hiçbir şey değişmedi, artık çok daha bilinçli olmamın dışında. Marksizm bilgim derinleşti ve netleşti. Özgürleşmek için mücadele eden halklar için tek çözümün silahlı mücadele olduğuna inanıyorum ve inançlarım doğrultusunda hareket ediyorum. Pek çokları bana maceraperest diyecek, öyleyim de… Yalnızca farklı bir türden ve doğrularını göstermek için postunu ortaya koyanlardan.

Belki de bu size son veda mektubum olacak. Amacım bu değil ama son olması olasılıklar arasında. Şayet öyleyse, sizi son defa kucaklarım.

Sizi çok sevdim. Sadece sevgimi nasıl göstereceğimi bilemedim. Eylemlerimde son derece katıyım ve bazen beni anlamadığınızı düşünüyorum. Beni anlamak kolay değildi ama bugün bana inanın yeter. Şimdi titrek bacaklarımla yorgun ciğerlerime, bir sanatçı edasıyla cilaladığım irademle güç vereceğim. Bunu yapacağım.

20’nci Yüzyılın bu küçük fedaisini arada bir hatırlayın. Celia’yı, Roberto’yu, Juan Martín ve Patotin’i, Beatriz’i ve herkesi öpüyorum. İnatçı ve kayıp oğlunuz olarak sizi kucaklıyorum.

    Ernesto

    Üreticiye hibe nohut tohumu!

    Olgay GÜLER

    Ülke genelinde son 2 yıldır yaşanan kuraklıkla birlikte ayçiçeği ve buğdayda istediği verimi alamayan üretici için Edirne Belediyesi, tarlalarında ekerek ürettiği yerli nohut tohumlarını hibe olarak verip, hem bölgenin baklagil ihtiyacını karşılamayı, hem de üreticinin kurak mevsimde gelirini arttırmayı hedefliyor.

    Edirne Belediyesi tarafından, kuraklıkla mücadelede ayçiçeği ve buğdayda yaşanan verim kayıpları nedeniyle başlatılan çalışmalarla bu yıl hasatta ilk ürünleri alınan yerli nohut için, 100 üreticiye hibe tohum dağıtılmaya hazırlanılıyor. Belediye Başkanı Filiz Gencan başkanlığında başlatılan çalışmaların yürütücülüğünü yapan Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Egemen Ilgın, nohutun ayçiçeği ve buğdaya göre daha az maliyetle daha fazla gelir getirme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekerken, bu yıl mercimek de ekerek, bu üründe de üreticiyi teşvik etmek istediklerini kaydetti. Ilgın yapılan çalışmalarla, bölgenin hem baklagil ihtiyacını karşılamayı, hem de üreticinin kurak mevsimde gelirini arttırmayı hedeflediklerini söyledi.

    ‘BU SENE ÇOK DAHA FAZLA NOHUT EKİLECEK’

    Ilgın belediyeye ait tarlalarda, geçtiğimiz yıl, uzun süredir bölgede ekimi yapılmayan nohut ektiklerini belirterek, “Böylelikle çiftçilerimizin de nohut üretimini, nohut hasadını tecrübe etmesini sağlamayı hedeflemiştik. Belediyemize ait Yıldırım mevkiindeki arazilerde nohut üretimimizi gerçekleştirdik. Ekiminden, bakımına ve hasat sürecine kadar çiftçilerimiz de geldiler, izlediler, gördüler. Güzel bir üretim sezonu geçirdik nohut adına. Çiftçimiz de; ‘Bölgemizde kuraklık çok had safhada. Ayçiçeğinden istediğimiz verimliliği, ürünü sağlayamıyoruz. Buğdaydan, arpadan sağlayamıyoruz. Alternatif ürünlere yönelmek istiyoruz. Acaba biz de nohut üretiminde başarılı olabilir miyiz?’ diye bize geldiler. Bizim nohut çeşidimiz gerçekten oldukça verimli ve lezzetli bir çeşittir. Bunun tohumundan bizden talep ettiler. Biz de çiftçilerimize tohum desteği sağlayacağımızı söyledik. Başvuruları almaya başladık. Objektif kriterlerle çiftçilerimizin başvuruları değerlendiriliyor. Bu sene Edirne’de geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla nohut ekilecek” dedi.

    ‘MALİYETİ ARPA VE BUĞDAY’DAN DAHA DÜŞÜK’

    Nohut üretiminde Türkiye’nin ithalatçı pozisyonda olduğuna dikkat çeken Ilgın, “Nohut üretiminde Türkiye ithalatçı pozisyonda bulunuyor. Türkiye’nin ürettiği nohut Türkiye’nin ihtiyacına yetmiyor. Edirne özeline baktığımız zaman da Edirne’nin yetiştirdiği nohut miktarı, Edirne’nin ihtiyaç duyduğu nohut miktarına cevap veremiyor. Dolayısıyla bizim nohudu zaten ekmemiz gerekiyor. Baktığınız zaman Meksika’dan, başka ülkelerden nohut ithal edildiğini görüyoruz. Dövizimiz de dışarı çıkıyor. Nohudun buğday ve arpaya göre yetiştirme maliyeti daha düşük. Bu nedenle çiftçilerimizde bir yönelme vardı, başvuruları aldık. Bu sene onlara her türlü teknik desteği de sağlayacağız. Zannediyorum ki; umuyorum ki çiftçilerimiz de nohut ekiminden istedikleri verimi ve tabii istedikleri maddi geliri sağladıktan sonra bir sonraki sene daha fazla ekeceklerdir. Bu şekilde Edirne’nin bakliyat üretiminde önemli bir konuma geleceğini düşünüyorum” diye konuştu. 

    ‘AMAÇ EN DÜŞÜK BİRİM ALANDAN EN YÜKSEK KAZANCI SAĞLAMAK’

    Nohudun üretiminde, diğer ürünler gibi çok fazla işlem de istemediğini söyleyen Ilgın, “Bugün buğday ve ayçiçeği biliyorsunuz hem verim anlamında geçmiş yıllara göre düşük kalıyor. Hem maliyetleri fazla. Gübre, ilaç maliyetleri fazla. Hem de buğday dünyada en çok üretilen ürün. Herkesin ürettiği bir ürünü üretiyorsunuz. Dolayısıyla yani çok büyük bir gelir beklemek iyimserlik oluyor ama nohut üretimi hem bölgemizde, Türkiye’de az üretiliyor hem ilaç maliyeti ve gübre maliyetleri çok daha az eski işçiliği yok, ot mücadelesi ilaçlamayla yapılıyor. Çapaya falan gerek duyulmuyor. Zaten bizim topraklarımız küçüldüğü için amacımız en düşük birim alanından en yüksek kazancı sağlamak. O nedenle yönlendirme yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    ‘MERCİMEK ÜRETİMİNİ BAŞLATIYORUZ’

    Bu yıl belediyeye ait alanlarda ilk kez mercimek de ekmeye başlayacaklarını dile getiren Ilgın, “Bu sene nohut üretiminde istediğimiz başarıyı sağladığımız için ve Edirne’nin alternatif ürün yönelmesini arzuladığımız için mercimek üretimi yapabilir miyiz diye araştırmalara başladık. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde İrfan Bey’le de görüştük. Çiftçilerimizle görüştük. Daha önceki yıllarda bölgemizde mercimek ekilmiş. İklim koşulları da değişiyor biliyorsunuz. Yaptığımız toprak analizlerinde de bizim bölgemizin mercimek üretimine elverişli olduğu gözüküyor. Ama şu an büyük çapta eken üreticimiz yok. Bunu da Edirne Belediyesi ilk olarak başlatacak. Bu sene Karaağaç bölgemizdeki tarlamızda, mercimeğimizi ekeceğiz. Hep birlikte göreceğiz. İlaçlamasını birlikte yapacağız, ot mücadelesini birlikte yapacağız. Birlikte hasadını yapacağız. Hedefimiz bunun da dönümünden 100-150 kilo arası bir verim elde edebilmek” ifadelerini kullandı.

    ‘YAPBOZUN PARÇASINI TAMAMLIYORUZ’

    Hedeflerinin çiftçilere rol model olmak olduğunun altını çizen Egemen Ilgın, “Biliyorsunuz Türk toplumu Kanada mercimeği yemeye bıktı. Bu topraklarda en kalitelisi gelişebiliyor. İnşallah başarılı olacağımıza inanıyoruz. Çiftçilerimize bir rol model olacağız bu konuda da. Başarılı olursak bu sene seneye de mercimek tohumu üreticilerimize vererek onların da ekmesini teşvik edeceğiz. Edirne gerçekten çok zengin. Çeltik, ayçiçeği anlamında, buğday anlamında. Bir yanında Karaağaç var sebzecilik anlamında. Şu an halen birçok tarlada lahana ekili, karnabahar ekili, pırasa ekili, Keşan’a gittiğimiz zaman yine aynı şekilde Mahmutköy tarafında büyük sebzecilik var. Yani biz aslında bir nevi bu yapbozun eksik kısmını da tamamlıyoruz. Yani sebzeciliğin yanında Edirne bölgemize bir de bakliyat üretimi yerleştirdiğimizde İstanbul gibi bir pazara da yakınlığımız var. Bunlar hep ileriye dönük düşüncelerdir. Daha da iyi tartışılabilir, geliştirilebilir. Paketleme ağı oluşturulabilir. Burada işleme tesisi oluşturulabilir. Büyük firmalarla konuşulabilir. Yani belki geleceğe dönük bir ışık yakmak adına kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.