Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

ÇED toplantısında bentonite ret!

Enez ilçesine bağlı Çandır ve Şehitler köyleri sınırları içerisinde planlanan bentonit ocağı kapasite artışı ve tesis ilavelerine ilişkin ÇED süreci kapsamında 24 Eylül 2026 tarihinde Şehitler Köyü’nde gerçekleştirilen toplantıda, bölge halkı projeye yönelik itirazlarını yetkililere iletti. Yurttaşlar tarafından hazırlanan 153 itiraz dilekçesi de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü temsilcilerine teslim edildi.

Enez ilçesine bağlı Şehitler Köyü’nde, “Bentonit Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Hazırlama ile Kırma-Eleme Tesisi, Öğütme Tesisi, Paketleme Tesisi ve Revizyonu” projesine ilişkin ÇED süreci kapsamında Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı, 24 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirildi.

Toplantıya ilgili kamu kurumları, yatırımcı ve ÇED firması temsilcilerinin yanı sıra bölge halkı, köy muhtarları ve Keşan Kent Konseyi temsilcileri katıldı.

Toplantıda söz alan Keşan Kent Konseyi Başkanı Hasan Karagöz ile bölge köylerinde yaşayan yurttaşlar, projeye ilişkin görüş, kaygı ve itirazlarını dile getirdi. Yurttaşlar; tarım arazileri, su kaynakları, ormanlık alanlar ve yaşam alanları üzerindeki olası etkiler konusunda kaygılarını aktararak bentonit ocağının kapasite artışını istemediklerini açıkça ifade etti.

Karagöz, daha önce Hasköy, Şehitler, Işıklı ve Çandır köylerinde gerçekleştirilen bilgilendirme toplantılarında bölge halkı tarafından dile getirilen itirazları da aktararak, projeye ilişkin görüş bildirecek kamu kurumlarına çağrıda bulundu.

KARAGÖZ’DEN İLGİLİ KURUMLARA ÇARPICI ÇAĞRI

İmar, Orman, Devlet Su İşleri ve diğer ilgili kurumların vereceği görüşlerin bölgenin geleceği açısından önem taşıdığını vurgulayan Karagöz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle rica ediyorum. Buradayız… İmarı, Ormanı, Devlet Su İşleri, Çevre Şehirciliği ve görüş belirtecek tüm kurumlara sesleniyorum… Onlardan şunu özellikle istiyoruz: Bundan sonraki yaşantılarında kendi çocuklarını kedi kumu ile besleyeceklerse olumlu görüş versinler. Yok, ‘Bizim çocuklarımız kedi kumu yemez’ diyorlarsa, bu köylerin çocukları da kedi kumu yemez… İçlerinden bir kurum dahi olsa hayır uygun değil dediği takdirde bu dosyanın bir daha açılmamak üzere kapanacağını biliyoruz.’’

Karagöz’ün bu sözleriyle, bölgenin tarım ve gıda üretiminin korunması konusunda ilgili kurumlara sorumluluk çağrısında bulunduğu ifade edildi.

Toplantı kapsamında yurttaşlar tarafından hazırlanan 153 adet itiraz dilekçesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü temsilcilerine teslim edildi.

Keşan Kent Konseyi tarafından toplantı öncesinde yapılan bilgilendirmelerde, projenin önceki halinde yaklaşık 40 bin dekar alanda 5 köyü kapsadığı, yapılan revizyonla proje alanının 19 bin 940 dekara, etkilenen köy sayısının ise 4’e düşürüldüğü belirtilmişti. Bölge halkı daha önce de projeye yönelik itirazlarını resmi başvurularla ilgili kurumlara iletmişti.

Toplantıda yurttaşlar; topraklarının, su kaynaklarının, tarımsal üretimin, ormanlık alanların ve köy yaşamının korunması yönündeki taleplerini doğrudan yetkililere bir kez daha aktardı.

Keşan Kent Konseyi ise projenin yalnızca bir maden yatırımı olarak değil; bölgenin tarımı, doğal varlıkları, su kaynakları ve köylerdeki yaşamın geleceği üzerindeki etkileriyle birlikte bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Toplantının ardından ilgili kurum temsilcileri tarafından projenin planlandığı sahalarda incelemelerde bulunuldu.

Keşan Kent Konseyi bölge halkının yaşam alanlarını doğrudan ilgilendiren süreci takip etmeye; köylülerin görüş, talep ve itirazlarının kamuoyuna duyurulmasına katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.

‘Trakya’da ekolojik tahribat derinleşiyor’

Trakya Platformu Edirne İl Yürütmesi, Trakya’nın uzun yıllardır farklı endüstriyel ve enerji yatırımlarının yarattığı kümülatif baskılarla mücadele ederken Cumhurbaşkanlığı’nın acele kamulaştırma kararı ile yeni ve ağır bir hukuki ekolojik eşik aşıldığı belirterek, söz konusu kararın ulusal gıda güvenliği ve ekosistem bütünlüğü açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekildi. Açıklama, “Ülkemizin buğday üretiminin %11’ini, ayçiçeğinin %45’ini ve çeltiğinin %47’sini karşılayan bu stratejik havzanın fosil yakıt çözme, çözülme ve ayırmaya açılması, bilimsel ve rasyonel planlama ilkeleriyle taban tabana zıttır” ifadelerine yer verildi.

Bülent Kaçar, Özer Demir, Mehmet Akbal, Uğur Özdağlı, Yılmaz Eren, Ziya Gökerküçük’ten oluşan Trakya Platformu Edirne İl Yürütmesi tarafından “Trakya havzası’nda ekolojik tahribat derinleşiyor” başlığı altında yapılan açıklamada, “Bugün, Türkiye’nin en önemli tarım, gıda ve ekolojik çeşitlilik havzalarından biri olan Trakya’nın karşı karşıya olduğu yapısal çevresel krizlere dikkat çekmek amacıyla kamuoyunun huzurundayız” denilerek şunlara yer verildi:

“Bölge, uzun yıllardır farklı endüstriyel ve enerji yatırımlarının yarattığı kümülatif baskılarla mücadele ederken; 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yeni ve ağır bir hukuki ekolojik eşik aşılmıştır. Yayımlanan karar ile; ‘Trakya Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi Kapsamında Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Faaliyetlerini Gerçekleştirmek Amacıyla Ruhsat Alanlarında; Lokasyon Alanı ve Yolu, Petrol ve Doğalgaz Boru Hattı, Enerji Nakil Hattı, Üretim Kampları, İdari Kampüs Alanları ve Depolama Tesisleri Yapımı İçin İhtiyaç Duyulan Bazı Taşınmazların Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Tarafından Acele Kamulaştırılması’ resmen kararlaştırılmıştır.

Bu karar, ulusal gıda güvenliği ve ekosistem bütünlüğü açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Ülkemizin buğday üretiminin %11’ini, ayçiçeğinin %45’ini ve çeltiğinin %47’sini karşılayan bu stratejik havzanın fosil yakıt çözme, çözülme ve ayırmaya açılması, bilimsel ve rasyonel planlama ilkeleriyle taban tabana zıttır.

TRAKYA’NIN ÜZERİNE KÂBUS GİBİ ÇÖKEN TEHDİTLER

Trakya Havzası’ndaki ekolojik bozulma, münferit olaylardan ziyade birbirini tetikleyen kronik sorunlar zinciri halini almıştır:

 İğneada Nükleer Santral Projesi: Istranca orman ekosisteminin ve İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın ekolojik koruma kuşağında yer alan Poliçe Plajı- Kumçakıl Sahili hattı, nükleer enerji ve sismik araştırma faaliyetleriyle tehdit edilmektedir. Bu girişim, bölgenin endemik biyolojik çeşitliliğini ve yeraltı su havzalarını doğrudan riske atmaktadır.

 Ergene ve Meriç Nehirlerindeki Hidrolojik Bozulma: Denetimsiz endüstriyel deşarjlar nedeniyle kıta içi su kalitesi en düşük sınıfa gerileyen Ergene ve Meriç nehirleri, tarımsal sulamada ağır metal birikimine ve toprak verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır.

 Marmara Denizi’nde azot ve fosfor gibi besin maddelerinin aşırı derecede artışı: Ergene havzası endüstriyel atıklarının “derin deniz deşarjı” yöntemiyle Marmara’ya aktarılması, deniz ekosisteminin çözünmüş oksijen seviyelerini düşürmekte; geçmişte yaşanan müsilaj krizlerinin tekrarlanması için uygun koşulları beslemektedir.

MEVCUT YÜKÜN ÜZERİNE EKLENEN FOSİL YAKIT ALTYAPISI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda bölgede 645 enerji ve madencilik projesine onay verilmiştir. Bu veriler, bölge genelinde havza bazlı kümülatif etki değerlendirmesi yapılmaksızın sektörel bir yığılma yaratıldığı görülmektedir.

5 Eylül tarihli 11738 sayılı karar doğrultusunda hayata geçirilecek sondaj konumları, boru hatları ve idari kampüs tesisleri, bölgenin iklim krizine direnç kapasitesini tamamen tüketmektedir. Kararının uygulanması sürecine dair kamuoyu ile paylaşılmayan teknik detaylar ve riskler şunlardır:

BİLİMSEL VE ŞEFFAFLIK ODAKLI ÇEKİNCELER

1. Arazi Tahribatı: Sondaj konum, yer, ulaşım ağları ve boru hatlarının 1. ve 2. sınıf tarım topraklarını ne ölçüde tahrip edeceği belirsizdir.

2. Su Stresi ve bulaşma Riski: Şiddetli kuraklık ve su stresi yaşayan Trakya’da, olası hidrolik çatlatma ve sondaj faaliyetlerinde kullanılacak yüksek hacimli suların temini ile geri dönen kimyasal atık suların akiferleri zehirleme riski bilimsel olarak ele alınmalıdır.

3. Mülkiyet ve Sosyal Haklar: Acele kamulaştırma ve irtifak uygulamaları, yerel üreticilerin mülkiyet haklarını kısıtlamakta, kırsal kalkınmayı ve gıda üretim zincirini sekteye uğratmaktadır.

Trakya Havzası’nın ekolojik dengesi, toprak yapısı ve su kaynakları; kısa vadeli fosil yakıt çıkarlarından çok daha yüksek, kalıcı ve stratejik bir kamu yararı niteliğindedir. Bilimsel veriler ışığında, bölgenin yaşam kaynaklarını savunmak, ekosistemini korumak ve hukuki haklarımızı etkin şekilde kullanmak üzere tüm ilgili paydaşlarla birlikte bilimsel ve hukuksal zeminlerde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

TÜ, ‘Yeşil Kampüs’te Dünya 176’ncısı

Dünya genelindeki üniversitelerin yeşil kampüs uygulamaları ve sürdürülebilirlik politikalarını değerlendiren 2026 UI GreenMetric Dünya Üniversite Sıralaması açıklandı. Trakya Üniversitesi, 2 bin 16 üniversitenin yer aldığı sıralamada 8.360 puanla 176. sıraya yükseldi.

default

Trakya Üniversitesi, Türkiye’den sıralamaya giren 152 üniversite arasında ise 20. sırada yer alarak hem dünya hem de Türkiye sıralamasındaki konumunu bir önceki yıla göre geliştirdi.

default

2023 yılında 1.183 üniversite arasında 255. sırada bulunan Trakya Üniversitesi, 2024 yılında başvuru yapılmaması nedeniyle sıralamada yer almamıştı. 2025 yılında ise 1.745 üniversite arasında 8.235 puanla 184. sıraya yükselirken Türkiye’den başvuran 142 üniversite arasında 21. olmuştu.

2026 sonuçlarıyla Trakya Üniversitesi, dünya sıralamasında 184’üncülükten 176’ncılığa, Türkiye’de 21’incilikten 20’nciliğe yükselirken toplam puanını da 8.235’ten 8.360’a çıkardı.

UI GreenMetric Dünya Üniversite Sıralaması; üniversiteleri yerleşke ve altyapı, enerji ve iklim değişikliği, atık, su, ulaşım ile eğitim ve araştırma gibi sürdürülebilirlik göstergeleri üzerinden değerlendiriyor. Sıralama; iklim değişikliğiyle mücadele, enerji ve su tasarrufu, atık yönetimi ve sürdürülebilir ulaşım alanlarındaki uygulamaların geliştirilmesini teşvik ediyor.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, elde edilen başarının Trakya Üniversitesinin yeşil kampüs uygulamaları ve çevre dostu çalışmalarının bir göstergesi olduğunu belirtti. Çevrenin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına önem verdiklerini ifade eden Hatipler, yeşil kampüs anlayışını tüm alanlara yaymayı hedeflediklerini söyledi. Hatipler, daha yeşil ve sürdürülebilir bir kampüs için çevre odaklı çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini kaydetti.

Musabeyli’ye Yaban Hayvanı Doğal Yaşam Parkı

Edirne merkeze bağlı Musabeyli Köyü’ne 2 yıl önce hayata geçirilen Mesire Alanı’nın ardından planlanan Yaban Hayvanı Doğal Yaşam Parkı’nın yapım çalışmaları sürüyor.

Edirne Valisi Yunus Sezer, yapım çalışmaları devam eden Musabeyli Yaban Hayvanı Doğal Yaşam Parkı’nda incelemelerde bulundu.

Edirne Valiliği’nin sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımda, “Çalışmalar tamamlandığında parkımız, yaban hayatının korunmasına katkı sunan, doğayla iç içe bir yaşam alanı olarak vatandaşlarımızın ziyaretine açılacak” ifadelerine yer verildi.

Yaban Hayvanı Doğal Yaşam Parkı’nın girişinde dekoratif ayı heykeli dikkat çekiyor.

MESİRE ALANI

Edirne Merkeze bağlı Musabeyli köyünde 300 dönümlük arazide Edirne Valiliği tarafından yapılan Mesire Alanı, 7 Haziran 2024 tarihinde hizmete açıldı.

Mesire alanı içerisinde yürüyüş yolları, spor ve piknik alanları, suni gölet ile karavan kampları da bulunuyor.

Gazilere saygı, şehitlere vefa

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Edirne Şubesi Liseler Komisyonu, Gaziler Günü dolayısıyla anlamlı bir çalışma gerçekleştirdi. Edirne Asker Hastanesi Şehitliği’nde bir araya gelen gençler, şehitlikte çevre temizliği yaptı.

Şehitlerin aziz hatırasına sahip çıkmanın önemine dikkat çeken gençler, vefa bilincinin yeni nesillere aktarılması gerektiğini ifade etti. Yapılan çalışmanın ardından vatandaşlara Asker Hastanesi Şehitleri Anma Programı için davette bulunuldu.

Asker Hastanesi Şehitleri Anma Programı, 27 Eylül 2026 Pazar günü saat 14.30’da Asker Hastanesi Şehitliği’nde gerçekleştirilecek. Programda vatan uğruna hayatlarını feda eden şehitlerimiz dualarla yâd edilecek.

AGD Edirne Şubesi tarafından, tüm Edirneliler anma programına davet edildi. Anadolu Gençlik Derneği Edirne Şubesi tarafından yapılan açıklamada, gençlerin tarihine, şehitlerine ve gazilerine sahip çıkmaya devam edeceği belirtildi.

AGD Edirne Şubesi’nin açıklamasında, “Gazilerimize saygı, şehitlerimize vefa anlayışıyla gerçekleştirilen bu çalışma, şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkılması, milli ve manevi değerlerimizin gelecek nesillere aktarılması adına büyük önem arz etmektedir.Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak, gazilerimize vefa göstermek ve bu bilinci genç nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerine yer verildi.

Emeklilerden AYM’ye çağrı!

Olgay GÜLER

Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği, görevdeki memurlara verilen 8077 TL’lik seyyanen zammı içeren torba yasaya, emeklilerinin dahil edilmemesinin Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kurma Kanunu’na aykırı olduğunu belirterek, basın açıklaması gerçekleştirdi.

Çalışan memurlara 2023’te verilen seyyanen zammın emeklilere yansıtılmaması üzerine, AYM’ye yapılan bireysel başvuruyla, emeklilerin de yasaya dahil edilmesi talep edildi.

AYM Komisyonu başvuruyu, 18 Eylül’de yapılan değerlendirmede ‘kabul edilebilir’ buldu. Dosya, karar verilmek üzere esastan incelemeye alındı. Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği de konuyla ilgili Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaparak AYM’ye seslendi.

‘EMEKLİLERE YÖNELİK HİÇBİR ADIM ATILMADI’

Fırtına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 Mayıs 2023’te yaptığı açıklamayı hatırlatarak, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Mayıs 2023’te, seçimlere 3 gün kala, en düşük memur maaşını 22 000 lirayı bulacağını açıklarken, memur maaşlarındaki artışların memur emeklilerine de otomatik olarak yansıyacağını söyledi. AKP Grup Başkanvekili düzenlemeye ilişkin, “Bu düzenlemeden bütün emeklilerimiz de yararlanacak” açıklamasında bulundu. Ancak seçimlerin ardından çıkarılan düzenlemede kamu görevlilerinin maaşlarına net 8077 TL seyyanen ödeme yapılırken, memur emeklilerinin aylıklarına hiç bir ekleme yapılmadı. Aradan geçen bunca zamana rağmen, emeklilere verilen vaatlere yönelik hiç bir adım atılmadı. Yaptığımız girişimler hiç bir olumlu yanıt vermediler” dedi.

‘MESELE OLDU BİTTİYE GETİRİLDİ’

Emeklilerin, çıkarılan yasanın dışında tutulmasının 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kurma Kanunu ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyleyen Fırtına, “Çıkarılan yasada emeklilerin dışarıda tutulması 4688 sayılı kanuna ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. İktidar, yasanın arkasından dolanmış, meseleyi bir oldu bittiye getirmiş, adeta hile yapmıştır. Ayrıca memur emeklileri dışında kalan emeklilerin ezici bir çoğunluğu, dip aylık çeperinde aylık alan SGK, Bağ-Kur emeklilerine, dul ve yetim aylığı alanlara yönelik hiç bir açıklama yapılmamıştır. Bugün 25.100 lirayı bulan seyyanen zam bu kapsamda değerlendirilmeli ve bütün emeklilere verilmelidir. İktidar sesimizi duymalıdır. Ne Cumhurbaşkanı, ne de bakanlıklar, ne de TBMM’de çoğunluğa sahip iktidar partisi ve ortakları sözünü tutmadı. İktidar memur emeklilerine verilen sözü tutmadığı gibi, memur emeklisi dışında kalan emeklileri telaffuz dahi etmediler” diye konuştu.

‘AYM HUKUKSUZLUĞA DUR DEMELİ’

Anayasa Mahkemesi’nde esastan görüşülmesi beklenen, iptal davasına ilişkin de konuşan Fırtına, “İktidar tavrını açıkça belirtiyor. Dolayısıyla seyyanen zam meselesi de, diğerleri de son derece siyasaldır. Anayasa mahkemesi davayı esastan görüşecektir. Anayasa mahkemesi iktidarın olası işaretini veya baskısını dikkate almamalıdır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu davayı zaman geçirmeden bir an önce görüşmesini, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe dur demesini 17 milyon emekli adına bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Anal Fistül Tedavisi Nasıl Yapılır?

Anal fistül tedavisi, makat kanalı ile makat çevresindeki deri arasında oluşan anormal kanalın yapısına ve makat kaslarıyla ilişkisine göre planlanır. Anal fistüllerin büyük bölümü kendiliğinden tamamen iyileşmez ve kalıcı tedavi için cerrahi veya girişimsel yöntemler gerekebilir. Tedavide temel amaç fistül kanalını ortadan kaldırırken dışkı kontrolünde görev alan makat kaslarının mümkün olduğunca korunmasıdır.

Kolorektal cerrahi ve proktoloji alanında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Emre Sivrikoz, özellikle anal fistül tedavisinde fistül kanalının anatomisinin doğru şekilde değerlendirilmesinin tedavi planının önemli aşamalarından biri olduğuna dikkat çekmektedir.

Anal Fistül Nedir?

Anal fistül, makat kanalının iç bölümü ile makat çevresindeki deri arasında oluşan anormal bir bağlantıdır.

Vakaların önemli bir bölümü daha önce gelişmiş bir makat apsesinin ardından ortaya çıkar.

Makat çevresindeki küçük bezlerin enfekte olması sonucunda apse gelişebilir. Apse boşaldıktan veya cerrahi olarak drene edildikten sonra bazı hastalarda enfeksiyonun geçtiği kanal tamamen kapanmaz.

Bu kanal zaman içerisinde anal fistül haline gelebilir.

Anal Fistül Belirtileri Nelerdir?

Anal fistülün en sık belirtilerinden biri makat çevresindeki küçük bir açıklıktan tekrarlayan akıntıdır.

Bu akıntı sarı, iltihaplı veya zaman zaman kanlı olabilir.

Makat çevresinde sürekli nemlilik ve cilt tahrişi görülebilir.

Bazı hastalarda dönem dönem şişlik ve ağrı gelişebilir. Fistül kanalının dış açıklığının kapanması halinde içeride yeniden apse oluşabilir.

Bu durumda ağrı belirginleşebilir ve makat çevresinde şişlik ortaya çıkabilir.

Tekrarlayan makat apseleri anal fistül açısından değerlendirme gerektirebilir.

Anal Fistül Nasıl Teşhis Edilir?

Tanının önemli bölümü hastanın hikâyesi ve makat bölgesinin muayenesiyle konulabilir.

Fistülün dış açıklığı muayene sırasında görülebilir.

Ancak fistül kanalının makat kaslarıyla ilişkisini ve iç açıklığını anlamak her zaman yalnızca fizik muayeneyle mümkün olmayabilir.

Özellikle kompleks veya daha önce ameliyat edilmiş fistüllerde pelvik MR gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.

Görüntüleme, fistülün dallanıp dallanmadığının ve çevre dokularla ilişkisinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Basit ve Kompleks Anal Fistül Arasındaki Fark Nedir?

Anal fistüller anatomik özelliklerine göre farklı gruplara ayrılır.

Fistül kanalının makat kaslarının ne kadarından geçtiği tedavi açısından önemlidir.

Makat kaslarını çok az ilgilendiren fistüller daha basit kabul edilebilir.

Kas dokusunun önemli bir bölümünü geçen, birden fazla kanalı bulunan, tekrarlayan veya daha önce cerrahi uygulanmış fistüller ise daha kompleks bir yapı gösterebilir.

Kadınlarda öne doğru uzanan bazı fistüller ve inflamatuvar bağırsak hastalıklarıyla ilişkili fistüller de özel değerlendirme gerektirebilir.

Anal Fistül Tedavisi Neden Kişiye Özel Planlanır?

Anal fistül tedavisinde tek bir ameliyat yöntemi bütün hastalar için doğru değildir.

Bunun temel nedeni fistülün makat kaslarıyla olan ilişkisidir.

Tedavi sırasında fistül kanalının ortadan kaldırılması hedeflenirken dışkı tutma fonksiyonunda görev alan kasların korunması gerekir.

Bu nedenle tedavi yöntemi seçilirken fistülün seyri, iç ve dış açıklıklarının konumu, dallanma durumu ve daha önce geçirilmiş operasyonlar değerlendirilir.

Fistülotomi Nedir?

Fistülotomi, belirli tipteki anal fistüllerde kullanılan cerrahi yöntemlerden biridir.

Bu işlemde fistül kanalı boyunca açılarak kanalın içeriden dışarı doğru iyileşmesi sağlanır.

Ancak fistül kanalının önemli miktarda makat kasından geçtiği durumlarda fistülotomi her zaman tercih edilmeyebilir.

Bunun nedeni makat kaslarının fazla miktarda kesilmesinin dışkı kontrol fonksiyonunu etkileyebilme riskidir.

Bu nedenle fistülotominin uygulanabilirliği fistül anatomisine göre değerlendirilir.

Seton Tedavisi Nedir?

Kompleks anal fistüllerde kullanılan yöntemlerden biri seton uygulamasıdır.

Seton, fistül kanalının içinden geçirilen cerrahi bir materyaldir.

Özellikle fistülün makat kaslarını önemli ölçüde geçtiği durumlarda enfeksiyonun kontrol edilmesi ve fistül kanalının drenajının sürdürülmesi amacıyla kullanılabilir.

Seton bazı hastalarda tedavinin ilk aşamasını oluşturabilir.

Daha sonraki dönemde fistülün anatomisine göre farklı bir cerrahi girişim planlanabilir.

Makat Kaslarını Koruyan Fistül Tedavileri

Kompleks fistüllerde cerrahinin temel hedeflerinden biri makat kaslarını mümkün olduğunca korumaktır.

Bu amaçla farklı cerrahi teknikler geliştirilmiştir.

Fistül kanalının makat kasları arasındaki bölümünün bağlanmasını temel alan yöntemler veya fistülün iç açıklığının kapatılmasına yönelik cerrahi teknikler belirli vakalarda değerlendirilebilir.

Prof. Dr. Emre Sivrikoz’un özellikle kompleks proktoloji ve anal fistül alanındaki klinik çalışmalarında da tedavinin fistül anatomisine göre planlanması ön plandadır.

Bir yöntemin diğerinden her koşulda üstün olduğunu söylemek mümkün değildir. Başarı ve komplikasyon ihtimali fistülün yapısına ve hastaya göre değişebilir.

Anal Fistül Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Anal fistül çoğunlukla kendiliğinden tamamen kapanmaz.

Zaman içerisinde tekrarlayan akıntılar ve apseler görülebilir.

Fistül kanalı dallanarak daha karmaşık bir yapı haline gelebilir.

Bu nedenle özellikle tekrarlayan makat apsesi ve sürekli akıntı şikâyeti bulunan kişilerin değerlendirilmesi önem taşır.

Anal Fistül Ameliyatından Sonra İyileşme

İyileşme süresi uygulanan cerrahi yönteme göre farklılık gösterir.

Bazı işlemler sonrasında yara açık bırakılarak zaman içerisinde iyileşmesi beklenebilir.

Bu süreçte makat bölgesinin temiz tutulması, dışkının sertleşmesini önleyecek bağırsak düzeninin sağlanması ve doktor tarafından önerilen yara bakımının uygulanması önemlidir.

Fistül cerrahisi sonrasında belirli aralıklarla kontrol yapılması, iyileşme sürecinin ve fistülün tekrar edip etmediğinin değerlendirilmesine yardımcı olur.

Anal Fistül Tekrarlar Mı?

Anal fistüllerde tedaviden sonra tekrar görülebilir.

Özellikle kompleks, dallanmış veya daha önce ameliyat edilmiş fistüllerde nüks ihtimali daha yüksek olabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde fistül anatomisinin ayrıntılı değerlendirilmesi ve uygun cerrahi yöntemin belirlenmesi önem taşır.

Sık Sorulan Sorular

Anal fistül kendi kendine kapanır mı?

Anal fistüllerin büyük bölümü kendiliğinden kalıcı şekilde iyileşmez. Tedavi için cerrahi veya girişimsel yöntemler gerekebilir.

Anal fistül ile apse aynı şey midir?

Hayır. Anal apse enfeksiyon sonucu oluşan iltihap birikimidir. Anal fistül ise makat kanalı ile deri arasında gelişen anormal bağlantıdır. Apse sonrasında fistül oluşabilir.

Anal fistül ameliyatı makat kaslarına zarar verir mi?

Tedavinin planlanmasında fistülün makat kaslarıyla ilişkisi özellikle değerlendirilir. Amaç, fistülü tedavi ederken dışkı kontrolünü sağlayan kasları mümkün olduğunca korumaktır.

Anal fistül tekrarlar mı?

Evet. Özellikle kompleks veya dallanmış fistüllerde tedavi sonrasında tekrar görülebilir. Bu nedenle fistülün anatomisinin ayrıntılı değerlendirilmesi önemlidir.

Bakan’dan Çömlekköy Barajı’na tarih!

Olgay GÜLER
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında geldiği Edirne’de, “1,3 milyar liraya mal olacak Çömlekköy Barajı’nı inşallah 2028 yılında bitireceğiz” dedi.


Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’ programına katılıp, temaslarda bulunmak üzere Edirne’ye geldi. Program kapsamında Meriç Nehri kıyısında bir tesiste düzenlenen toplantıya katılan Yumaklı’yı burada AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti İl Başkanı Belgin İba, MHP İl Başkanı Ahmet Biçer ile partililer karşıladı. Yumaklı, burada düzenlenen basın açıklamasında Türkiye genelinde ve Edirne özelinde tarım politikalarına yönelik değerlendirmelerde bulundu.


Burada konuşan Yumaklı, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığının çok aşikar olduğunu belirterek, “Bugün vizyonunu ve hedeflerini sürekli büyütmüş, çıtayı sürekli yükseltmiş bir ülkeyiz. Bunun en somut ifadelerinden biri, Türkiye Yüzyılı hedefini önümüze koymuş olmamızdır. Bu bizim, yeniden tarih yazan bir aktör olarak ortaya çıkma iddiamızdır. Bu konuda ülkemizin ve milletimizin potansiyeline güveniyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinde ise önemli bir eşiği geçmek üzereyiz. İnşallah bu süreç, ülkemizi gerçek gücüne daha da yaklaştıracaktır. Bu süreç, milli birliğimiz, kardeşliğimiz ve demokrasimiz adına büyük bir kazanım olacaktır. Bu ülkenin kaynaklarını artık bu ülkenin eğitimine, sağlığına, tarımına, sanayisine aktarmak için de bizlere önemli fırsatlar verecektir. Türkiye’nin hem bölgemizde hem de küresel zeminde ağırlığı ve prestiji artacaktır” dedi.


‘140 MİLYON TONDAN FAZLA BİTKİSEL ÜRETİM REKOLTESİ BEKLİYORUZ’
Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada güçlenen diplomasi anlayışının önemli unsurlarından birinin de tarım diplomasisi olduğunu söyleyen Yumaklı, “Son üç haftada tarım diplomasisi alanında önemli adımlar attık. Bu süreçte; Çin, Almanya ve Rusya ile temaslarımızı güçlendirdik. Bu görüşmeleri imzaladığımız karşılıklı anlaşmalarla somut sonuçlara dönüştürdük. Buraya da Rusya’dan ayağımızın tozuyla geldik. Bütün bu çalışmalarımızla gıda arz güvenliğimizi küresel gelişmelere ve yeni koşullara karşı daha dayanıklı hale getirmeye çalışıyoruz. Ayrıca üreticimizin önünü açarak; tarım ve gıda ürünleri ihracatçımıza yeni pazarlar kazandırıyor, Türk tarımının dünyadaki gücünü artırıyoruz. Verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlar, çiftçimizin de emeği ile birleşti. Ve 2025 yılında tarımsal hasılada 83,2 milyar dolarla yeni bir rekor kırdık. 24 yıl önce 12’inci sırada olan konumumuzu, 5 basamak yükselterek 7’nci sıraya çıkarttık. Bu başarıda emeği geçen üreticilerimize, çiftçilerimize, sanayicimize, ihracatçımıza, tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 2026 yılı ise tarımsal üretimde güzel bir yıl oldu. İklim koşullarının iyi gitmesi ve sektöre kazandırdığımız alt yapı sayesinde, bu yıl 140 milyon tondan fazla bitkisel üretim rekoltesi bekliyoruz. Bu rakamın cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakam olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yeni üretim sezonuna başladığımız bu dönemin, hasat sezonu gibi bereketli geçmesini diliyorum” diye konuştu.


‘ÇİFTÇİMİZ PAZARLAMA SORUNA YAŞAMAYACAK’
Bakan Yumaklı, yeri bir gelişmeyi ilk kez buradan duyurmak istediğini belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız 12 Mayıs tarihinde çiftçilerimizle buluşmasında yeni bir proje açıklamıştı. Dünya Bankası tarafından sağlanacak kaynakla ‘Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm’ projesini bu yıl içinde başlatacağımızı duyurmuştu. Bu finansman paketi için imzalar dün atıldı ve projemiz başladı. Bunun müjdesini de ilk kez burada vermiş oluyoruz. Bu projeyle, gıda ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Bu neden önemli? Evet, biz üretiyoruz ancak hep ifade ettiğimiz gibi eğer katma değerli bir ürüne dönüştürmezseniz aslında bir potansiyeli de heba etmiş olursunuz. Biz bu konuda özellikle üretim planlaması 2024 yılında yürürlüğe girdi. Şimdi bunun ikinci adımını, yani üretmiş olduğumuz ürünlerin üretiminin de katma değerli hale getirilmesinin de planlaması aşamasına geçmiş durumdayız. Bu finansman desteği; tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine-ekipman yatırımlarına verilecek. Temel amacımız, üreticilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi hayata geçireceğiz. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin, Dünya Bankası tarafından onaylanan ilk 750 milyon dolarını bu yıl içinde girişimlerimizin kullanımına açacağız. Projenin başvuru şartları ve diğer detaylarını önümüzdeki günlerde ayrıca kamuoyuyla paylaşacağız. Projenin sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.


‘EDİRNE’YE 136 MİLYAR LİRALIK DESTEK VE YATIRIM SAĞLADIK’
Edirne’nin bölgenin en önemli tahıl üretim merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Bakan Yumaklı, “Yüzölçümünün yüzde 72’si tarımsal üretim alanı olan bir şehrimizden bahsediyoruz. Çeltik, kanola, buğday, ayçiçeği gibi bizler için stratejik ürünler grubuna giren ürünlerin de yoğunlukla üretildiği bir şehrimiz. 26 binden fazla çiftçinin emeği, gayreti, alın teri var. Bakanlık olarak, Edirne’nin tarım, orman ve su potansiyelini verimli bir şekilde kullanması için sektörü destekleyici hibe ve yatırım desteklerine imza attık. Son 24 yılda Edirne’ye tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 136 milyar liralık destek ve yatırım sağladık. Su ve sulama alanında 235 tesisi hizmete aldık. Bu tesislerle 687 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Bu araziler, ekonomiye 11,5 milyar lira ek gelir artışı sağladı. Kırsal Kalkınma desteklerimiz ve orman köylüleri için özel programlarımız yaklaşık 6 bin projeye ulaşmış durumda. Yeşil vatan için 24 yılda Edirne’ye 37 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 713 bin dekar alana sahip 7 ovamızı koruma altına aldık. Ayrıca yaklaşık 340 bin dekar alana sahip 5 ovamızı daha koruma altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Böylece Edirne’de 1 milyon dekardan fazla alana sahip 12 ovamızda sadece tarımsal üretim yapacağız. Bütün bunlar bir sonuca ulaştı. Bitkisel üretim miktarımızı yüzde 39, küçükbaş varlığımızı ise yüzde 113 artırdık. Tarımsal hasılamızı 26 milyar liraya yükselttik. Öncelikle ve özellikle iklim değişikliğinin sulama konusunda büyük problemler oluşturma potansiyeline istinaden, başta Edirne olmak üzere ülkemizin her bir şehrinde su ve sulama projelerini hayata geçirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.


‘ÇÖMLEKKÖY BARAJI’NI 2028’DE BİTİRCEĞİZ’
Edirne’de yapımı süren Çömlekköy Barajı’nda bugün inceleme yapacağını söyleyen Yumaklı, “1,3 milyar liraya mal olacak Çömlekköy Barajı’nı inşallah 2028 yılında bitireceğiz. Barajın tek başına tamamlanması yeterli değil. Bunun sulama projesinin de yapılması gerekiyordu. Geçtiğimiz ay bunun da sözleşmelerini imzaladık. Bu da yaklaşık 2,7 milyar liralık yatırımla Edirneli kardeşlerimizin hizmetine sunulmuş olacak. Merkez ve Meriç ilçemize hizmet verecek, 2,7 milyar lira maliyetli arazi toplulaştırma ile çeltik sahaları, yol ve eksik imalatların yapımını kapsayan 4 projenin de sözleşmelerini imzaladık. 7,8 milyar lira maliyetli Aşağı İpsala Hamzadere Barajı Sulaması’nı bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Bu sayede 192 bin dekar alanı daha sulamaya açmış olacağız” dedi.


‘GEÇİCİ ELEKTRİK ABONELİĞİ VERECECEĞİZ’
Bakan Yumaklı, iki önemli gelişmeyi de duyurmak istediğini belirterek, “Trakya’da üreticimizin tarımsal yatırım yapmasını kolaylaştırmak için çevre düzeni planında değişiklik yaptık. Bu sayede tarımsal yapılarda imar planı şartını kaldırdık. Hayvancılık tesislerinde emsal oranını yüzde 60’a, diğer tarımsal yapılarda yüzde 10 ila yüzde 30’a çıkardık. Böylece üreticimizin yatırım maliyetlerini düşürerek, yeni yatırımların önünü açmış olduk. İnşallah bu düzenlemenin, özellikle hayvancılığa yönelik yatırımların artmasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Bir diğer gelişme ise çeltik üreticimizin önemli bir sorunu olan elektrik aboneliği meselesinin çözümüne ilişkin. Ülkemizde çeltiğin yüzde 40’ını üreten Edirne’de; hasat döneminde kullanılan seyyar çeltik kurutma makineleri için geçici (4 ay) elektrik aboneliği vereceğiz. Bu sayede üreticimizin önemli bir sorununu daha çözüme kavuşturmuş olduk” diye konuştu.


Bakan Yumaklı, toplantının ardından Edirne Valisi Yunus Sezer’i ziyaret etti.

Yumaklı’yı burada Edirne Valisi Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ile kurum ve kuruluş temsilcileri karşıladı. Valilik anı defterini imzalayan Bakan Yumaklı, ziyaretin ardından AK Parti Edirne İl Başkanlığı’na geçerek burada partililerle buluştu.

Yumaklı, daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) il başkanlığını ziyaret etti.

Gencan’dan itfaiye personeline kutlama

Edirne Belediye Başkanı  Filiz Gencan, İtfaiye Haftası dolayısıyla Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nü ziyaret ederek itfaiye personeliyle bir araya geldi. Ziyarette Belediye Başkan Yardımcıları Gökce Onur Öktem ve Savaş Çerkez de yer aldı.

İtfaiye Müdürlüğü personeli tarafından çiçek takdimiyle karşılanan Başkan Gencan, görev başındaki itfaiye erleriyle tek tek sohbet ederek çalışmalarında başarılar diledi. Ziyaretin devamında müdürlük binasında personelle bir toplantı gerçekleştirildi.

Burada konuşan Başkan Gencan, itfaiye teşkilatının Edirne Belediyesi’nin en önemli birimlerinden biri olduğunu vurgulayarak, personel takviyesiyle güçlenen yapının kent adına önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Şehrin değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmek için araç, ekipman ve fiziki yatırımların önemli olduğunu belirten Gencan, bunların yanı sıra en büyük gücün insan kaynağı olduğunu söyledi.

İtfaiye personelinin yalnızca yangınlarda değil, trafik kazaları ve çeşitli acil durumlarda da vatandaşların yanında olduğunu belirten Başkan Gencan, “İnsanların en çok ihtiyaç duyduğu, canının yandığı anlarda sizler onların yanında oluyorsunuz. Bu çok kıymetli bir görevdir. Özverili ve fedakâr çalışmalarınız için her birinize teşekkür ediyorum.” dedi.

Konuşmasında belediyelerin içinde bulunduğu zorlu süreçlere de değinen Gencan, Edirne Belediyesi’nin tüm birimleriyle bir bütün olduğunu vurgulayarak, kriz anlarında görev ayrımı gözetmeksizin vatandaşın yanında olmanın ortak sorumlulukları olduğunu ifade etti.

Edirne Belediyesi’nin kentin en köklü ve vatandaşın her zaman ulaşabildiği kurumu olduğunu dile getiren Gencan, “Bütün amacımız Edirneli hemşehrilerimizin hayatını korumak, hayatını kolaylaştırmak ve daha iyi yaşam koşulları sunmaktır. Sorunlarımız olabilir ancak bunları kurum kültürü içerisinde, dayanışmayla çözmeliyiz. Edirne Belediyesi bu zorlu dönemde güçlü bir şekilde ayakta kaldı, ayakta kalmaya da devam edecek.” diye konuştu.

Başkan Gencan, genç personelin tecrübeli çalışanlarla bilgi ve deneyim paylaşımının önemine dikkat çekerek, birlikte daha güçlü bir itfaiye teşkilatı oluşturacaklarına inandığını söyledi.

Ziyaret, İtfaiye Haftası dolayısıyla personelin haftasını kutlaması ve toplu hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.

Rahim Filmi hangi durumlarda istenebilir?

Rahim Filmi, rahim iç boşluğunu ve fallop tüplerini değerlendirmek amacıyla kullanılan görüntüleme yöntemlerinden biridir. Özellikle gebelik oluşmamasının nedenleri araştırılırken tüplerin açık olup olmadığını incelemek için tercih edilebilir.

Ayrıca rahim içindeki bazı yapısal farklılıklar hakkında da bilgi sağlayabilir. İşlemin gerekli olup olmadığı kişinin tıbbi öyküsü, önceki gebelikleri ve kadın hastalıkları uzmanının değerlendirmesine göre belirlenmelidir.

Rahim Filmi için doğru zaman nasıl belirlenir?

Rahim Filmi genellikle adet kanaması tamamlandıktan sonra ve yumurtlama gerçekleşmeden önce planlanır. Bu zamanlama, olası bir gebelik ihtimalinden kaçınmak ve rahim içinin daha uygun koşullarda görüntülenmesini sağlamak açısından önemlidir.

Adet döngüsü düzensiz olan kişilerde işlem tarihi doktor tarafından ayrıca planlanabilir. İşlem öncesinde gebelik şüphesi, enfeksiyon öyküsü ve kullanılan ilaçlar mutlaka paylaşılmalıdır.

Rahim Filmi sonrasında hangi belirtiler görülebilir?

İşlem sonrasında hafif kasık ağrısı, kısa süreli lekelenme veya akıntı görülebilir. Bu belirtiler çoğu kişide kısa zaman içinde azalır.

Ancak yüksek ateş, giderek artan ağrı, yoğun kanama veya kötü kokulu akıntı gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. İşlem sonrasında verilen bakım önerilerine uyulması iyileşme sürecinin daha rahat geçirilmesine yardımcı olabilir.

HSG Filmi tüplerin açıklığını nasıl gösterir?

HSG Filmi, rahim ağzından verilen kontrast maddenin rahim boşluğu ve fallop tüpleri içerisindeki ilerleyişinin röntgenle görüntülenmesi prensibine dayanır. Kontrast maddenin tüplerden geçişi, tüplerin açık olup olmadığı hakkında bilgi sağlayabilir.

Bu nedenle HSG Filmi özellikle infertilite değerlendirmesinde sık kullanılan incelemelerden biridir. Ancak doğurganlık yalnızca tüplerin durumuna bağlı olmadığı için sonuçlar diğer testlerle birlikte değerlendirilmelidir.

HSG Filmi sırasında ağrı hissedilir mi?

HSG Filmi sırasında bazı kişiler adet sancısına benzeyen kısa süreli kramp hissedebilir. Rahim içine kontrast madde verilmesi bu rahatsızlığın temel nedenlerinden biridir.

Ağrı düzeyi kişiden kişiye değişir. İşlem öncesinde ağrı kontrolüne yönelik öneriler doktor tarafından paylaşılabilir. Çok yoğun ağrı veya işlem sonrasında devam eden belirgin şikâyetler varsa doktorla iletişime geçilmelidir.

HSG Filmi öncesinde hangi bilgiler doktora verilmelidir?

Daha önce kontrast maddeye karşı reaksiyon yaşanması, pelvik enfeksiyon öyküsü, gebelik ihtimali veya düzenli kullanılan ilaçlar işlem öncesinde bildirilmelidir.

HSG Filmi için özel hazırlık önerileri sağlık kuruluşuna göre değişebilir. Bu nedenle randevu öncesinde verilen talimatların dikkatle takip edilmesi önemlidir. Kişinin mevcut sağlık durumu işlem planını etkileyebilir.

Detaylı Ultrason hangi amaçla yapılır?

Detaylı Ultrason, gebelik sırasında bebeğin anatomik gelişiminin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine yardımcı olan ultrason incelemelerinden biridir. Bebeğin baş, beyin, omurga, kalp, karın organları ve uzuvları gibi birçok yapısı incelenebilir.

Plasentanın yerleşimi, amniyon sıvısı ve bazı gelişim ölçümleri de değerlendirmeye dahil edilebilir. Bu inceleme tüm doğumsal sorunları kesin olarak göstermez ancak önemli yapısal bulguların araştırılmasına yardımcı olabilir.

Detaylı Ultrason gebeliğin hangi döneminde yapılır?

Detaylı Ultrason genellikle gebeliğin ikinci trimesterinde planlanır. İncelemenin tam zamanı gebelik haftasına, önceki test sonuçlarına ve doktorun değerlendirmesine göre değişebilir.

Bazı gebeliklerde ek veya daha erken ayrıntılı ultrason kontrolleri de gerekli görülebilir. Özellikle riskli gebeliklerde takip planı standart gebeliklerden farklı olabilir.

Detaylı Ultrason sonuçlarında şüpheli bulgu görülürse ne yapılır?

İnceleme sırasında şüpheli veya net değerlendirilemeyen bir bulgu görülmesi her zaman kesin bir problem olduğu anlamına gelmez. Bebeğin pozisyonu veya gebelik haftası bazı yapıların görüntülenmesini zorlaştırabilir.

Doktor tekrar ultrason, fetal ekokardiyografi veya farklı prenatal testler önerebilir. Sonuçların gebeliğin genel seyri ve daha önce yapılan tarama testleriyle birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Rahim Filmi ile HSG Filmi aynı işlem midir?

Evet. HSG, histerosalpingografi kelimesinin kısaltmasıdır ve halk arasında Rahim Filmi olarak bilinen işlemi ifade eder.

HSG Filmi gebelik şansını kesin olarak gösterir mi?

Hayır. HSG Filmi tüpler ve rahim içi yapı hakkında önemli bilgiler verir ancak doğurganlığı etkileyen tüm faktörleri tek başına değerlendirmez.

Rahim Filmi sonrasında günlük hayata dönülebilir mi?

Birçok kişi kısa süre içerisinde günlük aktivitelerine devam edebilir. Ancak kramp veya hafif rahatsızlık varsa bir süre dinlenmek gerekebilir.

Detaylı Ultrason bebeğe zarar verir mi?

Ultrason görüntüleme iyonlaştırıcı radyasyon kullanmaz. Tıbbi gereklilik doğrultusunda ve uygun şekilde uygulandığında gebelik takibinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir.

Detaylı Ultrason tüm hastalıkları tespit eder mi?

Hayır. Detaylı Ultrason birçok anatomik yapıyı değerlendirmeye yardımcı olur ancak tüm genetik veya gelişimsel problemleri kesin olarak ortaya çıkaramaz. Gerekli durumlarda ek testler önerilebilir.