Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Aramızdan ayrılanlar

FATMA KARAKAŞ VEFAT ETTİ
Merhum Hasan Karakaş’ın eşi, Cem, Hakkı ve Can Karakaş’ın anneleri Fatma Karakaş 93 yaşında vefat etti.
Merhume dün. Kıyık Yeni Merkez Camisinde kılınan öğle namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
FATMA MİHMAN HALICILAR VEFAT ETTİ
Edirne Ticaret Odası geçmiş dönem Meclis Başkanlarından İsmail Ömer Erakman’ın kardeşi, Funda, Ebru, Murat Halıcılar ve Burak Erakman’ın halaları Fatma Mihman Halıcılar 81 yaşında vefat etti.
Merhume dün, Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
BİRGÜL ALİMUTO VEFAT ETTİ
Süleyman Alimuto’nun eşi, Gamze, Şahin, Simge Özkaya’nın anneleri Mehmet Şahin ve Caner Özkaya’nın kayınvalidesi Birgül Alimuto 57 yaşında vefat etti.
Merhume dün ŞahMelek Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
GÜLŞEN ÇİFTEKAVRULMUŞ VEFAT ETTİ.
İsmail Çiftekavrulmuş’un eşi, Yasemin Çiftekavrulmuş, Yeşim, Gökmen, Burak Çiftekavrulmuş ve Ayşim Güler’in anneleri Gülşen Çiftekavruulmuş 76 yaşında vefat etti.
Merhume dün Fatih Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından İskenderköy Mezarlığında toprağa verildi.

24 Temmuz yine bayram olsun

Atatürkçü Düşünce Derneği, Lozan Anlaşması’nın imzalandığı 24 Temmuz gününün 1923’den 1950 yılına kadar ‘Lozan Sulh Bayramı’ olarak coşkuyla kutlandığını hatırlatarak “Lozan Bağımsızlık Bayramı” olarak kutlanmasının sağlanmasını talep etti.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan’ın paylaştığı dernek genel merkezinin açıklamasında, emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaştırılmasının ardından 24 Temmuz 1923 günü Lozan’da imzalanan Barış Antlaşması ile Türk milletinin uygar milletler dünyasının eşit ve onurlu bir üyesi olduğunu tüm dünyaya kabul ettirerek,tam bağımsız yeni bir Türk Devleti ile yoluna devam edeceğini de ilan ettiği belirtildi. “Böylelikle 1. Dünya Savaşı galipleri İtilaf Devletlerinin Almanya’dan Avusturya’ya, Bulgaristan’dan Osmanlı’ya mağlup devletlere dayattıkları barış(!) antlaşmalarından sadece Sevr Antlaşmasının uygulanamadan tarihin çöplüğüne atılması ile 1. Dünya Savaşı resmen sona ermiş ve 1699 Karlofça’dan itibaren 224 yıl boyunca Türk Milletinin bir antlaşma masasından ilk kez başı dik kalktığı bu kutlu gün, 1923’den 1950 yılına kadar ‘Lozan Sulh Bayramı’ olarak coşkuyla kutlanmıştır” denilen açıklamada özetle şunlara yer verildi:.

Büyük Atatürk, Lozan Anlaşmasını Nutuk’ta şöyle tanımlamıştır; ‘Bu antlaşma, Türk Milleti aleyhine yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir ve Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir.’

Lozan’da açıkça ifade edilen emperyalist emeller, yıllar boyunca yoğunlaşarak Cumhuriyetimize, kuruluş ilkelerimize, ulusal egemenliğimize, tam bağımsızlığımıza, ulus devlet yapımıza ve tapu senedimiz Lozan’a yönelik saldırılarla geçmişe göre çok daha sistematik ve cüretkâr olarak günümüzde de sürdürülmektedir. Dost kisvesi altında ve devşirilmiş yerli işbirlikçilerle birlikte uygulanan bu saldırıların hız kesmeden süreceği de görülmektedir.

75 yılı aşan sağ iktidarların aymazlıkları sonucu Lozan’da elde ettiğimiz bağımsızlık ve egemenlik kazanımlarımız ciddi yaralar almış, ülkemiz büyük devletlerin ve uluslararası örgütlerin örümcek ağına mahkum edilmiştir.

Bu süreçte, Atatürk Cumhuriyetinin bilgili, bilinçli, düşünen, sorgulayan ve üreten öğrenci yetiştirme sistemi terk edilerek yerine getirilen ezberci ve dinselleştirilmiş eğitim anlayışı beyinleri biat kültürüne teslim etmiştir.

Kamu kaynakları yandaş kişi, kuruluş ve inanç gruplarına aktarılmaktadır. Hukuk devletinin olmazsa olmazı ‘Kuvvetler Ayrılığı’ ve ‘Yargı Bağımsızlığı’ ilkeleri yok sayılarak yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek merkezde toplanması ve yargının siyasallaşması ülkemizi ‘Dünya uygar milletler’ toplumundan hızla uzaklaştırmaktadır.

ABD’nin ‘Bizim çocuklar yaptı’ diye tanımladığı 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile başlayan süreçte küreselleşme ve serbest piyasa ekonomisi tuzaklarıyla vahşi kapitalizmin uluslararası finans piyasalarına eklemlenen Türkiye, ithalat yapamazsa üretemeyen, borçlanmadan ekonomisini yürütemeyen, aldığı borçlarla birikmiş borçlarının faizini ödemekte dahi zorlanan, tam anlamıyla dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Dış güdümlü politikalarla tarım ve hayvancılığımız çökmüş, ekonomimiz yüksek teknolojili ürün üretme hedefinden kopmuş, milletimiz üretmeden tüketme açmazına düşmüştür.

ABD’nin bölgemize yönelik Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) Türkiye’yi de rejimi ve sınırları değiştirilecek 22 ülke arasında saydığı tüm açıklığıyla bilinirken bu projenin eş başkanlığının üstlenilmesi bir yana, ABD’nin Afganistan, Irak, Libya ve Suriye saldırılarında geleneksel “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi umursamaksızın uygulanan fahiş hatalarla dolu dış politikanın ülkemize ağır maliyetler yüklediği ortadadır.

Süreç aleyhimize işlemektedir. BOP hedefleri kapsamında İran’ı halletmek isteyen ancak başarı sağlayamayan emperyalizm, Türkiye’de de yeni bir siyasal rejim (merhametli monarşi!) oluşturmak için suyu ısıtmaya devam etmektedir.

1974’te ‘Apocular’ olarak başlayıp 1978’de ‘PKK’ adını alan terör örgütü Türkiye’de etkinliğini kaybetmiş, kadrolarını ve faaliyetlerini Irak ve Suriye’ye taşımışken 1 Ekim 2024 günü TBMM açılışında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Parti yöneticilerinin elini sıkması ve ardından eli kanlı terörist başını TBMM’ye davet etmesi ile başlatılan “Terörsüz Türkiye” adlı 2. Açılım Süreci, BOP’un Türkiye uygulamasında yeni bir sayfa açmıştır. Bundan önce 26 Ağustos 2024 Malazgirt Zaferinin yıl dönümü törenlerinde “Malazgirt ve Çanakkale Savaşlarını Türk, Kürt Arap birlikte yaptı” söylemi ve bunun iktidar sözcüleri tarafından çeşitli vesilelerle yinelenmesi ile ulusal birliğin ve Atatürk’ün Türk Milleti tanımının yadsınması sürecin perspektifini açıkça ortaya koymaktadır.

Öte yandan, çok yanlış bir kabul ile PKK’nın adeta tüm Kürt kökenli vatandaşların temsilcisi olarak gösterilmesi de bir diğer büyük hatadır. Feodal yapı kaynaklı sorunlar ve emperyal kışkırtmalar göz ardı edilerek sorunun etnik ayrımcılık olarak tanımlanması kuşkusuz gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yaklaşımlar eşliğinde teatral bir silah bırakma gösterisinin teröristlere af ve terörist başına statü gerekçesi sayılma çabaları bile başlı başına ülkemizin içine girdiği durumun vahametini göstermektedir. Bu emperyalizme boyun eğen bir anlayıştır ve kabulü olanaksızdır.

‘Terörsüz Türkiye’ projesi kapsamında, terör örgütünün 05-07 Mayıs 2025 tarihleri arasında yapılan 12. Kongresinde yayımlanan  bildiride PKK’nın kuruluş nedeni olarak Lozan Anlaşması ile 1924 Anayasasının gösterilmesi, devletimizin Kürtlere inkar ve imha siyaseti ve soykırım uygulamakla itham edilmesi hadsizliği, çözüm(!) için bunların öncesine, yani Osmanlı’nın çok uluslu, çok dilli, çok hukuklu, teokratik temelli millet sistemine, devlet düzenine, Sevr’e, Sultanizme dönülmesinin önerilmesi, bütün bu tespit ve önerilerin de emperyal efendilerinin ham hayalleri ile bire bir örtüşmesi herhalde ziyadesiyle dikkat çekici ve uyarıcı alametlerdir. Bu yaklaşım, yurttaşların eşitliği, dil birliği ve ulus devlet anlayışı yerine yurttaşları etnisitelere ayıran teokratik ve federatif bir siyasal yapılanma öngörmektedir. Nitekim, 14 Mayıs 2025’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak göreve başlayan ve görev alanı Suriye ve Irak’ı da kapsayacak şekilde genişletilen Tom Barack’ın diplomatik sınırları fersah fersah aşan ve maalesef hak ettiği tepkiyi görmeyen söylemleri de “Çözüm Süreci” aktör ve taraftarlarına yol ve yön gösterme gayretinden başka bir şey değildir.

21. yüzyıl Sevr’i olarak yürürlüğe sokulan BOP’un önünde Lozan’ın tescillediği Türk bağımsızlık ve egemenliği aşılmaz bir dağ gibi durmaktadır. Lozan’ın tartışılması bu ilkelerin tartışılması anlamına geleceği için arkasından dolanıp Lozan öncesinin referans alınmasının nedeni budur.   

Lozan; ülkemize, cumhuriyetimize ve Kemalist devrimlere hayat veren temel belgedir ve sonsuza dek tartışmaya kapalı olduğu bütün dahili ve harici bedhahların kafalarına sokmaları gereken yalın gerçektir.

Tarihini bilmeyen toplumlar kimliklerini kaybeder, kurucu değerlerine sahip çıkmayan ülkeler yozlaşır, çürür, yok olur.

Atatürk Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerinden ödün verilemez; ödün vermeye kalkışanlar da karşılarında büyük Türk ulusunun uyanık evlatlarını bulurlar.

Bu kararlılığın sembolü olan Lozan Anlaşması’nın imzalandığı 24 Temmuz günü bizim için Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi bugün de bayramdır ve ulusumuz tarafından da “Lozan Bağımsızlık Bayramı” olarak kutlanması sağlanmalıdır. Bu konuda 27. dönemde CHP tarafından TBMM’ye verilmiş bir yasa teklifi olduğu da dikkate alındığında görev elbette siyasetindir. Türk siyaset kurumunu, Gazi Meclis’i ve aziz milletimizi bu çağrımızı sahiplenmeye ve gereğini yapmaya davet ediyoruz.”

Barışın adı Lozan

          

Türkiye’nin bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınmasını sağlayan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yıldönümü dolayısıyla bugün Edirne Belediyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nce Yunanistan’dan savaş tazminatı olarak alınan Meriç Nehri’nin öte yakasında yer alan Karaağaç Mahallesi’ndeki Trakya Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesi’ndeki Lozan Anıtı’nda anma töreni düzenlenecek. Karaağaç’taki Osman İnci Müzesi’nce “Karaağaç ve Lozan Anıtı Fotoğraf Sergisi” açılırken, Trakya Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hakan Şallı tarafından Karaağaç Yerleşkesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fuayesi’nde “Zaferin Son Cephesi: Lozan Antlaşması” konulu konferans verilecek.

LOZAN ANITI’NDA TÖREN

Edirne Belediyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi’nce Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve ulusal egemenliğini uluslararası alanda tescilleyen Lozan Antlaşması’nın 103. yıl dönümü dolayısıyla bugün saat 12.00’de Lozan Anıtı önünde anma töreni düzenlenecek.

TÜ’DE LOZAN KONFERANSI

Lozan Antlaşması’nın 103. yıl dönümü dolayısıyla Trakya Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hakan Şallı tarafından 24 Temmuz 2026 Cuma günü saat  10.00’da Trakya Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fuayesi’nde  “Zaferin Son Cephesi: Lozan Antlaşması” konulu konferans verilecek.

KARAAĞAÇ VE LOZAN ANITI FOTOĞRAF SERGİSİ

Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yıldönümü dolayısıyla Edirne’nin Karaağaç Mahallesi’nde bulunan Osman İnci Müzesi’nde bugün “Karaağaç ve Lozan Anıtı Fotoğraf Sergisi” açılacak.

Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği (EDFOD) ile Osman İnci Müzesi iş birliğinde hazırlanan serginin açılışı saat 20.00’de gerçekleştirilecek.

Sergide fotoğraf sanatçıları Aylin Gürbüz, Nergis Çanak, Suat Eracar, Figen Ünlüyurt, Fatih Ök, Semih Fenerci, Şefika Elmacı, Hamza Tanrıseven ve Ömer Altıntaş tarafından çekilen Karaağaç ve Lozan Anıtı temalı eserler sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Açılış programı kapsamında Hakan Özturan’ın müzik dinletisi gerçekleştirilecek. Ardından Prof. Dr. Aylin Gürbüz, Prof. Dr. Osman İnci ve Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın’ın açılış konuşmalarını yapması bekleniyor. Program kokteyl ile sona erecek.

Fotoğraf sergisi, 24 Temmuz-16 Ağustos tarihleri arasında Osman İnci Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

KARAAĞAÇ’IN LOZAN’DAKİ YERİ

Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türkiye’nin savaş tazminatı talebi kapsamında Yunanistan’ın nakdi ödeme yerine Karaağaç ve Bosnaköy’ü Türkiye’ye bırakması, Karaağaç’ı Cumhuriyet tarihinin simgesel mekânlarından biri haline getirdi. Bu tarihi süreci simgeleyen Lozan Anıtı’nın farklı bakış açılarıyla ele alındığı fotoğraf sergisi, antlaşmanın 103. yıl dönümünde tarih ile sanatı aynı çatı altında buluşturacak.

Enez’in iki önemli derneğinde yeni dönem

Enez sahil Sakinleri ile Dayanışma Derneği ve Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği’nin Olağan genel Kurul Toplantıları yapılarak yeni yönetim kurulları belirlendi. Sahilde Doğuş Apart Otel’de yapılan toplantılarda gündemdeki maddeler görüşüldü ve seçimler yapıldı. İlk toplantıda Sahil Derneği gündemi görüşüldü ve kararlar alındı.

Sahil Derneği’nin çalışma raporunu sunan Başkan Ulaş Demiray “Sahilin sorunlarını dile getirmek, ilgililere iletmek ve takipçisi olmak için kurduğumuz derneğimiz ne yazık ki henüz gereken ilgiyi görmüyor. 30 bin yazlıkçının yaşadığı bu kentte üye sayımız 110.  Hedefimiz bin üyeli bir dernek olmak. Bu sayıya ulaşabilirsek ancak sesimizi duyurabilir, ciddiye alınabiliriz. Tüm yanlışlıkları ve sorunları Belediyeye fatura ederek bir yere varamayız. Derneğe üye olmak ve ikametini Enez’e taşımak zahmetine katlanmayanların, bu konuda çaba sarf etmeyenlerin, hiç yoksa bizlere destek vermeye bile yanaşmayanların şikayete ne kadar hakları var? Bunu tartışmalıyız” dedi.

Demiray önümüzdeki günlerde sitelere misafir olarak gidip derneği tanıtma çabalarını sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Kartopu Derneği Başkanı Hasan Akkuş da pek çok etkinliği Sahil Derneği ile birlikte sürdürdüklerini” vurgulayarak “Önümüzdeki dönemde de Enez’in sorunlarını yapacağımız toplantılarla, yayınlarla, etkinliklerle gündemde tutmaya devam edeceğiz” dedi

Seçim sonuçlarına göre Kartopu Derneği Yönetim Kurulu Hasan Akkuş, Emine Tüzün, Hüseyin Çakaloğlu, Esin Savaş, Tuncay Taşkın, Sevim Karabınar ve Şaban Nar’dan oluştu.

Sahil Derneği Yönetim Kurulu’na ise Ulaş Demiray, Şükran Şentürk, Hüseyin Çakaloğlu, Emine Tüzün, Erol Cellek, Ceyda Samuk ve Yıldız Çete seçildi.

Sarı gelinden görsel şölen!

Olgay GÜLER

Türkiye’nin yağlık ayçiçeği ihtiyacının büyük bölümünün karşılandığı Trakya’da, yaz mevsimiyle birlikte açan sarı gelinler, oluşturdukları görselle doğasever ve fotoğraf sanatçılarının ilgisini çekiyor.

Edirne başta olmak üzere Trakya’nın dört bir yanında çiçek açan ayçiçekleri, bölgede oluşturdukları görüntülerle bölgeyi adeta fotoğraf stüdyosuna dönüştürdü. Özellikle sabahın ilk ışıkları ve gün batımında altın sarısına bürünen tarlalar, fotoğraf tutkunlarının uğrak noktaları arasında yer alıyor.

Türkiye’nin bitkisel yağ ihtiyacının karşılanmasında stratejik öneme sahip olan ayçiçeği, Trakya ekonomisinin de temel tarımsal ürünleri arasında bulunuyor. Üreticiler, verimli bir hasat dönemi geçirmek için tarlalarındaki bakım çalışmalarını sürdürürken, iklim koşullarının olumlu seyretmesi halinde bu yıl da yüksek verim bekliyor.

Bir yandan ülke ekonomisine katkı sunan ‘Sarı gelin’ tarlaları, diğer yandan Trakya’nın doğal güzelliklerine ayrı renk katıyor. Yaz aylarının simgelerinden biri haline gelen ayçiçeği tarlaları, bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlere de görsel bir şölen sunuyor.

Keşan’ın gelişimine ortak akıl vurgusu

Keşan Kent Konseyi Başkanı Hasan Karagöz ve Yürütme Kurulu üyeleri, yeni çalışma döneminin başlamasının ardından ilçedeki kamu kurumları, meslek kuruluşları ve siyasi parti temsilciliklerine yönelik nezaket ziyaretlerini sürdürüyor.

Bu kapsamda; Keşan Ticaret ve Sanayi Odası, Keşan Ticaret Borsası, Keşan Ziraat Odası, Trakya Üniversitesi Keşan Meslek Yüksekokulu, AK Parti Keşan İlçe Başkanlığı ve MHP Keşan İlçe Başkanlığı ziyaret edildi.

Gerçekleştirilen ziyaretlerde Keşan Kent Konseyi’nin yeni dönem hedefleri, hayata geçirilmesi planlanan projeler ile ilçemizin sosyal, kültürel, çevresel ve katılımcı yönetim anlayışını güçlendirmeye yönelik çalışmalar hakkında bilgi verildi. Ayrıca kamu kurumları, meslek kuruluşları, üniversite ve siyasi partilerle ortak akıl ve iş birliği içerisinde yürütülebilecek projeler üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

Keşan Kent Konseyi Başkanı Hasan Karagöz, yeni dönemde kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü bir iş birliği içerisinde çalışmayı hedeflediklerini belirterek, Keşan’ın ortak akılla gelişimine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmek için yoğun bir çalışma yürüteceklerini ifade etti.

Ziyaret edilen kurum ve kuruluşların yöneticileri de nazik ziyaretlerinden dolayı Keşan Kent Konseyi Başkanı Hasan Karagöz ve Yürütme Kurulu üyelerine teşekkür ederek, Keşan’ın gelişimine katkı sağlayacak, katılımcılığı esas alan ve ortak akıl anlayışıyla yürütülecek çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını ifade ettiler.

Keşan Kent Konseyi tarafından yapılan açıklamada, yeni dönemde kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla kurulacak güçlü iş birliklerinin, Keşan’ın ortak geleceğine katkı sunacak projelerin hayata geçirilmesinde önemli rol oynayacağı belirtilerek, nezaket ziyaretlerinin önümüzdeki günlerde de devam edeceği ifade edildi.

ETB’den basına kutlama

Edirne Ticaret Borsası, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı yayımladığı mesajla kutladı.

ETB Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk ve Meclis Başkanı Ferudun Çatalçekiç’in mesajında şunlara yer verildi:

“Demokratik hayatın devamlılığı için en önemli yapı taşlarından birisi, tarafsız ve özgür basının varlığıdır. Basının, kısıtlamalara maruz kalmadan çalışmalarını özgür bir ortamda sürdürmesi Demokrasimizi güçlendirirken, Kamuoyunun duyarlılığını artırmakta ve bilinçlenmesine katkı sağlamaktadır.

Diğer taraftan Basının özgürlüğü ve çok sesliliği, insanlarımızın farklı düşüncelere saygı duymalarına imkan vermekte ve birlikte yaşama kültürüne zemin oluşturmaktadır.

Edirne’mizin dününe ve bugününe tanıklık eden basınımızın köklü bir geçmişi bulunmaktadır. Şehrimizin ve ülkemizin gelişiminde, gerekli kamu bilincinin oluşturulmasında ve demokrasinin devamlılığında çok önemli bir paya sahiptirler.

Basın ve yayın alanındaki çalışmalarını yıllardır tarafsızlık anlayışı ile meslek ilkelerinden ödün vermeden sürdüren değerli basın mensuplarımızın, ‘Basın Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutlarız.”

‘24 Temmuz Basın Bayramı kutlu olsun’

Güneydoğu Avrupa Gazeteciler Derneği 25 Temmuz Basın Bayramı’nı yayımladığı bir mesajla kutladı…

Güneydoğu Avrupa Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu adına Başkan Murat Savaş, şunları söyledi:

“24 Temmuz, II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte basından sansürün kaldırışının yıl dönümü olarak kutlanır. “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” biz gazeteciler için adeta bir bayram günüdür de.

Peki nereden çıktı bu bayram?

24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanına kadar gazeteler önce sansür memurlarına gösteriliyordu. Sansür memurları eğer Osmanlı Sarayı ve padişahın hoşuna gitmeyecek haber, yazı, karikatür varsa bunları gazeteden çıkarılıyor gazeteler öyle baskıya gönderiliyordu.

II. Meşrutiyet’in ilan edildiği gün bazı İstanbul gazetelerinin yetkilileri sansür memurlarını gazete kapısından içeri sokmama ve gazeteleri sansür ettirmeden baskıya vermeyi kararlaştırdılar. Başardılar da.

İşte bu başarı 118 yıldır her 24 Temmuz’da bir bayram olarak kullanıyor.

Günümüze gelirsek; elbette bugün II. Meşrutiyet öncesindeki gibi fiili bir sansür yok. Ancak bugün de “oto-sansür” var. Yani yayın organlarının sahipleri ve yönetenleri “neme lazım” veya “başımıza bir şey gelir” diyerek kamuoyunun aslında görmek, okumak istediği haberleri, konuları ele almaktan kaçınıyor.

İşte o yüzden 24 Temmuz’un genel olarak adı bayram olmasına rağmen aynı zamanda ‘Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’dür de.

Yani sansürün her türlüsünden kurtulmak için mücadele ve tabi ki dayanışma gerekiyor.

Bu uğurdaki mücadelede yolumuz açık olsun!

Güneydoğu Avrupa Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Adına Başkan Murat Savaş

‘Özgür basın, güçlü demokrasinin teminatıdır’

Edirne Gazeteciler Derneği (EGD) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Tuzladan, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirterek, tüm basın emekçilerinin bayramını kutladı.

24 Temmuz 1908’in, Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı ve basının özgürlük mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Tuzladan, gazeteciliğin yalnızca haber aktarmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda kamu yararını gözeten, toplumsal hafızayı canlı tutan ve demokrasiyi güçlendiren kutsal bir görev olduğunu ifade etti.

Gazetecilerin halkın doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiye ulaşması için büyük fedakârlıklarla görev yaptığını belirten Tuzladan, tüm zorluklara rağmen meslek ilkelerinden taviz vermeden çalışan basın mensuplarının önemli bir kamu hizmeti yürüttüğünü söyledi. Başkan Tuzladan mesajında şu ifadelere yer verdi:

“24 Temmuz 1908, Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı ve basının özgürlük mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen anlamlı bir tarihtir. Bugün, halkın doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiye ulaşması için gece gündüz demeden görev yapan tüm basın emekçilerinin ortak bayramıdır. Gazetecilik; yalnızca haber vermek değil, aynı zamanda kamu yararını gözetmek, demokrasiyi güçlendirmek, toplumsal hafızayı korumak ve gerçeklerin peşinden kararlılıkla gitmektir. Bu kutsal mesleği büyük bir özveriyle sürdüren tüm meslektaşlarımız, her türlü zorluğa rağmen halkın haber alma hakkını savunmaya devam etmektedir.”

Basın özgürlüğünün güçlü demokrasilerin temel şartlarından biri olduğunun altını çizen Tuzladan, gazetecilerin görevlerini baskıdan uzak, özgür ve güvenli çalışma koşulları içerisinde yerine getirebildiği bir Türkiye temennisinde bulundu. Mesajının sonunda görevleri başında hayatını kaybeden gazetecileri de unutmayan Tuzladan, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu anlamlı günde, görevleri başında hayatını kaybeden basın mensuplarımızı rahmet ve saygıyla anıyor, mesleğine emek veren tüm gazeteci arkadaşlarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Kalemimizin özgür, vicdanımızın rehber, gerçeğin yol göstericimiz olduğu nice yıllara…”

Edirne Gazeteciler Derneği olarak her zaman meslektaşlarının yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Başkan Gökhan Tuzladan, basın meslek ilkelerine bağlı, özgür ve tarafsız gazeteciliğin güçlenmesi adına çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.

ETSO’dan Basın Bayramı kutlaması

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.

Mesajda, basının kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, toplumsal farkındalığın artırılması ve ortak değerlerin korunmasında önemli bir görev üstlendiği vurgulanırken, basın mensuplarının meslek etiği ve kamu yararı anlayışıyla gece gündüz demeden çalışarak toplum ile kurumlar arasında güçlü bir iletişim köprüsü kurduğu ifade edildi.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak; basınla sürdürülen şeffaf ve yapıcı iş birliğinin önemine vurgu yaparak, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla görevlerini fedakarca yerine getiren tüm basın emekçilerinin bayramını kutladı.