Trakya Üniversitesinde akademik yükseltme almaya hak kazanan öğretim üyeleri, Balkan Kongre Merkezinde düzenlenen 2025-2026 Akademik Yükseltme Töreni’nde cübbelerini giyerek belgelerini aldı.
Tören, saz ve ses sanatçısı Emre Çam ile saz sanatçısı arkadaşlarının sunduğu müzik dinletisiyle başladı. Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, törende yaptığı konuşmada, salonda bulunan akademisyenlerin ortak bir hikâyeyi paylaştığını belirterek akademisyenliğin sabır ve azim gerektiren bir meslek olduğuna dikkat çekti.
Bir akademisyenin makalenin yazımından hakem değerlendirme sürecine, yayımlanmasından projelerin sonuçlanmasına kadar pek çok aşamada sabırla beklemeyi öğrenmesi gerektiğini ifade eden Hatipler, içinde yaşadığımız çağın her şeyin anında gerçekleşmesini istemesine karşın bilimin aceleye gelmeyeceğini vurguladı.
Bilimsel üretimin sabır ve zaman gerektirdiğini vurgulayan Hatipler, bilimin aceleye gelmeyeceğini ifade etti. Hatipler, akademik yükseltmelerin yalnızca bir unvan değil, yıllar süren emeğin ve bir fikrin peşinden kararlılıkla gitmenin karşılığı olduğunu belirtti.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan ise akademik kariyerin yıllar süren emek, sabır ve özverinin birikimi olduğunu ifade etti. Akademik yükseltmelerin uzun yıllara yayılan bilimsel emek ve özverinin sonucu olduğunu belirten Tan, bu süreçte büyük fedakârlık gösteren akademisyenleri tebrik ederek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Açılış konuşmalarının ardından akademik yükseltme almaya hak kazanan öğretim üyelerine cübbeleri giydirilerek belgeleri takdim edildi. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Törene Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ve Nurdan Cankaya, 2003-2023 yılları arasında Kırcaali Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Doç. Dr. Hasan Azis, dekanlar, okul müdürleri, daire başkanları ve akademisyenler katıldı.
Edirne Gazeteciler Derneği (EGD) Başkanı Gökhan Tuzladan, Başkan Yardımcısı Mehmet Şenol ve Genel Sekreter Necmi Engin ile birlikte Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin başarılı organizasyonu ve basın mensuplarına sağlanan destekler dolayısıyla Başkan Gencan’a teşekkür edildi.
Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette konuşan EGD Başkanı Gökhan Tuzladan, bu yıl düzenlenen Kırkpınar’ın organizasyon kalitesi ve basın mensuplarına sunulan imkanlarla önceki yıllardan farklı bir başarıya imza attığını söyledi.
Basın mensuplarının organizasyon boyunca rahat ve verimli bir çalışma ortamına kavuşmasının önemli olduğunu vurgulayan Tuzladan, şunları kaydetti:
“Bu yıl 665’incisi gerçekleştirilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde gerçekten farklı ve çok başarılı bir organizasyon yaşadık. Özellikle sahada görev yapan basın mensuplarımıza sağladığınız kolaylıklar ve çalışma imkânları için sizlere teşekkür ediyoruz. Bu büyük organizasyonun başarıyla tamamlanmasında başta siz olmak üzere emeği geçen tüm ekibinizi gönülden kutluyoruz.”
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise basının, Kırkpınar’ın ulusal ve uluslararası tanıtımındaki en önemli güçlerden biri olduğunu belirtti.
Basın emekçilerinin büyük fedakârlıkla görev yaptığını ifade eden Gencan, şu değerlendirmede bulundu:
“Basın bizim sesimiz, gözümüz ve kulağımızdır. Ata sporumuz Kırkpınar’ın tüm dünyaya duyurulmasında sizlerin emeği çok büyük. Günlerce sıcak havaya rağmen sahada büyük özveriyle çalışan tüm basın emekçilerimizi yürekten kutluyor, emekleri için teşekkür ediyorum.”
Ziyarette ayrıca, Kırkpınar’ın gelecek yıllarda daha da geliştirilmesi, kentin tanıtımına katkı sağlayacak ortak çalışmalar ve basınla iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Görüşme, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.
Edirne’de Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan TIR’da yapılan aramada, dondurulmuş tavuk kolileri arasına gizlenmiş 526 kilo 327 gram uyuşturucu ele geçirildi, sürücü tutuklandı.
Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Türkiye’ye giriş yapmak üzere Kapıkule’ye gelen TIR, risk analizinin ardından x-ray taramasına sevk edildi. Taramada şüpheli yoğunluk tespit edilen TIR, detaylı arama için hangara alındı.
Eğitimli köpeklerin tepki vermesi ile açılan dorsede, yasal yükün dondurulmuş tavuk olduğu ve yükün aralarında karton koliler bulunduğu belirlendi. Aramada 450 paket içinde 526 kilo 327 gram uyuşturucu ele geçirildi.
Gözaltına alınan TIR sürücüsü, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
Trakya Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, eğitim ile üretimi buluşturan örnek bir projeyi hayata geçiriyor. Yüksekokul bünyesindeki tekstil üretim atölyesinde bir araya gelen öğrenciler hem mesleki becerilerini geliştiriyor hem de üniversite hastanesinin tekstil ihtiyaçlarını karşılayarak toplumsal katkı sağlıyor.
Uygulamalı eğitim anlayışını bir adım ileriye taşıyan model kapsamında öğrenciler, üretim sürecinin her aşamasında aktif rol alıyor. Tekstil üretim atölyesinde yürütülen çalışmalarla öğrenciler; kumaş seçiminden dikim tekniklerine, makine bakımından kalıp hazırlamaya kadar pek çok alanda deneyim kazanıyor. Aynı zamanda ekip çalışması ve üretim disiplini gibi mesleki yetkinlikler de pekiştiriliyor.
“ÖĞREN” VE “ÜRET” TEMELLİ EĞİTİM MODELİ
Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nilgün Becenen, projenin iki aşamalı bir eğitim modeliyle yürütüldüğünü belirtti. İlk aşamada öğrencilerin kumaş seçimi, dikim teknikleri, makine bakımı ve kalıp hazırlama gibi temel becerileri edindiğini ifade eden Becenen, ikinci aşamada ise bu bilgilerin öğretim elemanlarının rehberliğinde hastane tekstilleri üretiminde uygulamaya dönüştürüldüğünü söyledi.
Modelin yalnızca teknik beceri kazandırmayı hedeflemediğine dikkat çeken Becenen, bu yaklaşımın öğrencilerin çok yönlü gelişimine katkı sunduğunu ifade etti.
Becenen, üretim sürecine aktif katılımın öğrencilerin özgüvenini ve mesleki motivasyonunu artırdığını belirterek, “Amacımız öğrencilerimize mesleki yetkinlik kazandırırken toplumsal katkı bilinci, kurumsal aidiyet ve sürdürülebilir üretim farkındalığı oluşturmak; birlikte üretmenin gücüyle psikolojik iyi oluşlarını da desteklemek.” dedi.
AKADEMİK REHBERLİK VE SEKTÖREL HAZIRLIK
Üretim sürecinde öğrencilere rehberlik eden Dr. Öğr. Üyesi İsmail Yüce ve Dr. Öğr. Üyesi Hayri Şen ise bu tür uygulamaların öğrencilerin sektöre hazır hale gelmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Akademik bilgi ile pratik deneyimi bir araya getiren bu modelin sürdürülebilirliği, öğrencilerin mesleki gelişimi ve istihdam olanakları açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade ettiler.
“Geçmişin Değerlerini Geleceğe Taşıyanların Dergisi” sloganıyla yayımlanan ve sanat dünyasının saygın yayınlarından olan Collection Dergisi, son sayısında Edirne Belediyesi Müzik Müzesi’ni sayfalarına taşıdı.
Koleksiyon kültürünü, kültürel mirası ve müzeciliği konu alan yayınlarıyla öne çıkan Collection Dergisi’nde, Edirne Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve yaklaşık 500 enstrümandan oluşan zengin koleksiyonuyla ziyaretçilerini ağırlayan Müzik Müzesi’ne yer verildi.
Müzenin açılış törenine de katılan Collection Club yönetimi, Edirne Belediyesi Müzik Müzesi’nin koleksiyonculuk kültürüne ve kültürel mirasın korunmasına sunduğu katkının önemine dikkat çekti. Açılışta müzeyi yakından inceleyen heyet, böylesine nitelikli bir kültür yatırımının Türkiye’de örnek gösterilecek projeler arasında yer aldığını ifade etti.
Edirne Belediyesi, kentin kültür ve sanat yaşamını zenginleştiren projeleri hayata geçirmeye devam ederken, Müzik Müzesi’nin ulusal ölçekte saygın yayınlarda yer bulması da bu çalışmaların gördüğü değeri bir kez daha ortaya koydu.
Arı Tarım A.Ş., Konya Tuzlukcu ilçesinde toplam 300 dönümlük jeotermal sera yatırımı yapmaya hazırlanıyor.
Firma sahibi Özer Urak, her biri 50 dönüm büyüklüğünde 6 modern sera kurulacağını belirterek, şirketin Türkiye genelindeki sera sayısının da hızla arttığını söyledi.
Arı Tarım A.Ş., jeotermal enerjiyle modern sera üretimine yönelik önemli bir yatırım kararı aldı.
Firma sahibi Özer Urak, Konya Tuzlukcu ilçesinde her biri 50 dönüm büyüklüğünde 6 adet jeotermal sera kurulacağını açıkladı. Toplam 300 dönümlük yatırımın, bölgedeki örtü altı üretim kapasitesine önemli katkı sağlaması bekleniyor.
Türkiye genelinde 11 serası bulunuyor
Urak, şirketin halen Türkiye’nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 11 modern seraya sahip olduğunu belirtti.
Buna göre şirketin;
Antalya’da 6,
Adana’da 2,
Mersin’de 3
olmak üzere toplam 11 serası bulunuyor.
Seraların Antalya’nın Kumluca, Finike, Demre, Serik, Manavgat ve Elmalı, Adana’nın Karataş ve Seyhan, Mersin’in Anamur, Bozyazı ve Silifke ilçelerinde faaliyet gösterdiğini belirten Urak, Sandıklı yatırımının da bu üretim ağına ekleneceğini ifade etti.
Modern üretim teknikleri uygulanıyor
Özer Urak, seralarda ağırlıklı olarak sebze ve tarla bitkileri üretimi gerçekleştirildiğini belirterek, başta domates, biber, salatalık, patlıcan, kabak, karpuz ve kavun olmak üzere farklı bölgelerin iklim koşullarına uygun ürünlerin yetiştirildiğini söyledi.
Üretim süreçlerinde modern tarım teknikleri, kontrollü sulama sistemleri ve bitki besleme uygulamalarının kullanıldığını ifade eden Urak, amaçlarının yüksek verim ile kaliteli üretimi birlikte sağlamak olduğunu dile getirdi.
İhracata yönelik üretim hedefleniyor
Urak, Türkiye’nin farklı iklim bölgelerinde üretim yapabilmelerinin yıl boyunca kesintisiz ürün arzı sağladığını belirterek, modern sera yatırımları sayesinde hem iç pazara hem de ihracata yönelik güvenilir ve kaliteli ürün üretimini sürdürdüklerini kaydetti.
Meyerhold’un biyomekanik kuramı, Ertuğrul’un oyuncu eğitiminde aradığı disiplini ve bedensel gerçekliği temsil eder. Kuram, tiyatro sanatının biçimsel bir mükemmeliyete ulaşarak topluma düzen verme görevini yerine getirmiştir. Ertuğrul, Stanislavski’nin içsel gözlem, içsel gerçeklik ve duygu belleği kavramlarını yerli metinlerde kullanmıştır. Sosyolojik perspektif, sosyosanat ve toplumsal görev disiplinleri, bireyi toplumun organik bir parçası haline getiren “sosyalleşme aracı”dır. Araç; halka yeni bir sembolik sermaye sunmuş ve şehir tiyatrolarının kuruluşu ile kültürel üretimin demokratikleşmesi sonucunda “kuramsal reel yapı”ya kavuşmuştur. Ertuğrul, tiyatro eğitimini 6-7 yaş gruplarından başlatmıştır, çünkü ona göre çocuk tiyatrosu; çocuğun dünyayı anlama biçimidir (Ertuğrul, 1975, 45). Bu yaklaşım San’ın deyişiyle; Drama sanatı ve yaratıcı Drama’nın pedagojik yanını temsil eder (2021, s. 215).
Ertuğrul’un “kuramsal tiyatro” vizyonu, sanatçının topluma karşı ahlaki sorumluluğunu içkinleştirmesi ve merkeze alması ile gerçekleşmiştir. Bu yan disiplin, oyunculuk teknikleri açısından tiyatronun kullanımını esas kılmıştır. Tiyatro binasına girişten, alkış sonrasına kadar olan süreci, “uygarlık” (civilization) projesi olarak değerlendirmiştir, “Doğal anlamlarla tiyatro, bir hakikat arayışıdır” (Ertuğrul, 1993: s. 210). Cumhuriyet tiyatrosunun Ertuğrul ile olan gelişimi, Tanzimat dönemi taklit yapısından sıyrılarak “ulusal sanat” oluşturma çabasıdır (Pekman, 2023: s. 118). Bugünün Türkiye’sinde ödenekli tiyatroların yapısı, repertuvar seçimleri ve eğitim modelleri Ertuğrul’un izdüşümlerini taşımaktadır. Ertuğrul’un tiyatro ekseni İnsan ve Tiyatro Üzerine eserinde çizdiği etik ve teknik sınırlar ile şekillenmektedir (Nutku, 2014: s. 340). Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı açılımında uyguladığı; “biçimsel disiplin” ve “tinsel derinlik” yöntemleri Türkiye’de tiyatrosunun genetik kodlarını belirlemiştir. Ertuğrul antropolojisiyle Tiyatro; “toplumsal görev” bilinci ekseninde; drama, felsefe, sosyoloji ve pedagoji disiplinlerinin kesişim açılarında duran bilinçli, bilgili, güçlü ve eyleyen “İnsan olabilme” aracıdır. Bu yaklaşımlar, tiyatro tarihinin “kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine kurulduğu” (Nutku, 2013, s. 150-175) görüşlerini destekler. Ertuğrul’un kurucu iradesi gösteri olduğu düşünülen seyirliklerin yerine, sahnede kurguladığı yapı sökümü ile bitirmiştir. Tiyatronun yeniden yorumlama süreci, entelektüel kurulumu, geleneksellikle anılan zan, san ve metaforik mucizelerinden kopuşunu kesin olarak anlatan direnç pratiğidir. Bu dönemde yerli oyun yazarlarının artması, toplumsal meselelerin sahneye taşınması tiyatronun içerik açısından zenginleşmesini sağlamıştır. Köyden kente göç, modernleşme gerilimleri ve bireyin toplumsal konumu gibi temalar Cumhuriyet Tiyatrosunun temel konuları arasında yer almıştır (And, 1983, 45-68). Bu anlayışlarla tiyatro, “toplumsal değişimin aynası” (Ertuğrul, 1975, s. 52-54) olarak işlev görmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti tiyatro ve tiyatro sanatı felsefesi, Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı anlayışının temelini oluşturmaktadır. Ertuğrul sahne estetiğinin işlerliği ile insanın düşünsel, toplumsal gelişimini öngörmektedir. “Muhsin Ertuğrul tarzı”: disiplin ve süreklilik üzerine kurulmuştur. Ertuğrul nazarında Tiyatro, “insanı insan ile insanca anlatma sanatıdır”, bu tanım tiyatronun “felsefi öz”ünü yansıtır (Ertuğrul, 1989, 110-111). Tiyatro öğretici ve eğitici okul olarak kurgulanmıştır, oyuncu, sahnede ve yaşamda bir “aydın” olmalıdır (Ertuğrul, 1989: 112). Ertuğrul Benden Sonra Tufan Olmasın (1989) adlı eserinde, sanatın insanı dönüştürme gücünün ancak sistematik eğitim-öğretim ile mümkün olabileceğini belirtmiştir. Eğitim-öğretim ekolünü ortaya çıkarabilmek, sanatın hayat ile bağdaştırılmasını sağlayacaktır. Tiyatro bu anlamda elitist boyunduruğundan çıkarak, halkın eğitim aracı olacaktır. Ertuğrul’a göre: “Tiyatro, seyircilerin zamanlarını geçirdikleri bir eğlence yeri değil, sanatçılar için mabettir. Çünkü tiyatroculuk bir meslek değil, dünyanın her yerinde bir imandır. Mensuplarından bekleyiş ve özveri ister, fedakârlığın çok defa karşılığını vermeden can isteyen bir sanat. Bu inanış müritlerinin en büyük istekleri, başlarını sokabilecekleri ve sükûnet içinde çalışabilecekleri bir mabet bulmaktır. Çoğumuz aradığımız toprağa varmadan yolda göçeriz.” (Çelik 2013, s. 169). Cumhuriyet tiyatrosu, geleneksel tiyatronun bazı unsurlarını tamamen reddetmek yerine, onları modern bir çerçevede yeniden yorumlanması, Türk Tiyatrosunun gelişiminin keskin kopuşlardan ziyade süreklilik içeren bir süreç olduğunu göstermektedir.
Sonuç Türkiye’de tiyatronun gelişimi, geleneksel seyirlik oyunlardan Tanzimat döneminin dönüşüm sürecine ve Cumhuriyet döneminin kurumsallaşmasına uzanan çok katmanlı bir yapı sergilemektedir. Bu süreçte tiyatro yalnızca estetik bir üretim alanı olmamış; aynı zamanda toplumsal değişimin önemli aracı haline gelmiştir. Geleneksel tiyatronun sunduğu kültürel birikim, Tanzimat döneminde Batılı etkilerle yeniden şekillenmiş, Cumhuriyet döneminde ise kurumsal yapı içinde geliştirilmiştir. Bu nedenle Türk Tiyatrosu, kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine değerlendirilmelidir. Sonuç olarak tiyatro, bireyin kendisini ifade ettiği toplumsal ilişkilerin yeniden kurulduğu ve kültürel dönüşümün izlenebildiği nemli bir alan olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaynakça Akşin, S. (1996). Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi. İmaj Yayıncılık. And, M. (1976). “Osmanlı Tiyatrosu” Kuruluşu – Gelişimi – Katkısı. Ankara Üni. DTCF Yayınları. And, M. (1985). Geleneksel Türk Tiyatrosu. İnkılâp Kitabevi. Banarlı, N. S. (1983), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi Cilt 2, s. 845-860. M.E.B. Yayınları. Birkan, T. (2023). Muhsin Ertuğrul Moskova Notları. Can Sanat Yayınları. Çelik A. (2013), Ölmeyi Bilen Adam Muhsin Ertuğrul. Can Sanat Yayınları. Ertuğrul, M. (1975). İnsan ve Tiyatro Üzerine <>. Yankı Yayınları. Ertuğrul, M. (1993). Gerçeklerin Düşleri. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Yayınları. Ertuğrul, M. (2023), Sanatkar Gözüyle Bugünkü Rusya, Moskova Notları. Dry. Tuncay Birkan, Can Yayınları.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi, Trakya ile İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bugün beklenen yerel kuvvetli yağışlar konusunda uyarıda bulundu.
Su sabah saatlerinden itibaren başlayarak saat 18.00’e kadar sürecek kuvvetli yağış konusunda şunlara yer verildi:
“Yapılan son değerlendirmelere göre; Perşembe kuzeybatı kesimlerde görülecek gök gürültülü sağanak yağışların, Trakya Kesimi (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), Çanakkale’nin kuzey ve İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yerel kuvvetli olması beklendiğinden ani sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”
Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre bugün beklenen kuvvetli gökgürültülü sağanak yağışın ardından hava hafta sonuna kadar genellikle açık geçecek ve 13 Temmuz Pazartesi günü gökgürültülü sağanak yağış yeniden etkili olacak.