Olgay GÜLER Edirne’de annesiyle yaşadığı apartmanın 6’ncı katından zemine düşen eski avukat Çağdaş Balcı (45), yaşamını yitirdi.
Olay öğle saatlerinde Cumhuriyet Mahallesi Serhat Sokak üzerindeki apartmanda meydana geldi. Apartmanın ikinci katında annesiyle yaşayan eski avukat Çağdaş Balcı, henüz bilinmeyen nedenle 6’ncı kata çıkarak pencereden kendisini boşluğa bıraktı. Balcı, zemine düşerek ağır yaralanırken ihbarla bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Balcı’nın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının incelemesinin ardından Balcı’nın cansız bedeni Adli Tıp Morgu’na kaldırıldı.
GERİYE NOT BIRAKTI Öte yandan Çağdaş Balcı’nın bir süre avukatlık yaptıktan sonra, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle işini bıraktığı belirtildi.
Bu sabah annesiyle hastaneye gittikten sonra eve gelen Balcı’nın, intiharından önce; ‘Ölümümden kimse sorumlu değildir’ yazılı not bıraktığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı flüt sınıfı öğrencisi Zeynep Ece Kaplan, Fransa’da düzenlenen “Flutissimo 2026 Flüt Festivali ve Yarışması”nda jürinin oy birliği ile birincilik ödülüne layık görüldü.
Fransa’nın Nice kentinde, Nice Conservatoire à Rayonnement Régional Pierre Cochereau ev sahipliğinde ve À Travers la Flûte tarafından organize edilen festival, uluslararası düzeyde birçok yetenekli müzisyeni bir araya getirdi. Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı flüt sınıfı öğrencisi 14 yaşındaki Zeynep Ece Kaplan, sergilediği üstün performansla jüri üyelerinin takdirini kazanarak birincilik elde etti.
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Tanju Araboğlu, konservatuvarın nitelikli akademik kadrosu ve güçlü sanat eğitimi anlayışının, öğrencilerin uluslararası platformlarda önemli başarılara imza atmasına olanak sağladığını belirtti. Araboğlu, elde edilen bu önemli başarının, kurumda verilen eğitimin kalitesini ve öğrencilere sunulan gelişim ortamının gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Zeynep Ece Kaplan ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda eğitimine başladığını ve aynı yıldan bu yana Dr. Öğr. Üyesi Burcu Coşkun ile çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Kaplan, destekleri için okul yönetimine ve hocalarına teşekkür ederken, konservatuvarda aldığı nitelikli eğitim ve disiplinli çalışma ortamı sayesinde kendini hem teknik hem de sanatsal açıdan önemli ölçüde geliştirme fırsatı bulduğunu ifade etti.
Rektör Hatipler, başarılı öğrenciyi kutladı Prof. Araboğlu, Dr. Öğr. Üyesi Coşkun ve Kaplan’ı makamında kabul eden Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, öğrencilerin başarılarıyla gurur duyduklarını ifade etti. Rektör Hatipler, Trakya Üniversitesi’nin sanat alanında yetenekli öğrenciler yetiştiren köklü bir eğitim geleneğine sahip olduğunu belirterek, uluslararası düzeyde elde edilen bu tür başarıların üniversitenin akademik ve sanatsal vizyonunun önemli bir yansıması olduğunu vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, şehir içi toplu taşımayı ücretsiz veya indirimli kullanan her bir yolcu için destek ödemesi yapılması için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, kanun teklifini gerekçesinde, “Anayasamızın sosyal devlet ilkesi, toplumun dezavantajlı kesimlerinin sosyal yaşama katılımını desteklemeyi ve bu amaçla sunulan hizmetlerin sürdürülebilirliğini sağlamayı devlete bir görev olarak yüklemektedir. Bu kapsamda yaşlı, engelli, şehit yakını ve gazi vatandaşlarımızın şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli yararlanması, sosyal adaletin bir gereğidir.Ancak mevcut sistemde, bu hizmeti veren özel halk otobüsü işletmecilerine ve deniz ulaşım araçlarına ‘gelir desteği’ adı altında yapılan ödemeler, verilen hizmetin maliyetini karşılamaktan çok uzaktır” dedi.
‘HİZMETİN KARŞILIĞI VERİLMELİ’
Esnafın artan akaryakıt fiyatları, bakım-onarım maliyetleri ve ekonomik krizin getirdiği ağır yük altında ezildiğine işaret eden Yazgan, şunları kaydetti:
“Esnaf, ücretsiz taşınan yolcu sayısı arttıkça ciddi bir finansal darboğaza sürüklenmektedir. Bu durum, hem esnafımızı mağdur etmekte hem de hizmet kalitesini düşürerek vatandaşlarımızı karşı karşıya getirmektedir.Bu kanun teklifi ile ücretsiz veya indirimli taşınan her bir yolcu için işletmecilere yapılan ‘sembolik’ ödemeler yerine, doğrudan bilet bedeli veya uygulanan indirim miktarı üzerinden ödeme yapılması amaçlanmaktadır. Böylece esnafın verdiği hizmetin tam karşılığını alması sağlanacaktır.Ödemelerin belediyeye bildirim yapıldıktan sonra en geç bir ay içinde gerçekleştirilmesi hüküm altına alınarak, esnafın nakit akışı korunacaktır. Taşımacı esnafının mağduriyeti giderilerek, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın toplu taşıma araçlarında yaşadığı birtakım aksaklıkların ve ‘istenmeyen yolcu’ muamelesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Sosyal hizmetin faturasını sadece taşımacı esnafına kesmek hakkaniyetle bağdaşmaz. Devlet, sunduğu hakkın maliyetini gerçek bedeli üzerinden üstlenmeli, esnafın sırtındaki bu ağır yükü kaldırmalıdır.”
Edirne’de öğrenim gören lise son sınıf öğrencilerinin Trakya Üniversitesi’ni yakından tanımalarını amaçlayan “Geleceğe İlk Adım: Trakya Üniversitesi” projesi kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerle öğrenciler, meslek seçimlerine yön verecek önemli bir deneyim yaşıyor.
Edirne İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile Trakya Üniversitesi Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Eğitim Fakültesi iş birliğiyle yürütülen “Geleceğe İlk Adım: Trakya Üniversitesi” projesi, Edirne Süleyman Demirel Fen Lisesi öğrencilerinin Tıp Fakültesi ziyaretiyle başladı.
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, projenin açılışında yaptığı konuşmada meslek seçiminden önce iyi insan olmanın önemine dikkat çekti.
Üniversitenin eğitim kalitesindeki gücüne vurgu yapan Rektör Hatipler, Trakya Üniversitesi’nin kamu üniversiteleri ortalamasının üzerinde bir seviyede olduğunu söyledi. Tıp Fakültesi’ni üniversitenin “amiral gemisi” olarak nitelendiren Hatipler, fakültede Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen yetkin hekimlerin görev yaptığını belirterek aday öğrencileri üniversiteyi tercih etmeye davet etti.
Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ise Tıp Fakültesi’nin güçlü altyapısına dikkat çekti. Üstündağ, fakültenin 2018 yılından bu yana ulusal ve uluslararası akreditasyona sahip olduğunu, hastanenin yoğun hasta profili sayesinde öğrencilere geniş bir klinik deneyim sunduğunu vurguladı.
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eylem Bayır da programın öğrencilerin ilgi alanları dikkate alınarak planlandığını belirterek projenin verimli ve faydalı geçmesini temenni etti.
Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Işık Çetintav da ziyaretlerin öğrenciler için önemli bir başlangıç niteliği taşıdığını ifade etti.
Proje kapsamında öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun meslekleri yakından tanımaları hedefleniyor.
Projede, liselerin özellikleri ve öğrencilerin mesleki yönelimleri dikkate alınarak kapsamlı bir ziyaret programı oluşturuldu. Bu kapsamda öğrenciler, üniversitenin akademik birimlerini tanıma ve farklı meslek alanlarına ilişkin doğrudan bilgi alma fırsatı buluyor.
Aday öğrencilerin Trakya Üniversitesi ile erken dönemde bağ kurmasını amaçlayan proje, 24 Nisan 2026 tarihine kadar devam edecek.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il başkanlarınca, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasına ilişkin yayımlanan ortak açıklamada, “Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü, kadroları ve milyonlarca yurttaş bu hukuksuzluğun dimdik karşısındadır” denilerek, halkın iradesinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceklerini bildirildi.
CHP il başkanlarının ortak açıklamasında, ülkemizin; seçilmişlerin, siyasi aktörlerin ve parti yöneticilerinin yargı eliyle hedef alındığı, sandığın ortadan kaldırılmak istendiği ve demokrasi arayan tüm seslerin yok sayıldığı bir karanlıktan geçtiği belirtilerek şunlara yer verildi:
“31 Mart 2024 seçimlerinden sonra meşruiyetini kaybettiğini gören siyasi iktidar, o günden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğini ve belediye başkanlarını doğrudan hedef almıştır.
Seçilmiş başkanları şafak operasyonlarıyla derdest edenler; 15.5 milyon yurttaşın oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu tutuklamış, yalancı tanıklarla ve zorla alınan ifadelerle bir iddianame yaratmıştır. Bu iddianameyi yazanların bakan olarak ödüllendirildiği bu düzende, partimiz üzerinden kamuoyunda kriminal bir süreç inşa edilmeye çalışılmaktadır.
İzmir’de ‘Kooperatif Davası’ olarak bilinen süreçte üç yılı aşkın süredir, defalarca yapılan incelemeler, soruşturmalar ve açılan davalar boşa çıkmıştır. O davaların içi boş olduğu anlaşılınca aynı olay hakkında başka soruşturmalar açılmıştır. Süreç içinde davalara bakan hakimleri defalarca değiştirmişlerdir. Aynı olayla ilgili yedek dosyalar açılıp yedek tutuklamalar yapılmıştır.
Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol’un tutuklanması da tıpkı İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nun tutuklanması gibi, bu hukuksuzluk silsilesinin ve yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabasının en son ve en çarpıcı örneklerinden biridir.
Dosyanın somut delillerden uzaklığı ve kooperatif bünyesinde son derece sınırlı sürelerle görev almış kişilerin dahi tutuklanması, dosyanın ciddiyetten ne denli uzak olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu soruşturmanın yürütülme biçimi başlı başına hukuka aykırıdır. İl Başkanımızın Ankara’da gözaltına alınıp İzmir’e götürülmesi, günlerce gözaltında tutulduktan sonra adliyeye sevk edilmesi hukukla açıklanamaz. Sabit ikamet sahibi, kamuoyunca tanınan bir siyasetçi olmasına rağmen Ümit Başkanımız için verilen tutuklama kararı, açık bir düşman hukuku gösterisidir.
‘Kuyumcu hassasiyeti’ diyerek çıktıkları yolda herkesi baştan suçlu ilan ettikleri, en temel insan haklarını çiğneyerek bir yargısız infaz rejimi kurdukları ortadadır. Masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama esası, konu Cumhuriyet Halk Partisi ve yöneticileri olunca rafa kaldırılmakta, yok sayılmaktadır.
Açıkça ifade ediyoruz ki; yargı yetkisinin siyasi amaçlarla kullanılmasına, partimizin kurumsal yapısının ve yöneticilerinin hedef alınmasına, halkın iradesinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Yargı sopasıyla siyaset dizayn etmeye çalışan anlayış, ne partimizi sindirebilir ne de halkın iradesini teslim alabilir.
Ne yaparsanız yapın; Cumhuriyet Halk Partisi kriminal oyunlarla diz çökecek, halkın gerçek gündemini konuşmaktan vazgeçecek bir parti değildir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi; ölümü göze almaktan korkmayan, hakkında verilen idam fermanını cebinde taşıyan, 41 kez suikast girişimine maruz kalan ve yine de halk için mücadele etmekten vazgeçmeyen Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir. Köklerini Kuvayı Milliye’den alan, bu ülkenin kurucu gücüdür.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de ifade ettiği gibi; ‘Cumhuriyet Halk Partisi çınardır. Çınar yanarsa orman yanar.’
Bu örgüt, geçmişte olduğu gibi bugün de her türlü baskıya karşı dimdik duracak; demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.
Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü, kadroları ve milyonlarca yurttaş bu hukuksuzluğun dimdik karşısındadır.
Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü, kadroları ve milyonlarca yurttaş bu hukuksuzluğun dimdik karşısındadır”
Hukukçular Derneği, başta ülkemizde olmak üzere dünyadaki bütün hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail Parlamentosu’nun idam yasası başta olmak üzere insanlığa karşı eylemlerine karşı durmak, özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye çağırdı.
Hukukçular Derneği Edirne Temsilcisi Avukat Tarık Hatipler tarafından paylaşılan dernek genel merkezinin İsrail Parlamentosunda kabul edilen idam yasasına ilişkin açıklamasında, “Hukukçular Derneği olarak kurulduğumuz 1970 yılından beri gerek ülkemizde gerek dünyada meydana gelen hukuksuzlukların karşısında olduk ve her daim bu duruşumuzu yüksek sesle dile getirdik. Ancak son yıllarda başta Filistin olmak üzere dünya bütün dünyada giderek şiddetlenen şiddet sarmalı ve zulüm hepimizi özellikle de biz hukukçuları ciddi bir mesuliyet altında bırakmaktadır. Her fırsatta ve her platformda sesimizi yükseltme gayretimize rağmen İsrail terör devleti saldırılarına devam etmekte, insan hakları ihlallerini giderek artırmaktadır” denilerek şunlara yer verildi:.
“Bugün burada toplanmamızın asıl sebebi ise İsrail Parlamentosu tarafından 30 Mart 2026 tarihinde kabul edilen idam cezasına dair yasal düzenlemenin insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırılığını güçlü bir şekilde ortaya koymaktır.
Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki İsrail Parlamentosu tarafından yapılan bu yasal düzenleme bütün hukuk düzenlerinde yok hükmündedir. Filistin topraklarında işgalci konumda olan İsrail terör devletinin, Filistin topraklarında kendi hukuki düzenini egemen bir devlet gibi kullanması mümkün değildir. İsrail terör devleti işgal ettiği topraklar üzerinde tam egemenlik yetkisi kullanamaz, kendi hukuk düzenini ve yargı sistemini sınırsız biçimde uygulama yetkisine de sahip değildir.
Söz konusu yasa kapsamında özellikle ‘İsrail Devleti’nin varlığını ortadan kaldırma amacıyla işlenen öldürme fiilleri’ bakımından ölüm cezası öngörülmektedir. Bu düzenleme ile İsrail terör devleti, Filistin’in özgürlüğü için mücadele eden on binlerce insanı hukuki düzenleme kisvesi altında katletmek istemektedir. Üstelik yasa ile kararın 90 gün gibi kısa bir süre içerisinde uygulanması düzenlenmiş, karar için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, temyiz ve itiraz yolları ise önemli ölçüde kısıtlanmış durumdadır. İsrail terör devleti bu yasa ile eli silahsız ve savunmasız sivilleri katletmek için yeni bir bahane yaratmaya çalışmaktadır. Özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden beri yaşlı, çocuk, kadın, sivil gözetmeksizin soykırım suçu işleyen İsrail terör devleti,terör bahanesi ile öldüremediği sivilleri de bu yolla katletmeyi amaçlamaktadır.
Elbette Filistin’de bulunan ve İsrail içinde insan hakları mücadelesine devam eden hukukçular ve insan hakları savunucuları tarafından yasa Yüksek Mahkemeye taşınmış bulunmaktadır. Bu hukuk mücadelesi de bizlerin desteğine ihtiyaç duymakla, ülkemizde ve dünyada daha yüksek sesle dile getirilmelidir. Gelinen noktada işgalci İsrail terör devletinin varlığının yalnızca Filistin için değil bütün Ortadoğu ve hatta dünya için bir güvenlik sorunu haline geldiği ortadadır.
İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen bu Katliam Yasası bütün uluslararası hukuk düzenlemelerine de aykırıdır. Öncelikle, idam cezasının uygulanmasına ilişkin uluslararası standartlar bakımından ciddi ihlaller söz konusudur.İsrail’in taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde idam cezası son derece dar bir çerçeveye tabi tutulmuştur ve buna göre idam cezası yalnızca ‘en ağır suçlar’ için, sıkı usulü güvenceler altında ve keyfilikten uzak biçimde uygulanabilir. Buna karşılık söz konusu düzenleme, ‘terör’ kavramını geniş ve belirsiz bir şekilde kullanarak ölüm cezasının kapsamını genişletmekte ve özellikle askerî mahkemeler bakımından bu cezayı fiilen zorunlu hale getirmektedir. Nitekim bu yasa ile idam cezalarının keyfilik arz ettiği ve uluslararası hukukla bağdaşmadığı, düzenlemenin Filistinlilere yönelik bir apartheid uygulamasının kılıfı olduğu ortadadır.
Düzenleme aynı zamanda işgal altındaki topraklarda uygulanması bakımından uluslararası insancıl hukuk ile de bağdaşmamaktadır. 1949 tarihli IV. Cenevre Sözleşmesi uyarınca işgalci gücün cezai yetkileri son derece sınırlıdır ve bu yetkilerin işgal altındaki nüfusun korunması amacına uygun şekilde kullanılması gerekmektedir.
BU YASANIN VARLIĞI DAHİ TEK BAŞINA BİR SAVAŞ SUÇU NİTELİĞİNDEDİR.
Bu kapsamda Hukukçular Derneği olarak, İsrail’in kabul ettiği ayrımcı idam yasasına karşı hukuki girişimler başlatmış ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Özel Prosedürler nezdinde;
– Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu
– Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörlüğü,
– İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İnsan Haklarının Durumu Özel Raportörlüğü,
– İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Ceza Özel Raportörlüğüne başvurularda bulunulmuştur.
Son olarak Hukukçular Derneği olarak; başta ülkemizde olmak üzere dünyadaki bütün Hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail Parlamentosu’nun bu yasal düzenlemesi başta olmak üzere İsrail Terör Devletinin insanlığa karşı eylemlerine karşı durmak, sesimizi bütün dünyaya duyurmak ve en önemlisi Özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye davet ediyoruz.”
Edirne Belediyesi ile Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) iş birliğinde düzenlenecek 25. Edirne Tarım, Hayvancılık, Sanayi, Ticaret, Otomotiv ve Gıda Fuarı, 15-18 Nisan tarihleri arasında Edirne Belediyesi Balkan Pazarı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuarda Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü de stant açarak yürütülen tarımsal faaliyetleri katılımcılarla paylaşacak.
Edirne’de bu yıl 25’incisi düzenlenecek olan Tarım, Hayvancılık, Sanayi, Ticaret, Otomotiv ve Gıda Fuarı, 15-18 Nisan tarihleri arasında Edirne Belediyesi Balkan Pazarı’nda ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor.
Edirne Belediyesi ile Edirne Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde, KOSGEB, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek organizasyon; tarım, hayvancılık, sanayi, ticaret, otomotiv ve gıda sektörlerini aynı çatı altında buluşturacak.
Fuarda Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü standı da yerini alacak ve müdürlük tarafından tohum dağıtımı da gerçekleştirilecek. Kurulacak stantta, müdürlük tarafından yürütülen tarımsal faaliyetler, üreticiye sağlanan destekler ve kırsal kalkınmaya yönelik projeler katılımcılara detaylı şekilde aktarılacak. Vatandaşlar ve ziyaretçiler, belediyenin tarım alanındaki çalışmaları hakkında doğrudan bilgi edinecek.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise fuarın önemine dikkat çekerek tüm hemşehrileri ve vatandaşları bu organizasyona davet etti.
Gencan, “Ben bir çiftçi kızı olarak tarımın değerini, üretimin önemini çok iyi biliyorum. Göreve geldiğim ilk andan itibaren attığımız en önemli adımlardan biri Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nü kurmak oldu. Amacımız; üreticimizi desteklemek, tarımsal üretimi güçlendirmek ve sürdürülebilir bir tarım anlayışını kentimizde yaygınlaştırmaktır. Bu fuar da hem yapılan çalışmalarımızı hem de üreticimizin emeğini görünür kılmak açısından çok kıymetli bir fırsattır.” dedi.
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi hafta sonu üyeleri, bursiyer ve misafirleri ile birlikte Gelibolu tarihi yarım adadaki şehitlikleri, müzeleri ziyaret etti.
Şube Başkanı Vildan Yazıcı ziyarete ilişkin olarak şunları söyledi:
“Geçtiğimiz günlerde kitabı yayınlanan Cumhuriyet’in Kadınları Atatürk’ün İzinde projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz farkındalık ziyaretlerimize Çanakkale yi ekleyerek bağımsızlığa giden yolda verilen mücadelelerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha idrak ettik. Bastığımız her karış toprakta şehitlerimizin izlerinin olması bizleri hem hüzünlendirdi, hemde gururlandırdı. Ulu Önderimiz Atatürk’ün keskin dehasıyla kazanılan zaferin, vatan sevgisi ruhuyla, o coğrafya da yediden yetmişe atalarımızın verdiği mücadelelere tanık olduk.
Bu ziyaretimiz de muhteşem anlatımları ile bizlere eşlik eden değerli hocamız aynı zamanda üyemiz Trakya Üniversitesi Turizm bölümü öğretim üyesi Gülsel Çiftçi ye çok teşekkür ederiz.
Herkesin özellikle de gençlerin bu anlamlı yerleri ziyaret etmesi ve bu ruhu yaşamalarını tavsiye ediyorum. Unutulmaması gereken bir destandır Çanakkale.”
Edirne Belediyesi, sivrisineklere karşı ilaçlama çalışmalarını drone desteğiyle sürdürüyor.
Veteriner İşleri Müdürlüğü Halk Sağlığı Birimi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, sivrisinek üremesi açısından risk taşıyan alanlarda düzenli ilaçlama faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Bu çerçevede yaklaşık 2 bin 500 hektarlık alanda biyolojik larvasit uygulaması yapıldığı bildirildi.
Çalışmalar, 15 biyosidal ürün uygulayıcı personel ve araç destekli ekiplerle sürdürülürken, sahada 6 adet ULV/pülverizatör cihazı aktif olarak kullanılıyor.
ULAŞILMASI ZOR ALANLARDA DRONE DESTEĞİ
Taşkın nedeniyle karadan müdahalenin mümkün olmadığı sulak alanlarda biyolojik larvasit uygulamaları drone (İHA) desteğiyle gerçekleştiriliyor.
VATANDAŞLARA ÖNEMLİ UYARI
Edirne Belediyesi, sivrisinekle mücadelenin yalnızca ilaçlama ile sınırlı olmadığını belirterek vatandaşların da alacağı önlemlerin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Açıkta bırakılan kaplar, eski araç lastikleri, su bidonları ve benzeri alanlarda biriken sular sivrisinek üremesine neden olabiliyor. Bu nedenle söz konusu alanların düzenli olarak kontrol edilmesi ve haftada en az bir kez suyun değiştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Bir kapta biriken suyun, bir mahalleyi etkileyebilecek sayıda sivrisinek üremesine neden olabileceği vurgulandı.
Ayrıca apartman ve inşaat alanlarının bodrumlarında su birikmemesi, su depoları ve foseptik çukurlarının kapalı tutulması gerektiği belirtildi.
Vatandaşların çevrelerinde gördükleri su birikintilerini ALO 153 üzerinden belediyeye bildirebileceği kaydedildi.
Edirne Belediyesi, çalışmaların sezon boyunca planlı şekilde sürdürüleceğini bildirdi.
Kaş ve kirpiklerimle ilgili uzun zamandır küçük ama can sıkıcı bir problemim vardı. Kaşlarımın bazı bölgeleri seyrek, kirpiklerim ise beklediğimden daha kısa ve zayıf görünüyordu. Aslında bu durum günlük hayatımı doğrudan etkilemiyordu ama aynaya baktığımda daha dolgun bir görünümün yüz ifademi çok daha iyi göstereceğini biliyordum. Bu yüzden bir süre “kaş kirpik serumu” araştırması yaptım.
Piyasada gerçekten çok fazla ürün var ve çoğu “en iyi kaş kirpik serumu” olduğunu iddia ediyor. Ancak kullanıcı deneyimlerine baktığınızda durum her zaman öyle olmuyor. Ben de bu yüzden biraz daha dikkatli ilerledim ve sonunda Dermoten kaş kirpik serumu denemeye karar verdim. Bu yazıyı da tamamen kendi deneyimime dayanarak, abartmadan ve gerçekçi şekilde paylaşıyorum.
İlk İzlenim ve Başlangıç Süreci
Ürünü ilk aldığımda açıkçası çok büyük beklentilerim yoktu. Daha önce farklı markaların kaş kirpik serumu ürünlerini denemiştim ve bazıları hiçbir etki göstermemişti. Bu yüzden bu üründe beklentimi biraz daha dengeli tuttum.
İlk dikkatimi çeken şey kullanım kolaylığı oldu. Aplikatörü sayesinde kaşlara ve kirpik diplerine oldukça rahat uygulanabiliyor. Özellikle akşam rutinime eklemek zor olmadı. Zaten bu tarz ürünlerde en kritik nokta düzenli kullanım olduğu için pratik olması büyük avantaj sağlıyor.
Ben ürünü her akşam, yüzümü temizledikten sonra uygulamaya başladım. Günde bir kez kullanmayı tercih ettim ve bu rutini hiç aksatmamaya çalıştım.
Zaman İçinde Gözlemlediğim Değişim
İlk birkaç gün doğal olarak gözle görülür bir değişim olmadı. Ancak kirpiklerimde daha sağlıklı bir görünüm oluştuğunu fark ettim. Sanki daha canlı ve parlak duruyorlardı. Bu küçük fark bile ürüne devam etmem için motivasyon sağladı.
İkinci haftaya geldiğimde kaşlarımda ufak değişimler görmeye başladım. Özellikle daha önce boşluk olan bölgelerde çok ince yeni tüyler çıkmaya başladı. Bu noktada “kaş kirpik serumu gerçekten işe yarıyor mu?” sorusuna kendi adıma ilk kez net bir “evet” demeye başladım.
Üçüncü ve dördüncü haftada ise değişim daha belirgin hale geldi. Kaşlarım daha dolgun görünmeye başladı ve artık kaş kalemi kullanma ihtiyacım azaldı. Kirpiklerim ise daha uzun ve biraz daha hacimli görünüyordu. Maskara sürdüğümde eskisine göre çok daha iyi sonuç alıyordum ama asıl fark maskarasız halindeydi.
Doğal Görünüm: En Büyük Artısı
Bu süreçte en çok hoşuma giden şey, elde ettiğim sonucun çok doğal olmasıydı. Daha önce denediğim bazı ürünler kirpikleri aşırı belirgin hale getiriyor ve bu durum günlük kullanımda biraz yapay durabiliyor.
Dermoten kaş kirpik serumu ile elde ettiğim görünüm ise daha dengeliydi. Kaşlarım dolgunlaştı ama doğal formunu korudu. Kirpiklerim uzadı ama abartılı bir görüntü oluşmadı. Bu da ürünü günlük bakım rutini için daha uygun hale getiriyor.
En İyi Kaş Kirpik Serumu Arayanlar İçin Gerçekçi Yorum
“En iyi kaş kirpik serumu” aslında kişiden kişiye değişen bir kavram. Çünkü herkesin beklentisi farklı. Kimisi çok hızlı sonuç ister, kimisi dramatik değişim bekler. Benim beklentim ise daha doğal, sürdürülebilir ve sağlıklı bir görünüm elde etmekti.
Bu açıdan baktığımda Dermoten kaş kirpik serumu benim beklentimi karşıladı. En önemli avantajları benim için şunlar oldu:
Düzenli kullanımda fark edilir sonuç vermesi
Doğal görünümü koruması
Kullanımının pratik olması
Günlük rutine kolayca uyum sağlaması
Özellikle sabırlı olup düzenli kullanan kişiler için oldukça tatmin edici bir ürün olduğunu düşünüyorum.
Kullanım Detayları ve Küçük İpuçları
Bu tarz ürünlerde sonucu belirleyen en önemli faktörlerden biri doğru kullanım. Benim deneyimime göre dikkat edilmesi gereken noktalar oldukça basit:
Cilt temiz olmalı. Ürünü makyaj kalıntısı varken uygulamak verimi düşürebilir. Az miktar yeterli. Fazla ürün kullanmak daha hızlı etki sağlamıyor. Düzenli kullanım şart. Ara verildiğinde etkisi zayıflayabiliyor.
Ben bu basit kurallara dikkat ederek kullandım ve sonuçtan memnun kaldım.
Genel Değerlendirme
Yaklaşık bir aylık kullanımın sonunda aynaya baktığımda farkı net bir şekilde görebiliyordum. Kaşlarım daha dolgun, kirpiklerim daha belirgin hale gelmişti. En önemlisi ise bu değişim çok doğal görünüyordu.
Artık günlük makyaj rutinimde kaş doldurma ihtiyacım ciddi şekilde azaldı. Kirpiklerim de maskarasızken bile daha belirgin duruyor. Bu da hem zamandan tasarruf sağlıyor hem de daha doğal bir görünüm elde etmemi sağlıyor.
Sonuç
Kaş ve kirpik bakımına önem veren biriyseniz, kaş kirpik serumu kullanmak gerçekten fark yaratabiliyor. Ancak burada en önemli nokta doğru ürünü seçmek ve düzenli kullanmak.
Kendi deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki Dermoten ürünleri, bu alanda güvenle tercih edilebilecek ürünlerden biri. “Kaş kirpik serumu” arayışında olan ve özellikle “en iyi kaş kirpik serumu” seçeneklerini değerlendiren kişiler için doğal ve dengeli bir alternatif sunuyor.
Eğer siz de kaşlarınızın daha dolgun, kirpiklerinizin daha belirgin görünmesini istiyorsanız ve bunu abartısız bir şekilde yapmak istiyorsanız, bu ürüne bir şans vermek mantıklı olabilir. Düzenli kullanım ile zaman içinde farkı görmek mümkün.