Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

VDS Nedir? Kendi Sunucunuzu Yönetmenin Yolu

Dijitalleşen iş dünyasında, paylaşımlı hosting hizmetlerinin sunduğu kaynakların yetersiz kaldığı noktada VDS (Sanal Özel Sunucu) çözümleri devreye giriyor. VDS, fiziksel bir sunucunun sanallaştırma teknolojisiyle bölünmesi sonucu oluşturulan, kullanıcıya kendi işletim sistemi ve kök erişim (root access) imkânı tanıyan bir barındırma modeli olarak tanımlanıyor. Bu yapı, kullanıcıların sunucu üzerinde çok daha geniş bir kontrol alanına sahip olmasını sağlıyor.

Paylaşımlı hostingden farklı olarak VDS’te kaynaklar (işlemci, RAM, disk alanı) belirli bir kullanıcıya ayrılıyor ve diğer kullanıcıların yoğunluğundan etkilenmiyor. Paylaşımlı hostingde aynı fiziksel sunucuyu kullanan diğer sitelerin yoğun trafik alması, sizin sitenizin performansını da olumsuz etkileyebiliyor. VDS’te ise bu durum söz konusu değil; ayrılan kaynaklar sabit ve garantili oluyor. Bu özellik, orta ölçekli e-ticaret siteleri, yüksek trafikli bloglar veya özel yazılım gereksinimleri olan projeler için VDS’i cazip bir seçenek haline getiriyor.

Kök erişimi sayesinde kullanıcılar, sunucu üzerinde istedikleri yazılımı kurabiliyor, güvenlik duvarı kurallarını özelleştirebiliyor ve sunucu ayarlarını projelerinin ihtiyaçlarına göre yapılandırabiliyor. Bu esneklik, özellikle standart hosting paketlerinin sunmadığı özel yazılım kombinasyonlarına ihtiyaç duyan geliştiriciler için önemli bir avantaj sağlıyor. Örneğin, belirli bir programlama dili sürümü, özel bir veritabanı motoru veya niş bir sunucu yazılımı kullanmak isteyen projeler, bu esneklikten doğrudan faydalanabiliyor.

VDS ile fiziksel bir sunucu (dedicated server) arasındaki temel fark ise maliyet ve kaynak paylaşımı boyutunda ortaya çıkıyor. VDS, dedicated sunuculara kıyasla daha uygun fiyatlı olurken, tamamen izole bir fiziksel makineye göre bazı kaynak sınırlamaları içerebiliyor. Yine de günümüz sanallaştırma teknolojilerinin gelişmişliği sayesinde, VDS ile dedicated sunucu arasındaki performans farkı orta ölçekli projeler için genellikle göz ardı edilebilir seviyede kalıyor.

VDS seçerken dikkat edilmesi gereken kriterler arasında disk tipi (SSD/NVMe), yedekleme sıklığı, sunucu izleme araçları ve teknik destek erişilebilirliği yer alıyor. Ayrıca ölçeklenebilirlik de önemli bir faktör; ihtiyaç duyulduğunda kaynakların kolayca artırılabilmesi, büyüyen projeler için uzun vadeli bir avantaj sağlıyor. Güvenlik tarafında ise düzenli güvenlik yamaları, DDoS koruması ve izole ağ yapılandırması gibi unsurların sağlayıcı tarafından sunulup sunulmadığının kontrol edilmesi öneriliyor.

Piyasada vds hizmeti sunan sağlayıcı sayısının artmasıyla birlikte, kullanıcıların fiyat-performans karşılaştırması yapması ve ihtiyaç duydukları kaynak miktarını doğru belirlemesi öneriliyor. Bu alanda hizmet veren firmalardan biri de Netverim. Sonuç olarak, büyüyen bir projeye sahip olan ya da daha fazla kontrol isteyen kullanıcılar için VDS, paylaşımlı hosting ile dedicated sunucu arasında dengeli bir orta yol sunuyor.

VDS kullanımının yaygınlaştığı bir diğer alan da geliştirme ve test ortamları. Yazılım ekipleri, canlı ortamdan bağımsız bir test sunucusuna ihtiyaç duyduğunda, VDS’in sunduğu izole yapı sayesinde farklı yapılandırmaları risk almadan deneyebiliyor. Container teknolojileri (Docker gibi) ile birlikte kullanıldığında, VDS üzerinde birden fazla izole uygulama ortamı çalıştırmak da mümkün hale geliyor. Bu esneklik, özellikle mikroservis mimarisiyle çalışan geliştirme ekipleri için pratik bir çözüm sunuyor. Yönetilen (managed) VDS seçeneklerinde ise sunucu bakımı, güvenlik güncellemeleri ve izleme gibi işlemler sağlayıcı tarafından üstlenildiği için, teknik ekibi olmayan küçük işletmeler de bu tür altyapılardan faydalanabiliyor.

VDS’in bir diğer kullanım alanı da e-posta sunucusu işletmek isteyen işletmeler için ortaya çıkıyor. Kendi alan adı üzerinden kurumsal e-posta hizmeti sunmak isteyen şirketler, paylaşımlı hostingde sıkça karşılaşılan IP itibarı (reputation) sorunlarından kaçınmak amacıyla VDS’i tercih edebiliyor. Ayrılmış bir IP adresine sahip olmak, gönderilen e-postaların spam klasörüne düşme riskini azaltıyor. Bunun yanında, VDS üzerinde çalışan uygulamaların performansını izlemek için sunulan izleme (monitoring) araçları, olası kaynak tükenmesi veya anormal trafik durumlarının önceden fark edilmesine yardımcı oluyor. Bu tür izleme araçlarının panel üzerinden anlık bildirim gönderebilmesi, olası bir sorun büyümeden önce teknik ekibin haberdar olmasını sağlıyor.

Aramızdan ayrılanlar

HACI ŞABAN SAVAŞ VEFAT ETTİ
Tayakadın Köyü sakinlerinden merhum Şevket Savaş’ın oğlu merhume Memnune Savaş’ın eşi Hacı Şaban Savaş 95 yaşında vefat etti. Merhum dün Tayakadın Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.

BEKİR ERGENİŞ VEFAT ETTİ
Devlet Su İşlerinden emekli ve Ayşekadın semti sakinlerinden Bekir Ergeniş 86 yaşında vefat etti. Nuran Ergeniş’in eşi, Şerif Ergeniş ve Ebru Cacık’ın babaları olan merhum, dün Eski TOKİ Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

CEMAL ÖZER VEFAT ETTİ
Ramazan ve Mahmure Özer’in oğulları, Ramazan, Ahmet, Mehmet, Raşit ve Derya Özer’in babaları Cemal Özer 67 yaşında vefat etti. Merhum dün Üç Şerefeli Camisinde ikindi namazını Takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.

Ayçiçeğinde üreticiye ‘ithalat’ şoku

Olgay GÜLER

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, ayçiçeğinde gümrük vergilerinin düşürülmesini 2 ay öne çeken düzenlemenin, hasat dönemine denk gelmesinin, üreticiyi zora soktuğunu söyledi.

Ayçiçeğinde gümrük vergilerinin düşürülmesini 2 ay öne çeken düzenleme, 27 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Normal şartlarda yüzde 20’lik gümrük vergisinin 30 Kasım tarihinde %12’ye düşürülmesi planlanırken, söz konusu kararla bu tarih 2 ay geriye çekilerek 1 Ekim 2026’ya alındı. Hasat dönemine denk gelen düzenleme, üreticilerin tepkisine neden olurken, Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, hükümetten ek prim desteği çağrısında bulundu. 

‘KARAR ÜRETİCİMİZİ ZORA SOKTU’

Arabacı, üreticinin maliyetlerinin yerinde durmadığını, günden güne arttığını belirterek, “Maliyetlerimiz yerinde durmuyor. Günden güne artıyor. Bizim maliyetlerle birlikte bu verim ortalamasına baktığımızda, üreticimizde ve bizlerde Türkiye’nin 40 lira bandında olması yönünde bir beklenti oluştu. Tabii serbest piyasa ilk başladığında 38 ve yağ oranları güzel olan ürünlerimizi 42, hatta 43 liraya kadar bir fiyat oluştu. Ama Bakanlığımız, yüzde 20 olan gümrük vergisini yüzde 12’ye düşüreceğini zaten daha önce açıklamıştı. Ama bunu iki ay geriye çekmesi ve tam bizim dönemimize çekiyor olması üreticimizi ciddi anlamda etkiledi ve zora soktu. Çünkü Bakanlığımızın bu açıklamayı tam hasat döneminde açıklaması, serbest piyasanın gerilemesini sağladı” dedi.

‘İLK AÇIKLANDIĞINDA MUTLU OLMUŞTUK’

Kendilerinin normal şartlar altında söz konusu düzenlemeyi desteklediklerini anlatan Arabacı, “Halbuki biz bakanlığımız ilk açıklama yaptığında, yüzde 20 olan gümrük vergisini yüzde 12’ye düşürdüğünü ama bunun yıl sonu gibi olacağını ve bir de tarife kontenjanı olduğundan dolayı mutlu olmuştuk. Neden? Burada birebir uygulaması var. Yani buradan bir alım, yurt dışından da bir alma ihtimali vardı. Bu, üreticiyi kollayan bir açıklamaydı. Biz bu yüzde 20’nin yüzde 12’ye düşmesini o süreçte çok fazla hissetmeyecektik. Ama hasat döneminde bunu iki ay öne çekmesi Bakanlığımızın ve bunu tam bizim hasadımızın döneminde açıklaması, piyasaların ciddi anlamda düşüş yapmasını sağladı” diye konuştu.

“TRAKYA BİRLİK’İN DE ELİNİ KOLUNU BAĞLADI”

İthalat düzenlemesi nedeniyle piyasaların gerilemesinin bölgenin en büyük alıcısı Trakya Birlik’i de zor durumda bıraktığına kaydeden Arabacı, “Doğal olarak piyasalar düşünce, çiftçinin kuruluşu, bir kooperatifimiz ve ayçiçeğiyle ilgili Bakanlığımız bir fiyat açıklamıyor, alım yapmıyor. Evet. Bizim burada en büyük alıcımız, yani Türkiye’deki en büyük alıcı Trakya Birlik diyebiliriz. Sekiz tane kooperatifiyle her bölgeden alım yapıyor. Doğal olarak serbest piyasa böyle olunca, gümrük vergilerinin düşürülmesi bu durumu Trakya Birlik’i de zora soktu. Yani maalesef ki evet, sizin dediğiniz gibi eli kolu bağlandı diyebiliriz. Doğal olarak bu süreçte onlar da mücadele etti. Yani düzelmesi, canlanması için biraz beklediler. Ama mevcut piyasalara göre bir fiyat açıkladılar” şeklinde konuştu.

“BAKANLIK ADIM ATMALI”

Üreticilerin hak ettiği karşılığı alabilmesi için hükümet nezdinde yeni hamleler yapılması gerektiğinin altını çizen Arabacı, “Üreticimizin bu beklentisi dediğim gibi 40 lira bandında. İnşallah önümüzdeki süreçte Bakanlığımız bununla ilgili de bir çalışma yapar. Yurt dışından gelen ürünlerle ilgili tekrar bu gümrük vergilerini düzenlemek mi olur ya da farklı bir uygulama mı olur, bununla ilgili inşallah bir çalışma yapar ve Trakya Birlik ön alım fiyatı olarak… Tamam. Yani üreticilerimizin beklediği, Trakya Birlik’in, yani serbest piyasa düzelir. İnşallah Trakya Birlik de üreticilerimizin istediği şekilde bir gerçek fiyat oluşturur ve üreticilerimizin yani bir nebze olsun rahat nefes almasını sağlar” ifadelerini kullandı.

YENİ Parti’de 1822 üye sandığa gidecek

Olgay GÜLER

YENİ Parti’de 27 Eylül Pazar günü merkez ilçe başkan adayının belirleneceği ön seçimde 1822 üyenin oy kullanacağı öğrenildi.

YENİ Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’nın seçim sürecinde gözler 27 Eylül 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek ön seçime çevrildi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 10.00’da başlayacak ön seçimde, parti üyeleri Merkez İlçe Başkanlığı için sandığa gidecek. Merkez ilçe başkanının kesinleşeceği birinci olağan genel kurul da 4 Ekim’de gerçekleştirilecek.

1822 ÜYE SANDIĞA GİDEBİLECEK

Edinilen bilgiye göre, 26 Ağustos 2026 tarihine kadar YENİ Parti’ye üye olan toplam 1822 üye, Merkez İlçe Başkanlığı ön seçiminde oy kullanma hakkına sahip olacak. Sandık başına gidecek üyelerin tercihleri sonucunda en fazla oyu alan isim, 4 Ekim 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek Merkez İlçe Kongresi’nde delegelerin onayını alacak.

ADAYLIK İÇİN SON BAŞVURU 25 EYLÜL

Kurucu Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ve Emine Çiğdem Aydın’ın talip olduğu Merkez İlçe Başkanlığı için başvurular 25 Eylül 2026 Cuma günü saat 23.59’a kadar devam edecek  Bu tarihe kadar yapılacak yeni başvurularla ön seçimde yarışacak aday sayısı netlik kazanacak.

Enez kanalizasyon sistemi için suç duyurusu!

Daha güzel daha sağlıklı bir Enez için projelendirilen Enez Merkezi’ni ve Enez Sahil Sitelerini kapsayan kanalizasyon ve arıtma sisteminin sorun çözen değil sorun üreten bir ortam yarattığı gerekçesi ile suç duyurusunda bulunuldu.

Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Akkuş ve Sahil Sakinleri ile Dayanışma Deneği Başkanı Ulaş Demiray’ın Edirne Valiliği, Enez Kaymakamlığı, Enez Belediyesi ve Enez Cumhuriyet Savcılığına gönderdikleri yazıda sistemin sorunları çözerek Enez’e değer katması beklenirken, sonuçta Enez’i daha kötü ve sağlıksız bir konuma taşıdığı belirtildi.

Söz konusu projenin ya da uygulamanın yanlış olduğu, arıtma tesisinin yanlış konumlandırıldığı ve yetersizliği, derin deşarj kanalının olmadığı, Enez Merkez’deki atıkların pompalarla Sahildeki Arıtmaya taşınması planlanmışken bunun gerçekleşmediği, sonuçta merkezdeki atıkların arıtılmadan Meriç Nehri’ne ve Enez’in göz bebeği Lagün Göllerine salıverildiği iddia edildi.

“Bu sistemin projelendirilmesi ve uygulanması için Enez Belediyesi’nin iller bankasına milyonlarca lira borçlandırıldığını, yine iller Bankası gözetiminde bu sistemin tamamlandığını ve kesin kabulünün de yapıldığını” belirten Sahil Derneği Başkanı Ulaş Demiray “Ancak kullanım sürecinin başlamasıyla sorunlar, proje ve uygulama hataları su yüzüne çıkmıştır. Sahil Sitelerinin bir bölümü kokudan, denize açıktan akıtılan yeterince arıtılamamış deşarj sisteminin plajlarda yarattığı kirlilik ve sağlıksız ortamdan rahatsızdır. Bu sağlıksız ortam ve kirlilik Enez’in turizmde hak ettiği yerden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca işlevsiz kalan sistem nedeniyle çok önemli bir Devlet zararı söz konusudur ” dedi.

Demiray, ilgili makamlara da iletilen talepleri şu şekilde sıraladı:

“Bu yazımız bir suç ihbarı sayılmalı soruşturma başlatılmalıdır.

Edirne Valiliği’ kendi tespitlerini de ekleyerek İller Bankası’nı göreve çağırmalıdır.

İller Bankası uzmanları, iddialarımız ve sorunun çözümü ile ilgili bir rapor hazırlamalıdır.

Bu kusurlu projeyi hazırlayan, uygulayan ve kabulünü yapanlar ve İller Bankası hakkında gerekli soruşturma başlatılmalıdır. Bu rezillik yapanın yanına kar kalmamalıdır.

Mevcut olumsuz durum halk sağlığı açısından da değerlendirilerek gerçekten proje kusurlu veya uygulama yanlış ise en kısa zamanda restorasyon projeleri yapılmalı gerekli düzenlemelerle acilen çalışmaya başlanmalı ve 2027 Yaz sezonuna kadar sorun çözümlenmelidir.

Hala taksitle ödemesi sürdürülen bu kusurlu proje için ödemenin durdurulması konusunda Enez Belediye Başkanlığınca mahkemeye başvurulmalıdır. Bugüne kadar ödenenler geri istenmelidir.

Özellikle göllere akıtılan atıklara derhal son verilmeli, sorun çözümleninceye kadar Enez Merkezde foseptik ve vidanjör sistemine dönülmelidir.”

Mora Katliamı’nın 205. yıldönümü

1821 ‘Mora Katliamı dolayısıyla  Edirne – Balkan Türkleri Federasyonu ve ona bağlı derneklerce Yunanistan’ın Edirne Konsolosluğu önüne yarın siyah çelenk konularak basın bildirisi okunacak.

Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş, Yunanistan Konsolosluğu’nun önünde saat 103.’da gerçekleştirilecek programın ardından saat 11:30’da da Saraçlar Caddesi PTT yanında Mora Katliamı konulu Resim Sergisi açılacağını söyledi..

1821 Mora İsyanı sırasında, bölgenin idari merkezi Tripoliçe’nin Rum isyancı çetelerinin eline geçmesinin ardından çok sayıda Türk ve Müslüman hayatını kaybetti. Eylül 1821’de yaşanan Tripoliçe Katliamı, dönemin sivillere yönelik en ağır şiddet olaylarından biri olarak tarihe geçti.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, katliamın 205. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşananların tarihî kaynaklar ışığında ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Mora İsyanı’nın Yunanistan’ın bağımsızlığına uzanan siyasi sürecin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirten Sannav, bölgedeki Türk ve Müslümanların büyük kayıplar verdiğini ifade etti.

Saldırılar nedeniyle çok sayıda kişinin Tripoliçe, Benefşe, Anavarin, Gördüs ve Anabolu gibi korunaklı şehirlere sığındığını aktaran Sannav, kuşatmaların açlık, susuzluk ve salgın hastalıklara yol açtığını belirtti.

Tripoliçe’nin ele geçirilmesiyle şiddetin en ağır boyutlarından birine ulaştığını belirten Sannav, Türk ve Müslüman nüfusun büyük bölümünün öldürüldüğünü söyledi. Sannav, şiddetin Müslüman Arnavutlar ile Yahudi nüfusu da etkilediğini, özellikle Tripoliçe’deki Yahudi toplumunun ağır kayıplar verdiğini ifade etti.

Olayların Osmanlı arşiv belgeleri, Avrupalı gönüllülerin hatıratı, yabancı seyyahların anlatıları ve döneme ilişkin Yunan kaynaklarında da yer aldığını vurguladı.

“Tarihî gerçeklerle yüzleşmek ortak bir insanlık bilinci için önem taşıyor”

Sannav, yaşananların siyasi gelişmelerin yanı sıra sivillerin maruz kaldığı şiddet açısından da bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Geçmişteki acıların yeni düşmanlıklar oluşturmak için değil, tarihî gerçeklerle yüzleşmek ve ortak bir insanlık bilinci geliştirmek amacıyla ortaya konulması gerektiğini ifade eden Sannav, Enstitünün konuya ilişkin çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.

Sannav, Mora’da hayatını kaybedenleri rahmetle andı.

Hür Gazete 19 yaşında!

Uzunköprü’de 26 Eylül 2008 tarihinde yayın hayatına başlayan Hür Gazete, 24 Eylül 2026 Perşembe günü yayımlanan 1937. sayısıyla 19. yayın yılına “merhaba” demenin gurur ve mutluluğunu yaşıyor.

Kuruculuğunu ve Genel Yayın Yönetmenliğini Selim Bekar’ın, İmtiyaz Sahipliğini Bahtiye Bekar’ın, Yazı İşleri Müdürlüğünü ise Fatih Karagöz’ün üstlendiği Hür Gazete, geride bıraktığı 18 yıl boyunca Uzunköprü’nün gündemini sayfalarına taşırken, ilçenin yakın tarihine de tanıklık etti.

BİK ilanı olmadan; okurlarının, abonelerinin ve reklam verenlerinin desteğiyle yayın hayatını sürdüren Hür Gazete, bugün 19. yılında da aynı heyecanla yoluna devam ediyor.

‘26 EYLÜL’DE OKURLARIMIZLA BULUŞACAĞIZ’

Hür Gazete, kuruluşunun 18. yıl dönümü ve 19. yayın yılına girişi dolayısıyla 26 Eylül 2026 Cumartesi günü düzenlenecek etkinliklerle okurları ve takipçileriyle bir araya gelecek.

Gazetenin kuruluşundan bugüne kadar yanında olan okurlarına teşekkür edilecek etkinliklerde, Hür Gazete’nin 18 yıllık yayın yolculuğundan anılar da paylaşılacak.

“HERKESE VE HER KESİME EŞİT MESAFEDE”

Hür Gazete İmtiyaz Sahibi Bahtiye Bekar, ilçenin temel sorunlarının çözümü konusunda yerel basına düşen sorumluluğu yerine getirmeyi ilke edindiklerini belirtti.

Hür Gazete’nin toplumun değerlerine saygılı, dürüst, seviyeli, birleştirici ve objektif bir yayın anlayışıyla yoluna devam ettiğini ifade eden Bekar, şunları söyledi:

“26 Eylül 2008 tarihinde yayın hayatına başlayan gazetemiz, Uzunköprü’yü kucaklayan; dürüst, seviyeli, birleştirici, tarafsız, herkese ve her kesime eşit mesafede ve objektif olmayı kendisine ilke edinerek sürdürdüğü yayın hayatında 18 yılı geride bıraktı. Şimdi 19. yılımıza merhaba diyoruz.”

Gazetenin yayın hayatı boyunca ilkelerinden taviz vermediğini vurgulayan Bekar, Hür Gazete’nin ilk yıllarında daha az sayfayla okurlarına ulaştığını, zaman içerisinde büyüyerek bugün 8 sayfa ve haftada iki gün yayımlanan bir yerel gazete haline geldiğini kaydetti.

Bekar, “Okurlarımıza dolu dolu bir gazete sunmak için çalıştık. Bundan sonra da tarafsızlık ve objektiflik anlayışımızdan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

BEKAR: “BİZİM TARAFIMIZ UZUNKÖPRÜ”

Hür Gazete Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Selim Bekar ise 18 yıllık yayın hayatı boyunca doğru, objektif ve tutarlı habercilik yapmaya gayret ettiklerini söyledi.

Hür Gazete’nin yalnızca günlük gelişmeleri aktaran bir yayın olmadığını, aynı zamanda Uzunköprü’nün hafızasını tuttuğunu belirten Bekar, şöyle konuştu:

“Bizim tarafımız Uzunköprü, bizim tarafımız halkımızdır. 18 yıldır doğruyu yazmaya, yanlışı sorgulamaya, yapılan güzel işleri takdir etmeye ve verilen sözleri hatırlatmaya çalışıyoruz. Çünkü kendimizi Uzunköprü’ye ve Uzunköprülülere karşı sorumlu görüyoruz.”

Gazetenin en büyük gücünün okurlarından aldığı güven olduğunu ifade eden Bekar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“18 yılda belediye başkanları değişti, kaymakamlar geldi geçti, milletvekilleri değişti, teknoloji ve gazetecilik değişti. Ama Uzunköprü’nün güçlü bir yerel basına olan ihtiyacı değişmedi. Hür Gazete bugün hâlâ ayaktaysa bunun en önemli nedeni okurlarımızın bize duyduğu güvendir.”

“1937 SAYI, BİNLERCE HABER, 18 YILLIK BİR HAFIZA”

Hür Gazete, yayın hayatı boyunca Uzunköprü’nün sorunlarını, yatırımlarını, seçimlerini, sevinçlerini ve üzüntülerini sayfalarına taşıdı.

Kimi zaman bir yolun yapılmasını, kimi zaman bir yatırımın tamamlanmasını sordu; çiftçinin, esnafın, emeklinin ve vatandaşın sesini duyurmaya çalıştı.

Gazetenin 1937 sayılık arşivi, aynı zamanda Uzunköprü’nün son 18 yılına ışık tutan önemli bir yerel hafıza oluşturdu.

Selim Bekar, Hür Gazete’nin bundan sonraki yayın çizgisini ise şu sözlerle özetledi:

“Dün ne söylendiğini arşivimizden çıkarıp bugün ne yapıldığını sormaya devam edeceğiz. Yanlış gördüğümüzde yazacağız, doğru yapılanı takdir edeceğiz. Çünkü gazetecilik yalnızca bugünü yazmak değil, gerektiğinde dün söyleneni de hatırlatmaktır.”

EN BÜYÜK TEŞEKKÜR OKURLARIMIZA

Hür Gazete yönetimi, kuruluşundan bugüne kadar gazeteye emek veren editörlere, yazarlara, muhabirlere, dağıtım çalışanlarına, matbaa emekçilerine, abonelere, reklam verenlere ve okuyucularına teşekkür etti.

Hayatını kaybeden Hür Gazete yazarları ve çalışma arkadaşları da unutulmadı. Ebediyete uğurlanan gazete emekçileri rahmetle anıldı.

18 yılı geride bırakıp 19. yayın yılına giren Hür Gazete, bundan sonra da Uzunköprü’nün gündemini takip etmeye, sorularını sormaya ve kentin hafızasını tutmaya devam edecek.

18 yılı geride bıraktık, daha söyleyecek çok sözümüz var.  26 Eylül 2008’den bugüne… 1937 sayı, binlerce haber, binlerce fotoğraf ve değişmeyen bir söz: Uzunköprü için hür, halk için hür.”

Bakan Yumaklı Edirne’de

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, temas ve incelemelerde bulunmak üzere bugün Edirne’ye gelecek.

Bakan Yumaklı’nın Edirne’deki ilk durağı saat 10.00’da Lalezar Restaurant olacak. Yumaklı, burada  Türkiye Yüzyılı Buluşmaları basın açıklamasını gerçekleştirecek.

Edirne Valiliği’ni saat 11.00’de ziyaret edecek olan Bakan Yumaklı, saat 15.30’de Çömlekköy Barajı’nda incelemelerde bulunacak.