Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

2026 Dünya Kupası Şarkısı – Bizim Çocuklar | 2026 FIFA World Cup Turkey Song

Edirneli yapay zeka müzik sanatçısı Süleyman Gül, A Milli Futbol Takımımızın 2026 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde vereceği Dünya Kupası mücadelesi için özel bir müzik projesine imza attı. Tamamen yapay zeka teknolojileri kullanılarak hazırlanan ve birden fazla şarkıdan oluşan bu özel çalışma, sanatçının “Abayda Rap” adlı YouTube kanalında müzikseverlerle buluştu.

“Bu Bir Milli Sorumluluktur, Kararı Halk Verecek”

A Milli Takım’a giden yolda sanatsal üretimin önemine dikkat çeken Süleyman Gül, hazırladığı Dünya Kupası şarkılarıyla ilgili iddialı ve birleştirici açıklamalarda bulundu. Gül, “Her sanatçının mutlaka takımımız için birer şarkı yapması lazım. Bu bir milli sorumluluktur. Kararı halk verecek; kimin şarkısı güzelse biz de ülkece onu destekleyeceğiz” diyerek tüm müzisyenleri bu heyecana ortak olmaya davet etti.

“Yapay Zeka Şarkıları da Kalple Yazılıyor”

Müzik sektöründe geleneksel sanatçıların ve müzisyenlerin yapay zeka ile üretilen eserlere karşı mesafeli duruşuna sitem eden Edirneli sanatçı, bu konudaki önyargıları kırmak istiyor. Yapay zekanın duygudan yoksun olduğu eleştirilerine karşı çıkan Gül, “Bu şarkılar da kalple, duyguyla yazılıyor. Yapay zeka müzik yaparken bize kusursuz bir vokal ve enstrümantal destek sağlıyor. Bu sayede üretim çok daha ucuza mal ediliyor ve müzikal çeşitlilik artıyor” şeklinde konuştu.

50 Şiiriniz Var Ama Bütçeniz Yoksa Çözüm: Yapay Zeka

Yapay zekanın bağımsız sanatçılar ve şairler için nasıl büyük bir fırsat olduğunu çarpıcı bir örnekle açıklayan Gül, “Diyelim ki sizin 50 tane şiiriniz var ve bunları şarkı yapmak istiyorsunuz. Normal şartlarda bunun stüdyo maliyetini karşılamanız çok zor. Yapay zeka, tam da bu noktada bu işin çözümünü üretiyor ve hayalleri gerçeğe dönüştürüyor” dedi.

Abayda Rap Kanalında Yapay Zeka Müzik Eğitimleri Başladı

Süleyman Gül, sadece müzik üretmekle kalmıyor, bu yenilikçi teknolojiyi öğrenmek isteyenlere de rehberlik ediyor. Yapay zeka ile nasıl müzik yapılacağını merak edenler için özel dersler vermeye başlayan sanatçı, bu eğitimleri Abayda Rap YouTube kanalı üzerinden sunuyor. Kanala “Üye” (Katıl) olan kullanıcılar, Süleyman Gül’den yapay zeka müzik prodüksiyonu üzerine özel dersler alabiliyor.

Çalışmalarını büyük bir hızla sürdüren sanatçı, sözlerini tüm Türkiye’nin ortak duasıyla noktaladı: “İnşallah 2026 Dünya Kupası Türkiye’nin olur!”

🎵 Şarkıyı Dinlemek ve Özel Derslere Katılmak İçin Kanal Linki: Abayda Rap YouTube Kanalımız. https://www.youtube.com/@Abayda_Rap

Karaağaç yolu 1 Ekim’e kadar tek yön!

Olgay GÜLER

Edirne Valiliği İl Trafik Komisyonu’nun Karaağaç ile kent merkezine ulaşımın sağlandığı Lozan Caddesi için 1 Ekim 2026’ya kadar aldığı ‘tek yön’ kararı uygulanmaya başladı.

Edirne Valiliği’nde toplanan İl Trafik Komisyonu, yaz aylarında kentin turistik bölgesi Karaağaç Mahallesi’ne ulaşımın sağlandığı Lozan Caddesi için tek yön kararı aldı. 1 Ekim 2026’ya kadar geçerli olacak karar, dün uygulamaya başlandı. Caddenin başlangıcını oluşturan Tunca Köprüsü ve Meriç köprüsünün başına, komisyonun aldığı kararla ilgili bilgilendirici yazının bulunduğu tabelalar konuldu.

DÖNÜŞ ALTERNATİF YOLLARDAN
Karaağaç’tan şehir merkezine dönmek isteyen vatandaşlar, trafik işaret ve işaretçileri doğrultusunda Dr. Mehmet Müezzinoğlu Köprüsü ve Bosnaköy mevkii Süvari Köprüsü güzergâhlarını kullanmaya başladı.

MERİÇ KÖPRÜSÜ İSTİKAMETİNE PARK YASAĞI
Edirne Valiliği tarafından konuyla ilgili sosyal medyadan da paylaşım yapıldı. Paylaşımda; “Yaz döneminde şehir merkezinden Karaağaç istikameti yönünde trafiğin artışı göz önünde bulundurularak; akışın sağlıklı yürütülebilmesi ve tarihi köprülerin korunması amacıyla İl Trafik Komisyonunca alınan karar çerçevesinde 17.04.2026 Cuma günü itibarı ile Meriç ve Tunca köprülerinden Karaağaç istikametine ulaşım 1 Ekim tarihine kadar tek yön olarak uygulanacaktır. Karaağaç istikametinden şehir merkezine dönüşler Dr. Mehmet Müezzinoğlu ve Bosnaköy mevki Süvari köprülerinden yapılabilecektir. Yine trafik akışının sağlıklı işlemesine yönelik; Lozan Caddesi ile Meriç köprüsü arasında Meriç köprüsü istikametine park yasağı uygulanacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

Millet Bahçesi’nde ‘gençlik’ şenliği

Olgay GÜLER

Edirne Valiliği tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen “Gençlik, Çocuk, Kitap, Kültür, Sanat ve Bilim Şenliği”, Söğütlük Millet Bahçesi’nde kapılarını açtı.

Edirne Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen şenlik, Söğütlük Millet Bahçesi’nde kurulan özel etkinlik alanında başladı. 10 gün boyunca sürecek olan organizasyonda, çocukların hem eğlenmesi hem de öğrenmesi hedefleniyor. Şenliğin ilk gününde çocuklar, alana kurulan kitap stantlarına yoğun ilgi gösterdi.

YAZARLAR OKURLARIYLA BULUŞTU

Çok sayıda yayınevinin stant açtığı şenlikte, yazarlar düzenlenen imza günlerinde okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladı. Gün boyu süren programlar kapsamında edebiyat ve okuma kültürü üzerine söyleşiler gerçekleştirilirken, öğrencilerin ilgi alanlarına yönelik çeşitli atölye çalışmaları yapıldı.

MİNİ UÇURTMALAR VE TEKNOLOJİK DENEYİMLER

Şenlik alanında kurulan atölyelerde çocuklar mini uçurtma yapımını öğrenirken, bilim ve teknoloji stantları ise geleceğin mucitlerini ağırladı. İHA simülasyonu ile gökyüzünde sanal sürüş deneyimi yaşayan minikler, kağıttan devre uygulamaları ve ışık oyunları gibi çalışmalarla bilimin eğlenceli dünyasını keşfetti.

KARAGÖZ VE HACİVAT COŞKUSU

Eğitici faaliyetlerin yanı sıra sahne gösterileriyle de renklenen şenlikte, geleneksel Türk tiyatrosunun vazgeçilmezi Karagöz ve Hacivat gösterileri sahnelendi. Katılımcıların büyük beğenisini toplayan gösterilerde çocuklar keyifli anlar yaşadı.

Edirne Valiliği’nden yapılan açıklamada, tüm çocukların davetli olduğu şenliğin 26 Nisan akşamına kadar farklı etkinliklerle Söğütlük Millet Bahçesi’nde devam edeceği bildirildi.

‘Şiddet sağlık sorunudur’

Olgay GÜLER

Edirne Tabip Odası tarafından, 17 Nisan ‘Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü’ dolayısıyla basın açıklaması yapılarak, sağlıkta şiddetin örgütlü mücadele ve dayanışma ile sona ereceğinin altını çizildi.

Gaziantep’te görev yaparken, 17 Nisan 2012’de hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan’ın anısına her yıl 17 Nisan’da düzenlenen ‘Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü’ dolayısıyla, Edirne Tabip Odası tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Oda lokalinde gerçekleştirilen açıklamaya, Edirne Tabip Odası Başkanı Dr. Sibel Sevinç Pekdemir ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. 

‘DOKTORLARIN YÜZDE 59’U ŞİDDETE UĞRUYOR’

Açıklamayı okuyan Oda Başkanı Pekdemir, Dr. Ersin Arslan’ın öldürülmesinin üzerinden 14 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Türk Tabipleri Birliği olarak, Dr. Ersin Arslan’ın aramızdan ayrıldığı 17 Nisan’ı ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’ ilan ederken; sağlık emek-meslek örgütleri ile birlikte her yıl düzenlediğimiz anma etkinliklerinde ve basın açıklamalarında hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik tırmanan şiddete dikkat çekmeye çalıştık. Siyasi iktidar ise çağrılarımız ve çığlıklarımız karşısında duyarsız kaldı. Hem sağlık alanında hekimler ve sağlık çalışanları ile hastaları karşı karşıya getiren hem de toplumsal alandaki şiddeti artıran politikalara yenilerini ekledi. Bugün hekimlerin,  %59’u iş yerinde şiddete uğradığını ifade etmektedir. Bunların %58’i sözlü taciz, zorbalık ve tehditler ile psikolojik şiddete; %22’si dayak, tekme, tokat, bıçaklama, ateş etme, itme, ısırma ile fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Her iki şiddet türünde de hastalar ve hasta yakınları en sık fail; acil servis ve poliklinikler ise en sık şiddet ortamları olarak karşımıza çıkmaktadır. %89’u çalışırken şiddete maruz kalacağı endişesini taşımaktadır. %91’i sağlıkta şiddetle ilgili mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı kanaatinde olup, neredeyse tümü caydırıcı yasal düzenlemeleri ivedilikle talep etmektedir” dedi.

‘ŞİDDETİN OLAĞANLAŞTIRILDIĞI SAĞLIK SİSTEMİNİ KABUL ETMİYORUZ’

Sağlık çalışanlarının iş yerlerindeki eksik ve sorunlara dikkat çeken Pekdemir, “Kapılarda X-ray cihazı, güvenlik görevlileri, metal dedektörleri, kameralar, panik butonları, alarmlar güvenlik önlemleri yoktur veya yetersizdir. Aydınlatma gibi çevrenin iyileştirilmesine yönelik  düzenlemeler, ziyaretçi kontrolü gibi genel erişim kısıtlamaları eksiktir. Daha önce şiddet eğilimi gösterenlerin farkında olmak için bir merkezi bir kayıt mekanizması yoktur. İletişim/çatışma yönetimi gibi konularda personel eğitimi yapılmamaktadır. Sağlığın meta, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının köle, hastaların müşteri haline getirildiği; birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık politikalarından uzaklaşıldığı, aile sağlığı merkezlerinde sağlıklı ve güvenli koşulların sağlanamadığı; şehirlerin merkezlerindeki hastaneler birer birer kapatılırken, uzak noktalara konumlandırdıkları şehir/şirket hastaneleri ile tüm yurttaşların geleceğinin çalındığı; üniversite hastanelerinin ve tıp eğitiminin her anlamda niteliksizleştirildiği; randevuların alınamadığı, alınabildiğinde ise muayenelerin beş dakikaya sıkıştırıldığı, ameliyatların yapılamadığı, hastalıkların önlenemediği, sağlık hakkının yok sayıldığı; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvencesiz çalışma koşullarıyla ve mesleki özerkliğe yapılan müdahalelerle kuşatıldığı, tükenmişliğe itildiği, istifaya ve göçe zorlandığı; şiddetin doğrudan ve dolaylı yollarla körüklendiği ve olağanlaştırıldığı bir sağlık sistemini kabul etmiyoruz” diye konuştu.

‘ŞİDDETSİZ BİR ÜLKE MÜMKÜN VE ZORUNLUDUR’

Sağlıkta şiddetin örgütlü mücadele ve dayanışma ile sona ereceğinin altını çizen Pekdemir, “Bu nedenle sağlıkta şiddetin sebeplerini sorgulamaya, anlamaya, anlatmaya ve çözüm politikalarımızın hayata geçirilmesi için mücadeleye devam ediyoruz. Performans sisteminin kaldırıldığı, ekip çalışmasının odağa alındığı, nitelikli bir çalışma düzeninin hakim olduğu; randevuların her hastaya yeterli süre ayrılacak şekilde düzenlendiği; sağlık kurumlarında yeterli sayıda, güvenceli sağlık çalışanının görevlendirildiği; sağlık kurumlarında güvenli çalışma koşullarının sağlandığı; merkezi şikayet hatlarının kaldırıldığı; acil servislerde sadece acil hastalara hizmet verildiği; sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik TTB’nin hazırlayıp Meclis’e sunduğu yasa teklifinin hayata geçirildiği bir sağlık sistemi istiyoruz. Şiddetsiz bir sağlık sistemi, şiddetsiz bir hekimlik ortamı, şiddetsiz bir ülke mümkün ve zorunludur” şeklinde konuştu.

‘ŞİDDET BİR SAĞLIK SORUNUDUR’

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına da değinen Pekdemir, “Son birkaç gündür gündemimizde olan eğitimde şiddet olaylarını şiddetle kınıyoruz. Buradan eğitim emekçisi olan arkadaşın ve öğrencilerin durumu bizleri çok üzmüştür. Burada eğitimde şiddetin, sağlıkta şiddetin bireysel konulara indirgenmesi yanlış bir tutumdur. Toplumsal bir örgütlenme ve yaklaşımla bunların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Şiddet bir sağlık sorunudur” ifadelerini kullandı.

Afetlere karşı dirençli Edirne!

Edirne Kent Konseyi Afet Çalışma Grubu, AFAD ile Edirne Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğüyle birlikte planladığı ‘ Edirne’de Afet Farkındalığı ve Afete Hazırlık Süreci’ başlıklı panel için davet ziyaretlerine devam ediyor.

Edirne Kent Konseyi Afet Çalışma Grubu’nca yapılan açıklamada, “Afetlerde arama kurtarma alanında büyük bir özveriyle, gönüllü olarak faaliyet gösteren EDAK ve MAG derneklerini ziyaret ettik. Yapacağımız çalışmalar hakkında görüş alış verişinde bulunduğumuz ziyaretlerde, bu alanda uzun yıllardır faaliyet gösteren derneklerimiz deneyimlerini bizlerle paylaştılar. Bu konuda tüm kurumlara olduğu gibi tüm yurttaşlara da görevler düştüğü bilinciyle farkındalığı arttırmak için el birliği ile çalışmak gerekliliği hususunda ortaklaşıldı.  EDAK ziyaretimizde Dernek Başkanı Şafak Çekver,  Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Savaşçı ve  Sevdim Ataman, MAG-AME ziyaretinde Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karadayı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Edirne Temsilcisi Tuğberk Emre Aktaş ile tüm yönetim kurulu üyeleri ve gönüllülerine nazik ev sahiplikleri ile bugüne kadar yaptıkları çalınmalar için teşekkür ederiz. Afetlere karşı dirençli Edirne için çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

Kahramanmaraş acısına ‘karanfillerle’ anma

Olgay GÜLER

Edirne’de bir araya gelen öğretmenler, Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden 9 öğrenci, 1 öğretmen toplam 10 kişi için Atatürk Anıtı’na karanfil bıraktı.

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Edirne Şubesi tarafından, kent merkezindeki Atatürk Anıtı’nda tören düzenlendi. Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısında hayatını kaybeden 9 öğrenci ve 1 öğretmenin anıldığı törende, anıta çelenk sunulup, karanfiller bırakıldı. Sendikanın Şube Başkanı Mustafa Kaplan, yaşanan son olayın okullarda artan şiddet sarmalının ulaştığı ürkütücü boyutu bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi. 

Olayların derinlemesine düşünülmesi gerektiğini aktaran Kaplan, “Bir eğitim yuvasında, bir öğrencinin kendi öğretmenine ve arkadaşlarına bu denli bir şiddet uygulayabilmesi, üzerinde sadece adli değil, sosyolojik ve psikolojik olarak da derinlemesine düşünmemiz gereken bir durumdur. Okullarda disiplin yönetmeliklerinin yetersizliği, öğretmenin itibarının zedelenmesi ve eğitim ortamlarının her türlü şiddete açık hale gelmesi bu trajedilerin en büyük sebebidir. Eğitim kurumları şiddetin değil, sevginin, saygının ve güvenin merkezi olmalıdır. Bir öğretmenin, canını emanet ettiği öğrencisi tarafından hayattan koparılması, toplumun vicdanında onarılmaz yaralar açmıştır” dedi.

Kaplan, eğitimde şiddete yönelik caydırıcı yasal düzenlemelerin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirterek, “Okullarımızdaki güvenlik zafiyetleri giderilmeli, öğretmenlerimizin can güvenliği ve mesleki itibarı devlet güvencesi altına alınmalıdır. “Eğitimde Şiddete Hayır” demekten öteye geçilmeli ve somut adımlar atılmalıdır. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için yetkilileri bizler Edirne’den, Kahramanmaraş’taki acıyı yüreğimizde acilen göreve davet ediyor, şiddeti besleyen her türlü ihmalin takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz. Hayatını kaybeden şehit öğretmenimize ve yavrularımıza bir kez daha rahmet diliyor; tüm eğitim camiasına ve duyarlı vatandaşlarımıza bu anlamlı yas sürecinde birlik olma çağrısında bulunuyorum” diye konuştu.

Kaplan’ın konuşmasının andımızı okuyan öğretmenler, ardından, hayatını kaybedenler anısına anıta karanfil bıraktı.

Öğretmenler ‘yaşam nöbetine’ devam

Olgay GÜLER

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Edirne Şubesi, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylemlerini sürdüren eğitim sendikalarıyla eş zamanlı, destek amacıyla Saraçlar Caddesi’nde başlattıkları ‘yaşam nöbetini’ sürdürdü.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde 14 Nisan, Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da gerçekleşen okul saldırılarının ardından, 1’i öğretmen, 9’u öğrenci 10 kişinin hayatını kaybetmesi eğitim sendikalarını harekete geçirdi. Ankara’da bir araya gelen sendikalar, Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaşam nöbetine başladı. Sendikaların bakanlık önünde nöbeti sürerken, Eğitim-Sen Edirne Şubesi de destek amaçlı kentin Saraçlar Caddesi’nde nöbet başlattı. Sendika Edirne Şubesi’ne bağlı öğretmenlerin; ilkini 16 Nisan Perşembe günü gerçekleştirdiği yaşam nöbeti haftanın son günü de devam etti.

‘EĞİTİM KURUMLARI GÜVENLİ KAMUSAL YAŞAM ALANLARI OLMALI’

Etkinlikte konuşan Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet, yaşanan vahim olayın eğitim emekçilerini ve tüm toplumu yasa boğduğunu söyleyerek, “Arka arkaya yaşanan bu saldırılar, okullarda şiddetin artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini açıkça göstermektedir. Eğitim kurumları; öğrencilerin, öğretmenlerin ve tüm eğitim emekçilerinin güven içinde bulunması gereken kamusal yaşam alanlarıdır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği, koruyucu niteliğini yitirdiği acı bir biçimde ortaya çıkmıştır. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan bu saldırılar, eğitim sisteminin içinde bulunduğu yapısal sorunları, toplumsal şiddetin derinleşmesini ve kamusal sorumluluğun zayıflamasını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Şiddetin yalnızca güvenlik önlemleriyle önlenemeyeceği; eşitsizliklerin derinleştiği, gençlerin yalnızlaştırıldığı, geleceksizlik duygusunun büyütüldüğü ve eğitim politikalarının bilimsel-kamusal temellerden uzaklaştırıldığı koşullarda bu tablonun ağırlaşacağı açıktır” dedi.

‘SORUMLULAR KAMUOYU ÖNÜNDE HESAP VERMELİ’

Eğitimin, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal; piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir hak olduğunun altını çizen Acet, “Öğrencilerin, öğretmenlerin ve tüm eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Yaşamını yitiren öğrencilerimize ve öğretmenimize rahmet, ailelerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı; yaralılara acil şifalar diliyoruz. Eğitim Sen ve KESK olarak, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve sorumluları kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyor; eğitimin kamusal, bilimsel, laik, eşitlikçi ve güvenli bir alan olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” diye konuştu.

Sendikanın saat 13.00’da başlattığı yaşam nöbeti; akşam 17.30’da sona erdi.

Edirne Eğitim-İş Ankara’da

Eğitim-İş tarafından Ankara Kurtuluş Parkı’ndan başlatılan “Eğitime, Okuluna, Eğitimciye Sahip Çıkma Büyük Buluşması”na Edirne’den giden Eğitim-İş üyeleri de destek verdi.

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, yaptığı yazılı açıklamada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan saldırıların ardından, eğitimde şiddetin normalleştirilmesine ‘Artık Yeter!’ diyen binlerce Eğitim-İş üyesinin Ankara’da buluştuğunu belirterek, “Demokratik haklarımızı kullanarak Milli Eğitim Bakanlığı önüne yapmak istediğimiz yürüyüş, polis tarafından kurulan barikatlarla durduruldu. Barikatların önünde açıklama yapan Genel Başkanımız Kadem Özbay, güvenlik zafiyetine ve öğretmenlere yönelik şiddete dikkat çekti” dedi..

Polis ekiplerinin yolu açmaması üzerine “Öğretmene değil tarikata barikat” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarıyla yürüyüşe devam edildiğini anlatan Zobar, “Sabah 10’da başlayan yürüyüş, barikatlarla engellediği için gece geç saatlere kadar sürdü. 10 saate yakın süren eylem barikatların kaldırılmasının ardından Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın  eğitimde şiddet ve yaşananlarla ilgili basın açıklaması ile son buldu” dedi.

Eğitim-İş Edirne Şubesi olarak Ankara’daki bu yürüyüşe Edirne’den giden Eğitim-İş üyelerinin de destek verdiğini belirten Zobar, şunları kaydetti:

“Eğitimdeki şiddet olaylarının son bulması için önce iş yerlerimizde iş bıraktık, çocuklarımız ve ülkemizin geleceği için Edirne’de alanlara inerek sesimizi duyurduk. Sonrasında genel merkezimizin çağrısıyla Ankara’da ülkemizin her yerinden gelen mücadele arkadaşlarımızla büyük ve anlamlı bir buluşma gerçekleştirdik.

Ankara’da büyük bir direniş göstererek yürüyüşümüzü ve basın açıklamamızı gerçekleştirdik. 

İş bırakma eyleminde duyarlılık gösterip iş yerlerinde iş bırakan, önce Edirne’de alanlarda olarak sonrasında da Ankara eylemine gelerek Edirne Şubemize alanlarda destek olan herkese çok teşekkür ederiz.

Eğitim-İş bir kez daha göstermiştir ki sendikal mücadelenin lokomotifi, öncüsü Eğitim-İş’tir. Eğitim-İş, üyeleri ile aydınlık ve güzel günler mücadelesine hep birlikte devam edecektir.”

Antalya’da Yüzme Eğitimi İçin Doğru Başlangıç: AquaWave

Antalya’da yüzme eğitimi almak isteyenler için kurs seçimi, yalnızca spor amaçlı bir karar değildir. Yüzme; su güvenliği, doğru nefes kontrolü, koordinasyon gelişimi ve özgüven kazanımı açısından da önemli bir beceridir. Bu nedenle tercih edilen kurumun eğitim anlayışı, eğitmen kadrosu ve ders planlaması büyük önem taşır. AquaWave, çocuklar ve yetişkinler için sunduğu grup ve özel ders seçenekleriyle Antalya yüzme kursu arayışında olanlar için dikkat çeken kurumlardan biri olarak öne çıkıyor. Kurum, yılın 12 ayı boyunca eğitim verdiğini, uzman ve sertifikalı eğitmenlerle çalıştığını ve hem başlangıç hem de gelişim odaklı programlar sunduğunu belirtiyor.

Antalya yüzme kursu seçerken neden eğitim sistemi önemlidir?

Yüzme eğitimi her katılımcı için aynı şekilde ilerlemez. Bazı kursiyerler suya ilk kez girerken bazıları temel becerilere sahip olup tekniğini geliştirmek ister. Bu yüzden iyi planlanmış bir kursun seviyeye göre eğitim vermesi gerekir. AquaWave sayfasında yer alan bilgilere göre kursiyerler başlangıçta seviye belirleme sürecinden geçiriliyor ve buna uygun gruplara yerleştiriliyor. Grupların genellikle sınırlı tutulması ve maksimum 8 kişilik yapıdan söz edilmesi de eğitmenlerin öğrencilerle daha yakından ilgilenebilmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, hem yeni başlayanlar hem de daha teknik bir eğitim almak isteyenler için daha verimli bir öğrenme ortamı oluşturuyor.

Çocuklar için AquaWave nasıl bir eğitim sunuyor?

Çocuk yüzme eğitiminde en önemli konulardan biri, suya karşı güven duygusunun doğru şekilde geliştirilmesidir. AquaWave, Antalya merkezde çocuklara özel hazırlanan grup dersleriyle bu alanda kapsamlı bir yapı sunduğunu aktarıyor. Kalabalık olmayan gruplar, uzman ve sertifikalı eğitmenler, hafta içi ve hafta sonu seçenekleri, kapalı ve ısıtmalı havuz kullanımı gibi detaylar aileler açısından oldukça önemli avantajlar arasında yer alıyor. Kurum ayrıca çocuk kursları için ücretsiz deneme dersi imkânı sunduğunu belirtiyor. 4 yaşından itibaren kayıt alınması, 3,5 yaşını dolduran çocuklar için ise önce deneme dersi yapılması, yaşa uygun ve kontrollü bir değerlendirme sistemi uygulandığını gösteriyor. Küçük yaş gruplarında yardımcı antrenör desteği verilmesi de çocuklara yönelik eğitimin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sunuyor.

Yetişkinler için Antalya yüzme kursu neden ilgi görüyor?

Antalya gibi deniz ve havuz kültürünün güçlü olduğu bir şehirde yüzme bilmek, yalnızca sportif bir kazanım değil aynı zamanda günlük yaşam açısından da önemli bir avantajdır. Yetişkinlikte yüzme öğrenmek isteyen ya da mevcut seviyesini geliştirmeyi hedefleyen birçok kişi için doğru kurs ortamı büyük fark yaratır. AquaWave, yetişkinler için seviyelere ayrılmış gruplar, sabit gün ve saatler, temel ve teknik çalışmaları içeren programlar sunduğunu belirtiyor. Kadınlara özel grup seçeneğinin bulunması da bazı katılımcılar için daha rahat bir eğitim ortamı sağlayabiliyor. Bu yapı sayesinde yüzmeye sıfırdan başlayan biri de daha teknik gelişim isteyen bir kursiyer de kendine uygun bir programa dahil olabiliyor.

Özel yüzme dersi seçeneği hangi avantajları sunuyor?

Grup dersleri birçok kişi için yeterli olabilir; ancak bazı katılımcılar daha hızlı ilerlemek ya da tamamen kendi hedeflerine göre şekillenen bir eğitim almak isteyebilir. AquaWave tarafından sunulan Antalya özel yüzme dersi seçeneği, bu ihtiyaca birebir çözüm sunuyor. Kurum; kişiye özel program, esnek gün tercihi, esnek saat planlaması, farklı havuz seçenekleri ve hedefe yönelik çalışmalarla özel ders hizmeti verdiğini ifade ediyor. Ayrıca “hızlı öğrenme” vurgusu da birebir derslerin performans odaklı bir yapıda planlandığını gösteriyor. Yoğun çalışma temposuna sahip olanlar ya da kısa sürede ilerleme hedefleyenler için bu seçenek oldukça işlevsel bir alternatif oluşturuyor.

AquaWave neden öne çıkan bir tercih olarak görülüyor?

Bir Antalya yüzme kursu tercih edilirken kurumun deneyimi de önemli kriterlerden biridir. AquaWave, Antalya yüzme camiası içinde 20 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ve eğitim süreçlerini spor bilimi tarafından kabul edilen güncel yöntemlerle planladığını belirtiyor. Derslerin Konyaaltı bölgesinde Akdeniz Üniversitesi kapalı yüzme havuzunda ve Muratpaşa bölgesinde Süleyman Erol Yüzme Havuzu’nda uygulanması da farklı bölgelerden katılımı kolaylaştırıyor. Çocuklara ve yetişkinlere hitap eden düzenli eğitim modeli, grup ve özel ders seçenekleri, kapalı ve ısıtmalı havuz imkânı ile AquaWave, yüzmeyi güvenli ve planlı şekilde öğrenmek isteyenler için güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.

En İyi Koltuk Yıkama Yöntemleri ve Hijyen Rehberi

İZMİR – Evlerde en çok vakit geçirilen alanlar olan koltuklar, zamanla toz, kir ve terin birikmesiyle bakterilerin en sevdiği yaşam alanlarına dönüşür. Google aramalarında sıkça karşımıza çıkan “yerinde koltuk yıkama fiyatları” ve “lekeli koltuk nasıl temizlenir” gibi başlıklar, İzmirlilerin bu konuda profesyonel çözüm arayışında olduğunu gösteriyor. Evde yapılan yüzeysel silme işlemleri kirleri genellikle daha derine iterken, profesyonel makinelerle yapılan yıkama işlemleri hem hijyen sağlıyor hem de mobilyaların ömrünü uzatıyor.

Profesyonel Yerinde Koltuk Yıkama Avantajları

Haber merkezimize ulaşan mikrobiyolojik verilere göre, koltuk liflerinin derinliklerine yerleşen akarlar (mitelar) sadece profesyonel vakumlama sistemleriyle ortadan kaldırılabiliyor. Standart temizlik bezleriyle yapılan silme işlemleri kumaşı nemli bırakarak küf oluşumuna zemin hazırlarken, profesyonel yerinde koltuk yıkama sistemleri suyu %95 oranında geri çeker. Yüksek emiş gücü ve bitkisel içerikli solüsyonlar sayesinde koltuklarınız saniyeler içinde kirden arınır ve çok kısa sürede kuruyarak kullanıma hazır hale gelir.

Kumaş Türüne Göre Leke Çıkarma Teknikleri

Her koltuk kumaşı (kadife, keten, nubuk veya deri) farklı bir temizlik yaklaşımı gerektirir. Yanlış deterjan kullanımı kumaşın lif yapısını bozabilir veya kalıcı renk değişimlerine neden olabilir. “Koltuk yıkamada hangi şampuan kullanılır” sorusunun cevabı, kumaşın pH dengesini bozmayan biyolojik ürünlerde gizlidir. Profesyonel ekipler, kumaş analizi yaparak en uygun leke çıkarıcıyı seçer ve inatçı kahve, çay veya kalem lekelerini kumaşa zarar vermeden ortadan kaldırır. Bu titiz süreç, evdeki hava kalitesini de anında yükseltir.

Karşıyaka Temizlik Şirketi ve Evde Yıkama Hizmeti

İzmir’in en nezih semtlerinde, özellikle evcil hayvan besleyen veya küçük çocuğu olan aileler için periyodik koltuk yıkama bir standart haline gelmiştir. Karşıyaka, Bostanlı ve Mavişehir bölgelerindeki konutlarda hijyen beklentisi oldukça yüksektir. Eğer siz de yaşam alanınızda gerçek bir ferahlık arıyorsanız, Karşıyaka Temizlik Şirketi aramalarınızda profesyonel yıkama ekipmanlarına sahip Egem Temizlik birimlerinden randevu alabilirsiniz. Firma, evinizin konforunda sunduğu bu hizmetle sizi koltuk taşıma derdinden tamamen kurtarıyor.

Çiğli Temizlik Şirketi ve Endüstriyel Tekstil Hijyeni

Çiğli bölgesindeki yoğun iş temposu ve yeni nesil plazalar, ofis koltukları ve ortak alan tekstilleri için kurumsal hijyen çözümlerini zorunlu kılıyor. Çiğli Temizlik Şirketi denildiğinde akla gelen ilk isim olan Egem Temizlik, sadece evlerde değil, geniş çaplı iş yerlerinde de yüksek kapasiteli vakum makineleriyle hizmet veriyor. Özellikle toplu kullanım alanlarındaki koltuk ve sandalyelerin sterilize edilmesi, çalışan sağlığını koruyan en önemli yatırımlardan biri olarak kabul ediliyor.

Egem Temizlik Şirketi İzmir Instagram Sayfası ve Uygulama Videoları

Yıkama esnasında koltuklardan çıkan kirli suyun analizini ve kumaşların ilk günkü parlaklığına nasıl kavuştuğunu görmek isterseniz sosyal medya hesabımız size rehberlik edecektir. Yapılan uygulamaların canlı videolarını, kumaşlardaki değişimleri ve müşteri geri bildirimlerini incelemek için Egem Temizlik Şirketi İzmirInstagram sayfasını takip etmeniz yeterlidir. Bu şeffaf paylaşım modeli, sunulan hizmetin kalitesini ve hijyen farkını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Sağlıklı Bir Oturma Alanı İçin Egem Temizlik

Koltuklarınızdaki görünmez tehlikelere karşı profesyonel bir koruma kalkanı oluşturun. Egem Temizlik, İzmir’in her iki yakasında sunduğu uygun fiyatlı koltuk, yatak ve halı yıkama paketleriyle sağlığınızı koruma altına alıyor. Siz sadece sevdiklerinizle koltuğunuzun keyfini sürün, derinlemesine hijyeni biz sağlayalım. Detaylı bilgi ve randevu talepleriniz için web sitemiz üzerinden uzmanlarımızla iletişime geçebilirsiniz.