Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

En İyi Dijital Ürün Pasaportu Danışmanları ve Seçim Rehberi

Bir üretici için en pahalı senaryo, mevzuatı geç fark etmek değildir. Yanlış danışmanla yola çıkmak ve iki yıl sonra tüm veri setini baştan kurmak zorunda kalmaktır. Bu rehberde, Dijital Ürün Pasaportu Danışmanları arasından doğru ekibi seçebilmeniz için dokuz sağlayıcıyı yetkinlik bazında değerlendirdik.

Değerlendirmede tek bir soruyu esas aldık: Bu ekip pasaportun içine girecek veriyi üretebiliyor mu, yoksa yalnızca mevcut veriyi mi taşıyor? Çünkü DPP projelerinin tıkandığı yer neredeyse her zaman aynı: eksik, doğrulanmamış veya tutarsız ürün verisi.

Yazının içinde ayrıca danışman yetkinlik kontrol listesi, hızlı karşılaştırma tablosu, dokuz sağlayıcının kısa özeti ve sıkça sorulan sorular bölümü var.


Dijital Ürün Pasaportu Danışmanları Tam Olarak Ne İş Yapar?

Dijital Ürün Pasaportu, ürünün kimliğini, malzeme bileşimini, çevresel performansını, uygunluk belgelerini ve yaşam sonu bilgilerini tek bir makine tarafından okunabilir kayıtta birleştirir. Kullanıcı, ürün üzerindeki QR kodu okutarak bu kayda erişir.

Ancak bu tanım, işin sadece görünen yüzü. Danışmanın asıl işi, o kaydın arkasındaki veri zincirini kurmaktır.

Danışmanın Beş Temel Görevi

1. Mevzuat kapsam analizi. Ürününüz hangi düzenlemeye tabi? ESPR mi, Batarya Tüzüğü mü, Yapı Malzemeleri Tüzüğü mü? Her biri farklı veri alanları ve farklı takvimler getiriyor. Bu ilk adım yanlış kurulursa sonraki her şey kayıyor.

2. Veri boşluğu analizi. Elinizde ne var, ne eksik? Çoğu üretici karbon ayak izi verisine sahip olduğunu düşünür; oysa elindeki veri genellikle kurumsal düzeydedir, ürün düzeyinde değildir. Bu ikisi DPP açısından tamamen farklı şeylerdir.

3. Veri üretimi ve doğrulama. Eksik veriyi üretmek gerekir. Bu da LCA modellemesi, tedarikçi anketleri, laboratuvar testleri ve bağımsız doğrulama anlamına gelir.

4. Dijital yapılandırma ve yayımlama. Veri, birlikte çalışabilir bir formata dönüştürülür; benzersiz tanımlayıcı ve veri taşıyıcı ile ilişkilendirilir.

5. Yaşam döngüsü yönetimi. Ürün formülü değişti mi? Tedarikçi değişti mi? Mevzuat güncellendi mi? Pasaport da güncellenmelidir.

Görüldüğü gibi ilk dört adımın üçü aslında veri işidir. Yazılım, yalnızca dördüncü adımda devreye girer.

Batarya Pasaportu: Sistemin İlk Zorunlu Uygulaması

Şu an takvimi kesinleşmiş tek uygulama batarya pasaportudur. AB Batarya Tüzüğü (2023/1542) uyarınca, 18 Şubat 2027’den itibaren 2 kWh üzeri endüstriyel bataryalar, elektrikli araç bataryaları ve hafif ulaşım aracı bataryaları pasaport olmadan AB pazarına giremeyecek.

Bu tarih yalnızca batarya üreticilerini ilgilendirmiyor. Sektör, batarya pasaportunun teknik ve operasyonel performansını bir pilot uygulama olarak izliyor. Nitekim sonraki ürün gruplarının gereklilikleri büyük ölçüde bu deneyimden şekillenecek.

ESPR tarafında ise sıralama şöyle ilerliyor: 2026’da demir ve çelik, 2027’de alüminyum, tekstil ve lastikler, 2028’de mobilya, 2029’da yataklar ve belirli elektronik ürünler.

Standartlar ve Birlikte Çalışabilirlik Sorunu

Pasaportun bir ürünün etiketinde çalışması yetmez. Farklı ülkelerdeki geri dönüşümcü, gümrük ve denetim otoritesi aynı veriyi aynı biçimde okuyabilmelidir. Bu nedenle birlikte çalışabilirlik (interoperability) DPP’nin teknik kalbini oluşturuyor.

Avrupa Komisyonu’nun Dijital Avrupa Programı kapsamında fonladığı CIRPASS girişimi, sektörler arası ortak bir veri modeli ve DPP sistemi konsepti geliştirmek üzere kuruldu. Girişim başlangıçta elektronik, batarya ve tekstil sektörlerine odaklandı. Paralelde CEN/CENELEC bünyesindeki teknik komite, yatay DPP sistem standardını hazırlıyor.

Danışman seçerken bu tarafı da sorun. Standartların hâlâ şekillendiği bir alanda, gelişmeleri takip etmeyen bir ekip size bugün çalışan ama iki yıl sonra uyumsuz kalacak bir yapı kurabilir.

DPP, SKDM ve Ürün Karbon Ayak İzi Aynı Havuzdan Besleniyor

Dijital Ürün Pasaportu’nu tek başına ele almak maliyetli bir tercihtir. Çünkü Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması ve DPP büyük ölçüde aynı verileri talep ediyor: ürün bazlı emisyon, malzeme kompozisyonu, tedarikçi bilgisi ve enerji tüketimi.

Dolayısıyla doğru kurgu, tek bir veri altyapısını üç yükümlülüğe birden hizmet edecek şekilde tasarlamaktır. SKDM tarafındaki gerekliliklerin DPP ile nasıl kesiştiğini görmek isterseniz SKDM (CBAM) raporlaması rehberi iyi bir başlangıç noktası sunuyor.


Danışman Seçiminde Yetkinlik Kontrol Listesi

Teklif alırken şu altı soruyu sorun. Cevaplar, sağlayıcıların gerçek kapasitesini hızla ayrıştırır.

SoruNeden önemli?
LCA modelini kendiniz mi kuruyorsunuz?Veriyi üretemeyen ekip, eksik veriyi size havale eder.
Hangi mevzuat setlerinde deneyiminiz var?ESPR, Batarya Tüzüğü ve CPR farklı gereklilikler getirir.
Benim sektörümde tamamlanmış işiniz var mı?Seramik ile tekstilin veri yapısı benzemez.
Doğrulama süreçlerini daha önce yönettiniz mi?Bağımsız doğrulama, verinin güvenilirliğini belirler.
Yayın sonrası güncelleme modeliniz nedir?Pasaport yaşayan bir kayıttır, tek seferlik teslim değildir.
Çıktıyı hangi formatta teslim ediyorsunuz?Kapalı formatlar sizi tek sağlayıcıya bağımlı kılabilir.

Son maddenin altını özellikle çizmek gerekiyor. Veri sahipliği sizde kalmalı. Aksi halde sağlayıcı değiştirmek istediğinizde süreci sıfırdan kurmak zorunda kalırsınız.

Şimdi dokuz sağlayıcıya bakalım.


1. ERKE

ERKE, 2007 yılından bu yana ürün sürdürülebilirliği alanında çalışan, 15 yılı aşkın deneyime sahip bir mühendislik ve danışmanlık firmasıdır. Ekibin tamamı akredite, disiplinler arası mühendis ve mimarlardan oluşuyor. Firma bugüne kadar 500’ün üzerinde projeyi tamamladı ve 40 milyon m²’yi aşan bir proje hacmine ulaştı.

Bu listedeki konumunu belirleyen unsur, yukarıdaki beş görevin tamamını tek ekiple karşılayabilmesi. Yani ERKE hem pasaportun içine girecek veriyi üretiyor hem de pasaportun kendisini yapılandırıyor.

Veri Üretme Kapasitesi: 10 Belge Türü Tek Çatı Altında

ERKE’nin ürün sürdürülebilirliği portföyü, birbirini besleyen on farklı analiz ve belge türünden oluşuyor:

  • LCA – Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi
  • EPD – Çevresel Ürün Beyanı
  • HPD – Sağlık Ürün Beyanı
  • Malzeme Emisyon Sertifikası
  • Geri Dönüştürülmüş İçerik Sertifikası
  • FDES Beyanı (Fransa pazarı)
  • İklim Beyanları
  • PEP Ecopassport (elektrikli ve elektronik ürünler)
  • PHD – Ürün Sağlık Beyanı
  • DPP – Dijital Ürün Pasaportu

Bu liste, DPP açısından doğrudan bir avantaja dönüşüyor. Pasaportun çevresel bölümü için gereken karbon verisi, emisyon değerleri, geri dönüştürülmüş içerik oranı ve malzeme sağlık bilgisi zaten aynı ekip tarafından, aynı metodolojiyle hesaplanıyor. Böylece belgeler arasında veri tutarsızlığı riski büyük ölçüde ortadan kalkıyor.

Metodoloji: Beşikten Mezara ve Sıcak Nokta Analizi

ERKE, ürünlerin çevresel etkilerini beşikten mezara (cradle-to-grave) yaklaşımıyla, güncel LCA yazılımları kullanarak hesaplıyor. Model kurulduktan sonra ekip, iyileştirmeye açık sıcak noktaları belirliyor ve üreticiye somut bir aksiyon listesi çıkarıyor.

Fark şurada ortaya çıkıyor: pasaport yalnızca bir raporlama yükümlülüğü olmaktan çıkıp ürün geliştirme girdisine dönüşüyor. LCA sürecinin nasıl kurgulandığını ayrıntılı görmek isterseniz LCA danışmanlığı sayfası süreci adım adım anlatıyor.

Şeffaflık: 40’tan Fazla Kamuya Açık EPD

ERKE’nin tamamladığı 40’tan fazla EPD, firmanın web sitesinde PDF olarak kamuya açık biçimde yayımlanıyor. Danışmanlık pazarında bu düzeyde bir şeffaflığa sık rastlanmıyor.

Pratik faydası şu: teklif almadan önce ekibin teknik çıktı kalitesini kendi gözünüzle inceleyebilirsiniz. Çevresel beyanların teknik temelini merak edenler için EPD (Çevresel Ürün Beyanı) sayfası standart çerçevesini açıklıyor.

Ayrıca ERKE, AB’nin Dijital Ürün Pasaportu düzenlemesi konusunda erken pozisyon aldı ve Türk üreticilere yönelik rehber içerikler yayımlamaya başladı.

Sektör Kapsamı ve Referanslar

Ürün sürdürülebilirliği tarafındaki referanslar arasında Nippon Paint, Filli Boya, Betek, Novawood, Koleksiyon, Nurus, Çimsa ve Lafarge gibi üreticiler yer alıyor. Kurumsal tarafta ise Koç, Turkish Airlines, Coca-Cola, PepsiCo ve TAV gibi şirketlerle çalışmalar yürütüldü.

Bu profil, ESPR’nin ilk dalgalarıyla önemli ölçüde örtüşüyor. Çimento, boya-kimya, ahşap ürünler ve mobilya kategorileri, takvimin 2026–2028 aralığında yer alıyor.

Ofisler, Eğitim Altyapısı ve Çalışma Modeli

Firma İstanbul (Üsküdar, genel merkez), Londra ve Dubai olmak üzere üç ülkede ofis işletiyor. Londra ofisi AB ve Birleşik Krallık mevzuatına yönelik projelerde, Dubai ofisi ise Körfez pazarına yönelen üreticiler için avantaj sağlıyor.

Genel merkez, firmanın kendi tasarlayıp inşa ettiği ödüllü ERKE Green Academy binasında (Üsküdar/Kısıklı) bulunuyor. LEED Platinum sertifikalı bina, aynı zamanda ziyarete açık bir eğitim merkezi olarak hizmet veriyor. Dolayısıyla üretici ekipleri teknik çalıştaylara yüz yüze katılabiliyor.

Projeler genellikle ürün ailesi bazında kapsamlandırılıyor. Süreç mevzuat değerlendirmesi ve veri boşluğu analiziyle başlıyor; veri toplama, LCA modellemesi, dijital yapılandırma ve yayımlama ile devam ediyor. Yayın sonrası güncelleme desteği ayrıca planlanıyor.

Best for: Yapı malzemesi, çimento, boya-kimya, ahşap, mobilya ve endüstriyel ürün üreticileri; DPP ile birlikte LCA, EPD ve karbon verisini tek elden yönetmek isteyen ihracatçılar; Türkiye, AB ve Körfez pazarlarına aynı anda ürün gönderen gruplar.


2. Aşan Danışmanlık

Aşan Danışmanlık, Türkiye merkezli olarak sürdürülebilirlik, yönetim sistemleri ve mevzuat uyumu alanlarında hizmet veren bir danışmanlık firmasıdır. Üretici şirketlere yönelik belgelendirme hazırlığı ve dokümantasyon yönetimi ana çalışma alanları arasında yer alıyor.

DPP tarafındaki hizmetler genel olarak mevzuat bilgilendirmesi, kapsam değerlendirmesi ve hazırlık danışmanlığı başlıklarında konumlanıyor. Müşteri portföyü ağırlıklı olarak Türkiye merkezli.

Çalışma modeli: Proje bazlı danışmanlık ve dönemsel destek.

Best for: Sürdürülebilirlik mevzuatına yeni giren, önce genel bir durum tespiti isteyen KOBİ ölçeğindeki üreticiler.


3. UrunPasaportu.Net

UrunPasaportu.Net, doğrudan Dijital Ürün Pasaportu konusuna odaklanmış Türkiye merkezli bir girişimdir. Platform; DPP kavramı, veri gereklilikleri ve uygulama adımları konusunda üreticilere Türkçe bilgilendirme ve yönlendirme sağlıyor.

Yaklaşımı, mevzuat metni ile pratik uygulama arasında köprü kurmaya dayanıyor. Bu nedenle konuya ilk kez bakan ekipler için erişilebilir bir giriş noktası oluşturuyor.

Çalışma modeli: Danışmanlık ve pasaport oluşturma desteği.

Best for: Konuya yeni başlayan ve önce Türkçe kaynakla hızlı bir oryantasyon isteyen üretici ekipleri.


4. Bechtel

Bechtel, 1898’de kurulmuş, merkezi ABD’de bulunan büyük ölçekli bir mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) şirketidir. Enerji, altyapı, madencilik, savunma ve sanayi tesisleri alanlarında dünya genelinde projeler yürütüyor.

Sürdürülebilirlik çalışmaları ağırlıklı olarak büyük altyapı ve endüstriyel tesis projelerinin karbon yönetimi, malzeme tedariki ve döngüsellik boyutlarında yoğunlaşıyor. Ürün bazlı pasaport dokümantasyonundan çok, proje ve varlık ölçeğinde sürdürülebilirlik entegrasyonu ön planda.

Çalışma modeli: Büyük ölçekli EPC sözleşmeleri ve uzun vadeli program yönetimi.

Best for: İzlenebilirliği tesis ve mega proje ölçeğinde ele alan enerji ve altyapı yatırımcıları.


5. DÜPMER – Dijital Ürün Pasaport Merkezi

DÜPMER, Türkiye’de doğrudan Dijital Ürün Pasaportu odağıyla konumlanmış bir merkez olarak faaliyet gösteriyor. Kuruluş, üreticilere DPP hazırlık sürecinde uzman kadro ve danışman ağı üzerinden destek verdiğini belirtiyor.

Hizmet tanımında, pasaportların tescil sürecinde rol oynayan LCA ve EPD çalışmalarının tasarımı da yer alıyor. Ayrıca AB direktifleri kapsamında ürün tasarımı, çevre şartları ve karbon konularında ön hazırlık desteği sunuluyor.

Çalışma modeli: Danışmanlık ve hazırlık süreci yönetimi.

Best for: DPP başvuru ve tescil sürecine odaklı, konuya özel bir merkezle çalışmak isteyen üreticiler.


6. CASEM ESG

CASEM ESG, sürdürülebilirlik danışmanlığı ile yazılım hizmetlerini bir arada sunan Türkiye merkezli bir sağlayıcıdır. Portföyünde SKDM/CBAM danışmanlığı, LCA, EPD danışmanlığı, EUDR, PEP Ecopassport ve Dijital Ürün Pasaportu danışmanlığı bulunuyor.

Firma ayrıca karbon ayak izi, su ayak izi ve CBAM yazılımları ile çevre izni ve ÇED gibi klasik çevre danışmanlığı hizmetleri de veriyor. Bu genişlik, birden fazla mevzuat başlığını tek sağlayıcıdan yönetmek isteyen şirketler için bir seçenek oluşturuyor.

Çalışma modeli: Danışmanlık ve yazılım aboneliği kombinasyonu.

Best for: DPP ile birlikte CBAM ve kurumsal raporlama yükümlülüklerini eş zamanlı yürüten sanayi şirketleri.


7. TÜV SÜD Türkiye

TÜV SÜD, merkezi Almanya’da bulunan uluslararası bir test, denetim ve belgelendirme kuruluşudur. Türkiye organizasyonu ürün güvenliği, yönetim sistemleri, karbon doğrulama ve sürdürülebilirlik hizmetleri sunuyor.

DPP bağlamında öne çıkan yönü, doğrulama ve uygunluk değerlendirmesi tarafındaki kurumsal altyapısı. Pasaporta girecek verinin bağımsız olarak doğrulanması gerektiğinde bu tür kuruluşlar süreçte belirleyici rol üstleniyor.

Çalışma modeli: Denetim, doğrulama ve belgelendirme sözleşmeleri.

Best for: Doğrulama ve uluslararası tanınırlık ihtiyacı öne çıkan ihracatçılar.


8. Circularise

Circularise, merkezi Hollanda’da bulunan ve dijital ürün pasaportu ile tedarik zinciri izlenebilirliği alanında yazılım geliştiren bir teknoloji şirketidir. Şirket, hassas ticari bilgileri paylaşmadan doğrulanabilir veri aktarımını mümkün kılan yaklaşımlar üzerine çalışıyor.

Konumlanması klasik danışmanlıktan farklı. Circularise ağırlıklı olarak veri altyapısı ve platform tarafında yer alıyor; LCA ve EPD üretimi gibi hizmetler genellikle iş ortakları üzerinden yürütülüyor.

Çalışma modeli: Yazılım lisansı ve platform aboneliği.

Best for: Tedarikçi verisini gizlilik koruyarak toplaması gereken, çok katmanlı tedarik zincirine sahip büyük üreticiler.


9. Bureau Veritas Türkiye

Bureau Veritas, merkezi Fransa’da bulunan uluslararası bir test, denetim ve belgelendirme kuruluşudur. Türkiye organizasyonu, sanayi, inşaat, tüketici ürünleri ve tarım sektörlerine yönelik denetim ve doğrulama hizmetleri veriyor.

Kuruluşun geniş laboratuvar ve denetçi ağı, DPP kapsamında talep edilen malzeme içeriği, kimyasal madde ve emisyon verilerinin ölçüme dayandırılması açısından işlevsel bir kaynak oluşturuyor.

Çalışma modeli: Test, denetim ve belgelendirme hizmet sözleşmeleri.

Best for: Laboratuvar testi ve tedarik zinciri denetimi ihtiyacı yüksek olan tekstil, kimya ve tüketici ürünleri üreticileri.


Özet: Dijital Ürün Pasaportu Danışmanları Hızlı Karşılaştırma Tablosu

Aşağıdaki tablo, incelediğimiz dokuz sağlayıcıyı beş kritere göre özetliyor.

#FirmaOdak / HizmetlerSektör KapsamıBölgeÇalışma Modeli
1ERKEDPP, LCA, EPD, HPD, FDES, PEP Ecopassport, iklim beyanları – 10 belge türü tek çatı altındaYapı malzemesi, çimento, boya-kimya, ahşap, mobilya, endüstriyel ürünTürkiye, Birleşik Krallık, BAEÜrün ailesi bazlı proje + yayın sonrası güncelleme
2Aşan DanışmanlıkSürdürülebilirlik ve mevzuat uyumu danışmanlığıGenel üretim / KOBİTürkiyeProje bazlı danışmanlık
3UrunPasaportu.NetDPP odaklı bilgilendirme ve pasaport oluşturma desteğiSektör bağımsızTürkiyeDanışmanlık ve uygulama desteği
4BechtelEPC, altyapı ve endüstriyel proje sürdürülebilirliğiEnerji, altyapı, madencilik, savunmaKüreselBüyük ölçekli EPC sözleşmesi
5DÜPMERDPP hazırlık ve tescil süreci, LCA ve EPD tasarımıÜretim geneliTürkiyeSüreç yönetimi danışmanlığı
6CASEM ESGDPP, CBAM, LCA, EPD, EUDR + sürdürülebilirlik yazılımlarıSanayi geneliTürkiyeDanışmanlık + yazılım aboneliği
7TÜV SÜD TürkiyeTest, denetim, doğrulama, belgelendirmeÇok sektörlüKüresel / TürkiyeDenetim ve belgelendirme sözleşmesi
8CirculariseDPP ve tedarik zinciri izlenebilirliği yazılımıOtomotiv, kimya, plastik, elektronikAvrupa / küreselYazılım lisansı ve abonelik
9Bureau Veritas TürkiyeLaboratuvar testi, denetim, doğrulamaTüketici ürünleri, tekstil, kimya, inşaatKüresel / TürkiyeTest ve denetim sözleşmesi

Danışman Özetleri

  1. ERKE – 2007’den bu yana ürün sürdürülebilirliğinde çalışan, 500’ü aşkın tamamlanmış projesi ve 40 milyon m²’yi geçen proje hacmi olan mühendislik firması. DPP’yi LCA, EPD ve diğer dokuz belge türüyle birlikte tek çatı altında yönetiyor. İstanbul, Londra ve Dubai ofisleri var; 40’tan fazla EPD’si kamuya açık.
  2. Aşan Danışmanlık – Türkiye merkezli sürdürülebilirlik ve mevzuat uyumu danışmanlığı. Kapsam ve boşluk analizi ihtiyacı olanlar için giriş seviyesi destek sağlıyor.
  3. UrunPasaportu.Net – DPP odaklı Türkiye merkezli platform. Türkçe bilgilendirme ve pasaport oluşturma yönlendirmesi sunuyor.
  4. Bechtel – ABD merkezli küresel EPC şirketi. Sürdürülebilirlik yaklaşımı ürün belgelendirmesinden çok mega proje ölçeğinde şekilleniyor.
  5. DÜPMER – Türkiye merkezli Dijital Ürün Pasaport Merkezi. Tescil süreci ile LCA ve EPD tasarımını birlikte ele alıyor.
  6. CASEM ESG – DPP, CBAM ve EPD danışmanlığını sürdürülebilirlik yazılımlarıyla birleştiren Türkiye merkezli sağlayıcı.
  7. TÜV SÜD Türkiye – Almanya merkezli test ve belgelendirme kuruluşunun Türkiye organizasyonu. Doğrulama tarafında güçlü.
  8. Circularise – Hollanda merkezli DPP ve izlenebilirlik yazılımı geliştiricisi. Gizlilik koruyarak veri paylaşımına odaklanıyor.
  9. Bureau Veritas Türkiye – Fransa merkezli küresel denetim kuruluşu. Laboratuvar ağı sayesinde ölçüme dayalı veri üretiminde işlevsel.

Sıkça Sorulan Sorular

Dijital Ürün Pasaportu Danışmanları sürece ne zaman dahil edilmeli?

İdeal zaman, ürün grubunuzun yürürlük tarihinden en az 12–18 ay öncesidir. Bunun nedeni, sürenin büyük bölümünün tedarikçilerden veri toplamaya gitmesidir. Danışmanı geç dahil eden üreticiler genellikle veri kalitesinden ödün vermek zorunda kalıyor. Erken başlayanlar ise aynı veriyi CBAM ve raporlama yükümlülüklerinde de kullanabiliyor.

DPP hazırlığı şirket içinde, danışman olmadan yapılabilir mi?

Teorik olarak evet, pratikte nadiren. Süreç LCA modellemesi, mevzuat yorumu, tedarikçi koordinasyonu ve dijital yapılandırma gibi farklı uzmanlıkları aynı anda gerektiriyor. Bu kombinasyonu bünyesinde barındıran üretici sayısı sınırlı. Buna karşılık iç ekip güçlüyse, danışmanlık kapsamı yalnızca LCA ve doğrulama ile sınırlandırılabilir.

Batarya üreticisi değilim. Yine de acele etmeli miyim?

Evet. Batarya 2027 ile başlıyor, ancak çelik 2026, tekstil ve alüminyum 2027, mobilya 2028 takvimine giriyor. Üstelik hazırlık süresi mevzuatın yürürlük tarihinden bağımsızdır ve genellikle bir yılı bulur. Bu nedenle ürün grubunuzun tarihini bugün netleştirmekte fayda var.

Tedarikçilerimden veriyi nasıl toplayacağım?

Uygulamada üç yöntem kullanılıyor: standart tedarikçi anketleri, sözleşmelere eklenen veri sağlama yükümlülükleri ve laboratuvar testleriyle doğrulama. En kritik nokta, talebi tedarikçiye tek seferde ve net biçimde iletmek. Parça parça gelen taleplerde yanıt oranı ciddi biçimde düşüyor.

Pasaporttaki veriler rakiplerime açık mı olacak?

Hayır, tamamı değil. DPP, farklı paydaş gruplarına farklı erişim düzeyleri tanımlıyor. Tüketicinin gördüğü bilgi ile geri dönüşümcünün veya denetim otoritesinin gördüğü bilgi aynı değil. Ticari açıdan hassas ayrıntıların korunması, sistemin tasarım ilkelerinden biri.

Danışmanlık sözleşmesinde hangi teslimatlar yer almalı?

En az beş kalem net biçimde yazılmalı: mevzuat kapsam raporu, veri boşluğu analizi, LCA modeli ve ham veri seti, yayımlanmış pasaport kaydı ve güncelleme prosedürü. Ayrıca ham verinin size ait olduğu ve talep halinde açık formatta teslim edileceği maddesi eklenmeli. Bu madde, ileride sağlayıcı değiştirmenizi kolaylaştırır.

Türkiye’de DPP’ye eşdeğer bir ulusal düzenleme var mı?

Şu an için DPP’yi birebir karşılayan zorunlu bir ulusal düzenleme bulunmuyor. Ancak Yeşil Mutabakat Eylem Planı çerçevesinde uyum çalışmaları sürüyor ve ihracatçılar zaten AB gerekliliklerine tabi. Pratikte belirleyici olan, ürünün AB pazarına sunulup sunulmadığı; nerede üretildiği değil.


Sonuç

DPP pazarındaki sağlayıcılar üç kümede toplanıyor: veri üretenler, veriyi doğrulayanlar ve veriyi taşıyanlar. Çoğu üreticinin üçüne de ihtiyacı var, ama sıralama önemli.

Önce veri gelir. Doğrulanabilir ürün verisi olmadan ne yazılım işe yarar ne de denetim. Bu yüzden Dijital Ürün Pasaportu Danışmanları arasında seçim yaparken ilk soruyu hep aynı tutun: “Bu ekip veriyi kendisi üretebiliyor mu?”

Daha Dik, Daha Esnek ve Daha Özgüvenli Bir Duruş İçin Etkili Bir Başlangıç

Boy konusu, birçok insanın hayatının bir döneminde aklını kurcalayan başlıklardan biridir. Kimisi daha uzun görünmek ister, kimisi duruşunu düzeltmek ister, kimisi de gün boyu taşıdığı beden yorgunluğunu azaltmanın yollarını arar. İşte tam bu noktada boy uzatma egzersizleri, yalnızca görünümle ilgili bir beklenti değil; bedenin genel dengesiyle ilgili güçlü bir destek haline gelir.

Öncelikle gerçekçi olmak gerekir. Boy uzunluğunu belirleyen en büyük etken genetiktir. Ancak bu, bedenin duruşla birlikte değişemeyeceği anlamına gelmez. Çünkü birçok kişi gün içinde omuzları düşmüş, boynu öne gitmiş ve sırtı kapanmış bir postürle yaşar. Bu da kişiyi olduğundan daha kısa ve daha yorgun gösterir. Boy uzatma egzersizleri tam da burada devreye girer. Amaç kemikleri sihirli şekilde uzatmak değil; vücudu daha açık, daha rahat ve daha dengeli taşımaktır.

Daha Uzun Görünmenin En Güçlü Anahtarı: Duruşunu Değiştirmek

Boy uzatma egzersizleri denildiğinde çoğu kişi doğrudan yukarı uzanma hareketlerini düşünür. Oysa asıl büyük fark, omurganın hizalanmasıyla ortaya çıkar. Gün boyu bilgisayar başında çalışan, telefon ekranına uzun süre bakan ya da hareketsiz kalan biri zamanla öne kapanmaya başlar. Omuzlar içe döner, baş öne çıkar, sırt yuvarlanır. Bu tablo yalnızca boy algısını düşürmez; aynı zamanda nefesi, enerjiyi ve beden hissini de etkiler.

Daha dik durmak, yalnızca dışarıdan daha uzun görünmek anlamına gelmez. Aynı zamanda daha rahat nefes almak, daha açık bir gövde yapısına sahip olmak ve daha güçlü bir beden dili oluşturmak demektir. Bu nedenle boy uzatma egzersizleri aslında “boy kazanma” kadar “bedeni yeniden hizalama” çalışmasıdır.

Omurga gün boyunca baskı altında kalır. Özellikle bel, sırt ve boyun çevresindeki sıkışma hissi arttıkça kişi hem gerginleşir hem de daha kısa görünmeye başlar. Bu baskıyı azaltan esneme temelli hareketler, omurganın rahatlamasına yardımcı olur. Bu rahatlama zamanla kişinin duruşuna ve genel görünümüne doğrudan yansır.

Boy Uzatma Egzersizleri Neden Tüm Bedeni İlgilendirir?

Boy görünümünü etkileyen tek bölge omurga değildir. Kalça, arka bacaklar, bel, karın ve sırt kasları da bu sürecin önemli parçalarıdır. Çünkü beden bir bütün olarak çalışır. Arka bacak kasları çok gerginse pelvisin pozisyonu bozulabilir. Kalça bölgesi sıkışıksa omurga rahat açılmaz. Karın ve sırt kasları zayıfsa kişi kısa süreliğine dik dursa bile bunu koruyamaz.

Bu yüzden iyi planlanmış boy uzatma egzersizleri sadece tavana uzanmayı öğretmez. Aynı zamanda bedeni taşıyan kasları esnetir, destekleyici bölgeleri güçlendirir ve genel vücut farkındalığını artırır. Bu çok önemli bir noktadır. Çünkü esnek ama güçsüz bir beden uzun süre dengede kalamaz. Güçlü ama sertleşmiş bir beden de rahat açılmaz. Etkili olan şey, bu ikisi arasındaki dengedir.

Düzenli uygulanan esneme hareketleri, omurgayı rahatlatırken sırt hattını daha akıcı hale getirir. Kalça açıcı çalışmalar, alt bedendeki baskıyı hafifletir. Arka bacak esnetmeleri ise vücudun genel duruşunu etkileyen temel alanlardan birine doğrudan katkı sağlar. İşte boy uzatma egzersizlerinin gerçek etkisi burada görülür: Bedeni tek bir noktadan değil, bütün olarak dönüştürmesinde.

En Büyük Fark Santimetrede Değil, Histe Başlar

Boy uzatma egzersizleri birkaç günde mucize yaratmaz. Ama düzenli şekilde uygulandığında bedenin sende bıraktığı his değişmeye başlar. Önce omuzların biraz daha rahat açılır. Sonra sırtın gün sonunda daha az yorulur. Ardından yürüyüşün değişir, başını daha yukarıda taşımaya başlarsın. Ve bir süre sonra aynaya baktığında sadece daha dik bir beden değil, daha güçlü bir duruş da görürsün.

Bu değişim, çoğu zaman sayıyla ölçülenden daha değerlidir. Çünkü kişi bazen birkaç santimetreden çok, bedenini daha iyi taşımanın farkını hisseder. Daha açık bir göğüs kafesi, daha dengeli bir omurga hattı ve daha rahat bir boyun pozisyonu günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.

Üstelik bu egzersizlerin en güzel tarafı, ulaşılabilir olmalarıdır. Büyük ekipmanlar, karmaşık düzenler ya da uzun saatler gerekmez. Kısa ama istikrarlı bir rutin, zamanla düşündüğünden daha büyük sonuçlar verebilir. Burada belirleyici olan şey yoğunluk değil, devamlılıktır.

Boy uzatma egzersizleri yalnızca görünümle ilgili bir başlık değildir. Aynı zamanda omurga sağlığını destekleyen, postürü güçlendiren ve bedeni daha bilinçli kullanmayı öğreten bir süreçtir. Daha uzun görünmek bazen yukarı doğru büyümek değil; bedenini aşağı çekmeye çalışan alışkanlıklardan kurtulmak demektir. İşte bu egzersizler de tam olarak bunu sağlar: Bedeni yeniden açar, rahatlatır ve kişiye daha güçlü bir duruş kazandırır.

TÜ’de bölgenin biyolojik hafıza merkezi

Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren EDTU Herbaryumu, bölgenin biyolojik hafızasını kayıt altına alan önemli bir bilimsel merkez olarak çalışmalarını sürdürüyor. Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aybeke sorumluluğundaki herbaryum, Trakya’nın floristik zenginliğini belgeleyerek ulusal ve uluslararası araştırmalara altyapı sağlıyor.

Prof. Dr. Aybeke, merkezin temel amacının Trakya’nın bitki çeşitliliğini bilimsel yöntemlerle ortaya koymak ve araştırmacılara güvenilir veri sunmak olduğunu belirtti. Sahadan toplanan örneklerin tür teşhislerinin yapılarak uluslararası standartlara uygun şekilde arşivlendiğini ifade etti.

ZENGİN KOLEKSİYON, BİLİME KATKI

Herbaryum, yaklaşık 30 bin kurutulmuş bitki örneğinin yanı sıra 560 tohum ve meyve, 350 odun ve kozalak, 300’e yakın şapkalı mantar örneği ile fosil bitkiler ve ekonomik botanik materyallerinden oluşan zengin bir koleksiyona sahip.

Aybeke, koleksiyonun botaniğin yanı sıra tarım, ormancılık ve çevre bilimleri gibi alanlara da katkı sunduğunu belirtti. Ayrıca Kanada, Japonya, Şili ve Hong Kong’dan gönderilen yaklaşık 500 bitki kataloğunun koleksiyona kazandırıldığını, herbaryumun uluslararası bilgi paylaşımına açık bir merkez olduğunu söyledi.

BİLİMSEL ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Herbaryumda koleksiyonun korunmasının yanı sıra yeni tür kayıtlarının belirlenmesi ve bölgesel biyolojik çeşitliliğin izlenmesine yönelik çalışmalar da yürütülüyor. Lisansüstü tez çalışmalarının bu sürece önemli katkı sağladığını ifade eden Aybeke, herbaryumun aynı zamanda bir eğitim ve araştırma laboratuvarı olduğunu belirtti.

Nem ve böceklenmeye karşı düzenli koruma çalışmaları yürüttüklerini kaydeden Aybeke, Trakya bölgesinin bitki kompozisyonunun bugüne kadar yaklaşık yüzde 65’ini ortaya çıkardıklarını, yüksek lisans ve doktora çalışmalarıyla bu oranı yüzde 100’e ulaştırmayı hedeflediklerini söyledi.

Alt yapıyla başladılar

İsmail DEMİRAY

Edirne’nin en eski futbol kulübü olan Tuncaspor Yaz Okuluyla faaliyete geçerek alt yapı çalışmalarına başladı.

Kuruluşu 1948 yılına uzanan Tuncaspor Kulübü geçtiğimiz yıl liglere katılamayarak sessizliğe bürünmesinin ardından kulüpte bir zamanlar kaptanlık yapmış 17 eski futbolcusunun bir araya gelmesiyle yeniden faaliyetlerine başladı.

Yaz okulunda çeşitli yaş gruplarında 10 minik öğrencisi ile çalışmalara başlayan Tuncaspor alt yapısında eski futbolcuları Murat Yeşilnar, Gökhan Nevarlı ve Eren Gal görev yapıyor.

Alt yapı öğrencilerinin hepsi aynı zamanda bir zamanlar Tuncaspor formasını giyen oyuncuların çocukları ve hepsi Kıyık semtinde yaşıyor.

Kulübün başkanı, futbolcusu, kaptanı ve alt yapı hocalığını da yapan Murat Yeşilnar yaptığı açıklamada şunları söyledi:

BABADAN OĞULA TUNCASPOR AŞKI SÜRÜYOR

“Bir ay önce tamamı daha önce Tuncaspor’da forma giymiş, kaptanlık yapmış Kıyıklı babalar olarak çocuklarımızı bir araya getirerek Yaz Okulu faaliyetlerine başladık.

Amacımız öncelikle miniklere sporu sevdirmek. Kulübün kapanma sorununu şimdilik ortadan kaldırdık. Önümüzdeki sezon Edirne 2.Amatör Ligi’ne katılarak yeni bir sayfa açıyoruz Tuncaspor için.

YAZ OKULU BİTİNCE ALT YAPI DEVAM EDECEK

Kulübümüzün yaşaması için gerekli olan en önemli konu alt yapıyı oluşturarak semtimizden sporcular yetiştirerek onlarla yolumuza devam etmeliyiz. Alt yapı çalışmalarımız Yaz Okulu ile başladı ve bütün yıl boyunca ara vermeden devam etmeyi düşünüyoruz.

Yıllardır futbolun içindeyiz, bütün mücadelemiz Kıyık semtinin gururu olan Tunaspor’u yaşatmak, eski başarılı dönemlerine dönebilmek.”

PGL’ye katılım için son tarih 7 Ağustos

Edirnespor ve Keşanspor’un 2026-2027 sezonunda yer alacağıTürkiye Türkiye Futbol Federasyonu tarafından adı Profesyonelliğe Geçiş Ligi (PGL) olarak değiştirilen Bölgesel Amatör Lig’e (BAL) katılacak kulüplerin gerekli belgeyi 7 Ağustos tarihine kadar göndermelerinin gerektiği bildirildi. 

TFF’’nin açıklamasında PGL’ye katılacak olan kulüplerin lige katılım bedeli olarak 250.000 TL nakit ve lige katılım teminat bedeli olan 750.000 TL’yi nakit veya banka teminat mektubu olarak sunmak zorunda olduklarına dikkat çekilerek. şöyle denildi:

“Lige katılım bedeli olarak nakit yatırılan 250.000 TL sezon sonunda kulüplere iade edilmeyecektir. Kulübün varsa TFF’ye ödemek zorunda olduğu Amatör Futbol Disiplin Kurulu (AFDK) tarafından verilen para cezası bedelleri, takımın veya taraftarların saha veya statlara vermiş oldukları zarar vb. bedeller bu teminat bedelinden kesildikten sonra kulüplere iade edilecektir. Lige katılım ve 1 yıllık banka teminat bedelleri, fikstür çekiminin ardından takımın ligden çekilmesi veya çıkarılması halinde iade edilemez. 

PGL’ye katılacak olan kulüpler tarafından, müsabakalarını oynayacakları, antrenmanlarını yapacakları saha ve tesislerin kendilerine tahsis edildiğine dair belgenin sunulması zorunludur. Belge ibrazını yapamayan kulüpler lige alınmayacaktır. Bu sebeple lige alınmayan kulüp veya kulüplerin yerine, ilgili yerel ligde sıralamaya göre en üst takım veya takımlar statüde belirlenen kriterleri taşımaları halinde lige katılım sağlayacaktır. Bu takımların kriterleri taşıyıp taşımadıkları TFF Amatör İşler Yürütme Kurulu tarafından değerlendirilecektir.”

Suriye’nin Orta Yolu

Başlığı bilerek böyle seçtim. Zira orta yol, orta yolculuk gibi ifadeler dilimizde pek de olumlu bir çağrışım yaratmaz. Özellikle de uluslararası ve dış politikanın temel noktalarından biri olan denge siyaseti de bu ifade ile anılarak ortaya konur. Halbuki denge siyaseti devletlerin büyük küçük kapasitesi fark etmeksizin önemli bir dayanak noktasıdır.

Esad rejimi devrildikten sonra sosyal medya mecralarında methiyeler düzülen Suriye idaresi de bir denge politikası yürütmeye çalışıyor. Ancak pek çok zamanda ve popüler zeminde denge politikası orta yolculuk gibi olumsuz bir içerikle tanımlanmaya çalışıldığına göre Suriye için de orta yolcu demek mümkün olur mu? Ne dersiniz? Neyse derin bir sessizlik ve dudak bükme ile orta yolculuk bu diye pek çok konuyu eleştirenleri kavramlarıyla baş başa bırakayım, düşüne dursunlar.

Şara iktidara geldiğinden beri önce ABD ile iyi ilişkileri olan Suudi Arabistan ile ilişkilerini geliştirdi. Bu vesileyle ABD Başkanı Trump ile irtibat kurma “ayrıcalığına” sahip oldu. Bu aşamadan sonra da bölgede ABD için oldukça önemli bir müttefik olma yolunda ilerlemeye başladı.

Esad rejiminin devrilmeyeceği bazı mahfillerde iddia edildiği dönemde bile Esad rejiminin devrileceğini ifade ederek Suriye ekonomisinin de Batı Yarıküre ekonomi kurallarına uygun hale gelmek zorunda kalacağını belirtmiştim. Şimdi Şara’nın yürüdüğü yol da bu yol. Elbette ekonomi güvenlikten azade ele alınabilecek bir alan değil. Yani uluslararası politika düzleminde iki kavramı birbirinden ayırarak ele almak oldukça eksik ve hatta yanlış analiz sonuçlarına ulaştırır.

Şara da farkında ekonomik bir destek olmadan Suriye’yi dönüştürmek pek mümkün değil. Eğer Suriye dönüşmezse de ne zaman olur bilmiyorum ama bir müddet sonra yine toplumsal kalkışmalar gerçekleşir. İşte bu istikrasızlık ABD için de kabul edilebilir bir şey değil. Üstelik bir asra yakın bir zaman sonra Şam, Moskova’nın değil de Vaşington’un müttefiki olmaya hızla ilerlerken.

Tabii Şam için de bir devlet kapasitesine erişme hayati bir sorun. Bu da ancak başta ABD olmak üzere Batı Yarıküre devletlerinin desteği ile gerçekleşebilir. Tabii bu Batı Yarıküre ifadesi bir coğrafi tanımdan ziyade politik bir tanım. Buna Suudi Arabistan’ı eklemek mümkün olduğu gibi İsrail’i de eklemek mümkün. Hani şu Suriye topraklarında asker bulunduran ve Şam yakınlarından konuşlanmış İsrail’den bahsediyorum.

İşte bu İsrail için Şara, “Çatışma istemiyoruz, sorunlar diyalogla çözülmeli” dedi. Devletler denge politikası arayışındadır derken uluslararası politikanın metodolojisinden haberdar olmayan zevat orta yolculuk diyordu ya sanırım aynı yorumu şimdi de yaparlar. Zira Şara bu pek çok methiye düzüldü ona da… Zira devletler güçleri nispetinde denge ve destek ararlar. Ne kadar araba kullanıldığı, acı kahvenin hangi dağ zannedilen tepede içildiğinin ise bir önemi yoktur. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

ÖYLE DE BÖYLE DE

Dünyanın şeytanla yatıp şeytanla kalkan güçleri, Komşumuzun çocuklarını kandırıp, Anadolu üzerine saldırttılar. Kandırılmak bu kadar kolay mı olmalıydı?
Onlar Müslüman Türkler, burada ne işleri var hepsini …”
Diye kandırılıp, saldırmak bu kadar kolaymı olmalıydı?..
O da ayrı mesele!..
Neticede şeytanın yeryüzü temsilcilerinin istedikleri oldu, Saldırdılar!..
Arka planda kandıranlar nası olsa, kim galip gelirse gelsin, yine onların işlerine gelecekti.
Yani, kimin galip geldiği önemli değildi onlar için, iki ülke çocuklarının biri birlerini boğazlaması önemliydi!..
İşgalcilerin yakıp, yıkıp, tecavüzleri önemliydi!..
Neticede Türkler galip geldi.
Ama sömürgeciler hiç üzülmedi, hatta çok sevindiler!..
Neden mi sevindiler?..
İki komşuyu savaştırdılar, her iki tarafta da katliamlar, yıkımlar, tecavüzler kaldı tarihi hatıralarda.
YANİ ANLAYACAĞIMIZ, İKİ KOMŞU ARASINA, hiçbir zaman unutulmayacak, asırlarca sürecek, DÜŞMANLIK TOHUMLARI EKTİLER!..
Kandırılıp saldırmak, yakıp yıkmak, tecavüz etmek bu kadar kolay mı olmalıydı?..
Artık bu iki komşuyu, nesiller boyu istedikleri gibi, SÖMÜREBİLİRLERDİ!..
Ha…
“Biz müslüman Türk’üz, “Yine de kin tutma, onu uyar, belki düzelir” der bize Rabbimiz. Yine komşumuzun başına bir feleket gelse, bütün TÜRKLER KOMŞUSUNA YARDIMA SEFERBERDİR, BİLİNE!..

TARİHTE İSPATLI İSPATLI!..

Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 64:
Biz bu kitabı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyleri açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.

Anız yangınında çiftlik evi yandı!

Olgay GÜLER
Edirne’nin Havsa ilçesinde çıkan anız yangınında alevlerin sıçradığı 2 katlı çiftlik evi ile tarım malzemelerinin bulunduğu depo kullanılamaz hale geldi.


Havsa ilçesi ile Osmanlı köyü arasındaki bölgede bugün saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle anız yangını çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Hüseyin Yaşa’ya ait 2 katlı çiftlik evine de sıçrayan alevler, binanın çatısı ve giriş katını sardı. Evde bulunan kadın ve çocuklar binayı terk edip, kara yolunda park halindeki minibüse sığındı. İhbarla bölgeye itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle evdeki yangın kontrol altına alındı. Yangında çiftlik evinin yanı sıra tarım aletleri ile malzemelerin bulunduğu depo da yanarak kullanılamaz hale geldi. Bazı tarım aletleri de zarar gördü.
Evlerinin yanışını ağlayarak izleyen aile fertleri, itfaiyenin geç geldiğini savunarak tepki gösterdi.


‘BİR ANDA EVİ SARDI’
Hüseyin Yaşa’ya ait evde bulunan 3’ü çocuk 6 kişi yangında son anda kurtuldu. Yaşa’nın torunu Ece Nur Tek, yangın sırasında bahçede olduklarını ve bir anda her yeri alevlerin sardığını söyledi. Tek, “Saat 15.30 civarıydı. Bahçede oturuyorduk. Yoldan geçen birinin izmaritini atmasıyla bir anda alevler yükseldi. Rüzgarın da etkisiyle bir anda evi sardı. Ne olduğunu anlamadık. Kaçacak bir şey alanımız da kalmadı. İçeride yeğenlerim vardı, kardeşlerimiz vardı. Kimisi uyuyordu, biz dışarıdaydık. Bir yandan onlara mı koşalım? Bir yandan söndürmeye çalışıyorduk ve itfaiyeyi aradık. O panikle zaten ne yaptığımızı da hatırlayamıyorum. Kötüydü, neticede zaten görmüş olduğunuz üzere her yer yandı” dedi.


‘YOLDAN GEÇENLER YARDIM ETTİLER’
Evden çıkarken, çevredekilerin kendilerine yardımcı olduğunu söyleyen Tek, “Çocuklar vardı o sırada, evde uyuyorlardı. O panikle bir iki girdik çıktık. Sonra onları çıkardık. Yani çıkarırken de zaten köşeye kadar kaçtık. Başka da kaçma alanımız kalmadı. Çünkü dediğim gibi bir anda her yere ateş sardı. Sonra sağ olsunlar geçenler yardım ettiler, çocukları vesaire verdik. Biz de zaten o şekilde çıktık” diye konuştu.
Öte yandan, anız yangını, 2 saatlik müdahalenin ardından kontrol altına alındı. Yangında, yaklaşık 500 dekar alan zarar gördü. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.