Edirne’de geleneksel hale gelen ve bu yıl 18’incisi düzenlenen Kurum ve Kuruluşlar Arası 30 Yaş Üstü Halı Saha Futbol Turnuvası’nda Edirne Emniyet Müdürlüğü şampiyon oldu.
Edirne Valiliği’nin koordinesinde, Türkiye Futbol Federasyonu Edirne İl Temsilciliği tarafından düzenlenen turnuvanın son karşılaşmasında Gümrük Müdürlüğü ile Emniyet Müdürlüğü ekipleri şampiyonluk için sahaya çıktı. Kurumlar arası birlik ve dayanışmayı güçlendiren turnuva, dostluk havası içinde tamamlanırken final mücadelesi büyük ilgi gördü.
Dinç Halı Saha’da oynanan final müsabakası futbolseverlere heyecan dolu anlar yaşatırken, karşılaşmayı Süper Lig hakemlerinden Özgür Yankaya yönetti.
Valilik takımına turnuva özel ödülü
Kıran kırana geçen mücadelede rakibine 8-2 üstünlük sağlayan Emniyet Müdürlüğü takımı, turnuvayı zirvede tamamlayarak kupanın sahibi oldu.
Final maçının ardından düzenlenen törende şampiyon ekibe kupa ve ödülleri, Edirne Vali Yardımcısı E. Batuhan Ciğerci ile Edirne Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan tarafından verildi. Dereceye giren diğer takımlara da ödülleri takdim edildi.
Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu 2026 yılı Haziran ayı olağan toplantısı Edirne Valisi ve Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Sezer’in başkanlığında Keşan ilçesinde yapıldı.
Toplantıya Kırklareli Valisi Uğur Turan, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Edirne İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Günay, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak ve Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin katıldı.
Toplantı, bir önceki toplantıda alınan kararların tekrar görüşülmesi ile başladı. Ardından “Anadoludakiler 81 İl 81 Ürün” programı için çalışılacak ürünler belirlendi.
Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Turizmin Geliştirilmesi ve Çeşitlendirilmesi Mali Destek Programı kapanış raporu ve 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı başvuruları hakkında üyelere bilgi verdi.
2026 çalışma programında yer alan güdümlü projeler ile ilgili görüşmenin ardından toplantı dilek ve temennilerle sona erdi.
Edirne DSİ Spor Kulübü’nde 1 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurulda mevcut başkan Mehmet Fırat Tulmaç yeniden başkanlığa seçilirken, yapılan mali ve idari değerlendirmeler sonucunda kadın basketbol liglerine girmeme kararı alındığı açıklandı.
Kulüp üyelerinin katılımıyla gerçekleşen seçimde, yeni dönem yönetim kurulu da belirlendi. Genel kurul sonucunda oluşan 9 kişilik yönetim kurulunda, önceki dönemde görev yapan isimlerin büyük bölümü üyelerin desteğiyle yeniden seçilerek görevlerine devam etti.
Yeni Yönetim Kurulu
Mehmet Fırat Tulmaç – Başkan
Osman Akın – Başkan Yardımcısı
Mehmet Metin – Genel Sekreter
Abdulkadir Dinç – Mali Sekreter
Kıvanç Çilingir – Tenis Şube Sorumlusu
Uğur Subaşı – Voleybol Şube Sorumlusu
Mustafa Ekrem Göçkün – Fitness Şube Sorumlusu
Fatih Esen – Futbol Şube Sorumlusu
Feyyaz Demirezen – Futbol Şube Sorumlusu
Kulübün önceki dönem yönetiminde yer alan Mehmet Fırat Tulmaç, Osman Akın, Mehmet Metin, Abdulkadir Dinç, Kıvanç Çilingir, Uğur Subaşı ve Mustafa Ekrem Göçkün üyelerin güvenini yeniden kazanarak yeni dönemde de görev almaya hak kazandı. Bu dönemde yönetim kuruluna katılan Fatih Esen ve Feyyaz Demirezen ise kulübün futbol şubesinde sorumluluk üstlenerek yönetim kadrosuna yeni bir güç kattı.
Seçimin ardından açıklamada bulunan Kulüp Başkanı Mehmet Fırat Tulmaç, kendilerine duyulan güven için kulüp üyelerine teşekkür ederek yeni dönem hedeflerini şöyle paylaştı:
“1 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulumuzda bizleri yeniden göreve layık gören tüm üyelerimize ve camiamıza teşekkür ediyorum. Yönetim kurulumuza yeniden seçilen arkadaşlarımızın yanı sıra, bu dönem aramıza katılan Fatih Esen ve Feyyaz Demirezen’e de başarılar diliyorum.
Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren kulübümüzün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması, genç sporcularımıza daha fazla imkân sunulması ve Edirne sporuna katkı sağlanması için çalıştık.
7 yıl boyunca büyük emek ve özveriyle mücadele eden, son 2 sezonda ise Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde (TKBL) ilimizi başarıyla temsil eden kadın basketbol takımımız, ilimiz ve kulübümüz adına önemli bir gurur kaynağı olmuştur. Ancak özellikle son 2 senede profesyonel ligde yaşadığımız zorluklar bize gösterdi ki takım, halkın sevgisini kazansa da sermayenin ve şehrin önde gelenlerinin ilgisini çekmeyi başaramadı. Federasyon kanadında bizi şok eden üstten bakış, çözüm yerine kibir abidesi tutumlarını gördüğümüz üst düzey federasyon yöneticileri ve bize her anlamda işleyen katı kuralların ligden düşme gibi çok hassas bir konuda başka kulüplere işlemediği çifte standartlı tutumlarla karşılaşmamız ve bunun üstüne ekonomik anlamda çok yıpratıcı 2 sezonun ardından yaptığımız mali ve idari değerlendirmeler sonucunda kadın basketbol liglerine girmeme kararı aldık. Bu nedenle yeni dönemde önceliğimizi altyapı ve tesisleşme yatırımlarına vererek kulübümüzün geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmeyi hedefliyoruz.
Basketbol,yüzme ve voleybolda sağlam alt yapıları olan bir kulübüz. Şimdi futbol branşında da yeni bir yapılanma sürecine giriyoruz. Altyapı faaliyetlerimizi daha kapsamlı ve daha güçlü bir organizasyonla sürdürmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda yönetim kurulumuza katılan Fatih Esen ve Feyyaz Demirezen’i futbol şubesinde görevlendirdik. Kendilerinin bilgi, birikim ve enerjileriyle futbol altyapımızın gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.
Yüzme, basketbol, tenis, voleybol, fitness ve futbol başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz tüm branşlarda çocuklarımızı ve gençlerimizi sporla buluşturmaya devam edeceğiz. Kalıcı başarıların ancak sağlam altyapılar ve güçlü kurumsal yapılarla mümkün olduğuna inanıyoruz.
Yeni dönemde de kulübümüzün imkânlarını en verimli şekilde kullanarak, sporcularımızın gelişimine katkı sunacak projeleri hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
Yeni yönetim kurulunun önümüzdeki dönemde özellikle altyapı yatırımları, tesisleşme çalışmaları ve genç sporcuların gelişimine yönelik projelere ağırlık vermesi bekleniyor. Kulübün, faaliyet gösterdiği tüm branşlarda sürdürülebilir başarı hedefi doğrultusunda çalışmalarına devam edeceği belirtildi.
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde 3 aylık maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle greve devam eden maden işçileri, Kiremitçiler Grup’un Tekirdağ’daki ofisine başlattıkları yürüyüşte, şehir girişinde güvenlik güçleri tarafından durduruldu.
Uzunköprü’de faaliyet gösteren Kiremitçiler Grup’a ait maden ocağında çalışan işçiler, 3 aylık maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle greve başladı. İşçiler, grevin ardından işten çıkarılmaya başladıklarını iddia ederek, yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi. Haklarını aramak üzere grevlerine devam eden işçiler, 25 Mayıs’ta ilçede yürüyüş yaparak basın açıklaması gerçekleştirdi. İşçiler eylemde yaşadıkları ekonomik sıkıntıları anlatarak, aylardır maaş alamadıkları için geçim mücadelesi verdiklerini, yetkililerden çözüm beklediklerini iletti.
YÜRÜYÜŞ TEKİRDAĞ GİRİŞİNDE ENGELLENDİ
Gelinen süreçte grevlerine devam eden işçiler, Kiremitçiler Grup’un Tekirdağ’daki ofisine yürüyüş başlattı. Grevin 15’inci gününe giren direnişlerinde madencilerin yürüyüşü, Tekirdağ girişinde güvenlik güçleri tarafından engellendi. Yaşanan gelişmenin ardından Bağımsız Maden-İş Sendikası, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla işçilere destek verirken, Tekirdağ girişinde jandarmanın madencilerin yolunu kestiğini ve yürüyüşe izin verilmediğini duyurdu. Sendika paylaşımlarında, “Tekrar barikat, tekrar müdahale. Şirketi korumak için önümüze yine yüzlerce polis yığdılar. İsterseniz etten duvarlar örün, geleceğiz. Gasp edilen haklarımızı almadan dönmeyeceğiz” denildi.
Haklarını alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirten madenciler ile güvenlik güçleri arasındaki gerilim arttı. Polisler madencilere müdahale etti.
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarının kabul edilemeyeceğini, İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın açıklanan fiyatın enflasyonu bile karşılamadığını belirtirken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerin makul gelir beklentileri dikkate alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yeniden değerlendirilmesini talep etti.
GAYTANCIOĞLU
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından, “Alın terinin, emeğin hakkı bu değil” başlığı ile gerçekleştirdiği paylaşımda şunlara yer verdi:
“Ekim ayında başlayan mücadele tam 9 ay sürüyor. Tarla hazırlığı, tohum ekimi, taban gübreleme, pas ilacı, kökboğaz ilacı, üst gübreleme, yağan yağmurlarla oluşan sevinç, bugün bu kadar emeğe yazık ettiler. Dekara 20 lira civarında maliyeti olan ürüne 16 buçuk TL verdiler. Hem de TMO randevusu olursa para 45 gün sonra ödenecek. Bu kabul edilemez. Acilen fiyat revize edilmeli 3 buçuk TL ek ödeme ile 20 TL olmalıdır.”
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar’ın açıklaması şöyle;
“Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi.
Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı.
Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor.
Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor.
2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi:
Temel destek dekar başına 403 lira
Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira
Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş
Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizin gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik.
Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor.
Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”
AKALIN
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 ürünü ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı ton başına 16 bin 500 liralık alım fiyatına sert tepki gösterdi.
Açıklanan fiyatın çiftçinin artan maliyetlerini karşılamaktan çok uzak olduğunu belirten Akalın, iktidarın bolluk yılında dahi çiftçiyi yokluğa mahkum ettiğini söyledi.
Akalın, “Geçtiğimiz yıl tonu 13 bin 500 lira olarak açıklanan buğday alım fiyatı bu yıl 16 bin 500 liraya yükseltildi. Yani artış oranı yaklaşık yüzde 22 seviyesinde kaldı. Bu oran, resmi enflasyonun dahi gerisindedir. Üstelik bugün desteklerle birlikte fiyatın 19 bin 500 liraya çıkacağı ifade edilmektedir. Ancak desteklerin ne zaman ödeneceği ortadadır. Çiftçi bugün üretim yapıyor, desteğini aylar hatta bir yılı aşan sürelerde alıyor. Yüksek enflasyon karşısında geciken desteklerin önemli bir kısmı daha çiftçinin eline geçmeden eriyip gitmektedir. Bu sebeple çiftçimize destek ile birlikte 23-24.000 Lira bandında bir fiyatın verilmiş olması gerekliydi “dedi.
Son dönemde İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan gelişmelerin enerji ve tarım piyasaları üzerindeki etkileri ortadayken, sanki bu gelişmeler hiç yaşanmamış gibi fiyat belirlenmesini eleştiren Akalın, mazot ve gübre başta olmak üzere tüm girdi maliyetlerindeki artışa dikkat çekti.
“Geçen yıla göre mazot fiyatları yaklaşık yüzde 40, gübre fiyatları ise yüzde 50’lerin üzerinde artmıştır. Tohum, ilaç, sulama, elektrik ve işçilik maliyetleri de sürekli yükselmektedir. Bugün buğdayın üretim maliyeti ton başına 20 bin liranın çok üzerindedir. Buna rağmen açıklanan fiyat, çiftçimizin emeğinin karşılığı olmaktan uzaktır.” ifadelerini kullandı.
TMO’nun ödeme takvimini de eleştiren Akalın, üreticinin ürün bedelini yaklaşık 45 gün sonra alacak olmasının ayrı bir mağduriyet yarattığını belirterek, “Çiftçi ürününü teslim ediyor ancak parasını haftalar sonra alabiliyor. Bu süreçte enflasyon çiftçinin gelirini eritiyor. Üretici hem artan maliyetlerle mücadele ediyor hem de ürün bedelini geç almanın yükünü taşıyor.” diye konuştu.
Tarım politikalarının uzun yıllardır yanlış yönetildiğini savunan Akalın, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Maalesef iktidarınız döneminde köy okulları kapatıldı, gençler üretimden ve köy yaşamından uzaklaştırıldı. Köyler her geçen gün boşalıyor. Küçük aile işletmeleri ayakta kalmakta zorlanırken tarım arazileri giderek daha büyük işletmelerin ve kim olduğu belli olmayan kurumların elinde toplanıyor. Bu süreç, Türk tarımını zayıflatan, köyleri boşaltan ve verimli tarım arazilerimizin geleceğini belirsizliğe sürükleyen bir anlayışın sonucudur.
Çiftçimizin üretimde kalabilmesi için maliyetleri karşılayan, refah payı içeren ve zamanında ödenen bir fiyat politikası uygulanmalıdır
Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kentte son 2 yıl şiddetli hissedilen kuraklık nedeniyle, geçen yıla oranla 2026’da ayçiçeği ekiminin yüzde 15 azaldığını, kanola ekilişininse yüzde 100 arttığını söyledi.
Türkiye genelinde hissedilen iklim değişikliğiyle birlikte, aşırı sıcak ve yağışsız hava son 2 yıl kuraklığı beraberinde getirdi. Trakya’da şiddetli hissedilen kuraklık, özellikle ayçiçeği üreticisini etkiledi. Üretici, ekili tarlalarından düşük verim alırken, bazı üreticiler hasat yapmadı. Kuraklık nedeniyle verim kaybı yaşayan üretici, bu yıl bölgede ekim deseninde değişikliğe gitti. Bazı üreticiler buğday yerine arpa ekerken, bazılarıysa kanola ekti. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kentte geçtiğimiz yıl 1 milyon 181 bin 990 dekar alanda ekilen ayçiçeğinin, yüzde 15 düşüşle bu yıl 1 milyon 34 bin 908 dekara düştüğünü söyledi. Arabacı, kanoladaysa geçen yıl 50 bin dekara ekilen ürünün, yüzde 100 artışla bu yıl 102 bin dekara çıktığını söyledi.
Kentte, ekim deseninde ciddi anlamda değişiklikler olduğunu belirten Arabacı, “Ben de bir üreticiyim. Ben kendi ektiğim alanda yüzde 50 ay çiçeğinde ekilişimi azalttım. Piyasada da yüzde 50 olmasa bile ayçiçeğinde azalma oldu. Geçtiğimiz yıl kanola ekilişi Edirne ilinde 50 bin dekardı, bu yıl 102 bin dekar oldu. Ayçiçek eken üreticimiz kanola ekti. Bazı üreticilerimiz buğday yerine arpa ekti. Buğday yerine buğday eken üreticimiz oldu. Yani bu üç ürüne de kaymalar oldu. Bu değişen ürün deseni de tamamen ayçiçeği ürününden alınıp diğer üç ürüne bölündü” dedi.
‘AYÇİÇEĞİ EKİLİŞİNDE YÜZDE 15 AZALMA’
Ayçiçek ekiliş alanlarının bu yıl azaldığını söyleyen Arabacı, “Ayçiçek ekiliş alanlarına baktığımızda da geçtiğimiz yıla nazaran yüzde 15 oranında bir azalma gözüküyor. Bu alanlar da dediğim gibi kanola, arpa ve buğday gözüküyor şu an. Üreticimiz iki yıl ardı ardına zarar edince doğal olarak ürün değişikliğine, desen değişikliğine gitti. Geçen sene ayçiçeği 1 milyon 181 bin dekar alanda ekiliydi. Bu sene bu 1 milyon 34 bin dekar alana düştü bu ekiliş. Bu Edirne’nin tamamında olan ekiliş. Bu yıl farklı bir yıl. Yağışlı gitti. İnşallah ayçiçeğiverimleri güzel olacaktır. Geçtiğimiz yıllarda verimin kötü olması, fiyatların kötü olması ve desteklemenin düşük kalması, üreticimizin ürün değiştirmesine sebep oldu” diye konuştu.
Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakfı (TAKSAV) Edirne Temsilciliği’nde Edirne Kültür ve Sanat Topluluğu’nca 6 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek etkinlikte Berna Olgaç, “Çocuk Edebiyatı Neyi İyileştirir?” konulu söyleşi gerçekleştirilecek.
TAKSAV’ın salonunda saat 20.00’de başlayacak Mesut Omca’nın moderatörlüğündeki söyleşiye ilişkin yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
“Bu buluşma, çocuk edebiyatı üzerinden çocukların iç dünyasını anlamaya ve onlarla daha sağlıklı bağ kurmaya odaklanan bir söyleşi ve etkileşim alanıdır.
Berna Hanım, yazarlık yolculuğunu ve neden özellikle çocuklara yazmayı seçtiğini anlatırken; çocukların kendini keşfetme sürecine, dış onay ihtiyacına ve akran ilişkilerinin etkilerine birlikte bakacağız.
Etkinlik sadece dinlemekten ibaret olmayacak; katılımcıların kendi deneyimlerini fark edebileceği, düşüncelerini paylaşabileceği bir alan da açılacak.
Neler Konuşulacak?
Çocuk edebiyatı gerçekten neyi dönüştürür?
Bir çocuk neden sürekli onay arar ve bu nasıl azalır?
Akran zorbalığına karşı farkındalık nasıl gelişir?
Çocuğun yetenekleri nasıl fark edilir ve desteklenir?
‘İyi bir çocuk yetiştirmek’ yerine ‘kendini tanıyan bir birey yetiştirmek’ ne demektir?
‘Bir çocuğu anlamaya çalışırken, belki de en çok kendimizi anlayacağız.’
Aynı gün ( 6 Haziran 2026 Cumartesi) saat 14.00’te yazar Berna Olgaç ve çocuklarla keyifli bir söyleşi ve imza etkinliği olacak. Çocuklarınız kitaplarını alıp ,okuyabilirler ve kitaplarını imzalatıp söyleşiye katılabilirler. Ya da sadece yazar buluşması yapıp söyleşiye katılabilirler.”
Saraçhane semti sakinlerinden merhume Mürüvvet Sengör’ün eşi, İrfan Sengör ve Neşe Halaç’ın babaları Ahmet Yüzgün Sengör 82 yaşında vefat etti. Merhum, dün Beylerbeyi camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.