On parmağında on hüner

Gülseven OKALANER

Spora Edirne’de 2015 yılında ‘Sınırsız Dostluk Yarı Maraton’ ile başlayan Haluk Kaya, görevi nedeni ile tayin olduğu her kentte sporu, tiyatroyu, şiiri sevdirdi. Edirne’ye 1981 yılında üniversite eğitimi için gelen ve Elif Yoleri (Kaya) ile evlenerek Edirne’ye yerleşen Haluk Kaya mesleği nedeniyle çeşitli sınır kapılarında görev yaptı,

Son olarak İzmir’de geçtiğimiz hafta merhum milli sporcu Murat Akman adına 11-12 Temmuz günlerinde düzenlenen Masterler Murat Akman Türkiye Şampiyonası 5 bin metre yürüyüşte 18 sporcu arasında birinciliğe ulaştı. Müsabakaya Edirne Haluk Kaya Spor Kulübü adına katılıp yarışan Kaya, şimdiden 18-19 Eylül tarihlerinde Romanya’da yapılacak Masterlar Balkan Şampiyonası’na hazırlanmaya başladı.

SPORCU, KULÜP BAŞKANI, ŞAİR, OYUN YAZARI

Edirne’de Haluk Kaya Spor Kulübü’nü kuran ve atletizm, yürüyüş sporunun yanında masa tenisi branşını da hayata geçirme aşamasında olan Kaya, 2017’de tayin olduğu İnebolu’da, Şerife Bacı adına her yıl bir yarı maraton düzenlenmesini sağladı ve bu yarı maratona her yıl katılarak yarı maratonun yaşamasına katkıda bulundu.

Atletizm Federasyonu gözetiminde, Masterler Hızlı Yürüme Yarışmaları’nda 5 yıl Türkiye şampiyonu olan Haluk Kaya çevresini de spora teşvik etti. İlk öğrencilerinden biri olan eşi Elif Yoleri Kaya de yürüyüş sporuna başladı. Eşi de kendi kategorisinde iki kez Türkiye ikincisi, iki kez de Balkan üçüncüsü oldu.

2008-2013 yılları arasında Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda görev yaptıktan sonra rotasyon gereği 7 yıl şef olarak görev yaptığı İnebolu’da spor adına yaptığı katkının yanında, Kadın Hakları isimli bir tiyatro oyunu yazıp yönetti, yerel oyuncular sahne aldı, Kentte bir Kıyafet Festivali düzenledi, şiir dinletileri gerçekleştirdi. Halen şiir ve tiyatro oyunları yazan Haluk Kaya, halen Hamzabeyli Gümrük Müdürlüğü’nde Gümrük Müdür Yardımcısı vekili olarak görev yapıyor.

Kaya, “İnebolu’da Şerife Bacı Yarı Maratonu, kıyafet festivali, kadın hakları diye bir oyun yazdım ve sahneye koydum. Şiir dinletisi düzenledim. Halen şiir ve oyun yazarlığım devam ediyor. Emekliliğime iki yıl var, daha sonrasında da sanatsal ve sportif faaliyetlerimi sürdürüp sınır komşularımızla gerek sportif gerekse kültürel konularda iletişimde olmak hedeflerim arasında. Haluk Kaya Spor Kulübü olarak Edirne’de kulüp çatısı altında bir Masa Tenisi Branşı açarak genç sporcular yetiştirmeyi amaçlıyorum”  dedi.

Demir’den Tekin’e tarihten örnekler

İYİ Parti Edirne eski İl Başkanı, iş insanı Ekrem Demir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Osmanlı’yla Cumhuriyet’i barıştırmalıyız” şeklindeki ifadesini tarihî gerçeklerle bağdaştırmakta zorlandığını belirterek, “Olmayan bir ayrışmayı varmış gibi ifade etmek yerine, ortak tarihimizin bütün dönemlerini doğru okumak ve gelecek nesillere bu bilinçle aktarmak çok daha isabetli olacaktır” dedi.

Demir, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Osmanlı ‘yla Cumhuriyet’i barıştırmak” ifadesinin sanki aralarında tarih boyunca süregelen bir kavga veya düşmanlık varmış algısı oluşturduğunun altını çizerek şunları kaydetti:

“Sayın Millî Eğitim Bakanı,

Kamuoyuna yansıyan “Osmanlı Devleti ile Cumhuriyet’i barıştırmalıyız.” sözünüzü dikkatle dinledim. Ancak bu ifadeyi tarihî gerçeklerle bağdaştırmakta zorlanıyorum.

Cumhuriyet, Osmanlı Devleti ile savaşarak kurulmuş bir devlet değildir. Tam aksine, Millî Mücadele’nin kadrolarının önemli bir bölümü Osmanlı ordusunda yetişmiş komutanlardan oluşmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukuk açısından yeni bir devlet olsa da; kurumları, bürokrasisi, devlet geleneği ve tarihî mirası bakımından Osmanlı’dan devraldığı pek çok unsuru yaşatmıştır.

Bunun en somut örnekleri ortadadır:

Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi MÖ 209 olarak kabul edilir; bu, devletimizin tarihini yalnızca Cumhuriyet ya da Osmanlı ile sınırlamayan köklü bir devlet anlayışının göstergesidir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, vakıf geleneğinin başlangıcını 1048’e dayandırarak Selçuklu mirasını sahiplenmektedir.

Makine ve Kimya Endüstrisi’nin tarihî kökeni, Osmanlı’nın Tophane-i Âmire teşkilatına uzanır ve bu nedenle 1453 tarihi esas alınmaktadır.

PTT başta olmak üzere birçok kamu kurumu, Osmanlı dönemindeki teşkilatların devamı niteliğindedir.

Bütün bunlar gösteriyor ki Cumhuriyet, tarihî mirasını reddeden değil; onu çağın gereklerine göre yeniden şekillendiren bir devlettir.

Bu nedenle ‘Osmanlı ile Cumhuriyet’i barıştırmak’ ifadesi, sanki aralarında tarih boyunca süregelen bir kavga veya düşmanlık varmış algısı oluşturmaktadır.

Oysa Cumhuriyet ile Osmanlı arasında toplumsal hafızada böyle bir çatışma yoktur. Olmayan bir ayrışmayı varmış gibi ifade etmek yerine, ortak tarihimizin bütün dönemlerini doğru okumak ve gelecek nesillere bu bilinçle aktarmak çok daha isabetli olacaktır.

Toplumu birleştiren şey, geçmişi birbirine düşman göstermek değil; Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet geleneğini bir bütün olarak anlatabilmektir. Umarım anlaşılmıştır.”

Saadet’ten turizm raporu

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Türkiye’de Turizm Sektöründe Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri”  konusu ele alındı.

Turizm sektörünün ülke ekonomisi, istihdam, şehirlerin kalkınması ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımı açısından taşıdığı stratejik önem kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve fiyat şeffaflığına ilişkin sorunların sektör üzerindeki etkileri analiz edilerek; turizmde yalnızca ziyaretçi sayısını artırmayı değil, daha yüksek katma değer üreten, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapının inşa edilmesini esas alan çözüm önerilerine yer verildi. Ayrıca yerli turizmin güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması, etkin denetim mekanizmalarının oluşturulması ve sektörün tüm paydaşlarının ortak akıl anlayışıyla hareket etmesinin gerekliliği vurgulanan raporda, “Türkiye, sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel mirası, zengin mutfağı ve dört mevsime yayılan turizm imkânlarıyla dünyanın önemli turizm ülkelerinden biridir. Ancak yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve tanıtım yetersizlikleri nedeniyle ülkemizin sahip olduğu turizm potansiyeli tam anlamıyla değerlendirilememektedir. Ziyaretçi sayısındaki artışa rağmen turizm gelirlerinin aynı ölçüde yükselmemesi, sektörün daha yüksek katma değer üreten, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verildi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Turizmde hedefimiz sayı değil, nitelikli ve sürdürülebilir büyümedir” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Türkiye; sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi mirası, kültürel zenginliği ve eşsiz coğrafyasıyla dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biridir. Turizm sektörü, sağladığı döviz geliri, oluşturduğu istihdam ve şehirlerimizin kalkınmasına sunduğu katkıyla ülkemiz için stratejik öneme sahip bir alandır.

Son yıllarda ziyaretçi sayılarında önemli artışlar yaşanmasına rağmen, turizm gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi sektörün yapısal sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. Yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve fahiş fiyat tartışmaları hem sektörün gelişimini hem de ülkemizin uluslararası turizm imajını olumsuz etkilemektedir.

Özellikle turizm bölgelerinde yaşanan yüksek fiyat uygulamaları ve şeffaf olmayan fiyatlandırmalar, hem yerli vatandaşlarımızın tatil yapma imkânlarını daraltmakta hem de ülkemizi ziyaret eden misafirlerimizin memnuniyetini azaltmaktadır. Bununla birlikte sektörün karşı karşıya bulunduğu yüksek enerji maliyetleri, kira artışları, personel giderleri ve finansmana erişim sorunları da göz ardı edilmemelidir.

Turizm sektörünün bir diğer önemli sorunu ise hizmet kalitesindeki farklılıklardır.Nitelikli personel eksikliği, mevsimsel çalışma koşulları ve çalışanların özlük haklarına ilişkin sorunlar, hizmet kalitesini ve sektöre olan bağlılığı olumsuz etkilemektedir. Ayrıca kayıt dışı faaliyetler ve yetersiz denetimler, kurallara uygun çalışan işletmeler açısından haksız rekabet oluşturmaktadır.

Saadet Partisi olarak turizmi yalnızca döviz kazandıran bir sektör olarak değil; şehirlerin kalkınmasını destekleyen, esnafı güçlendiren, kültürel mirasımızı koruyan ve toplumun refahına katkı sağlayan stratejik bir alan olarak görüyoruz.

Bu doğrultuda fiyat şeffaflığının sağlanması, etkin denetim mekanizmalarının kurulması, kayıt dışılıkla kararlı mücadele edilmesi, nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması ve alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kültür, sağlık, gastronomi, doğa, inanç ve kongre turizmi gibi alanlarda sahip olduğumuz potansiyel daha etkin şekilde değerlendirilmelidir.

Türkiye’nin turizm sektöründeki sorunlarını çözmek ve sahip olduğu büyük potansiyeli ortaya çıkarmak mümkündür.”

Aramızdan ayrılanlar

NEDİM ÇAKTI VEFAT ETTİ
Kıyık semti sakinlerinden Özlem Çaktı’nın eşi, Kaan ve Nursu Çaktı’nın babaları, Berat Çubuklu’nun kayınpederi, Emin, Selim. Nevin Çaktı’nın kardeşleri Nedim Çaktı 65 yaşında vefat etti. Merhum dün, Kıyık Kıyak Baba Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

AYTAÇ AYDIN KARAKAÇAN VEFAT ETTİ
Sanayi Sitesi Esnaflarından Aytaç Aydın Karakaçan 58 yaşında vefat etti. Filiz Karakaçan’ın eşi, Bahar, Buse ve Mine’nin babaları, Ahmet, Ferhat ve Mustafa’nın kayınpederleri olan merhum, dün Kıyık Yeni Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Montrö Sözleşmesi 90 yaşında

ADD Edirne Şubesi, Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol yetkisini ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Cumhuriyetten büyük bir miras olduğunu bu mirasın önemle korunması gerektiğini bildirdi.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’nca yapılan açıklamada, 20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uluslararası bir sözleşme olduğu hatırlatılarak şunlara yer verildi:

“Sözleşme, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı verir ve barış zamanı sivil gemilerin özgürce geçişini garantiler. Sözleşme, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin geçişini sınırlar. Sözleşme, 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçmiştir. Bu sözleşme ile birlikte Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun da görevi sonlanmıştır.

Türkiye, Lozan Antlaşması’yla birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği kısıtlamalardan dolayı daima endişe içinde olmuştu. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde güncelliğini koruyan silahsızlanma ümitlerine güvenen Türkiye’nin silahlanma yarışının tekrar başlamasıyla duyduğu huzursuzluk giderek artmıştı. Türkiye, duyduğu bu huzursuzluğu ve Boğazlar’ın statüsünde değişiklik yapılması yolundaki teklifini konu ile ilgili imzacı devletlere duyurmuştu.

Boğazlar’ın rejimini değiştirecek olan konferans, 22 Haziran 1936’da  İsviçre’nin  Montrö kentinde toplanmıştır. İki ay süren toplantılardan sonra 20 Temmuz 1936’da Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye tarafından imzalanmıştır.

Yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye’ye geçmiştir. Türkiye daha önce Sovyetler Birliği ile yaptığı saldırmazlık antlaşması uyarınca Sovyetler Birliği’nin de desteği alınmıştır. Sözleşme 9 Kasım 1936’da yürürlüğe girmiştir. Günümüzde Montrö Boğazlar sözleşmesi yürürlüktedir.

Türkiye’nin kendisini yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumu, bu sözleşmede yer aldı. Türkiye kendisini yakın bir savaş tehlikesi karşısında görürse, diğer devletlerin savaş gemilerini isterse Boğazlardan geçirmeyebilecekti. Dahası Türkiye tarafsız ise, savaşan tarafların gemileri boğazlardan geçemeyecekti. Boğazların askerî kontrolü ve savunma tedbirleri tamamen Türkiye’ye bırakıldı. Askersiz alan askerleştirilebilecek ve silahlandırılabilecekti. Boğazlardan geçişi denetleyen Milletlerarası Boğazlar Komisyon kaldırılarak Türkiye’nin boğazlar üzerindeki egemenliği sağlandı.

Montrö Boğazlar sözleşmesi sadece Boğazların egemenliğini geri vermedi aynı zamanda Karadeniz’de bir güvenlik rejimi tesisi etti. Montrö Sözleşmesi bugüne kadar İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş ve 11 Eylül 2001’e kadar devam eden Soğuk Barış dönemi ile 2001 sonrası ABD güdümündeki terörle mücadele dönemini başarıyla atlatmıştır. Bugün de Montrö Sözleşmesi kuzey jeopolitik eksende Cumhuriyet için büyük bir güvence, Karadeniz jeopolitiğinde en önemli enstrümanımızdır.

Montrö Sözleşmesinin hükümlerine hassasiyetle uyan Türkiye’nin soğukkanlı diplomasisi sayesinde, batının her türlü kışkırtmasına rağmen Gürcistan-Rusya ve Rusya-Ukrayna krizlerinde Türkiye’yi zora sokacak denizde bir çatışma ve tırmanma yaşanmamıştır.

Bugün de Türkiye dengeli politikayı devam ettirmelidir. Bu kapsamda Karadeniz’deki NATO tatbikatlarına katılım ve Amerikan savaş gemileri ile geçiş tatbikatları (Passex) konusunda hassasiyet gösterilmelir. Ayrıca Türkiye’nin büyük emekleri ile gerçekleştirilen Karadeniz Deniz işbirliği Görev Grubu (Blackseafor) ve Karadeniz Uyumu Harekatı ile Sahil Güvenlikler arası İşbirliği forumundaki karşılıklı ilişkiler ve faaliyetler artırılmalıdır. Son 25 yılda oluşturulan işbirliği ikliminin ve hepsinden önemlisi Montrö Sözleşmesinin ruhunun zedelenmesine izin verilmemelidir.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Atatürk ve Kemalist Devrimcilere minnetle, Atatürk dehası ürünü, Boğazlar ve Marmara Denizi egemenliğimizi sağlayan Anadolu-Trakya kilidi, Lozan tamamlayıcısı, Karadeniz’in Barış denizi olmasının güvencesi, Montrö Sözleşmesi’nin 90. Yılının Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz.

Montrö, Cumhuriyetten büyük bir mirastır. Bu miras önemle korunmalıdır.”

Çayın da tadı kaçtı!

Olgay GÜLER

Edirne Kahveci ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, esnaftan gelen talep üzerine, kentte kahvehanelerdeki çay fiyatını 15 TL’den 20 TL’ye çıkardıklarını söyledi.

Dünya genelinde Türkiye’nin tüketimde ilk sıralarda yer aldığı çay, dar gelirlinin bütçesini zorlamaya başladı. Özellikle emeklilerin en sık uğrak noktalarından kahvehanelerde de çay fiyatlarına zam yapılmaya başlandı. Edirne Kahveci ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, esnaftan gelen talep üzerine, kentte kahvehanelerdeki çay fiyatını 15 TL’den 20 TL’ye çıkardıklarını söyledi.

Yeni tarifenin onaylanarak üyelere gönderilmeye başlandığını söyleyen Gönay, “Birlik tarifemizi onayladıktan sonra matbaaya tarife onay belgesiyle gidip tarifelerimizi bastırdık. Üyemizi de bugün itibariyle bilgilendirdik, çay 20 lira diye. Zaten bir talep vardı. Zaten bir bizim tarife talebimiz de esnafın talebiyle oluşan bir talep. Genelde bu uygulamayı yapacak her zamanki gibi öncü olan kesimler Karaağaç, yeni yerleşke, merkezde olan bazı işletmeler. Genelde müşterisi oturaklı müşteri olmayan yerler bu uygulamaya daha öncelikli geçiyor. Müşteri kaybetme korkusu yok ama genelde mahallede olan kahveler bu uygulamayı henüz uygulama imkanları yok. Belki yılbaşına doğru olabilir” dedi.

‘MALİYETLER ARTIYOR’

Zammın nedeninin, artan maliyetler olduğunu dile getiren Gönay, “Bu her zamanki gibi kademeli geçiş oluyor. Merkezden kenarlara doğru yayılıyor. En sonunda köyler. Köylerde daha yeni 15 lira oldu çay. Orada uygulama belki bir yıl sonra olacak. Ama şimdi esnaftan bize bir talep gelirse, biz de bunu değerlendirmek zorundayız. Genelde merkezde olan esnafın en büyük işletme gideri eleman gideri, kira gideri. Yani bu çay fiyatından çok bunlar ön plana çıkıyor. İşletmenin maliyetlerini arttırıyor. Mecburen fiyat artırımına gitmek zorunda kalıyoruz” diye konuştu.

Kamyonet kasasında 20 kaçak göçmen!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde polisin durdurduğu kapalı kasa kamyonette 20 kaçak göçmen yakalandı, araç sürücüsü R.P. (43) gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü, Uzunköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Büro Amirliği ile Uzunköprü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Grup Amirliği ekiplerinin ortak çalışmasında, ilçeye gelen bir kamyonette kaçak göçmenlerin bulunduğu belirlendi. Pehlivanköy yolu kavşağında oluşturulan uygulama noktasına gelen kamyonet polis tarafından durdurularak arandı. Yapılan kontrollerde kamyonetin kasasında yasa dışı yollarla Yunanistan’a gitmek isteyen Suriye, Irak ve Somali uyruklu 20 kaçak göçmen yakalandı, sürücü R.P. de gözaltına alındı.

Kamyonette, 1 şişme bot, 1 çift kürek ve 1 pompa ele geçirildi.

Yaralı leylekler koruma altında

Edirne’nin Havsa İlçesine bağlı Necatiye Köyü’nde kanadındaki hasar nedeniyle uçamayan leylek, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Edirne Şube Müdürlüğü tarafından teslim alındı. İpsala’ya bağlı Yenikarpuzlu kasabasında yaşayan Aysel Solak da yolda bulduğu yaralı leyleğe duyarsız kalamadı.

Yaralı leyleği bulan Talat Avcı isimli köylü vatandaş, Doku Derneği’ne ulaştı. Ardından Doku Derneği Başkanı Göksal Çidem tarafından DKMP ye bilgi verildi. Dernek Başkanı Çidem, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, “Ekipler gelene kadar muhafaza altına alınan leyleğin su ve yiyeceklerini karşılayan hayvan sever Talat Abcı ya ve DKMP Edirne Şube Müdürlüğü ne teşekkür ederiz” ifadelerine yer verdi.

İpsala’ya bağlı Yenikarpuzlu kasabasında yaşayan Aysel Solak da yolda bulduğu yaralı leyleğe duyarsız kalamadı.

Yuvadan düştüğü tahmin edilen leylek ilgili konuşan Solak, “Bitkin halde yerde yatıyordu. Muhtemelen yuvadan düştü ya da annesi atmış olabilir. O halde yüreğim el vermedi. Kucağıma alıp eve getirdim. Su verdim solucan verdim. Sonra milli parkları arayıp ihbarda bulundum” dedi.

Görevlilerin kısa sürede ihbara geldiklerini ifade eden Aysel Solak, “Onu öyle bırakmaya gönlüm el vermedi. Milli Parklar kısa sürede gelip leyleği aldılar. Duyarlı davranışlarından yetkililere teşekkür ederim Umarım kısa sürede iyileşir” şeklinde konuştu.