*BELEDİYE

Halkı en yakından düşünecek, ona en çok yardım edecek müesseselerden biri ve belki birincisi belediyelerdir.

Mahalli ihtiyaçları çok yakından ve büyük bir isabetle görmesi lazım gelen ve bu görüşünde ki vukuf ile vucudu mana alan bu teşkilat çok yerde muvaffak olmuştur. Biz de maalesef.

Edirne Belediyesi ölü denilecek kadar kötü bir vaziyettedir.

Hangi ihtiyacımız vardır ki tatmin edilmiştir?

Su, temizlik, yol, etfaiye.  İşte hepsi başlı başına şehir için hayati bir zaruret olan bu saydığımız şeylerin hiç biri temin edilmiş değildir.

Etrafından birçok kaynakları bulunan şehir İstanbul da ayak yıkamağa kullanılan “Terkos”tan bile fena, midelerimizi kireç ocağına çevirmeye gayret eden suları içmeğe mahkumdur.

Temizlik dört bir tarafını sular sararmış bir şehrin pisliğini görenler bittabi evvela insanlarına “Amma pis kafalı ve pis tabiatlı insanlar” diyecektir.

Kaldırımlarında, umumi caddelerinde hayvan teresleri, bele kadar pislik yüzen, birçok yerlerinde lağımları patlamış bulunan “Allahtan başka kimsenin mum yakmadığı, rahmetten başka kimsenin sulamadığı bu zavallı şehre acımak doğru değildir.

Fakat bir taraftan da onun işlerini bir müddet için ele almış olanlara ihtar etmek, bazı şeyler sormak lazımdır.

Efendiler; Ne yapıyorsunuz? Sokakları aydınlatmayacak, süpürmeyecek, şehre iyi su getirmeyecek, kanalizasyon vücuda getirmeyecek, Allahın lütfü de olmasa bizi bir saman çuvalı gibi yakacak ve yarın bizi bütün bu pisliklerden dolayı hasta yapacaksanız,

Vazifenizi yapmamış, yapamamış olmaktan mütevellit bir ıstırap, hiç olmazsa bir vicdan azabı duymayacak mısınız?

Su yok, temizlik yok, tehlikelere karşı tedbir yok, bizi düşünmeye vaktiniz yoksa vücudunuzun da hikmeti yoktur.

*Bu yazı 08.05.1930 yılında Edirne Postası gazetesinde yayınlanmıştır. Olduğu gibi bu yazıda sunulmuştur.