
Sevgili okurlar; bundan önceki yazımda paranın değerinden bahsetmiştim. Bu yazımda insanın değerini konu alıyorum. Önemli olan paradan önce insan. Para insanlar için vardır, insan olmadıktan sonra para ne işe yarar. Para denilen varlığı insanoğlu yaratmıştır. Paranın değeri de insan için bir anlam ifade eder, insan için vardır. Para hayvanlar ve bitkiler için hiç bir şey ifade etmez. Madem birçok varlık insan için var peki insanın DEĞERİ NEDİR, NE İLE ÖLÇÜLÜR?
Bu dünyada insan mı çok hayvan mı çok sorusuna cevap vermek zor. İnsanın özelliği yaratıcı, hakkını arar olmasıdır. Bunun neticesinde insan için — ego — denilen benlik duygusu ortaya çıkar. Belki bu hayvanlarda da vardır bilemeyiz. İşte bu ego insanlar arasındaki alışverişi yaratmıştır. Ama insanın değeri nedir, nasıl ölçülür, bu ölçü birim nedir? Aslında takdir duygusu varsa da asıl ölçü, yarar baz olarak alınır.
İnsanın değeri yarar — fayda — bazı ile ölçülür. Fayda yerine, konusuna göre değişir, fayda bazen para, bazen mal mülk, bazen de romantizm olabilir. Bazen de hüner, cesaret baz olarak alınır yani konuma bağlıdır.
Düşünün bir savaş zamanı ateş hattında çavuş George fedakarlık yapıp, cesaret gösterip yoğun ateş altında ileri atılıp birliğini kurtarmıştır. Burada alınacak done George’un cesaretidir. İşte bu George için alınacak done cesarettir, cesaret yarardır.
Bu done George için bir değerdir. İş hayatında bir insanın değeri maddi varlıkları ile ölçülür. Bunlar menkul, gayrimenkul, para, kıymetli madenler olabilir. Bunlar o kimsede ne kadar çoksa o kimse o kadar değerli kabul edilir.
Zengin olmak akıllı olma işidir. Bir patronum bana — İş hayatında bir insanın akıllı olup olmadığını serveti ile ölçerler— derdi. Bu oldukça doğru bir söz. İnsanlar iş hayatında niye uğraşır, çaba sarf eder zengin olmak için. Yani zenginlik değerdir.
Bir futbolcunun değeri attığı gol sayısı ile ölçülür, ne kadar çok gol atmışsa o kadar çok değerlidir. Aranan futbolcu olur, çok para alır, iyi transfer ücreti alır, başka takımlardan iyi teklifler alır. İnsanın değerinde alınacak done fayda bazdır.
Düşünün bir bölgede deprem olmuş insanlar ölmüş, yaralanmış, binalar yıkılmış, oradaki insanlar şaşkınlık içinde, bu arada bir opera sanatçısı soprano orada arya yapıp opera şarkıları söylüyor. Bu dramatik ortamda ne ifade eder, hiç bir değer ifade etmez. O ortam o şartlarda o icratın yeri değildir, şarkıları söyleyen sanatçının orada hiç bir değeri olmaz. Soprano orada opera şarkıları söyleyeceğine bir opera salonunda söylese büyük takdir ve alkış alır. Öyleyse bir icraatın değerlendirilmesi yerinde olmalıdır, bunun aksi bir değer ifade etmez — TAŞ YERİNDE AĞIRDIR — .
Bu örneklerden bir neticeye varmalıyız. İnsanın değeri yaptığı icraata o icraatın ortamına bağlıdır ve o icraatın konularını bilen insanlara bağlıdır ama o konulardan anlayan insanlara. Değer yük değil ki kantara koyup tartasın. İnsanın değerini etkileyen en büyük faktör değerlendirilecek kimsenin aranan kimse olmasıdır.
Öyle insan değerleri vardır ki yıllar geçse de unutulmaz. örneğin Mimar Sinan. Mimaride kimse eline su dökememiştir, asırlar geçse bu değer unutulmaz. Fatih Sultan Mehmet hem İstanbul’u fethetmiştir hemde orta çağın silinip, yeni çağın başlamasına neden olmuştur, kolay unutulamaz bir değerdir.
Atatürk savaş sahasında hiç yenilmemiş Osmanlı subayıdır. Bir çok emperyal devlete meydan okuyup, onları ülkemizden kovup yeni bir cumhuriyet devleti kurmuştur. İcraatı büyük bir değerdir, unutulması mümkün değildir, büyük bir değerdir. Atatürk’e niçin Nobel armağanı verilmemiştir?
İnsanın değeri fayda bazı ile ölçülür ve İNSANIN DEĞERİ . . .