DOLAR 42,5088 0.16%
EURO 49,3718 0.05%
ALTIN 5.762,771,55
BIST 10.898,70-0,43%
BITCOIN 3849036-1,07%
Edirne
12°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

YEREL YÖNETİMLER VE ÇEVRE

YEREL YÖNETİMLER VE ÇEVRE
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: solduyu-3.jpg

En basit tekrardan başlayalım; herkes evinin önünü temizlerse her yer temiz olur. Geçmişte tek katlı evlerde bu söz doğru idi ama kentleşme gerçeğinde bu olmuyor. Temizlemek yerine kirletmemeyi başarmalıyız. Kentlerin kirlilik sorunları toplumun tehlikeleri görüp farkında olarak örgütlenmesi ve müdahalesi ile çözülecek. Oysa bu evreleri yaşayan ülkelerden ders alabilmeliyiz. Maalesef her toplum yaparak, yaşayarak, batarak, çıkarak öğreniyor.

Kirlenmenin tarihi insanlığın tarihidir aslında. Kayıtlardaki ilk kirlenme gürültüde görülmüş. Julius Sezar’ın MÖ. 44’te Sezar Belediyeler Yasası ile gürültülü vagonların geceleri başkentin sokaklarında dolaşmasını yasakladığı antik Roma dönemine kadar uzanır. Ayrıca İsa’nın doğumundan 600 yıl öncesinde İtalya’da bakır dövenlerdeki gürültünün işitme yitiğine yol açtığı ve gürültüye karşı önlemler alınarak da yasalar çıkarıldığı bilinmektedir.

Bu günkü anlamda kirlenme ise sanayileşme sürecinde yaşamımıza girmiştir. Her türlü kirlenmenin ana kaynağı daha çok tüketim için doğa ve insanın sömürülmesi ve ekolojik durumun bozulmasıdır. Kentimizde de bugün gürültü kirliliği vardır.

Bu çerçevede kentimizdeki kirlilikleri sayabiliriz.

Hava kirliliği; aşırı araç kullanımı ve bunun temel sebebi de toplu ulaşımın plansız ve yetersiz olması. Ayrıca kirlilik üretmeyen ulaşım modelinin de yok sayılması.

Su kirliliği; geçmişte yapılan altyapının plansızlığı, yenilemenin henüz tamamlanmaması ve kente gelen su kaynaklarının sağlıksız olması ilgili toplantılardan çıkardığım sonuçlar. Uzmanların bir talebi de binaların kendi su depolarının bakımsızlığıdır. Ayrıca kent akarsularının kirliliği de önemli bir konu. Bu ise ilgili kurumun (DSİ) denetimi, ekolojik düzenleme yapmaması ve bizlerin de nehir kenarında oturup, bir şeyler yemesi ve dinlenip kalkarken de atıklarımızı olduğu gibi bırakmamızdan kaynaklanıyor.

Atık kirliliği; yerel idarenin plansızlığı ve henüz evsel ayrıştırmaya geçememesi temel neden. Ayrıca atık toplama konteynırlarının bakımsızlığı da çirkin ve sağlıksız sonuçları getiriyor. Burada biz kentlilerin de hatası çoktur. Konteynırın açık bırakılması, evimizden çıkan her tür atığın buraya yığılması, konteynıra asla bırakılmaması gereken moloz, hurda, ağaç dalları gibi atıkların maalesef bizler tarafından buralara bırakılması kirli kent algısını büyütüyor.

Kente dair başka kirlenmeleri de kısaca sayarsak; yazları sineklerin baskını. Plansız ve yerinde olmayan çeltik tarlaları üreme alanı ve merkezi idare yetkisinde. Ancak zamanında ilaçlama yapılmaması da bir sebeptir.

Kentte gezen kedi köpeklerin dışkıları da bir kirlenmedir. Ayrıca evinde hayvan besleyenlerin hayvanlarını gezdirirken dışkılarını toplamaması da kirlenmedir. Sokak hayvanlarının beslenmesine katkı yapalım derken her yere yem veya yemek atıkları bırakmak da plansızlık örneği ve sokak kirlenmesine neden oluyor.

Kent içi hafriyatların çevreye kötü görüntü ve koku saldığı görülmektedir. Bu atıkların konteynır yanında veya kamusal alanlara bırakılması yanlıştır. Bu tür atıklar için Belediye aranabiliyor ama bunun farkında değiliz sanırım. Daha ulaşılabilir bir tanıtım olabilir.

Öncelikle kentlerin sağlıklı olması ve doğanın ekolojik dengelerinin bozulmaması konusunda uzun soluklu bir mücadele gerekmektedir. İdarelerin kararlı ve kamusal çıkar doğrultusunda tarafsız, bilimsel hizmeti ile hızlanabilir.

Sanırım Belediyemiz farklı deneyimleri görmek için ‘Çevreci Belediyeler Birliği’ne üye oldu.  Bu tür örgütlenmeler amacına uygun çalışırsa her yerele artı puan getirir. Etkili olması ise taleplerimizdir.

Edirne kent içi ve çevre sorunları maalesef çoktur ve her gün artmaktadır. Kent içi sorunların bir sebebi de Trakya sorunlarıdır. Bunların çözümünde etkin olabilecek Trakya Belediyeler Birliği oluşturulmalıdır. Trakya yaşam savunucuları bölgenin ekolojik yapısını korumak adına onlarca yıldır bir arada. Bu birliktelik bugün hukuk ve bilim kurullarının, kent konseylerinin, oda ve derneklerin de içinde olduğu Trakya Platformu olarak Trakya’yı savunurken Trakyalı yerel idareler bir araya gelip ortak çareler bulmuyorlar. Acilen kurulması gereken Trakya Belediyeler Birliği sivil demokratik örgütler ile birlikte ortak ve kalıcı tavır alınmalıdır. Daha sonrasında da bugüne kadar bölge sorunlarına dair hiçbir şey yapmayan Marmara Belediyeler Birliği, Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği ve Türkiye Belediyeler Birliği olarak büyütülebilir. Bu örgütlenmeler aynı zamanda demokratik ilişkilerin gelişmesini de geliştirir.